ISBN13 978-975-342-528-5
13x19,5 cm, 344 s.
Liste fiyatı: 358.00 TL
İndirimli fiyatı: 286.40 TL
İndirim oranı: %20
Bu kitabı arkadaşına tavsiye et
Ursula K. Le Guin diğer kitapları
Yerdeniz, 6 Kitap Takım, 0
Yerdeniz Büyücüsü, 1994
Rocannon'un Dünyası, 1995
Dünyaya Orman Denir, 1996
Balıkçıl Gözü, 1997
En Uzak Sahil, 1999
Kadınlar Rüyalar Ejderhalar, 1999
Atuan Mezarları, 1999
Tehanu, 2000
Yerdeniz Öyküleri, 2001
Bağışlanmanın Dört Yolu, 2001
Öteki Rüzgâr, 2004
Uçuştan Uçuşa, 2004
Dünyanın Doğum Günü, 2005
Marifetler, 2006
İçdeniz Balıkçısı, 2007
Sesler, 2008
Güçler, 2009
Lavinia, 2009
Rüyanın Öte Yakası, 2011
Aya Tırmanmak, 2012
Yerdeniz (6 Kitap Tek Cilt), 2012
Malafrena, 2013
Zihinde Bir Dalga, 2017
Lao Tzu: Tao Te Ching, 2018
Şimdilik Her Şey Yolunda, 2019
Yazma Üzerine Sohbetler, 2020
AYIN ARMAĞANIAYIN ARMAĞANI
Diğer kampanyalar için
 
Mülksüzler
Özgün adı: The Dispossessed
Çeviri: Levent Mollamustafaoğlu
Yayın Yönetmeni: Bülent Somay
Kapak Resmi: Deniz Bilgin
Kapak Tasarımı: Semih Sökmen
Kitabın Baskıları:
1. Basım: Ocak 1990
27. Basım: Ekim 2024

Romanım Mülksüzler, kendilerine Odocu diyen küçük bir dünya dolusu insanı anlatıyor. İsimlerini toplumlarının kurucusu olan Odo'dan alıyorlar; Odo romandaki olaylardan kuşaklarca önce yaşamış, bu yüzden olaylara katılmıyor, ya da yalnızca zımnen katılıyor, çünkü bütün olaylar aslında onunla başlamıştı.

Odoculuk anarşizmdir. Sağı solu bombalamak anlamında değil: kendine hangi saygıdeğer adı verirse versin bunun adı tedhişçiliktir. Aşırı sağın sosyal-Darwinist ekonomik özgürlükçülüğü de değil; düpedüz anarşizm: eski Taocu düşüncede öngörülen, Shelley ve Kropotkin'in, Goldmann ve Goodman'ın geliştirdiği biçimiyle. Anarşizmin baş hedefi, ister kapitalist isterse sosyalist olsun, otoriter devlettir; önde gelen ahlakî ve ilkesel teması ise işbirliğidir (dayanışma, karşılıklı yardım). Tüm siyasal kuramlar içinde en idealist olanı anarşizmdir; bu yüzden de bana en ilginç gelen kuramdır. – Ursula K. Le Guin

"'...Vermediğiniz şeyi alamazsınız, kendinizi vermeniz gerekir. Devrim'i satın alamazsınız. Devrim'i yapamazsınız. Devrim olabilirsiniz ancak. Devrim ya ruhunuzdadır ya da hiçbir yerde değildir.' Konuşmasını bitirirken, yaklaşan polis helikopterlerinin gürültüsü sesini boğmaya başladı."

OKUMA PARÇASI

Birinci bölüm, "Anarres - Urras", s. 11-19

Bir duvar vardı. Önemli görünmüyordu. Kesilmemiş taşlardan örülmüş, kabaca sıvanmıştı; erişkin biri üzerinden uzanıp bakabilir, bir çocuk bile üzerine tırmanabilirdi. Yolla kesiştiği yerde bir kapısı yoktu; orada yerin geometrisine indirgeniyordu: bir çizgiye, bir sınır düşüncesine. Ama düşünce gerçekti. Önemliydi. Yedi kuşak boyunca dünyada o duvardan daha önemli bir şey olmamıştı.

