 | ISBN13 978-975-342-651-0 | 13x19,5 cm, 240 s. |
Liste fiyatı: 265.00 TL İndirimli fiyatı: 212.00 TL İndirim oranı: %20 {"value":265.0,"currency":"TRY","items":[{"item_id":"816","item_name":"Sesler","discount":53.00,"price":265.00,"quantity":1}]} |
Bu kitabı arkadaşına tavsiye et |
Yerdeniz, 6 Kitap Takım, 0 | Mülksüzler, 1990 | Yerdeniz Büyücüsü, 1994 | Rocannon'un Dünyası, 1995 | Dünyaya Orman Denir, 1996 | Balıkçıl Gözü, 1997 | En Uzak Sahil, 1999 | Kadınlar Rüyalar Ejderhalar, 1999 | Atuan Mezarları, 1999 | Tehanu, 2000 | Yerdeniz Öyküleri, 2001 | Bağışlanmanın Dört Yolu, 2001 | Öteki Rüzgâr, 2004 | Uçuştan Uçuşa, 2004 | Dünyanın Doğum Günü, 2005 | Marifetler, 2006 | İçdeniz Balıkçısı, 2007 | Güçler, 2009 | Lavinia, 2009 | Rüyanın Öte Yakası, 2011 | Aya Tırmanmak, 2012 | Yerdeniz (6 Kitap Tek Cilt), 2012 | Malafrena, 2013 | Zihinde Bir Dalga, 2017 | Lao Tzu: Tao Te Ching, 2018 | Şimdilik Her Şey Yolunda, 2019 | Yazma Üzerine Sohbetler, 2020 |
Diğer kampanyalar için |  |
|
| | Sesler Özgün adı: Voices Çeviri: Çiğdem Erkal Yeşilbademli Kapak İllüstrasyonu: Emine Bora |
Kitabın Baskıları: | 1. Basım: Şubat 2008 | 4. Basım: Nisan 2020 |
Üniversitesi, kütüphanesi, kuleleri, kemerli avluları, kanalları, köprüleri ve mermerden binlerce sokak tanrısı tapınağı nedeniyle şehre Arif ve Güzel Ansul dendiğini biliyordum. Ama çocukluğumun Ansul'u harabeler, açlık ve korkuyla dolu yıkık bir şehirdi. … Şehrimin halkı istilacılarla sokak sokak savaşarak onları şehirden dışarı sürmüş. Ordu surların dışında kamp kurmuş. Bir yıl boyunca Ansul kuşatma altında kalmış. Ben o kuşatma yılında doğmuşum. Sonra doğu çöllerinden başka, daha büyük bir ordu çıkagelerek şehre saldırmış ve fethetmiş. Şiddet, hoşgörüsüzlük ve yazılı söze tam bir düşmanlık karşısında sürdürülmeye çalışılan günlük hayat, hiç bitmeyecekmiş gibi duran bir işgal… Ama onları yok etmenin tek yolu bilgilerini yok etmektir ve bilgiyi koruyanlar vardır. Ursula K. Le Guin'in sadık okuyucuları daha önce yayımladığımız Marifetler'de tanıştıkları karakterleri de fark edecekler Sesler'de.  | OKUMA PARÇASI |
Açılış bölümünden, s. 13-22. Tam olarak hatırlayabildiğim ilk şey, gizli odaya giden yolu yazmaktı. O kadar küçüğüm ki, işaretleri koridor duvarının doğru yerine yapabilmek için kolumu iyice kaldırmam gerekiyor. Duvar kalın, gri bir sıvayla kaplı, bazı yerlerde sıva çatlayıp dökülmüş olduğundan arkasındaki taşlar görünüyor. Koridor karanlık sayılır. Toprak ve zaman kokuyor; ayrıca sessiz. Ama korkmuyorum; orada hiç korkmam. Elimi kaldırıyorum, yazı parmağımı bildiğim şekilde, sıvaya dokunmadan doğru yerde hareket ettiriyorum. Duvarda kapı açılıyor ve ben içeri giriyorum. İçerideki berrak ve dingin ışık, yüksek tavandaki bir sürü kalın camlı minik pencereden süzülüyor. Duvarlarında rafları, raflarında kitapları olan çok uzun bir oda. Burası benim odam, burayı hep biliyordum. İsta, Sosta ve Gudit bilmiyorlar. Odanın varlığını bile bilmiyorlar. Evin iyice arka tarafında kalan bu koridorlara hiç gelmezler. Buraya gelmek için Seferbeyi'nin kapısından geçiyorum ama hasta ve sakat olduğu için dairesinden dışarı çıkmıyor. Gizli oda, bana ait bir giz; azarlanmadan, rahatsız edilmeden, korkmadan tek başıma kalabileceğim bir yer. Hatıram oraya gittiğim tek bir zamana değil, bir sürü zamana ait. O zamanlar okuma masasının bana ne kadar büyük göründüğünü, rafların ne kadar yüksek olduğunu hatırlıyorum. Masanın altına girip kitapların bazılarıyla etrafıma duvar ya da sığınak gibi bir şey inşa ederdim. İnindeki bir ayı yavrusuymuş gibi yapardım. Orada kendimi emni... Devamını görmek için bkz. |  |
