ISBN 978-975-342-970-2
13x19,5 cm, 176 s.
Liste fiyatı: 25.00 TL
İndirimli fiyatı: 20.00 TL
İndirim oranı: %20
Bu kitabı arkadaşına tavsiye et
Engin Geçtan diğer kitapları
Psikodinamik Psikiyatri ve Normaldışı Davranışlar, 1975
İnsan Olmak, 1983
Psikanaliz ve Sonrası, 1988
Varoluş ve Psikiyatri, 1990
Kırmızı Kitap, 1993
Dersaadet'te Dans, 1996
Bir Günlük Yerim Kaldı İster misiniz?, 1997
Kimbilir?, 1998
Kızarmış Palamutun Kokusu, 2001
Hayat, 2002
Tren, 2004
Seyyar, 2005
Kuru Su, 2008
Zamane, 2010
Mesela Saat Onda, 2012
Orada, Bir Arada, 2017
AYIN ARMAĞANI KİTABIAYIN ARMAĞANI KİTABI
Tarihi Ayı Öfkesi
1. Baskı
Liste Fiyatı: 14.50 TL yerine armağan
Diğer kampanyalar için
 
Rastgele Ben
Özgün adı: Rastgele Ben
Rastgele Ben
Kapak Tasarımı: Emine Bora
Fotoğraf: Defne Sökmen
Kitabın Baskıları:
1. Basım: Ekim 2014
4. Basım: Ekim 2020

Rastgele Ben, yakın bir dosta anlatır gibi kaleme alınmış bir anlatı. Engin Geçtan hikâyesine ellili yılların ortalarında genç bir hekim olarak gittiği Amerika'dan başlıyor. Yabancı bir memlekette edindiği ilk mesleki deneyimleri aktarırken, bir yandan da bir zamanların Amerikası'nın renkli bir tasvirini yapıyor: seyahatler, farklı ülkelerden meslektaşlar, etnik gruplar, inanç sistemleri, yaşam biçimleri, dönemin sanat ve kültür hayatı... Sonra Türkiye'ye dönüş, ilk klinik deneyimler, muayenehane tecrübesi, akademik hayatın cilveleriyle tanışma, bir psikiyatristin oluşumu sürecindeki sonu olmayan arayışlar...

Dünden bugüne toplumun dinamikleri ve ona eşlik eden psikolojik süreçler konusunda "izlenimler"le ilerleyen, serbest çağrışımlarla yol alan kitap, yakıcı etkilerini hissettiğimiz güncel konulara da değiniyor: giderek yaygınlaşan depresyon, demokrasi konusundaki algı farklılıkları, kapitalist sistemin bireyden talepleri...

Çocuk merakını, meraklı kedi yanını hiç yitirmeyen Geçtan'dan, yaşam sevinci taşıyan bir yolculuk.

İÇİNDEKİLER
Bir Zamanlar Amerika’da

Dipsiz Kuyuda Yolculuk

La Turchia più bella

Matriks ya da Apocalypse Now
OKUMA PARÇASI

Bir Zamanlar Amerika’da, s. 9-12.

Hikâyeme Ellili Yılların Amerikası’yla başlamam gerek. Gençlik yıllarımın beş yılını geçirdiğim bu ülkeyi nasıl karşıt duygularla yaşamış olduğumu anlatmalıyım. Çünkü meslek hayatım, yani burada anlatacağım serüven orada başladı. O zamanlar ikide bir memlekete gidilip gelinmezdi. Uçak yolculuğu pahalıydı, orada okuyan öğrenciler bile yaz tatilinde dönmezlerdi. Memleketteki insanların çoğu ömürlerini, bulundukları kasaba ya da şehirden hiç ayrılmadan sürdürürlerdi. Memleketin en büyük kentinde yaşayanlar için seyahat, şehrin bir başka semtindeki yakınlarına uzunca süreli yatıya gitmekti. Varlıklı Avrupalılar dışında, dünyada seyahat kültürü diye bir olay yoktu. Amerika’daki uzmanlık eğitimimi hastanelerde çalışarak almaktaydım. Bu da yılda on gün ya da iki hafta tatil demekti. Benim gibi keşif tutkunu meraklı bir kedi için, gelmişken Amerika’nın geri kalanını tanıma fırsatı. Nevada çölünde, tek bir kul ya da yerleşim noktasıyl...

