 | ISBN13 978-975-342-872-9 | 13x19,5 cm, 200 s. |
KAMPANYADA Liste fiyatı: 232.00 TL İndirimli fiyatı: 139.20 TL İndirim oranı: %40 {"value":232.0,"currency":"TRY","items":[{"item_id":"995","item_name":"Bir Dersim Hikâyesi","discount":92.80,"price":232.00,"quantity":1}]} |
Bu kitabı arkadaşına tavsiye et |
Mahmud ile Yezida, 1980 | Osmanlıya dair Hikâyat, 1981 | Taziye, 1982 | Kum Saati, 1984 | Son Istanbul, 1985 | Sahtiyan, 1985 | Cenk Hikâyeleri, 1986 | Kırk Oda, 1987 | Lal Masallar, 1989 | Eski 45'likler, 1989 | Yaz Sinemaları, 1989 | Mırıldandıklarım, 1990 | Yaz Geçer, 1992 | Geyikler Lanetler, 1992 | Yaz Geçer - Özel Basım, 1992 | Oda, Poster ve Şeylerin Kederi, 1993 | Omayra, 1993 | Bir Garip Orhan Veli, 1993 | Kaf Dağının Önü, 1994 | Metal, 1994 | Ressamın İkinci Sözleşmesi, 1996 | Murathan ' 95, 1996 | Li Rojhilatê Dilê Min / Kalbimin Doğusunda, 1996 | Başkalarının Gecesi, 1997 | Oyunlar İntiharlar Şarkılar, 1997 | Paranın Cinleri, 1997 | Başkasının Hayatı, 1997 | Dört Kişilik Bahçe, 1997 | Mürekkep Balığı, 1997 | Dağınık Yatak, 1997 | Metinler Kitabı, 1998 | Üç Aynalı Kırk Oda, 1999 | Doğduğum Yüzyıla Veda, 1999 | Meskalin, 2000 | 13+1, 2000 | Erkekler İçin Divan, 2001 | Soğuk Büfe, 2001 | Çocuklar ve Büyükleri, 2001 | Yüksek Topuklar, 2002 | 7 Mühür, 2002 | Timsah Sokak Şiirleri, 2003 | Yazıhane, 2003 | Yabancı Hayvanlar, 2003 | Erkeklerin Hikâyeleri, 2004 | Eteğimdeki Taşlar, 2004 | Çador, 2004 | Kadınlığın 21 Hikâyesi, 2004 | Bir Kutu Daha, 2004 | Beşpeşe, 2004 | Elli Parça, 2005 | Söz Vermiş Şarkılar, 2006 | Büyümenin Türkçe Tarihi, 2007 | Kâğıt Taş Kumaş, 2007 | Yedi Kapılı Kırk Oda, 2007 | Kullanılmış Biletler, 2007 | Dağ, 2007 | Kadından Kentler, 2008 | Eldivenler, hikâyeler, 2009 | Bazı Yazlar Uzaktan Geçer, 2009 | Hayat Atölyesi, 2009 | İkinci Hayvan, 2010 | Gelecek, 2010 | 227 Sayfa, 2010 | Şairin Romanı, 2011 | Stüdyo Kayıtları, 2011 | Kibrit Çöpleri, 2011 | Şairin Romanı - Ciltli, 2011 | Doğu Sarayı, 2012 | Aşkın Cep Defteri, 2012 | Tuğla, 2012 | Mutfak, 2013 | 189 Sayfa, 2014 | Mezopotamya Üçlemesi, 2014 | Merhaba Asker, 2014 | Kadınlar Arasında, 2014 | İskambil Destesi, 2014 | Harita Metod Defteri, 2015 | Güne Söylediklerim, 2015 | Solak Defterler, 2016 | Aşk İçin Ne Yazdıysam, 2016 | küre, 2016 | Dokuz Anahtarlı Kırk Oda , 2017 | Edebiyat Seferleri İçin Vapur Tarifeleri, 2017 | Tren Geçti, 2017 | Çağ Geçitleri, 2019 | Hamamname, 2020 | Aile Albümü, 2021 | Devam Ağacı, 2021 | Erkekler Yalnızlıklar, 2021 | Evrak Çantası, 2022 | Işığına Tavşan Olduğum Filmler, 2022 | 995 km, 2023 | Otelde Bulunmuş Kitap, 2024 | Şiirin Eşya Deposu, 2024 | Gençlik... Gençlik..., 2025 |
| Armağan2. Basım Liste Fiyatı: 405.00 TL yerine armağan |
Diğer kampanyalar için |  |
|
| | Bir Dersim Hikâyesi Murathan Mungan’ın Seçtikleriyle Kapak Tasarımı: Emine Bora, Semih Sökmen Hazırlayan İsim: Murathan Mungan |
Kitabın Baskıları: | 1. Basım: Mayıs 2012 | 4. Basım: Haziran 2022 |
