ISBN13 978-975-342-660-2
13x19,5 cm, 176 s.
Liste fiyatı: 22.50 TL
İndirimli fiyatı: 18.00 TL
İndirim oranı: %20
Bu kitabı arkadaşına tavsiye et
Nurdan Gürbilek diğer kitapları
Vitrinde Yaşamak, 1992
Yer Değiştiren Gölge, 1995
Ev Ödevi, 1999
Kötü Çocuk Türk, 2001
Kör Ayna, Kayıp Şark, 2004
Benden Önce Bir Başkası, 2011
Sessizin Payı, 2015
İkinci Hayat, 2020
AYIN ARMAĞANIAYIN ARMAĞANI
Ajanda 2021 / Hayat Memat
1. Basım
Liste Fiyatı: 9.50 TL yerine armağan
Diğer kampanyalar için
 
Mağdurun Dili
Denemeler
Kapak Resmi: Selma Gürbüz
Kapak Tasarımı: Emine Bora
Kitabın Baskıları:
1. Basım: Mart 2008
5. Basım: Nisan 2018

Mağdurun Dili'nde, edebiyatın dışlanmışlıkla kesiştiği alanda dolaşıyor Nurdan Gürbilek. Çoğu zaman klişelerle yaklaştığımız mağdurluğa edebiyatın nasıl ışık düşürebileceğini, öte yandan dışlanmışlık duygusunun edebiyatı nasıl biçimlendirdiğini anlamaya çalışıyor. Dostoyevski'nin "yeraltı trajedisi" adını verdiği çatışmanın, aynı anda hem büyük hayaller hem de incinmişlikten yapılma bir yeraltına itilmişliğin, yazarın okuruyla ilişkisini nasıl etkilediğini inceliyor. Edebiyatın gurur yarasını, yazarın kibrini, dahası okurun tutunamamışlıktan neden ısrarla bir zafer çıkarttığını tartışıyor.

Tartışmanın orta yerinde ise bir "dil" problemi var: "Yazar ya mesafeli bir tavırla ele alacak bunları; acıyı olgudan, mağduru kavramdan, dışlanmışlığı laftan ibaret bırakacak; kimseyi tam inandıramayacak; canevinden vuramayacak okurunu. Ya da yoğun duygudan yola çıkacak; acıyı gülünçleştirmeyi, bir acı efektine dönüştürmeyi göze alacak. Öyleyse bu 'kırık ve ıstırap dolu' malzemeyi nasıl anlatmalı? Kayıtsız kalmadan, ama bir mutlak dayanağa da dönüştürmeden, acı çekeni küçük düşürmeden anlatılabilir mi bütün bunlar? Acıyı hayatın kurucu ilkesiymiş gibi göstermeden, mağdurluktan gurur, kayıptan ihtişam çıkartmadan anlatmak mümkün mü? Mutsuzluğa yakından bakan, ama mutsuzluk fikriyle mutlu olmayan bir edebiyat mümkün mü gerçekten?"

Dostoyevski'nin, Oğuz Atay'ın, Yusuf Atılgan'ın, Cemil Meriç'in yapıtlarının ışığında bu soruların cevaplarını arıyor Gürbilek.

OKUMA PARÇASI

Giriş bölümü, s. 9-17.

Bu kitapta zor bir konuyu, en azından bana hep zor gelmiş bir konuyu, edebiyatın mağdurlukla ilişkisini ele almaya çalışacağım. Mağdurluğun, adına "edebiyat" dediğimiz anlatma deneyimini nasıl biçimlendirdiğini, ama edebiyatın da adına "mağdurluk" dediğimiz duruma nasıl bir ışık düşürdüğünü anlamaya çalışacağım. Kendini dışlananlara, horlananlara, haksızlığa uğrayanlara yakın hisseden bir edebiyatın imkânlarını, aynı zamanda da sorunlarını tartışacağım. Ama önce kitabı borçlu olduğum, deyim yerindeyse ilk kıvılcımı çakan yapıttan, onun bazı bölümlerinden söz etmek istiyorum.

Oğuz Atay'ın Tutunamayanlar'ında beni en çok etkileyen bölümlerden biri, Selim'in bazı anları aklından çıkaramadığını anlattığı bölümdü. Atay'ın acıyı onca sayfa paranteze aldıktan, bir espri kabuğunun içine gizledikten sonra, okunu dosdoğru okurun kalbine yolladığı nadir anlardan biri. Unutamadığını anlatıyordur Selim: derede yıkanan çingene çocuğunu, çocuğun giysile...