Devamını görmek için bkz.
ELEŞTİRİLER GÖRÜŞLER

Filiz Aygündüz, "Bir bilgenin 82 yılından rastgele...", Milliyet, 5 Ekim 2014

Bir fincan kahvenin 40 yıl hatrı olduğu bir kültürde, insanın hayatına dokunan kitap ve yazarların hatrı ne kadardır? Benim hesaplarıma göre bir ömür. Bu ömürlük hatrı olan kitaplarım arasında en sevdiklerimden biri de Prof. Dr. Engin Geçtan’ın İnsan Olmak'ı. Üniversiteyi yeni bitirmiş, kendini tanımaya, yönünü bulmaya çalışan bir genç kızken, ‘90’ların başında okumuştum 1983 tarihli İnsan Olmak'ı. Aradan geçen 20 yılda defalarca okudum, her yaşımda bana insan olmakla ilgili yeni kapılar açtı. İnsan denen o dipsiz kuyunun en tekinsiz yanlarıyla bizi yüzleştiren kendi alanının başyapıtıydı. Onu okuyan birçok insanın hayatını değiştirdi.

Daha sonra Geçtan ne yazdıysa okudum, kütüphanemin en kıymetli raflarında gözüm gibi baktım her birine: Yedi roman...

Devamını görmek için bkz.

Bürkem Cevher, "Hayat bir kere yaşandığı için yargılanamaz"*, Agos Kitap/Kirk, 1 Kasım 2014

57 yıl psikiyatrist olarak çalışan Geçtan, bu süreye sadece akademik kitaplar değil, roman ve senaryolar da sığdırmış bir yazar. Kendi deyimi ile tam bir ‘meraklı kedi’.

Önce kapağına aşık oldum kitabın, en sevdiğim filmlerden birini hatırlayarak. Kendisi de son cümlesinde bu filme atıfta bulununca “İşte bu!” diye kapattım kitabın kapağını. Kitabı nasıl anlatırsam anlatayım yeteri kadar anlatamayacağımı seziyorum.

Olaylarla birlikte büyümek

Rastgele Ben, dört bölümden oluşuyor. Her bölümde hem anılarını anlatıyor Geçtan, hem de döneme ait oldukça isabetli gözlemlerde ve saptamalarda bulunuyor. Ancak bunu yaparken kesinlikle yüksekten bakan bir tutum izlemiyor. Bir çocuğun kendini olayların akışına bırakmasına benzer bir şekilde, kendini hayatın akışına bırakarak olaylarla birlikte büyüdüğünü ve geliştiğini anlatıyor. Değerlendirm...

Devamını görmek için bkz.

Yekta Kopan, "Meraklı bir kedinin anıları", filucusu, 9 Kasım 2014

Deneyimlerini içtenlikle aktaran, anlatan insanları dinlemenin mutluluğu başkadır. Bilgi birikimlerini kafanıza kakmadan, üstünlük taslamadan, kibirli cümleler kurmadan, olduğu gibi yansıtırlar. Hele bir de bu insanların “hikâye etme” yetenekleri gelişmişse, sıradan gibi görünebilecek bir olay, büyülü bir anıya dönüşür. Üstelik, sizi de bu anının bir parçası haline getirmeyi başarmıştır anlatıcı.

Engin Geçtan böylesi anlatıcılardan. Doksanlı yılların ortasından başlayarak, sadece psikiyatri ilgililerinin değil edebiyatseverlerin de yakından tanıdığı, takipçisi olduğu bir isim. Dersaadet’te Dans ile başlayan kurmaca yolculuğunda, Tren ve Mesela Saat Onda gibi çok önemli duraklar var. Benim Geç...

Devamını görmek için bkz.

Ece Karaağaç, "Kendi divanında", Sabitfikir, 6 Kasım 2014

Engin Geçtan dendiğinde aklınıza ilk gelen nedir? Psikoterapist? Yazar? Doktor? Ya da meraklı bir kedi? Engin Geçtan bugüne dek yazdığı romanlar ve edebiyat dışı kitaplarla bunların hepsi kuşkusuz; fakat elbette bunlardan ibaret de değil. Çünkü Rastgele Ben'de karşılaştığımız Engin Geçtan hayatının başında, merakının peşinde gencecik bir adam.

Engin Geçtan'la ilk yazar-okur ilişkim Hayat adlı kitabıyla olmuştu, onu İnsan Olmak ve diğerleri takip etti. Ve diyebilirim ki bütün kitapları boyunca sanki Engin Geçtan'la bir psikoterapi seansındaymışım gibi hissettim, o derece doğrudan bir bağ kurdum yazdıklarıyla. Daha doğrusu yazdıkları benimle bağ kurdu, bir şekilde her biri kişisel yaşantımda boğuştuğum bir soruya cevap oldu, rahatlamamı sağladı. Engin Geçtan b...

