Çalınan Dikkat Neden Odaklanamıyoruz? Özgün adı: Stolen Focus Why You Can’t Pay Attention Çeviri: Barış Engin Aksoy Yayıma Hazırlayan: Özde Duygu Gürkan Kapak Tasarımı: Emine Bora |
Kitabın Baskıları: | 1. Basım: Kasım 2022 | 9. Basım: Kasım 2024 |
Gazeteci-yazar Johann Hari, son yıllarda bir şeylere odaklanmakta ne kadar zorlandığını fark ettiğinde suçu önce kendisinde aramış. Ama sonra aslında çoğu insanın aynı sorundan muzdarip olduğunu görmüş. Böylece meseleyi araştırmaya, uzmanlarla görüşmeye başladığında çok daha derin ve kapsamlı nedenlerin söz konusu olduğunu keşfetmiş. Çalınan Dikkat’te Hari bu nedenleri detaylarıyla ele almanın yanı sıra, dikkatimizi geri kazanmanın yollarına kafa yoruyor. Bireysel çabaların, yani sırf kendi hayatlarımızda birtakım değişiklikler yaparak sorunu çözmeye çalışmanın ancak bir yere kadar etkili olabileceğini vurgulayan Hari, “dikkatimizi bizden çalan kuvvetlerle kolektif olarak yüzleşip onları değişime zorlamamız gerektiğini” belirtiyor. Bunun ise acil bir mesele olduğunu, çünkü dikkati dağılmış bir toplumun, önündeki en önemli sorunlara bile odaklanamayacağını ve çözüm üretemeyeceğini söylüyor. “Böyle az uyuyup çok çalışan, üç dakikada bir faaliyet değiştiren, zaaflarımızı öğrenip manipüle etmek için tasarlanmış sosyal medya siteleri tarafından takip edilip gözlemlenen, stres fazlalığından aşırı tetikte yaşayan, enerjinin sıçrayıp çakılmasına yol açan bir şekilde beslenen, her gün beyne zarar veren toksinlerle dolu bir kimyasal çorbası soluyan bir toplum olmaya devam ettiğimiz takdirde – ciddi dikkat sorunları yaşayan bir toplum olmaya da devam edeceğiz, evet. Ama bunun bir alternatifi var. Örgütlenip karşı koymak – dikkatimizi ateşe veren kuvvetlerle mücadele edip yerlerine iyileşmemize yardımcı olacak kuvvetler geçirmek.”  | İÇİNDEKİLER |
Giriş Memphis’te Yürürken
1 Birinci Neden: Hızın, Geçişlerin ve Süzme Faaliyetinin Artışı
2 İkinci Neden: Akış Halinin Ketlenmesi
3 Üçüncü Neden: Fiziksel ve Zihinsel Bitkinliğin Artması
4 Dördüncü Neden: Uzun Süreli Okumanın Kaybolması
5 Beşinci Neden: “Zihin Gezinmesi”nin Aksaması
6 Altıncı Neden: Sizi Takip Edip Yönlendiren Teknolojilerin Artışı (Birinci Bölüm)
7 Altıncı Neden: Sizi Takip Edip Yönlendiren Teknolojilerin Artışı (İkinci Bölüm)
8 Yedinci Neden: Zalim İyimserliğin Artışı (ya da: Bireysel Değişim Neden Önemli Bir Başlangıç Ama Yeterli Değil)
9 Derinlikli Çözüme İlk Bakışlar
10 Sekizinci Neden: Stres Artışı ve Tetiklediği Teyakkuz Hali
11 Hız ve Bitkinlik Artışını Tersine Çevirmenin Yollarını Bulanlar
12 Dokuzuncu ve Onuncu Nedenler: Beslenme Düzeninin Bozulması ve Kirliliğin Artması
13 On Birinci Neden: DEHB’nin Artışı ve Buna Verdiğimiz Yanıt
14 On İkinci Neden: Çocuklarımızın Maruz Kaldığı Fiziksel ve Psikolojik Kapatılma
Sonuç Dikkat İsyanı
Dikkat Becerisinin İyileştirilmesi İçin Mücadele Veren Gruplar
Teşekkür
Notlar
Dizin
 | OKUMA PARÇASI |