"Onca uygarlığın kurulduğu, dağıldığı, el değiştirdiği; onca dilin, dinin, inancın, kültürün yaşadığı, çatıştığı, iç içe geçtiği zorlu bir coğrafya burası. Ve her geçen gün biraz daha öğreniyoruz bu topraklarda her inkârın ardında yakın ya da uzak tarihli bir toplu mezarın yattığını... Toprağa yalnızca ölülerin değil, hakikatlerin, dillerin, kültürlerin, kelimelerin gömüldüğünü... "Kendisi farkında olsun ya da olmasın bu ülkede herkesin bir Dersim hikâyesi vardır. İlle de içinde olmaları gerekmez. Bazen bir ucunun kendisine değdiğini bile bilmeden yaşayıp gitmişlerdir. Ben de bu kitap için yazarlardan bunu istedim: Bir Dersim hikâyesi anlatmalarını..." —Murathan Mungan Günümüz Türkçe edebiyatın önde gelen isimlerinden 23 yazar Murathan Mungan’ın bu çağrısına birer hikâye ile cevap verdiler: Ahmet Büke, Yalçın Tosun, Ayhan Geçgin, Cemil Kavukçu, Behçet Çelik, Ayfer Tunç, Burhan Sönmez, Hatice Meryem, Şule Gürbüz, Hakan Günday, Ayşegül Çelik, Haydar Karataş, Murat Yalçın, Karin Karakaşlı, Murat Uyurkulak, Gaye Boralıoğlu, Sema Kaygusuz, Yavuz Ekinci, Seray Şahiner, Murat Özyaşar, Jaklin Çelik, Gönül Kıvılcım ve Barış Bıçakçı.  | İÇİNDEKİLER |
Önsöz: Süt, Kan ve Kelimelerin Kemikleri Murathan Mungan
Herkes Ana Kuzusu Ahmet Büke
Karganın Merhameti Yalçın Tosun
Yıkımın Tarihi Ayhan Geçgin
"Bunlar Masal mı Munira Hala?" Cemil Kavukçu
"Lori... Lori..." Behçet Çelik
Yük Ayfer Tunç
"Tarih Öncesi Köpekler" Burhan Sönmez
Beyaz Kartal Hatice Meryem
Çok Uzakmış, Ancak Tayyareyle
Gidilebilirmiş Şule Gürbüz
Zerre Hakan Günday
Işık Ağaçları Ayşegül Çelik
Masal Bitti O Gece Haydar Karataş
Üç Dersim Murat Yalçın
Sabiha Karin Karakaşlı
Kaju Murat Uyurkulak
Pepuk Kuşu Gaye Boralıoğlu
Yıllar Önce Ben Bir Meydandaydım Sema Kaygusuz
Dedemin Madalyası Yavuz Ekinci
Çifte Sultanlar Seray Şahiner
Kalan Murat Özyaşar
Ziyaret Jaklin Çelik
Yasak Ülke Gönül Kıvılcım
Ekber, Sen... Barış Bıçakçı
Biyografiler  | OKUMA PARÇASI |
Önsöz: Süt, Kan ve Kelimelerin Kemikleri, Murathan Mungan, s. 11-14. Adından da anlaşılacağı gibi bu kitap 1938 Dersim katliamını eksen alan, "ortak bir tema üzerine çeşitlemeler" diye nitelendirilebilecek öykülerden oluşmaktadır. Yazarların önceki yazdıklarından bir derleme olmayıp, bu kitap için özel olarak kaleme aldıkları öyküleri içermektedir. Resmi tarih hegemonyasının, dilinin, söyleminin, red ve inkâr politikalarının, geniş kesimlerin gerçekleri bilme, öğrenme tutkusu, adalet arayışı ve vicdani gereklilikler karşısında gün günden zayıf düştüğü bir dönemden geçiyoruz. Vardığımız toplumsal ve tarihsel dönemeçte bugün toplumun bazı kesimleri artık "tarihimizle yüzleşmek" zorunluluğundan söz ediyor. Geçmişimizle köklü bir hesaplaşmayı, yaşananlara ilişkin sorumlulukları üstlenmeyi önerenler çoğalıyor. Çeşitli dönemlerde yaşanan kanlı olaylar, bu konularda yapılan tartışmalar eskiyle kıyaslanmayacak ölçüde gündelik yaşamda yer tutmaya, yüksek sesle dillendirilmeye başladı. Anadolu, kanlı sahne. Onca uygarlığın kurulduğu, dağıldığı, el değiştirdiği; onca dilin, dinin, inancın, kültürün yaşadığı, çatıştığı, iç içe geçtiği zorlu bir coğrafya burası. Ve her geçen gün biraz daha öğreniyoruz bu topraklarda her inkârın ardında yakın ya da uzak tarihli bir toplu mezarın yattığını... Toprağa yalnızca ölülerin değil, hakikatlerin, dillerin, kültürlerin, kelimelerin gömüldüğünü... Zaman'la kabaran toprak yalnızca ölüleri, kemikleri değil haki... Devamını görmek için bkz. |  |