Bütün duvarlar gibi iki anlamlı, iki yüzlüydü. Neyin içeride, neyin dışarıda olduğu, duvarın hangi yanından baktığınıza bağlıydı.

Bir tarafından bakıldığında duvar, Anarres Limanı adı verilen yirmi beş hektar çorak alanı çevreliyordu. Limanda bir çift büyük servis vinci, bir roket fırlatma platformu, üç ambar, bir kamyon garajı ve bir yatakhane vardı. Yatakhane sağlam, pis ve yaslı görünüyordu, ne bahçesi vardı, ne de içinde çocukları; açıkçası orada ne kimse yaşıyor, ne de kimsenin uzun süre kalması düşünülüyordu. Aslında bir karantina bölgesiydi. Duvar yalnızca iniş alanını değil, uzaydan gelen gemileri, o gemilerle gelen insanları, geldikleri dünyaları ve evrenin geri kalan kısmını hapsediyordu. Evreni çevreliyor, Anarres'i dışarda, özgür bırakıyordu.

Öteki tarafından bakıldığında duvar Anarres'i çevreliyordu: bütün gezegen içerideydi, diğer dünyalardan ve insanlardan yalıtılmış, karantinaya alınmış, dev bir esir kampıydı.

Yoldan birkaç kişi iniş alanına doğru geliyor, birkaçı da yolla duvarın kesiştiği yerde bekliyordu....

Devamını görmek için bkz.
ELEŞTİRİLER GÖRÜŞLER

Zühtü Bayar, “Ursula K. LeGuin’in Canıma Okuyuşunun Öyküsüdür”, Matbuat, Sayı 24, Mayıs 1997

LeGuin'i ve iki büyük ödüllü yapıtı Mülksüzler'i BK edebiyatı içinde yerli yerine oturtmak istersek, şunları da eklememiz gerekli: Mülksüzler, BK edebiyatı yapıtları sınıflandırmasında, "Bilimsel BK"nun "sosyo-politik BK" sınıfına girer. Her ne kadar yazarın kendisi, "İkircikli Bir Ütopya" altbaşlığını kullanmışsa da, bu tabir BK'yu derinlemesine tanımayan okur ve eleştirmenler için kullanılmış olsa gerektir. Mülksüzler'in sınıflandırmadaki yeri, George Orwell'in 1984'ü, Yevgeni İvanoviç Zamyatin'in Mıy-Bizler'i, Aldous Huxley'nin Cesur Yeni Dünya'sı ve nihayet bir Türk yazarının, Dr. V. Bilgin'in Rüya mı Hakikat mı?'sının yanıdır. Mülksüzler'in bir ütopya olarak gösterilmesi doğru değildir ve zaten kaotik bir durumda olan kuramsal Türk edebiyatında daha da büyük karışıklıklara yol açabilir. Hem unutmamak gerekir ki, her BK yapıtı temelde bir "utopia"dır.

Son olarak LeGuin'in altı çizilmesi gereken bir başka özelliğine daha dokunalım. Bu yazar, diğer yetkin ürünler veren bilimkurgucu meslektaşları gibi özel bir yazınsal BK üslubu geliştirdikten başka, lenguistik sorunlarla da derinlemesine ilgilenir. Onun için Ursula'yı okurken, sentetik bir biçimde yarattığı sözcüklerin semantiği üstünde dikkatle durmak gerekir.

"Nebula" ve "Hugo" ödüllerini kazanmış ve "SF Masterpiece" sıfatıyla ta...

Devamını görmek için bkz.

Neval N. Şenci , Özgür K. Tekin, "Mülksüzler", İmlasız, Sayı 3, Eylül-Ekim 2003

"Anarşistiniz burada..."

Algımızı yerli yerine oturtan düşlerimiz, ne isteyip ne istemediğimiz hayatı ve insanı tanımlamamıza ayna tutarken, bakışın en önemli eksenlerinden birini iktidar ve iktidarla ilişkiyi nasıl anlamlandırdığımız oluşturur.