Giriş, Memphis’te Yürürken, s. 11-12 Dokuz yaşındayken vaftiz oğlumda kısa ama feci şiddetli bir Elvis Presley saplantısı gelişmişti. Kral gibi mırıltılarla kalça sallayarak avaz avaz “Jailhouse Rock” şarkısını söylüyordu. Bu tarzın alay konusu haline geldiğini bilmediği için, havalı olduğunu zanneden bir çocuğun yürek ısıtan içtenliğiyle yapıyordu bunu. Şarkıya tekrar başlamadan önceki kısa aralarda Elvis hakkında her şeyi öğrenmek istiyor (“Her şeyi! Her şeyi!”), ben de o heyecan verici, üzücü, aptalca hikâyeyi anahatlarıyla bir çırpıda anlatıyordum. Mississippi’nin en yoksul kasabalarından birinde doğmuş Elvis, çok çok uzak bir yerde, diyordum. Birlikte dünyaya geldiği ikiz kardeşi birkaç dakika sonra ölmüş. Büyürken annesi ona, her gece aya şarkı söylerse kardeşinin onu duyacağını söylemiş; o da öyle yapmış. Tam televizyonun patladığı dönemde sahneye çıkmaya başladığı için, daha önce kimsenin yakalayamadığı bir üne kavuşmuş birdenbire. Gittiği her yerde insanların çığlıklarıyla karşılaştıkça dünyası bir çığlık odası haline gelmiş. Bunun üzerine kendi inşa ettiği bir kozaya çekilip kaybettiği özgürlüğün ikamesi niyetine sahip olduklarının tadını çıkarmaya başlamış. Annesi için bir malikâne satın alıp adını Graceland koymuş. Hikâyenin kalan kısmını hızla geçiyordum – bağımlılık, Vegas’ ta sahnede vıcık vıcık terleyerek, yüzünü çarpıtarak mütemadiyen saçmalaması, kırk iki yaşında ölümü. Adam diye anacağım vaftiz oğlum (kimliğini... Devamını görmek için bkz. |  |
 | ELEŞTİRİLER GÖRÜŞLER |
Bahar Çetiner, "Yaşamayı denedim ama dikkatim dağıldı", edebiyathaber.net, 19 Aralık 2022 En son ne zaman bir işe gömülüp zamanın nasıl geçtiğini unuttunuz? Kendinizi akışa bırakıp yaptığınız işle hemhâl olmaktan ne zaman zevk aldınız? Son zamanlarda bu benim için imkânsız hâle geldi. Bilgisayarımın başına oturup çalışmaya başladığımda ya da elime bir kitap aldığımda sık sık telefonuma gelen bildirimlere, epostalarıma baktığımı fark ettim. Tam da böyle dikkatimin daldan dala konduğu bir anda, Metis Yayınları’ndan çıkan Çalınan Dikkat sosyal medyada karşıma çıktı. İskoç asıllı gazeteci-yazar Johann Hari, düşündüğümüzden daha tehlikeli, manipülatif, zehirli bir sisteme karşı gözlerimizi açmaya çalışıyor. Bizi sürekli “meşgul edip” internette gezinmemizi sağlayan ve ne kadar çok vaktimizi çalarsa o kadar çok para kazanan manipülatif bir sistem. “Özgür olduğunuza, seçimler yaptığınıza, neye dikkat göstereceğinizi belirleyen karmaşık bir zihniniz olduğuna inanıyorsunuz ama bunlar hikâye.” Hepimiz like ve retweet bağımlısı hâle geldik. Johann Hari, telefonlarımıza her 24 saatte 2617 defa dokunduğumuzu söylüyor ve ekliyor: “Amaç insanlarda bir açlık yaratmak. Kullanıcıları kendinize mi bağlamak istiyorsunuz, delirtin onları.” İnsanların yaşam tarzlarını, neleri göreceklerini, neleri görmeyeceklerini şekillendiren bir sistemin içinde, iplerimizi kendi ellerimizle sahiplerimize teslim etmişiz. Yazar, zihninin uyaranlarla kirletildiği bir ... Devamını görmek için bkz. |  |