 | ELEŞTİRİLER GÖRÜŞLER |
Aslı Türker, “Esker mi büyük, Allah mı?” *, Agos Kitap Eki, Temmuz 2012 *Ahmet Büke, Herkes Ana Kuzusu öyküsünün bitiş cümlesi. Murathan Mungan’ın tanımıyla “Anadolu, kanlı sahne”. Yüzlerce yıldır bu topraktan geçen mağlup halklar yaralı yüreklerinde acılarını sır gibi sakladılar. Bir toplumsal refleks haline gelen susma eylemi, son dönemde 1938 Dersim Katliamı için kırılmaya başladı. Gerek politikacıların dilinde gerekse medyada yer almaya başlayan Dersim 1938 gündelik yaşamımıza kadar girdi, konuşulur, tartışılır oldu. Cılız seslerin güçlenmesini takiben Murathan Mungan bir derlemeye imza attı: Bir Dersim Hikâyesi’ne. Bir Dersim Hikâyesi, 23 önemli yazarın kaleminden, yüreğinden okuyucuya Dersim öyküleri anlatıyor. Seçkide öyküsü bulunan yazarlar şöyle: Ahmet Büke, Yalçın Tosun, Ayhan Geçgin, Cemil Kavukçu, Behçet Çelik, Ayfer Tunç, Burhan Sönmez, Hatice Meryem, Şule Gürbüz, Hakan Günday, Ayşegül Çelik, Haydar Karataş, Murat Yalçın, Karin Karakaşlı, Murat Uyurkulak, Gaye Boralıoğlu, Sema Kaygusuz, Yavuz Ekinci, Seray Şahiner, Murat Özyaşar, Jaklin Çelik, Gönül Kıvılcım ve Barış Bıçakçı. Derlemede imzası bulunanlar içinde Haydar Karataş gibi Tunceli doğumlu, konuyla ilgili eserlere imza atmış yazarlar olduğu gibi bu konuda ilk kez yazanlar da mevcut. Bu bağlamda yazarların seslerindeki farklılık kadar kökenlerinin etkisi de kahramanlara olan mesafelerinde rol oynuyor. Derleme, emeği geçenler için de bir... Devamını görmek için bkz. |  |
Burcu Aktaş, “Ölüler burada, benim içimde. Onları kim yatıştırabilir?”, Radikal Kitap Eki, 18 Mayıs 2012 “Tarihimizle yüzleşmeliyiz”... İçi en çok boşaltılmış cümlelerden… Artık bir o kadar da sahte... Bir politik vaat, siyaset öznelerinin nostalji malzemesi günümüzde. Böyle bir zamanda söylenebilecekleri edebiyatla söylemek, hatırlatmak ise sahici oluyor. Çünkü Murathan Mungan’ın dediği gibi hikâyelerdir akılda kalan. Devletin adına Dersim Harekâtı dediği Dersim katliamına dair bugüne kadar çok şey yazıldı. Eksik, doğru, yalnış, yalan, taraf... Elimizde bu kez edebi bir eser var. Kuşkusuz konu üzerine yazılmış tek edebi eser değil ama diğerlerinden bir farkı var. Çok önemli bir seçki. Adı, Bir Dersim Hikâyesi. Murathan Mungan’ın hazırladığı seçkide Türk edebiyatının yirmi üç farklı kaleminin, sesinin Dersim hikâyesi yer alıyor. Evet bu kitap, 1938 Dersim katliamı üzerine... Mungan bir şey söylüyor, “Kendisi farkında olsun ya da olmasın bu ülkede herkesin bir Dersim hikâyesi vardır. İlle de içinde olmaları gerekmez. Bazen bir ucunun kendisine değdiğini bile bilmeden yaşayıp gitmişlerdir.” İşte bu fikirle yola çıkan Murathan Mungan, yirmi üç yazardan bir Dersim hikâyesi anlatmalarını istemiş. Yazarların kapılarını çalıp onlardan hikâyeler toplamış ve sonra öyküleri kendi deyimiyle roman dramaturjisi, sinematografik bir montaj dikkati gözeterek art arda kurgulamış. Kitabın en önemli yanlarından biri de bu. Bir kanlı sah... Devamını görmek için bkz. |  |
