 | ISBN13 978-975-342-365-6 | 13x19,5 cm, 192 s. |
Liste fiyatı: 244.00 TL İndirimli fiyatı: 195.20 TL İndirim oranı: %20 {"value":244.0,"currency":"TRY","items":[{"item_id":"214","item_name":"Hayat","discount":48.80,"price":244.00,"quantity":1}]} |
Bu kitabı arkadaşına tavsiye et |
Psikodinamik Psikiyatri ve Normaldışı Davranışlar, 1975 | İnsan Olmak, 1983 | Psikanaliz ve Sonrası, 1988 | Varoluş ve Psikiyatri, 1990 | Kırmızı Kitap, 1993 | Dersaadet'te Dans, 1996 | Bir Günlük Yerim Kaldı İster misiniz?, 1997 | Kimbilir?, 1998 | Kızarmış Palamutun Kokusu, 2001 | Tren, 2004 | Seyyar, 2005 | Kuru Su, 2008 | Zamane, 2010 | Mesela Saat Onda, 2012 | Rastgele Ben, 2014 | Orada, Bir Arada, 2017 |
Diğer kampanyalar için |  |
|
| | Hayat Yayıma Hazırlayan: Müge Gürsoy Sökmen Kapak Tasarımı: Emine Bora |
Kitabın Baskıları: | 1. Basım: Haziran 2002 | 23. Basım: Mayıs 2025 |
Hayat, psikiyatrist Engin Geçtan’ın, uzun yıllardır sürdürdüğü klinik deneyimin ardından psikiyatriye, ülkemiz insanına ve bugün kaosun kenarında yaşanan süreçlere bakışını dile getirdiği bir çalışma. Özellikle büyük kent insanının günlük yaşamında hiç düşünmeden gerçekleştirdiği onlarca ayrıntıyı sade bir dille gözlemleyen Geçtan, bunların hayatımızda aslında ne büyük boşluklara karşılık gelebileceğini saptıyor. Geçtan terapi deneyimlerinden örneklere de yer verdiği kitabında yabancılaşmadan kuantum kuramına, kaostan “gölgeler”e kadar pek çok konuya değiniyor.  | OKUMA PARÇASI |
"Başlarken", s. 5-6 Bu kitapta okuyacaklarınız, kendi akışında sürmekte olan bir yolculuğun şu sıralar gelinen yerinden bir şeyler anlatıp paylaşma ihtiyacından kaynaklandı. Geriye dönüp baktığımda, yola çıktığım yer ile vardığım yerin farklılığı önceleri bilinçli zihnime şaşırtıcı gelmişti, ama beni asıl şaşırtan, geçmişte, böyle bir yere doğru hareket etmeyi zaten beklemiş olduğumu fark etmek oldu. Çoğumuz gibi geleneksel bilim çerçevesinde eğitilip şartlandırıldım, benden beklenenleri oldukça iyi bir şekilde yerine getirip, bana öğretilenlerin beni pek de ilgilendirmemesinin nedenlerini kendimde arayıp bir türlü bulamayarak. Sunulan bilgilerin yaşamdan kopuk olduğunu zaman zaman fark ettiğim halde, deneyimli insanların böyle düşünmediklerini gördükçe bu düşünceyi zihnimden uzak tutmaya çalıştım. Üstelik, daha sonraları, geleneksel bilim dünyasına doğrudan katılıp kendimi bilimciliğin biçimselliği içinde buldum. Ancak yine de bugün, bana uysun uymasın, yaşadığım her şeyin bana bir şey kattığına inanma eğilimindeyim. Uzmanlık eğitimimi yabancı bir ülkede aldım. Orada yaşadıklarım ve öğrendiklerim bana çok şey kattı ve sanırım benden biraz bir şeyler de götürdü o sıralar, bunu çok sonraları fark ettim. Bugün, farklı dünyaların karşıtlıklarını yaşamış olmamın, sonradan kendi yolumu bulmamı kolaylaştırmış olduğuna inanıyorum. Hatta belki de zaman içinde, dünyanın neresine ait olduğumu ve olmak istediğimi anlamama da katkıda bulunarak. Psikiyatri söz konu... Devamını görmek için bkz. |  |