Burak Göral, "Nereye gitti dikkatimiz?", hurriyet.com.tr, 13 Ocak 2023 Ne kadar iyi, anlamlı ve ilham verici bir Film yaparsanız yapın bir filmin hayatınızda büyük bir değişiklik yaratması çok zordur. Ama bir kitabın hayatınızı değiştirmesi, empati yaratması ve bazı kararlar almanızı sağlaması çok mümkündür. Johann Hari’nin Çalınan Dikkat adında, tam da altbaşlığındaki “Neden odaklanamıyoruz?” sorusuna odaklanan bu önemli kitabı, hepimizin mustarip olduğu büyük bir sorun hakkında ilham verici, aydınlatıcı ve değerli bir çalışma. Her şey Johann Hari’nin vaftiz oğlu, Z Kuşağı mensubu Adam’la Elvis Presley’in müzeye döndürülmüş malikânesi Graceland’e yaptıkları yolculukla başlamış. Adam’ın daha küçücük bir çocukken bile hayalini kurduğu o gezi sırasındaki ekrana bağımlı halini gördükçe bir yerde dayanamayıp artık patlamış: “Böyle yaşanmaz! Bir tanecik hayatını kaçırıyorsun!” Ama Hari’nin uyanışı sadece yeni neslin ekran mahkûmiyetiyle sınırlı değil; anı yaşama becerisini kaybetmek büyük-küçük hepimizin bir sorunu şu an. Biz yetişkinler Adam’dan farklı bir durumda değiliz ki! Sabah uyanır uyanmaz elimiz hemen telefona gitmiyor mu? Mail’lerimizi, Instagram ya da Twitter sayfalarımızı kaç dakikada bir kontrol ediyoruz? Dikkatimizi bölmeden bir işimize, okuduğumuz kitaba, izlediğimiz filme ne kadar odaklanabiliyoruz? Instagram ‘story’lerine, TikTok ya da YouTube videolarına günde toplamda kaç saat ayırıyoruz? Üzerimizde O... Devamını görmek için bkz. |  |
Güney Mengen, "Çalınan Dikkat, İrade Felci ve Toplumsal Özne", elyazmalari.com, 13 Ocak 2023 Şimdiye kadar, içinde yaşadığımız topluma dair birçok tanımlama yapıldı. Gözetim, tüketim, denetim, performans, yorgunluk toplumu; palyatif, McDonald’slaşmış, kuşatılmış, yabancılaşmış, uykusuz toplum… Felaketler, belirsizlik, dijital ve canavarlar çağı vd. Bu tanımlamalar dahi çok boyutlu ve karmaşık bir çağda ve toplumda yaşadığımıza işaret. Evet, devletler, şirketler ve erkekler tarafından gözetleniyoruz, yönlendiriliyoruz, yorgunlaştırılıyoruz, iradesizleştiriliyoruz… Bunlardan yakınmanın bir anlamı var mı? Kendimizin dışında bir şeyler gelişiyor ve elimizden bir şey gelmiyor gibi hissediyoruz.Egemenler, bu faaliyetleri yalnızca kendileri olarak ve yalnızca kendi aygıtlarıyla yapsalardı bu kadar başarılı olamazlardı. Günümüzdeki piyasa odaklı toplumsallığın özelliği, egemenlerin kuşatma faaliyetlerini bizi de birer öznesi haline getirerek gerçekleştirmesi. Biz de işin içindeyiz, failiz, özneyiz; çevremizdeki insanları hatta tanımadığımız insanları bile gözetliyoruz, denetliyoruz, rasyonelleştiriyoruz. Bir başkasının denetimi, gözetimi, yorgunluğu vd. bizim bu toplumsallığı yeniden üretmemizden geçiyor. Bunu dışarıdan yapamayız, biz de içerideyiz. Eğer insan doğası denilen şey, içinde bulunduğumuz “toplumsal ilişkilerin bütünü” değil de tek tek bireylere özgü ve statik bir şey olsaydı böyle bir çağda ve toplumda yaşadığımız için o... Devamını görmek için bkz. |  |