Devamını görmek için bkz.
ELEŞTİRİLER GÖRÜŞLER

Mahmut Temizyürek, "Acı anlatılabilir mi?", Radikal Kitap Eki, 14 Mart 2008

Nurdan Gürbilek, Mağdurun Dili adını verdiği altıncı kitabında, edebiyatın aşağılanma duygularıyla ilişkisini sorguluyor. Hor görülme, alay edilme, gurur, incinme, acı çekme gibi duyguların klişelerden kurtulup edebiyatta nasıl biçimlendiğini, bu duyguları kendinde bulan yazarların edebiyatı nasıl biçimlediğini tartışıyor. Gürbilek'in asıl kahramanları Oğuz Atay, Dostoyevski, Cemil Meriç ve Yusuf Atılgan; ama konunun daha birçok yazarı kuşatan geniş bir referansı var. Yazma sürecinde yazarın yaşadığı bu duyguları anlatmak için başvurduğu edebi yollara ve bu yolda oluşan dile yoğunlaşan Gürbilek'in tartışmaları, önceden olduğu gibi, çoğunlukla edebi metnin yapıçözümü niteliğinde. Dışlanmış, horlanmış insan olarak yazar ile bu duyguları en az bir kez olsun yaşamamız için sahneler kuran hayat arasında duran edebi metin, yazarda ne gibi sorunlarla boğuşup hallol...

Devamını görmek için bkz.

Füsun Akatlı, “Hayatı edebiyatla sınamak”, Milliyet Kitap Eki, 9 Nisan 2007

Nurdan Gürbilek, ilki 1992’de yayımlanan altı kitabıyla Türk deneme edebiyatına yepyeni bir soluk getiren bir yazar. Bu kitaplarında yer alan her denemesinde bilgi ve birikimini, gelişmiş ve incelmiş bir edebiyat beğenisi ile yoğurarak değerli bir emek sergiliyor. Benimsediği yordam, seçtiği yazarları ve eserleri kavramsal çerçeveler içinde değerlendirerek, okuruna farklı perspektiflerden sunmak. Tabii yazarların ve eserlerin seçiminde de, tema seçiminde de karşılıklı bir birbirini belirleme söz konusu.

Söz gelimi, Ev Ödevi’nde tema; çocukluk, çocukluğun yaşandığı, içinde büyünen ev. Yazarlar ise; Oğuz Atay, Lâtife Tekin, Tezer Özlü, Bilge Karasu. Yer Değiştiren Gölge’de tema; okurun, okuduğu metinle ilişkisinde keşfettiği içsel dünyasına ait imgeler. Seçilen yazarlar; Tanpınar, Oğuz Atay, Bilge Karasu, Yusuf Atı...

Devamını görmek için bkz.

Metin Celâl, ''Mağdurun Dili'', Cumhuriyet Kitap Eki, 8 Mayıs 2008

'Bu kitapta zor bir konuyu, edebiyatın mağdurlukla ilişkisini ele almaya çalışacağım. Mağdurluğun, adına 'edebiyat' dediğimiz anlatma deneyimini nasıl biçimlendirdiğini, ama edebiyatın da adına 'mağdurluk' dediğimiz duruma nasıl bir ışık düşürdüğünü anlamaya çalışacağım. Kendini dışlananlara, horlananlara, haksızlığa uğrayanlara yakın hisseden bir edebiyatın imkânlarını, aynı zamanda da sorunlarını tartışacağım' diyor Nurdan Gürbilek, Mağdurun Dili'nin girişinde.

Gürbilek, mağduriyeti Dostoyevski, Oğuz Atay, Cemil Meriç ve Yusuf Atılgan'ın yapıtları üzerinde çalışarak ele almış. 'İlk kıvılcımı çakan yapıt'ın Oğuz Atay'ın Tutunamayanlar'ı olması şaşırtıcı değil. Ama esas açılımı Dostoyevski'nin yapıtları sağlıyor. Horgörülme, aşağılanma, görmezden gelinecek kadar değersiz olma, böcekleşme' Mağduriyetin doğurduğu tepkiler de var. Yeraltına kaçmak, görünmem...

Devamını görmek için bkz.

Rengin Arslan, "Oğuz Atay'dan Dostoyevski'ye Mağdurun Portresi", Remzi Kitap Gazetesi, Haziran 2008

Dışlanmışlık, hor görülme, mağduriyet, yer altı... Nurdan Gürbilek’in Mağdurun Dili kitabının son sayfasını okurken zihnimden geçen kelimelerdi bunlar. Her biri okuduğumuz kitapların, izlediğimiz filmlerin, pembe dizilerin hatta arabesk diye tanımladığımız müzik türünün ana temaları olarak düşünülebilir. Aynı sözcükler aynı zamanda ggüçlü, çarpıcı bir edebiyat eserinin, hatta Cemil Meriç’te olduğu gibi bir hayatın anahtar sözcükleri olarak da karşımıza çıkıyorabiliyor. Beceriksiz ellerde melodrama dönüşen, gülünç hale gelen, bilinçsiz duygu seli yaratan bu mağduriyet durumu duygular üzerine kurulan eserler, usta ellerde hayatın bir parçasının güzel anlatımına dönüşüyorgüçlü bir edebiyat yapıtına dönüşüyor . Bu sayede bu anlatımlarla şekillenen kitaplar yıllardır başucumuzda duruyor.

