ISBN13 978-975-342-973-3
13x19,5 cm, 144 s.
LİSTE DIŞI
BASILMAYACAK
Bu kitabı arkadaşına tavsiye et
Yücel Kayıran diğer kitapları
Çalgın, 2006
Efsus'a Yolculuk, 2017
AYIN ARMAĞANIAYIN ARMAĞANI
Armağan
2. Basım
Liste Fiyatı: 405.00 TL yerine armağan
Diğer kampanyalar için
 
Son Akşam Yemeği
Yayıma Hazırlayan: Emine Bora
Kitabın Baskıları:
1. Basım: Ekim 2014

Yücel Kayıran'ın yeni şiir kitabı Son Akşam Yemeği, "Nisan", "ayş-î dehrûz'da", "seherin evi", "ronin" ve "soğuk bira" başlıkları altında kırk altı şiiri bir araya getiriyor.

İÇİNDEKİLER
Nisan

on ikinci kitap
ayş-î dehrûz’da
    son akşam yemeği
    böcek
    ayş-î  dehrûz’da
    kurumuş ot
    karamet
    yıkım
    taun
    taun’a zeyl
    Spinoza Okumaları’ndan
      1. hen kai pan
      2. Âdem
      3. natura naturata
      4. veda suresi
    beni terk eden organ
on birinci kitap
seherin evi
    komşularımız çok uzakta
    terk
    uyanırken uykuda
    İbrahim
    Atlas’taki ev
    baban’ne
    an’nan’ne
    kuyu teolojisi
    kiler
    dle yaman
    zehirlenme
    remix; adana türküsü
    tabut
    iki tek
onuncu kitap
ronin
    ronin
    tarık!
    karanlık adam
    zen idi
    apologia
    prepoetika
    terk-i dünya
      1. zâhid
      2. dâr
      3. ikindi vakti
      4. yok
      5. günahlıkta
      6. iç
    bedensiz tinleri
    yarım kilo
    aforoz
    mandal
    su kaybı

soğuk bira
OKUMA PARÇASI

Nisan s. 13

herben sormuştur sorusunu

ütülü giysi gibiydi dildeki ben

göğe yükselen merdiven

ferahtı avlu.. yıkılmış sütun..

bir tapınak vardı içimde

rol yapıyor gibiydim eskiden

eğilip çimenlere, seslendim

mekân yoktu göğün dibinde

kendimi terk etmeye geldim

yüzdüm aklımın benzini

soruyu bedenimden yüzdüm

kalbimi benzimin derisinden

bira söyledim kendime

güz aylarına özgü serinlik

bir atlas vardı içimde

dünyaya Nisan’ı görmeye geldim

25 Şubat 2014

ELEŞTİRİLER GÖRÜŞLER

Ahmet Oktay, "'İtirafçı' bir şiir", Cumhuriyet Kitap, 16 Ekim 2008

Yücel Kayıran, daha ilk kitabı Hayaline Firar Edemeyenlerin Afsunu'nda (HFEA), okurunu hem psiko-nevrotik bir labirentin içine kapatmaya niyetli olduğunu hem de böylesine bir sorunsalla işin başında tedirgin ettiği 'ikiyüzlü benzerinden', yani okurundan, kişisel/ bireysel tarihin dünya-zamansal ekseninde oluşmuş/ oluşan toplumsal/siyasal olay ve olgularına ilişkin ve katmanlaşabilen hem kronolojik bir dikkat hem de bu süreçsel olay ve olguları en azından sezinlenebilen nedensellikleri içinde anlamaya ve anımsamaya yönelik bir fenomenolojik bellek ister gibidir. Şiirlerin söylem özneleri, kimi zaman doğrudan başlıklarda ('Hem Türk, hem solcu, hem sünni Müslüman' -Beni Hiç Göremezsin [BHG]- s.37), kimi zaman 'iyyâke na'budu ve iyyâke nestain' (Çalgın, s.77) türünden Arapça kökenli deyiş ve söyleyişlere baş vurarak, kimi zaman da 'oruçsuz yakalandığım iftar vaktine' (s.108) gibisinden bir suçluluk duygusunu açığa vuran örtük (latent) olmayan dizeler kurarak ve 'ayş-i dehruza' (s.108) türünden göndermeler yaparak, 12 Eylül sonrası şairlerinin bir bölümünde belirgin bir özürcü tik haline gelen dini/islami bir boyut kazanma ya da çok ihmal edildiği sanısı uyandıran bir manevi iklim edinme duygusuna uygun düştüğü öne sürülebilecek bir tavrı benimseyerek, şu anda üç kitaba yayılmış bulunan bütün şiirlerin tek bir üst-özne'ye ya da tek bir üst-anlatıcıya aitmi...

Devamını görmek için bkz.

Sennur Sezer, "Yücel Kayıran’ın Son Akşam Yemeği için sorularımın mektubu", Evrensel, 16 Ekim 2014

Sevgili Yücel Kayıran,

yeni kitabın Son Akşam Yemeği gecikerek geçti elime. Bu gecikmeyi göksel bir işaret saymalı kitabından sakınmalıydım belki. Sezgilerim yaşlandıkça yıpranıyor olmalı. Kitabı aldığımdan beri Osmanlıca sözlük elimden düşmüyor. Anlamışsınızdır: ayş-î dehrûz tamlamasını kavrama meselesi.