Menekşe Tokyay, "Dikkat! Dikkatiniz çalınabilir!", Gazete Duvar, 5 Şubat 2023 Bir süredir herkes birbirine bir kitabı tavsiye ediyor. Hiç ummadığınız dostlarınızdan gün içinde benzer mesajlar alıyorsunuz: “Mutlaka bu kitabı oku”. Kitabın felsefesine ters düşecek şekilde, yanında kahve, az ötede kar manzarasıyla kitabın kapağı paylaşılıyor; 280 karakterlik tweet’lere bol etkileşim çekme niyetiyle kitaptan pasajlar sığdırılıyor. Kitabın kapağında elinde cep telefonuyla bir çocuk; ayağının hemen dibinde onunla oynamak için bekleyen bir köpek ve bir tenis topu. Ama çocuğun gözü telefon ekranından başka bir şey görmüyor. Çünkü hepimiz, farklı derecelerde de olsa, birer “elektronik tasma” ile yaşıyor ve dijital dünyanın istilacı güçlerine karşı sömürge haline geliyoruz. Ama kitap bize –zaman zaman başımıza vura vura- şunu anımsatıyor: Ölüm döşeğindeyken sosyal medyada kaç beğeni aldım diye düşünmüyor insan... Evet, son günlerde siyasi ve sosyolojik yelpazenin çok farklı noktalarındaki insanların önemli bir kısmının yolları tek bir kitapta kesişmiş durumda: Çalınan Dikkat: Neden Odaklanamıyoruz? (Johann Hari, Metis Yayınları, 2022). Kitap aslında birçoğumuzun zaman zaman yeni bir yıla veya yaşa başlarken aldığımız bir kararla da örtüşüyor: Telefonla, tabletle, sosyal medyayla geçirdiğimiz verimsiz ve gereksiz süreyi azaltmak; dijital detoksa girmek; işimize, hedeflerimize, hayallerimize bu şekilde daha fazla odaklan... Devamını görmek için bkz. |  |
Abdullah Aren Çelik, "'Çalınan Dikkat', çalınan hayat", Gazete Duvar, 24 Şubat 2023 İtalyan yazar Carlo Collodi'nin yazdığı Pinokyo isimli çocuk romanını bilmeyen yoktur. İki yüzün üzerinde dile çevrilen kitap, çocuk edebiyatının başyapıtlarından biri sayılıyor bugün. Yaşlı ve yalnız yaşayan Gepetto isminde bir marangozun can sıkıntısıyla bir kütükten yaptığı kuklanın hikâyesidir Pinokyo. Kuklaların hikâyesi oldukça eskidir, kimi kaynaklara göre ilk kez Antik Yunan’da, kimine göre Mısır’da, kimine göre Amerika’da, kimine göre de Anadolu’da ortaya çıkmıştır. Bir kuklanın nerede ortaya çıktığı önemli olmayabilir fakat bugün feyz alınan bazı fikirlerle benzerlik oluşturması açısından üzerinde çokça düşünülmesi gereken bir yaratıcılıktır kuklacılık. Kısa süre önce Metis Yayınları tarafından Johann Hari’nin Çalınan Dikkat isimli bir kitabı yayımlandı. Konusu itibarıyla ilgi çekici kitabın, ilk satırından son cümlesine kadar okurunun ilgisini ve “dikkatini” üzerinde toplamayı başardığını görüyoruz. İnsanın aklına kukla sanatı geliyor; görünmeyen bir güç hayatımızın her anını planlıyor, yönetiyor, zevklerimize karışıyor, neyi alıp neyi almayacağımıza karar veriyor; aynı duygunun, aynı düşüncenin, aynı yanılgının, aynı arzuların kölesine dönüştürüyor bizi. Sanki bir elin parmakları arasındaki iplerle hayatımız Pinokyo’nun hayatı gibi kontrol ediliyor. Hari bunu fark etmiş olacak ki, hayatımızı yöneten, yönetirken bizi d... Devamını görmek için bkz. |  |