 | ELEŞTİRİLER GÖRÜŞLER |
Zeynep Heyzen Ateş , "Bilgi en büyük 'güç'tür", Radikal Kitap Eki, 15 Şubat 2008 Fantastik edebiyatın kraliçesi olarak anılan, bu alanla özel olarak ilgilenen klasik bilim-kurgu/fantastik edebiyat okuyucularının ötesinde bir okuyucu kitlesi edinmeyi başarmış ve Yerdeniz Üçlemesi'yle sadık bir hayran kitlesi edinmiş olan Ursula K. Le Guin'in ne zaman yeni bir kitapla aramıza döneceğini merak ediyorduk. Gerçek olayları, kavramları, sosyal değişimleri kendi kurguladığı dünyalara uyarlayarak ele almayı seven yazarın yeni bir seriye mi başlayacağı yoksa tek romanlardan birine mi geçeceği pek çoğumuzun aklını kurcalıyordu. Yazarın bu soruya getirdiği çözüm her zamanki gibi basit ve kökten oldu, hem bir roman yazdı hem de başladığı son serinin devamını getirdi. Ancak bu yazıda ele alacağımız yayımladığı roman değil, bir süre önce okuduğumuz Marifetler kitabının devamı olan Sesler. Ursula K. Le Guin, Marifetler'de bizi 'marifet' adı verilen özel güçleri olan dağlılarla tanıştırmış, hayatının anlamını ve kimliğini bulmaya çalışan iki kahramanın serüvenlerini takip etmemizi sağlamıştı. Üstelik, kurduğu hem sihirli hem sıradan dünyayla fantastik kitaplarla ilgilenmeyenlerin bile ilgisini çekecek bir yapıt ortaya koymuştu. Serinin ikinci kitabı Sesler ise yazarın, insanların –ve diğerlerinin– maskelerini indirmekteki neredeyse doğaüstü yeteneğini bir kere daha gözler önüne seriyor. Bütün Le Guin romanlarında olduğu gibi bu ro... Devamını görmek için bkz. |  |
Serpil Gülgün, “Okumak nedir Memer?”, Milliyet Sanat, Mart 2008 Ray Bradbury, bugün, modern klasiğin başyapıtlarından biri sayılan Fahrenheit 451’de, kitapların ve okumanın yasak olduğu karanlık bir Amerika’yı anlatır. O karanlık dünyayı itfaiyeci Guy Montag’in gözünden görür, okuruz. Üstelik de, 1950’li yılları kasıp kavuran Mc Carthyciliğin keskin bir eleştirisi olarak okuruz Fahrenheit 451’i. Peki, Ursula K. Le Guin’in yeni kitabı Sesler’i nasıl okuyacağız? Pasifist-anarşist ve feminist Ursula K. Le Guin’in Irak İşgali’ne karşı çıkışı olarak mı? Pek değil. Çünkü, Ansul Kütüphanesi’nin yok edilişi, 2003’deki Irak işgali sırasında, Bağdat Kütüphanesi’nin ya da müzesinin yağmalanmasından çok, İskenderiye Kütüphanesi’nin yakılışını, hatta Moğolların Bağdat Kütüphanesi’ni Dicle nehrine atarak yok edişini çağrıştırıyor. Peki, bunun böyle olması, ne anlama geliyor? Mesela, Ursula K. Le Guin bibliyografisinde bir kırılma anlamına mı? Öyle ya, Ursula K. Le Guin, en beğenilen iki yapıtından biri olan Karanlığın Sol Eli’ni 1959’da yazmış, Mülksüzler’i ise, 1974’de. Sesler, 2006 tarihini taşıyor. Yani, nereden bakarsanız bakın, arada 30 yıldan fazla bir zaman aşımı var. Dolayısıyla, değişim kaçınılmaz. Böyle düşünebilir, hatta, daha da ileri gidebilir ve Ursula K. Le Guin adını bir kalemde çiziverir, kendi kendinize mahkûm da edebilirsiniz. Ama bu, neyi gösterir biliyor musunuz? Sizi. Çünkü, Ursula K. Le Guin’e ... Devamını görmek için bkz. |  |
