ISBN13 978-605-316-123-3
13x19,5 cm, 152 s.
Yazarın Metis Yayınları'ndaki
diğer kitapları
Yerdeniz, 6 Kitap Takım,
Mülksüzler, 1990
Yerdeniz Büyücüsü, 1994
Rocannon'un Dünyası, 1995
Dünyaya Orman Denir, 1996
Balıkçıl Gözü, 1997
En Uzak Sahil, 1999
Kadınlar Rüyalar Ejderhalar, 1999
Atuan Mezarları, 1999
Tehanu, 2000
Yerdeniz Öyküleri, 2001
Bağışlanmanın Dört Yolu, 2001
Öteki Rüzgâr, 2004
Uçuştan Uçuşa, 2004
Dünyanın Doğum Günü, 2005
Marifetler, 2006
İçdeniz Balıkçısı, 2007
Sesler, 2008
Güçler, 2009
Lavinia, 2009
Rüyanın Öte Yakası, 2011
Aya Tırmanmak, 2012
Yerdeniz (6 Kitap Tek Cilt), 2012
Malafrena, 2013
Zihinde Bir Dalga, 2017
Şimdilik Her Şey Yolunda, 2019
Bu kitabı arkadaşına tavsiye et
 

Giriş, s. 21-30

Tao Te Ching muhtemelen iki bin beş yüz yıl önce, Konfüçyüs ile aynı zamanlarda yaşamış olabilecek, adı galiba Lao Tzu olan biri tarafından yazıldı. Çince olduğu, çok eski olduğu ve dünyanın her yerindeki insanlara daha dün yazılmış kadar yakın olduğu dışında, hakkındaki hiçbir bilgi kesin değil.

İlk gördüğüm Tao Te Ching, sarı bez ciltli, mavi-kırmızı Çince çizimler ve karakterlerle süslü 1898 Paul Carus baskısıydı. Benim için saygıdeğer ve gizemli bir nesneydi; hemen inceledim ve içinin dışından daha büyüleyici olduğunu keşfettim. Kitap babamındı; sık sık okurdu. Bir keresinde okurken notlar aldığını fark ettim ve ne yaptığını sordum. Cenaze töreninde okunmasını istediği bölümleri işaretlediğini söyledi. O bölümleri gerçekten de okuduk cenazesinde.

Kitap hâlâ bende; doksan sekiz yaşında ve cildi dağılmasın diye kırmızı bantlarla daha da süslenmiş halde. İçinde benim cenazemde okunmasını istediğim bölümler de işaretli artık. Lao Tzu’yu bu özel baskıda keşfetmiş olduğum için neden çok şanslı olduğumu Notlarda (s. 119 vd.) açıklıyorum. Burada onu çok genç yaşta keşfettiğim ve tüm hayatımı kitabıyla geçirdiğim için çok şanslı olduğumu söylemekle yetineceğim.

Notlarda kendi versiyonumun diğer veçhelerini, bunlara nasıl vardığımı da tartışıyorum. Burada kısaca nedenini de söyleyeyim:

Tao Te Ching kısmen şiir, kısmen de düzyazı. Ancak şiiri bugün tanımladığımız biçimiyle, yani kafiye ve vezinle değil de dilin yapılandırılmış bir yoğunluğu olarak tanımladığımızda, tümü şiir. Ben bu şiiri, onun veciz, garip güzelliğini yakalamaya çalıştım. Çevirilerinin çoğu anlamı ağlarına düşürmüş, ama düzyazı olarak; güzelliğiyse kaçırmışlar. Oysa şiirde güzellik süs değildir, anlamdır. Hakikattir. Bunu yetkili ağızlardan öğrendik.*

Tao Te Ching’i yöneticiler için el kitabı olarak gören akademik çeviriler, Taocu “bilge”nin biricikliğini, erkekliğini, otoritesini vurgulayan terimler kullanır. Çoğu popüler versiyonda bu dil yaygınlaştırılır ve iyice bozulur. Bense, günümüzün bilge olmayan, güç sahibi olmayan, muhtemelen erkek de olmayan ve kapalı bir çevrenin anlayabileceği sırlar peşinde koşmak yerine doğruca ruha hitap eden sese kulak kabartacak okuruna, ulaşabileceği bir Yol Kitabı sunmak istedim. Bu okurun, iki bin beş yüz yıldır bu kitabın neden sevildiğini görmesini istedim.

Tao Te Ching büyük dini metinler arasında en sevilesi olanıdır; eğlencelidir, keskindir, iyicildir, mütevazıdır, durdurulamaz bir taşkınlığı, tükenmez bir yenileyiciliği vardır. Tüm derin kaynaklar arasında suyu en berrak olanıdır. Aynı zamanda benim için en derin kaynaktır.

Ursula K. LeGuin

Bazı bölümlerin altındaki yorumlar, benim metne gösterdiğim tepkiler. Hepsi bana özgü ve hiç akademik değiller. Faydasız bulursanız atlayabilirsiniz. Kitabın sonundaki Notlarda ise, bazı bölümlerin, kaynaklarımın ve kılavuzlarımın yardımıyla vardığım daha ayrıntılı değerlendirmeleri ile kendi versiyonuma nasıl ulaştığım konusundaki görüşlerim var.

* Burada sözü edilen “yetkili ağız” muhtemelen John Keats, referans verilen ise Ode on a Grecian Urn’deki (Bir Yunan Vazosu Üzerine Kaside) şu dizeler:

Truth is beauty, beauty truth – that is all

Ye know on earth and all ye need to know
(Hakikat güzelliktir, güzellik de hakikat – işte

Budur bilip bileceğin bu âlemde, bilmen gereken de.) –ç.n.