Burcu Gebeş, "Neden Odaklanamıyoruz?", bookinton.com, 28 Mart 2023 Twitter’da dolanıyordum. Yine her zaman olduğu gibi videolarda insanların feveranlarını izliyor, öfkeli yazılarını okuyordum. O gün, birkaç hocam belli saat aralıklarıyla aynı kitabı paylaşıp mutlaka okunması gerektiğini söyledi. İlgimi çekti. Nedir acaba, derken odaklanma sorunuyla ilgili bir kitap olduğunu gördüm. Kendim de dikkat dağınıklığından şikayetçi olduğum için merak ettim ama yazarın çok enteresan bir şey söyleyeceğini de düşünmedim. Biraz araştırma yaptığımda ise yazarın odaklanma meselesine çok farklı bir bakış açısıyla yaklaştığını ve bu konuya dair derin bilgiler edindiğini ayrıca pek çok uzmanla görüşme yaptığını öğrendim. “Kendi hayatımda Twitter’da –takipçi sayısı ve retweet’ler bakımından– en başarılı olduğum zamanların insan olarak en işe yaramaz olduğum zamanlara karşılık geldiğini fark ettim: Dikkat eksikliği çektiğim, basite kaçtığım, iğneleyici olduğum zamanlardı bunlar.” (s. 89) Odaklanamıyoruz çünkü izin vermiyorlar Britanyalı yazar ve gazeteci Johann Hari Çalınan Dikkat: Neden Odaklanamıyoruz? kitabında kendinin de uzun süredir herhangi bir işe odaklanamadığını anlatıyor ve her geçen gün dikkat dağınıklığının arttığını fark ediyor. Bu nedenle dijital bir detoks yapmaya karar veriyor. Önceleri güzel giden bu yoksunluk sonraki zamanlarda zorlanmasına neden oluyor ve Hari kendiyle yüzleşmeye başlıyor. Önce sorunun ke... Devamını görmek için bkz. |  |
Cansu Gök Akgül, "İleri teknoloji çağında 'Odaklanmak' veya 'Odaklanamamak': İşte bütün mesele bu", neokuyorum.org, 12 Haziran 2023 Johann Eduard Hari’nin Çalınan Dikkat isimli kitabını okumaya başladığım an yazarı araştırdım ve yılların vermiş olduğu bir alışkanlıkla hemen Instagram ve Twitter’da arattım. Ve son attığı tweeti gördüm. 2024’e kadar Twitter’dan uzaklaşacağını ve dikkatini tam manasıyla üzerinde çalıştığı kitaba yönelteceğini yazmış. O günden sonra da sahiden uzaklaşmış. Bu uzaklaşma hali, yazarın deneyimlediği ve kendine iyi geldiğini gözlemlediği bir yöntem. Bende sık sık bunun üzerine düşünür oldum son zamanlarda. Fakat uzaklaşmak sandığımız kadar kolay değil. Diğer yandansa Bir tanecik hayatımız var ve biz onu kaçırıyoruz. Her şeyden önce şunu kabul etmek bence: Her yönüyle berbat bir çağda yaşıyoruz. Bitkiniz, neredeyse hepimizi esir almış ve bizi yönlendiren teknolojinin içindeyiz, her an tetiklendiğimiz bir stres yumağının içinde debeleniyoruz; yoğun mesai saatleri, hayatta kalma mücadelesi, kazandığımız paranın değersizliği, zamansızlık, son yıllarda artan hastalıklar, sağlıklı besine ulaşmanın zorluğu, hava kirliliğinin artması… daha nice olumsuz etkenler. Hal böyleyken herhangi bir şeye odaklanmak kolay değil. Çoğumuz aynı dertten muzdaribiz ve sorunu kendimizde arıyoruz, haliyle çözüm için sorumluluğu da kendimize yüklüyoruz. Aslında bu mesele sandığımızdan çok daha karmaşık. Bireysel çabalarımız b... Devamını görmek için bkz. |  |