Devamını görmek için bkz.

Ayla Akbuar, "Engin bir modern çağ bilgesine açık teşekkür", Vatan Kitap, 7 Kasım 2014

Engin Geçtan kitaplarında ortak bir payda vardır: Hiçbir zaman bahsedilen şey yalnızca “o şey” değildir. Mutlaka, “bahsedilen”in alt metninde insanın kendini sorgulaması, kendine ve içinde yaşadığı ortama dışarıdan bakması teşvik edilir. Engin Geçtan’ın Rastgele Ben kitabı bu nedenle kendine ve içinde yaşadığı ortama daha dikkatli bakmak isteyenler için.

On sekiz yaşındayken bir kitap okudum. On sekizime kadar da, sonrasında da çok kitap okudum, yanlış anlaşılmasın. Ancak on sekizimde okuduğum o kitap, hayat görüşümün ve duruşumun şekillenmesinde önemli kilometre taşlarından oldu. Sonraki yıllarda o yazarın kitaplarını heyecanla bekledim, ilk çıktığında koşa koşa gidip aldım.

Her birinde yeniden ve yeniden varoluşuma yaptığı katkıyı teşekkür ve minnetle kabul ettim. Bir bilim insanı, bir doktor, bir profesör olmasına rağmen hiçbir kitabının kapağında bun...

Devamını görmek için bkz.

Evren Kuçlu, "Bagdad Cafe’de randevu: Rastgele Ben", Edebiyat Haber, 10 Kasım 2014

Türkiye’deki akademik çevrelerin tutuk ve ritüele dayalı psikolojik analizlerini “kişisel gelişim”e varmayacak şekilde altüst eden nefis kitapların yazarı Engin Geçtan. Her kitabıyla kendimize daha yakından bakmamızı kolaylaştıran Geçtan, bilgelikle dolu kitabı Rastgele Ben'le bu kez psiko-sosyolojik bir çerçeve çiziyor okurlarına.

Geçtan’ın İnsan Olmak kitabını dikkatlice okumuş, okumaları için çevresine baskı yapmış biri olarak ben, “Rastgele Ben’in içerisindeki ayıklanmış anılarla, okurlarını “hazır ol”dan “rahat”a geçirdiğini ve o aralıkta sözlerini kulağımıza küpe yaptığını söyleyebilirim.

Ekim ayında Metis Yayınları’ndan çıkan kitabın değerlendirmesine kapağının gönlümüzü fethettiğini belirterek başlayalım. Kitabın içini dışına yansıtan Bagdad Cafe tabelası, orada burada beliren ...

Devamını görmek için bkz.

Korkut Akın, "Rastgele Ben", Gelecek Gazetesi, 11 Aralık 2014

Engin Geçtan, öğrenciliğinin ardından, deyim yerindeyse çiçeği burnunda gittiği ABD yıllarını, kazandığı deneyimleri, oradan buraya bakışla aslında o yıllardan günümüze bakıyor. Renklilik oralarda daha bir başka, özellikle siyahi insanlarla. Çünkü anlatılan yıllarda ırkçılık, ayrımcılık o kadar belirgin ve kabul görmüş ki aşabilmek için sıkı çaba gerektiriyor. Birinde, otobüse binen Geçtan, boş bulduğu koltuğa, siyahi birinin yanına oturur. Siyahi kişi kalkar yanından, daha arkada bir koltuğa geçer. Herkes şaşkındır; Geçtan bu ayrımcılıktan, otobüsteki beyazlar ‘nasıl olur da bir beyaz siyahi ile aynı koltuğa oturur’ diye, siyahiler ise ‘ne yapıyor bu beyaz adam’ diye…

Sanat kültür ve gençlik...

Psikiyatri alanını seçer Geçtan, henüz Türkiye’de bulunmaması ve kendisine olağanüstü ilginç gelmesi nedeniyle. Kitapta ayrıntılı ve uzun uzadıya anlatıyor. Her cümlede bireyin n...

Devamını görmek için bkz.
 


Metis Yayıncılık Ltd. İpek Sokak No.5, 34433 Beyoğlu, İstanbul. Tel:212 2454696 Fax:212 2454519 e-posta:bilgi@metiskitap.com
© metiskitap.com 2020. Her hakkı saklıdır.

Site Üretimi ModusNova