Platondan Campenalla'ya bilinen bütün ütopyalar mükemmeliyetçi, idealize coğrafyası ve toplumuyla totaliter bir yapıdadır. LeGuin ise Mülksüzler’de anarşist dünya Anarres ve tam tersi Urras'ı anlatırken tuttuğu aynada görünenlerle, sırlı yanda duranları düşündürmesini, kısıtlayıcı bağlardan kurtulan aklın akıp gitmesini ve sorgulanmayanın sorgulanmasını yani yüzleşmeyi sağlar. İktidar ilişkilerine karşı duruş LeGuin'in yazısının debisini oluşturur.

Mülksüzler romanı ikiz dünyaların –ancak yaşam biçimi ile birbirine tamamen zıt– karşıtlıklarının, anarşist dünya ile kapitalist, devletçi dünyanın ve bu dünyalar arasında ki yolculuğun anlatıldığı bir roman. Roman dünyalarını siyah ve beyazın iç içe geçtiği bir ying-yang metaforu olarak düşünebiliriz. Zaten roman metaforlar ve ironiler üzerine kurgulanmış. Anarres; çorak, kıtlık içinde yaşam sürmeye çalışan, devletsiz, hiyerarşisiz özgür ve Odocuların gezegeni (anarşist). Urras ise doğanın cömert davrandığı,bolluk içinde yaşayan sınıflı, hiyerarşik ve devletçi (arşist) bir gezegen. Gezegen isimleri dil oyunları ile kurgulanmış. Anarres adı anarşiyi çağrıştırıke...

Devamını görmek için bkz.

Bahar Muratoğlu, “Mülksüzler 30. Yılında”, Cumhuriyet Dergi, 28 Kasım 2004

Ursula K. Le Guin'le "Mülksüzler" romanıyla tanıştık. Otoriter devlete karşı, işbirliğini öneriyordu. Kendini "Taocu, anarşist, feminist ve çevreci" diye tanımlayan Le Guin'e göre ütopyalar imkânsız, ama yazılabilir...

Bir öyküyü, bir yolculuğu anlatmanın pek çok farklı yolu vardır. Yazar belki de en çok nasıl anlattığıyla farklılaşır diğerlerinden. Hayal gücüyle ve kelimeleriyle farklılaşır. Gerçeküstü diye nitelediğimiz öyküler de, gerçekliği anlatmanın farklı yollarıdır yalnızca. İçimizdekileri ve çevremizdekileri, hayal gücünü sınırlamadan anlatmanın kapılarını aralayan yollardır.

Fantezi, bilimkurgu ve ütopya yazarı olarak bilinen Amerikalı yazar Ursula K. Le Guin de sonsuz hayal gücünü özgürce kâğıda aktardığı öykülerinde bize kendimizi, gerçekliğimizi ve dünyamızı; kendimizin, gerçekliğimizin ve dünyamızın kalıplarına sokmaya çalışmadan anlatır. Sınırsız bırakılan bu hayal gücüyle Le Guin, bilinçdışından gelen simge ve arketipleri doğrudan ve dolaysız olarak kullanır. Bir başka deyişle Le Guin bize gerçeklerden bahseder.

Le Guin'in fantastik öykülerindeki simgelere bakabildiğimizde, onun bize ustalığı, birliği, dengeyi, bütünlüğü, iç yolculuğu, keşfetmeyi, büyümeyi, cinselliği, ölümü, insanın karanlık yönünü anlattığını görürüz. Bunları büyülü bir dille, ejderhaların kadim lisanıyla anlatır. Tıpkı takımadalardan oluşmuş "Yerdeniz" gibi. Tıpkı gölgesinden ön...

Devamını görmek için bkz.