 | ELEŞTİRİLER GÖRÜŞLER |
Abdullah Tekin, “Hayat”, Cumhuriyet Kitap, 5 Eylül 2002 Daha önce Kızarmış Palamutun Kokusu, Kimbilir, Dersaadet'te Dans ve Bir Günlük Yerim Kaldı, İster misiniz? kitaplarını yazan Engin Geçtan, uzmanlık eğitimini yurtdışında alan bir psikiyatris. Bu nedenle Geçtan, günümüzde "farklı dünyaların karşıtlıklarını yaşamış olmamın, sonradan kendi yolumu bulmamı kolaylaştırmış olduğuna inanıyorum" diyor. (s. 5) ve ekliyor "Yıllardır iç dünyalarını benimle paylaşan insanlar olmasaydı herhalde bu satırları yazıyor olamazdım." (s. 6) İnsanların kendisiyle paylaştıklarını daha geniş kitlelere aktarmak istemesi, klinik çalışmalarını psikoterapist olarak sürdüren Geçtan'ın paylaşımcı yönünü ortaya çıkarır. Ne var ki konuştuğu kimselerle paylaştığı düşünceleri geniş kitlelere aktarma aşamasında daha özenli, daha seçici ve daha farklı bir yöntem uygulaması beklenirdi. Konuştuğu kişiler -mümkündür ki- aynı çizgide, aynı donanım ve düzeyde olabilirler. Ama geniş kitleler için aynı şeyleri söylememiz söz konusu olamaz elbette... Geniş kitlelere yönelirken daha özenli ve farklı olma yaklaşımı "popülist" bir edim olarak değerlendirilemez. Bazı deyimleri, sözcükleri ve bazı kavramları dar ve özel çevreler, arkadaş veya meslektaş grupları kolay anlayabilirler. Ama bunu geniş kitlelerden bekleme hakkına sahip olamayız. Yok eğer geniş kitlelerden amacımız sınırlı sayıda anlayanlar ise ve Hoca Nasrettin örneği "Bilenler bilmeyenlere anl... Devamını görmek için bkz. |  |
Ümran Kartal, “Rağmen varolabilmek”, Radikal Kitap Eki, 28 Haziran 2002 İlkokulda "Hayat Bilgisi" dersimiz vardı. Ortaokulda fen ve sosyal bilgisine dönüşecek olan bu ders doğa, biyoloji, toplum, coğrafya vb. konularda bilgi veriyordu vermesine ama ezberci sistemimiz bunları sonradan unutulmak üzere beynimize kaydetmemizi sağlıyordu. "Hayat", hayat bilgisi kitaplarından ezberlediğimiz şekilde yaşanmıyordu. Bunu o zamanlar bilmiyorduk, bilemiyorduk. Sonradan tam da "hayat"ın içine düşünce, büyüyünce, hayat karşısında büyülenince anlayacaktık ki bir gün öğrendiğinizi sandığınız şey ertesi gün karşınıza kocaman, içinden çıkılmaz bir sorun olarak çıkabiliyor. Ya da "anladım" dediğiniz, sorduğunuz sorulara cevap bulduğunuzu sandığınız an yeni sorulara doğru açıldığınız an oluyor. Sonra, ama çok sonra sonra içinizin karardığı kapkara bir gecede bir şairin "daima güzel bir yanıttır daha güzel bir soru soran" sözleriyle ferahlıyorsunuz. Evet, evet belki de hayat işte böyle bir şey diyebiliyorsunuz, sabaha taze sorularla buluşmak üzere, sırf o gecelik rahatlamış uyuyarak. Hayat, işinize git-gellerle, içinizdeki gel-gitlerle devam ederken elinize bir kitap geçiyor. O gün hayatınızın kötü günlerinden biri. Yılgın, yorgun, bıkkın, kızgınsınız. Ruh kırgınlığının beden kırgınlığına dönüşmüş olduğu o gün bu kitabı okumaya başlıyorsunuz. Akşamüstü güneşi vuruyor pencereden, yatağa uzanmışsınız. Okudukça hem yatağın hem de kitabın içine gömülüp "terapi gibi" diy... Devamını görmek için bkz. |  |