Gürbilek bu kelimelerin kitabında mağdurun, e...

Devamını görmek için bkz.

Erendiz Atasü, “Yeraltındaki hayaletler: Gurur ve Horlanma”, Cumhuriyet Kitap Eki, 24 Nisan 2008

Metis Yayınları, edebiyat üstüne düşünen ve düşündürten (edebiyatbilim gibi katı ve soğuk çağrışımları olabilecek bir terimi kullanmak istemiyorum doğrusu) değerli kitaplar yayımlamayı sürdürüyor. Nurdan Gürbilek’in Mağdur’un Dili adlı yapıtı, dilimizde kaleme alınmış, edebiyat alanında düşünce üreten kanımca en önemli yaratılardan biri.

Mağdur’un Dili, edebiyatın harcı olan unsuru, yani düşüncenin ve duygunun nasıl olup da söyleme dönüştüğünü, mağduriyet halinin, horlanmanın, kendini aciz hissetmenin dile gelmesi bağlamında inceliyor. Yapıtın kapsamı doğal ki bu kadarla kalmıyor; Gürbilek, incelediği yazarların, giderek “yazar”ın ruh durumu üstüne hiç yabana atılamayacak ipuçları sunduktan sonra, “yazar”la ilgili kavrayışını, kitabının sonlarına doğru yer alan Yazarın Kibri bölümünde dört ...

Devamını görmek için bkz.

Necmiye Alpay, “Mağdurluğu anlatmak”, Virgül, Haziran 2008

Nurdan Gürbilek Mağdurun Dili’nde, mağdurun anlattıklarından mı söz ediyor, yoksa mağdurluğun anlatılışından mı? Belirli anlamlarda olmak üzere, ikisinden de. Birer mağdur olarak yazarların başka bazı mağdurları nasıl anlattığına bakıyor. Ancak, dikkat: Nurdan Gürbilek bu arada, ‘mağdur’ ve ‘anlatmak’ dahil bazı yerleşik kavramları esaslı bir biçimde sarsarak her birinde yeni kavrayışların yolunu açıyor. Çözümlemek üzere seçtiği yazarlar da ne genel bir ‘mağdurluk’ başlığı altında sıralanabilecek konuların anlatıcılarıdır, ne de, Dostoyevski ile, Türk edebiyatında onu iyi bilen ya da ondan etkilendiğini söylemiş yazarlarla sınırlandırılmış bir grup. Gürbilek’in eleştirel düşünceye olan temel bir katkısı bir kez daha karşımıza çıkıyor burada: Çelişkilerin içselliğini ve bizim nasıl, farkına varılması daha zor olduğu için asıl üstünde durulup açığa çıkarılması gerekeni, yani...

Devamını görmek için bkz.

Ali Galip Yener, “Nurdan Gürbilek’in deneme türüne yaklaşımı üzerine”, Evrensel Kültür Dergisi, Haziran 2010

Okuduğunuz yazıda, yaklaşık 20 yıldır denemeleri yayınlanan, sonuncusu 2010 Erdal Öz Edebiyat Ödülü olmak üzere çok sayıda ödül kazanmış ve aynı türde altı kitabı olan Nurdan Gürbilek’in Türkçe edebiyatta deneme türüne yaklaşımı üzerinde durmaya çalışacağım. Gürbilek’in yapıtlarına geçmeden önce deneme türünün imkân ve sınırlarına, felsefeci ve edebiyat teorisyenlerince nasıl ele alındığına bir göz atmak uygun olacaktır.

Deneme türü, kimi yazarlara göre salt kişisel görüşlerin dilediğince aktarıldığı bir yazı alanı değildir. Deneme ile eleştiri arasındaki kaypak sınırda, yazarın içselleştirdiği düşünsel kalıtın etkisiyle kaleme aldığı referanslı yazılar da denemeye dahil edilebilmiştir. Bu anlamda deneme, Georg Lukacs’ın deyişiyle, boş bir sayfanın üzerine denemecinin güncel ruh hali ile koşutluk içinde istediğini yazma çabasına indirgenemez: “Deneme daima za...

Devamını görmek için bkz.
 


Metis Yayıncılık Ltd. İpek Sokak No.5, 34433 Beyoğlu, İstanbul. Tel:212 2454696 Fax:212 2454519 e-posta:bilgi@metiskitap.com
© metiskitap.com 2020. Her hakkı saklıdır.

Site Üretimi ModusNova