Doğuş Sarpkaya, “Tamamlanmamış bir düş: Mülksüzler”, BirGün Kitap Eki, Aralık 2009

Yirminci yüzyılın son çeyreği ütopya üretimi açısından kısır bir dönem oldu. Belki de 68 hareketinin yenilgiye uğratılması, neoliberal politikaların yürürlüğe girişi, sosyalizm deneylerinin yeni bir dünyayı işaret etmekten çıkması ve postmodern ideolojinin sanat dünyasının damarlarına sızmasıyla birlikte düş ülkeleri yaratmak anlamını yitirmeye başladı. Lakin akıntıya karşı kürek çekmekten geri durmayan, başka bir dünyayı tasarlamaktan vazgeçmeyen bazı yazarlar oldu. Bunların başında da Ursula K. Le Guin geliyor. İnsan doğası, toplumsal yaşam, cinsiyet rolleri, kültür politikaları, totalitarizm, ekoloji gibi konularda söz söylemede inatçı olan Le Guin, ne kadar ikircikli olduğunu iddia etse de ütopya yazma konusunda geri durmamış bir yazardır. Ütopyanın, yazarı daraltıcı bir tür olduğunun da farkındadır. Mülksüzler’i yazdığı dönemde ütopik düşüncenin yaşadığı krizi : “…on yıllardır hiç Ütopya yazılmadı; bu tarz, hiciv ve ikaz haline gelerek içi dışına çıkmış gibi görünüyor” diyerek özetliyor. Mülksüzler’in de hiciv ve ikaz olduğunu kabul edersek –özellikle Urras’ın 70’lerin bir hicvi ve ikazı olduğunu düşünmek için pek çok nedene sahibiz- Le Guin’i ‘içi dışına çıkmış’ bir tarzda yazmaya iten nedenleri araştırmak gerekir.

Romancıyı yazmaya iten dürtüler birçok eleştirmenin merak konusu olmuştur. Le Guin’in yazma arzusunu öngören kişinin Lukacs olması ilg...

Devamını görmek için bkz.

Levent Mollamustafaoğlu, "Ursula Le Guin’in ardından: Mülksüzler’in Çeviri Öyküsü", 4 Şubat 2018

Geçen hafta başında önce Internet’ten öğrendim, sonra zaten bütün yayın organlarına düştü: Ursula K. Le Guin 88 yaşında yaşama veda etmişti. Uzunca bir süre bununla ilgili bir şey yazamadım, belki tam ne söyleyeceğimi bilmediğim için.

Bilim Kurgu (BK) ve fantaziyle uğraşmam 1970’lerin ortasında başladı. Kadıköy Maarif Koleji’nde (Şimdi Anadolu Lisesi) okudum. Eğitimimiz İngilizce olduğu için okul dışında da İngilizce kitaplar okumaya çalışırdık.

Liseye geçip hafta sonlarına kendi başıma dışarı çıkmam mümkün olduğunda Beyoğlu’na gidip Sander Kitabevi’nde kitap arardım. Bazen Hachette’e de bakardım ama benim ilgilendiğim bilim kurgu kitapları genelde Sander’de bulunurdu. 1930-60 arası yazan ünlü yazarların kitapları, en sevdiğim yazar Philip K. Dick’in kitapları genelde oralardan alınmıştı.

Başka bir tür BK yazılabileceğini kanıtlayan Le Guin’le tanışmam üniversitede oldu. Boğaziçi Kütüphanesi’nin hafif başınızı döndüren kokusuyla gerçek bir kütüphane havası veren raflarında Earthsea üçlemesinin kitaplarını keşfettiğimi hatırlıyorum. Tolkien’i de aynı yıllarda keşfetmiştim. Le Guin’in kitapları kısa sürede ilgi alanımın tam ortasına yerleşmişti.

Kitaplığımı kontrol ettiğimde aklımda kalanın gerçek olduğunu doğrulayabildim: İlk aldığım Le Guin kitabını 1981’de almışım ve bu 1974’de yayınlanan The Dispossessed (Mülksüzler).<...

Devamını görmek için bkz.
 
 

Kişisel Veri Politikası
Aydınlatma Metni
Üye Aydınlatma Metni
Çerez Politikası


Metis Yayıncılık Ltd. İpek Sokak No.5, 34433 Beyoğlu, İstanbul. Tel:212 2454696 Fax:212 2454519 e-posta:bilgi@metiskitap.com
© metiskitap.com 2025. Her hakkı saklıdır.

Site Üretimi ModusNova









İnternet sitemizi kullanırken deneyiminizi iyileştirmek için çerezlerden faydalanmaktayız. Detaylar için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.
X