Feridun Andaç, "Bir Yazarın Kanatlarında...", Cumhuriyet Kitap Eki, 12 Eylül 2002 Yeraltından Notlar'ı okurken bana çekici gelen yan, okumanın ilerlediği yerlerde ürkütücü olmaya başlamıştı. Camus'nün Yabancı'sından sonra Dostoyevski'nin bu labirentine girmek ezici gelmişti. Tüm bunların yeterince ayrımında mıydım? Sanmıyorum! Dahası, psikanalizlealışverişiminpek olmadığı bir yaş dönemindeydim. O günlerde, on yedi on sekiz yaşlarındaki bir gencin dünyasında, sağaltıcı gelebilen tek şey butür klasik yapıtlardı. Sıkıntılar çektiğim matematiğin, öfkelendiğim tarihin, dersi bitse diye dakikalarını saydığım fiziğin zamanla bilme/öğrenme tutkumun aracı olmasında edebiyatın payını hiçde yadsıyamam. Gelip Freud'la, Jung'la yüzleşmemde de öyle olmuştu. Kafka'nın en açmaz metinlerine buradan yürümüş, Dostoyevski'ye, Camus'ye onların ışığından bakmaya çalışmış; Yaşar Kemal anlatılarında sık sık yinelenen cinayet olgusuna buralardan edindiklerimle bakar olmuştum. Psikanaliz bir başka görüyü getirip sunuyordu bize. Ama edebiyat tüm bilimlerin açkısı gibi ötemizde duran oylumlu bir yapıydı. İnsana/topluma dair her şeyi derleyip sunan, gösteren, baktıran, hissettirendi. Uzun Erimli Bir Yol Arkadaşı Nice sonra İnsan Olmak yapıtıyla yüzleştiğim Engin Geçtan da yepyeni bir ufuk açmıştı bende. Zamanla onu, yazdıklarını benzersiz bir yol arkadaşı kılmıştım kendime. Engin Geçtan'ın her bir anlatısı insana dairdir. İnsanın yaşamsal ... Devamını görmek için bkz. |  |
Hasan Saraç, "Akademisyenliği, terapistliği ve romanlarıyla Türkiye’nin Irvin Yalom’u", Edebiyat Haber, 17 Eylül 2012 "Bugün insanların birbirinin karşıtı olan iki ayrı eğilimi doğuştan getirdiğine inanıyorum. Bir yanda dostluğu, sevgiyi ve yardımlaşmayı içeren bir eğilim, diğer yanda bencilliğe ve bozup yıkmaya yatkın bir eğilim. Her insanda bu eğilimlerin ikisi de var; ama hangi eğilimin egemen olacağını bireyin doğduğu andan bu yana geçirdiği yaşantılar belirliyor." Ülkemizin en seçkin psikiyatrlarından Engin Geçtan 12 Ocak 1932’de İzmir’de dünyaya geldi. 1956 yılında İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden mezun olan Geçtan, psikoloji ve nöroloji dallarında ABD’de New York ve Columbia üniversitelerinde beş yıl süreyle uzmanlık eğitimi gördü. 1974'te profesörlüğe yükselen Geçtan, ODTÜ, Ankara, Boğaziçi ve Marmara üniversitelerinde öğretim üyeliğinde bulundu. Ayrıca, bir yandan psikiyatr olarak mesleğini icra ederken, bir yandan da sürekli yazıyordu. "Dünyada iki tür insan vardır: Yaşayanlar ve yaşayanları seyredip eleştirenler. Seyretmek ölümü, katılmak ise yaşamı simgeler!" Özgün terapi yöntemleri, insanlarla ilişkilerde duyarlılığı ve aldığı başarılı sonuçlarla alanında saygın bir yeri olan Geçtan, elli küsur yıldır terapilerini büyük bir tevazu ve gizlilik içinde yürütmektedir. Ayrıca, aynı zamanda dostu olan değerli Amerikalı meslektaşı Irvin Yalom gibi, deneyimlerini ve birikimini geniş okur kitleleri ile paylaşm... Devamını görmek için bkz. |  |
|