Yankı Enki, “Sesler”, Remzi Kitap Gazetesi, Nisan 2008 Ursula K. Le Guin daha önceki yazılarında fantastik edebiyatın gündelik hayatın kendisinden bir kaçış olmadığını, tam aksine hakikate dair bir edebiyat olduğunu belirtmişti. Yazar, dilimize Çiğdem Erkal İpek tarafından çevrilen son romanında da bu iddiasının kurgusal bir manifestosunu sunuyor okura. Fantastik dünya ile içinde yaşadığımız gerçekliğin harmanlandığı Sesler, yazarın Marifetler adlı romanının bir devamı olarak nitelendirilebilir, fakat “Sesler”i anlamak için Marifetler’i okumuş olmanın bir zorunluluk olmadığını en başta belirtmek gerekir. Marifetler’den tanıdığımız Orrec ve Gry, bu romanın tam kalbinde hikâyeye dahil olup sonuna kadar bizimle olsalar da, geriye kalan başka bir karakterin ve başka bir marifetin hikâyesidir. Bir büyüme hikâyesini okuduğumuz Sesler’de yazar, aslında büyümenin özgürlükle nasıl kaçınılmaz bir ilişkisi olduğunun da altını çiziyor. Le Guin bize, Memer’in, bir tecavüz sonucu dünyaya gelen ve yaşadığı şehirde kuşatma altında büyüyen bir çocuğun, on yedi yaşına geldiğinde nasıl da bir kahramana dönüştüğünü anlatıyor. İşte bu dönüşümü sağlayan da kitaplar ve onların Memer aracılığıyla dile gelen sesleri. Romanın fantastik yanı tam bu noktada kendini gösteriyor. Kısacası, kitapların büyülü bir şekilde seslere dönüştüğü bu roman, her şeyden önce okumak ve yazmak üzerine. Marifetler romanındaki kahraman... Devamını görmek için bkz. |  |
Delal Aydın, “Bilgi sarnıçları, kelime çeşmeleri”, Tempo, 3 Nisan 2008 Karanlığı lanetlemeden önce bir mum yakalım. Çünkü uğruna ağlanacak çok şey var. Korumak istedikleri kitaplarla beraber yakılan, yıkılan kütüphanelerden ayrılmak istemedikleri için diri diri gömülen, fikirleri yüzünden hayatları boyunca hapislerde çürüyen insanlar, bir zamanlar sevgiyle yoğrulmuş tanrı heykelciklerinin küfredercesine tahrip edilmiş yüzleri, zafer naraları eşliğinde yerle bir edilen bir Buda heykeli… Ayaklarımızın altında İskenderiye Kütüphanesi’nden beri bilginin tahrip edildiği bir tarih uzanıyor. Ve Marifetler serisinin ikinci kitabı Sesler’de Ursula K. Le Guin, bize evimizi neyin üzerine inşa ettiğimizi öğrenmemiz gerektiğini hatırlatıyor. Son olarak Bağdat Müzesi’nde yaşanan acımasız talan gibi, gün gelecek belki hepimiz için ışıklar sönecek ve hayatta kalmak için etrafımızı sarmalayan karanlığı tanımamız gerekecek. Bu da ancak yürekteki tanrının taşlardaki ve kelimelerdeki tanrıyı tanımasıyla mümkün olabilir. Kitapta anlatılan Ansul şehrinin hikâyesi her şeyden önce kitaplardan konuşan ve taşlarda oturan binlerce tanrıyla ilgili. Şehrin sokaklarında, binalarının önünde, kavşaklarında insanların dua edebileceği minik adak yerleri var. Bazı tapınaklar ağaçlarda asılı ve kuşlara ev sahipliği yapıyor. Ayrıca evlerin hatta odaların içinde oranın ruhu için oyulmuş nişler var. Ansul halkı dua etmek için tapınaklara girmiyor. Onlar zaten binlerce tanrı ve ruhla ko... Devamını görmek için bkz. |  |
|