Esra Yalazan, “ ‘Kelimelerin kemikleri ve Dersim’”, Taraf Gazetesi, 27 Mayıs 2012 Sen de çok iyi biliyorsun büyük hikâyenin evvele dair ve “sonsuz” olduğunu. Hayatın yazılı dili yokken ilk resmin mağara duvarlarına yirmi bin yıl önce çizildiğini. Yazının öyküsünün başlaması için insanlığın on yedi bin yıl daha beklemesi gerektiğini... Efsunlu masallarını kâinatın boşluğuna bırakmak, dünyaya harfleri kazımak için bir milyon yıl bekledin ve sadece altı bin yıldır “yazıyla” başkalarına dokunuyorsun. Ne tuhaf, bunun bilinciyle hayatını hiç yok olamayacakmış gibi sürdürmek seni hem büyütüyor, hem de büsbütün küçücük gösteriyor. İnsansın. Tanrı’nın hediyesi olarak kabul ettiğin yazının sihriyle dünyayı değiştirmek, kendi varlığına anlam katmak, o mananın içinde derinleşmek, kelimelerle çoğalmak istiyorsun. Arzun sadece taşa, kile, papirüse, kâğıda, dokunmatik ekranlara kişisel geçmişini, tarihini kaydetmek değil. Çivilerle oyduğun tabletler, suretleri, tabiatı, nesneleri, desenlerle süslediğin “hiyeroglif” yazılar, şiirinin ilk görünür başlangıcıydı. Sen hayatı güzelleştiren, ona gerçekliğin acısıyla, hazzıyla estetik bir boyut kazandıran “şiiri”, hikâyeyi keşfettin bir kere. Artık onu görmezden gelemeyeceğinin farkındasın. Gerçekliği hayal etmenin mucizevi bir zenginlik olduğunu kalp gözünle idrak ettin. Sanatın, yazının aslında dipten vuran kuvvetli bir dalga gibi içgüdülerin, dürtülerin, ifade etmekte zorlandığın duyguların üzerinde yükseldiğini ve ... Devamını görmek için bkz. |  |
Cemal Şakar, “Ve Dersim dile gelir”, Yeni Şafak Kitap Eki, 19 Haziran 2012 Edebiyatın temel işlevlerinden biri, toplumsal sorunları kendine mesele edinmesidir. İnsanın unutmasına, tarihin üzerini örtmesine inat, edebiyat ele aldığı konuyu her daim canlı ve güncel tutar. Aslında zaman ve mekanla mukayyet bir sorun, edebiyatın yöntemleriyle kayıtlarından kurtularak evrenselleşir. Murathan Mungan, 'toprağa yalnızca ölülerin değil, hakikatlerin, dillerin, kültürlerin, kelimelerin gömüldüğü'nün bilinciyle yirmi üç öykücüyle birlikte Bir Dersim Hikâyesi'ni derleyip toparladı. Kitapta yer alan öyküler, bu 'ortak hikâye' için yazıldı. Çalışmadaki ortak kaygı Mungan tarafından şöyle ifadelendiriliyor: 'Bu seçkinin bir amacı da tarihi edebiyatla güncellemek… Hayatları ellerinden alınmışlara hayat kazandırmak.' Farklı gözle aynı acı Bu tür atölye çalışmaları, özellikle öykünün imkânlarını tanımak açısından her zaman önemli olmuştur. Aynı konun farklı yazarlar tarafından işlenmesi; bakış açısının, kurgunun, temanın öyküyü nasıl da farklılaştırdığını net olarak gösterir. Zaten yazarları birbirinden ayıran üslup; sadece sözcüklerin ne şekilde yan yana dizildiğinden çok, meseleyi ele alışla ilgilidir. Tahkiye için seçilen tema öykünün biçimi üzerinde etkilidir. Bu kitaptaki Dersim teması birçok öyküdeki simgeleri, imgeleri, öykü kişilerini belirlemiştir. Örneğin öykülerin tahkiyesinde masal formu neredeyse ortak bir anlatma ... Devamını görmek için bkz. |  |