Birinci Kitap

1

Tao

Gidebileceğin yol

gerçek yol değil.

Söyleyebileceğin isim

gerçek isim değil.

Gökyüzü ve yer

isimsizde başlar:

İsim, anasıdır

on bin şeyin.

O yüzden istekten arınmış ruh

gizli olanı görür,

hep isteyen ruh ise

yalnızca istediğini.

İki şey, tek kaynak,

ama adları farklı,

kimliği ise saklı.

Sırların sırrı!

Gizli olana açılan kapı.

Bence bu bölümün tatminkâr bir çevirisi kesinlikle imkânsız. Bütün kitabı içeriyor. Borges’in öyküsündeki “Alef” gibi görüyorum bu bölümü: Eğer doğru bakarsanız, her şeyi içeriyor.

2

Ruhun Gıdası

Dünya yüzünde

güzelliğin güzel olduğunu bilen herkes

çirkinliği yaratır.

İyiliğin iyi olduğunu

bilen herkes

kötülüğü yaratır.

Çünkü olmak ve olmamak

birlikte doğar;

zor ve kolay

birbirini tamamlar;

uzun ve kısa

birbirini biçimlendirir;

yüksek ve alçak

birbirine bağlıdır;

nota ve ses

müzik olur birlikte;

önce ve sonra

birbirini izler.

O yüzdendir ki bilge ruh

yapmadan yapar,

konuşmadan öğretir.

Bu dünyaya ait şeyler

vardırlar, varolurlar;

reddedemezsiniz onları.

Dünyaya getirmek ama sahiplenmemek;

eylemek ama karşılık beklememek

işini yapıp sonra kolayca bırakmak:

Çünkü bırakmaktır

kalmasını sağlayan.

Bu bölümde okuduğum şeylerden biri, değerlerin ve inançların yalnızca kültürel olarak kurulmakla kalmayıp, yin ve yang’ın etkileşiminin, dünyanın canlı dengesini kuran büyük dönüşümlerin de parçası olduğu. İnançlarımızın gerçekliğin tümünü kapsayan değişmez hakikatler olduğuna inanmak, acıklı bir kibirdir. Bu inancı bırakmaksa güvenliğe kavuşmaktır.

3

Susmak

Övülmeye layık olanı övmemek

rekabetten alıkoyar insanları.

Hazineye kıymet biçmemek

hırsızlıktan alıkoyar.

Çekici olana bakmamak

zihni sakin tutar.

O yüzden insanları yöneten

bilge akıl

zihinlerini boşaltıp

karınlarını doldurur,

isteklerini zayıflatıp

kemiklerini güçlendirir,

insanların bilmemelerini,

istememelerini sağlar,

bilenlerin ise

hiçbir şey yapmamalarını.

Yapmamayı yaptığınızda

her şey yerli yerindedir.

Lao Tzu tekrar tekrar wei wu wei diyor: Yapmamayı yap. Yapmamayı yapmak. Eylemeden eylemek. Eylemsizlik yoluyla eylem. Hiçbir şey yapmıyorsunuz ama gene de yapılıyor...

Mantıklı yoruma açık değil, hatta İngilizceye çevrildiğinde bir sentaksa bile kavuşmuyor; ama düşünceyi radikal olarak dönüştüren, zihinleri değiştiren bir kavram. Kitabın tümü bu kavramın hem açıklanması hem de gösterilmesi.*

* Türkçeye çevrildiğinde Türkçe sentaksa meydan okumuyor, ama aceleyle yanlış anlamaya çok müsait. Wei wu wei belki de en iyi ifadelerinden birini Şark dövüş sanatlarında (wuşu, kungfu, taiçi, karate, aikido, judo) bulur: Yapmamayı ne kadar iyi yaparsanız, hasmınızın “yapma” gayreti de o kadar tersine döner, kendine zarar verir. –ç.n.

4

Kaynaksız

Yol boş,

kullanılmış ama tükenmemiş.

Derin mi derin;

on bin şeyin atası.

Körelen bıçak,

çözülen bağ,

kararan ışık,

yolun tozudur yol.

Sessiz,

sessiz ve belki ebedi.

Kimin çocuğu bu?

Tanrıların selefi.

Lao Tzu’nun söylediği her şey elden kaçıp gider. Sözlerin sonsuz kandırıcılıktaki basitliği içinde elle tutulur bir şey yakalamak arzusu, baştan çıkarır insanı. En iyi akademik çevirmenlerinden bazıları bile, metindeki olumlu etik ya da politik değerlere odaklanır; sanki bunlar o metindeki en önemli şeylermiş gibi. Kuşkusuz Taoculuk denilen din de, tanrılarla, azizlerle, mucizelerle, dualarla, kurallarla, zenginliği, iktidarı ve uzun bir ömrü filan ele geçirmek için önerilen yöntemlerle dolu – Lao Tzu’nun bizi Yol’dan uzaklaştırdığını söylediği şeylerle yani.

Dilin yukarıdaki gibi bölümlerde gördüğümüz o uçsuz bucaksız tevazuu, insanların asırlardır bu kitapta bulduğu şeyi ortaya koyuyor: Parçası olduğumuz gizeme dair saf bir kavrayış

 


Metis Yayıncılık Ltd. İpek Sokak No.5, 34433 Beyoğlu, İstanbul. Tel:212 2454696 Fax:212 2454519 e-posta:bilgi@metiskitap.com
© metiskitap.com 2020. Her hakkı saklıdır.

Site Üretimi ModusNova