Ömer Sümer, "Çalınan Dikkat”, manifold.press, 21 Ocak 2024 Zamanımı planlamaya dikkat göstersem de çoğu zaman önüme yaptığım planların dışında farklı şeyler çıkar ve dikkatimi dağıtıverir. Eskiden dikkat dağıtacak böyle çok şey yoktu. On-on beş yıl öncesinde öğrenciyken ders dışında yaptığım şeyleri hatırlıyorum. Çoğunluğu fiziksel aktiviteler. Arkadaş görüşmeleri bile hep önceden sözleşerek ve planlayarak yapılırdı. Bugün ise hepimizin hayatında sürekli bağlantıda olduğumuz, çoğunluğu sosyal medya mecraları olmak üzere, asıl ilgilendiğimiz ve yapmak istediğimiz işlerden dikkatimizi alıkoyan yeni şeyler var hayatımızda. Bu konuda düşünürken, aylar önce dinlediğim Deniz Yüce Başarır’ın Ben Okurum isimli podcastserisinde Murathan Mungan’la konuştuğu bölüm aklıma geldi. Gazeteci Johann Hari’nin kaleme aldığı Çalınan Dikkat [1] isimli kitap üzerine konuşmuşlardı. Sohbetleri çok ilgimi çekmişti, kitabı da okuyayım diye not almıştım, ancak yeni okuma fırsatım oldu. Bu yazıda biraz Çalınan Dikkat’ten bahsedeceğim. Giriş bölümü, “Memphis’te Yürürken” Johann Hari’yi kitabı yazmaya iten durumu çarpıcı bir şekilde anlatıyor. Vaftiz oğluyla, Memphis’e Elvis Presley’nin evine gitmeleriyle başlayan bu bölüm, dikkat dağınıklığı üzerine yazarın yaptığı araştırmanın yanı sıra dünyanın dört bir yanındaki onlarca araştırmacıyla yaptığı söyleşilere uzanan sürecin bir özeti. Bugünkü üniversite öğrencileri ortalama a... Devamını görmek için bkz. |  |
Saadet Sevinç Doğan, "Çalınan dikkat", kocaelibarisgazetesi.com, 23 Şubat 2025 Çok uzun süredir beni bu kadar etkileyen bir kitap olmamıştı. Farkındayım; oldukça kişisel bir giriş oldu ama bunu söylediğim insan sayısı çoktu ve başka türlü başlayamazdım. Çok sayıda araştırmacı ile görüşen, çok sayıda makale okuyan ve bu alandaki tartışmaları değerlendiren bir yazar var karşımızda ve elde ettiklerini kitap olarak somutlaştırıp önümüze bırakıyor. Johann Hari, bu kapsamlı çalışmasında dikkatimizi bozan şeyleri, onu nasıl geri alabileceğimize dair çokça tartışmayla beraber ele alıyor. Barış Engin Aksoy’un çevirisi ile okuyoruz kitabı ve Metis Yayınları da basımını üstleniyor. İlk sayfalarda şöyle bir açıklama ile biz okuyucuyu önce bir sarsıyor yazar; “Oregon Üniversitesi’nde görev yapan Profesör Michael Posner tarafından gerçekleştirilen bir çalışmada, bir şeye odaklanmışken dikkatiniz dağıldığında aynı odaklanma durumuna geri dönmenizin ortalama yirmi üç dakika sürdüğü ortaya çıkmıştır.” Hadi bakalım başlıyoruz çağımızın en önemli sorunlarından birine dikkat vermeye. Teknolojik gelişmelerin artıları cebimizde dursun ama bizde neden olduğu sorunlara artık sırtımızı dönemeyeceğimiz bir noktadayız. Açıkçası her şeyin bu kadar büyük bir hızla ilerlediği ve hepimizin bir çeşit esir alındığı bu çağın neye evrileceğini ben de merak ediyorum. Sadece çocukluğumuzda keyif aldığımız şeylerden şimdiki çocukların keyif alamıyor olmasındaki payımızı sıkça düşünü... Devamını görmek için bkz. |  |
|