Müjgan Halis, ''Dersim için kalem kardeşliği'', Sabah Gazetesi, 9 Haziran 2012 Murathan Mungan'ın çağrısıyla bir araya gelen ve Bir Dersim Hikâyesi adıyla kitap çıkaran 23 edebiyatçıdan 12'si Diyarbakır Kitap Fuarı'nda buluştu. 74 yıl önce yaşanan Dersim Katliamı'nı toplumca konuşmaya başlayalı çok olmadı... Dersimliler anlatmaya başlayınca gördük ki akıl almaz acılar yaşanmış ve hiçbiri iyileşmemiş aslında... Katliamı yaşayanlar bu kadar zaman susmayı tercih etti, o kadar sustular ki çocuklarına bile anlatmadılar neler olduğunu... Ama gün geldi; yüzleşme kaçınılmaz oldu. Susanlar konuşmaya, bilmeyenler öğrenmeye başladı... Edebiyatçılar da boş durmadı elbette; 23 edebiyatçı, Murathan Mungan'ın çağrısıyla bir araya geldi ve adına Bir Dersim Hikâyesi dedikleri kitaba imza attı... SORULAR - Dersim, bu ülkede yaşayan herkese değmiş midir sahiden? Yanıtınız 'evet'se bu değmişliğin şimdiye kadar dışa vurulmaması hakkında ne söylemek istersiniz? - Edebiyatın Dersim'i ihmal ettiğini düşünüyor musunuz? Yazarın tarihe sorumluluğu bakımından... Geçmişi konuşmak kolay değil Ahmet Büke ''Dersim'i görmedim. Ama hikayelerini dinledim sürekli. Yaşayan herkese değmiş midir bilmiyorum ama düşünülenden çok daha fazla temas etmiştir hayatımıza. Türkiye'de geçmişi konuşmak kolay olmuyor." - "Edebiyat dışarıda akan hayattan azade değil galiba. Ama her zaman anlatacak birileri olur bu ülkede. Çoğu zaman sesi yeterince du... Devamını görmek için bkz. |  |
Aziz Yağan, "Bir Dersim Hikâyesi", Mühim Hadiseler Enstitüsü, 19 Nisan 2014 Size bir Dérsim hikâyesi okuyayım mı? Mungan iki yıl önce kapı kapı dolanıp 23 yazardan rica ettiği hikâyeleri bir kitapta toplamıştı: Bir Dersim Hikâyesi. Okumadınız mı? Olsun, size o Dérsim hikâyelerinden birini okuyayım mı? “Ya Xızır, Xızıro kal! Ti ya ke suyarî yé, Ostoré Qirî ya, ti ya ke Xızıré sata tenga ya, Her ca de, her tım hazır û nazır a, Birese îmdadé ma!” Yoligé kokusu burnunda tüten Sevim’e okuyordum kitabın ilk hikâyesini. Henüz üçüncü sayfada “Dedi, ben ertesi güne ölürüm, şu peyniri ye sen. Sonra kardeşinin ağzına damla damla tükür.”den sonrasını okuyamadı içim, sesimin dağılan tanecikleri çarptı çarptı çarptı birbirine. Kıvrıldım ülkemin yamacına paramparça geçmişimiz ve dipdiri yüreğimle. O an anladım bu öyküler sesli okunamaz! “Suya yakınım ama bir damla su geçmiyor boğazımdan” Halbuki, ben Antepli Alevi Kürdüm. Daha on yedimdeydim. Bedriye Yanık teyze Maraş’ta yaşadıklarını anlatmaya başlar başlamaz gözünden yaşlar gelmeye başladı, hıçkırıkları çağıldadı ara ara. Dünya durmuştu o an, bir odanın içinde bir kişisel tarih boğulup gitmekten kurtuluyor ve bana da teslim ediliyordu. Hiç bölmedim, bir sinema perdesindeki vahşet sahnelerine dönmüş yüzüyle daldığı o girdabı hiç dağıtmadım, tastamam bileyim istedim bizimkilere yapılanları, yapanları, yaptıranları. Canım Bedriye teyze, iyi ki anlattın, yoksa evdekil... Devamını görmek için bkz. |  |
|