Osmanlıcanın bu deyim ve benzerlerinin bunca debdebesini halk ne güzel özetler, “üç günlük dünya”. Arap on gün demiş. . Oysa insan ayş sözcüğünden keyif, neşe, içki falan bekliyor. Yanlışsam bağışlarsınız, ayş û nûş gibi bir şey. Şıngırdaklı bir durum.

Bir de Son Akşam Yemeği meselesi var. Fısıh Bayramı yemeğinde İsa’nın gözaltına alınması. Çölü geçme anısına tuzlu su tadarak, marulun acılığıyla İsrail oğullarının acılarını bayram sofrasında anarken, öğrencilerine kendi gövdesini pay ettiğini söyleyen bir Yahudi mesih.

Bu arada Spinoza Okumaları bölümüne anahtar olarak verilen natura naturata kavramı da sırada . Bu kavram felsefede islami temelleri üstüne tezler yapılmış bir kavram. Bu kavramı Spinoza’nın “ Tanrı’da varolan ve Tanrı’sız ne varolabilen ne de tasarlanabilen şeyler olarak düşünülen Tanrı’nın sıfatlarının tavırlarının hepsini anlıyorum” cümlesiyle özetlediği sorun.

Bunlar bana hep (Ne yapayım o medreseli ben cahilim) hemşehrim Sarıköylü Yunus Emre’yi hatırlatıyor.Bunca sorunu çözmeye çalışı...

Devamını görmek için bkz.

Mustafa Günay, "Terketme imgesinde yücel kayıran şiiri", Aydınlık Kitap Eki, 19 Aralık 2014

Yücel Kayıran’ın yeni şiir kitabı, Son Akşam Yemeği, üç bölümden oluşan bir şiirler toplamı. Önceki kitaplarında ve özellikle Çalgın’dayer alan bazı temaların sürdürülmekle birlikte, yeni temalar ve yönelimlerle karşılaşırız. Özellikle dikkatimi çeken şiirler arasında şunları sayabilirim: Yıkım, Taun, Beni Terk Eden Organ, İki Tek, Karanlık Adam, Terk-i Dünya… Şiirlerdeki terkedilme/terketmekavramı ve imgesinden hareketle, terketme kavramının anlamını ortaya koymaya çalışacağım. Daha ilk şiirde, Nisan’da şairin, “kendimi terketmeye geldim” dediğini görürüz. Yitirilmiş babayla hayali bir söyleşiyi ifade eden İki Tek şiirinde, terketmenin üç biçiminden söz edilir: “bir erkek üç defa terk eder evini/biri büyüdüğü zaman/aşık olduğu zaman biri…”(s. 102) şiirde üçüncü terketmenin hangisi olduğu söylenmez, ama babanın kaybedilmesiye olduğunu düşünebiliriz. Büyümek ve aşık olmakla ortaya çıkan terketmelerin en etkileyicisi ve unutulmazı babanın ölümüyle yaşanır. Şiirde bu husus şöyle dile getirilir: “tanrıyı unutmanın önemi yok,/onun seni unutması lazım oğ’lum/zihnini terk etmem ise istediğin/istediğin buysa eğer, yaparım oğ’lum/kimsenin hatırlamadığı yerlere seninle giderim”.(s. 102)

Şiirinde terketme kavramının çeşitli anlamlarıyla karşılaştığımız Kayıran, terk’in insan yaşamındaki yerinin ve anlamının ne kadar derin olduğunu işaret eder: “terk edilmiş...

Devamını görmek için bkz.

Z. Betül Yazıcı, "'Son Akşam Yemeği': İçsel âraf konuşmaları", Hürriyet Gösteri, Kasım-Aralık-Ocak 2015, Sayı: 314

Bu yazı çerçevesinde Yücel Kayıran’ın “Son Akşam Yemeği” kitabı (1) Marksist şiir eleştirisi yöntemiyle değerlendirilmeye çalışılacaktır. Böyle bir şiir eleştirisi parçanın bütünle olan ilişkisi, somutla soyut arasındaki karşıtlık, bütünsellik kavramı, görünüşle özün diyalektiği, özne ile nesne arasındaki karşılıklı etkileşim gibi, betimleyici olduğu kadar tanı koyucu olabilen bir yöntemle şiire bakmayı gerektirir. Kitaba geçmeden önce, şiir alanında Marksist eleştirinin neden gerekli olduğu konusuna kısa bir giriş yapmayı gerekli buluyorum. Marksist eleştirinin terminolojisi ile söylenecek olursa; bir üst-yapı biçimi olan şiirin biçimi ve içeriği onun sosyo-politik arka-planı ya da alt-yapısı ile diyalektik bir biçimde etkileşir. Biçem olarak şiirin, soyutluğunu ve bireyselliğini aşarak taşıdığı anlama varmak için gerçek bir düşünme eylemi zorunludur. Şiir, kendisinin dışındaki bütünün bir parçasıdır, ama aynı zamanda bütünün küçük bir modeli olarak kendi iç bütünlüğü vardır. Bu eleştiri ya da şiir için söz konusu düşünme yöntemi şiirin içindeki bütünden koparılmış gibi duran soyutluğun veya bireysel olanın yeniden, şiirin dışında kalan bütünün içine yerleştirilmesi işlemidir. Diyalektik düşüncede politik olan, ideolojik ya da kültürel olandan ayrı düşünülemez. Şiir aracılığı ile, yani bireysel ve soyut olandan sınıf, ek...

Devamını görmek için bkz.

Halim Şafak, "Geçmişi değerlendirme yolu olarak şiir", Evrensel Kültür, Ocak 2015

Şiir geçmiş değerlendirmesidir ve bu değerlendirme bugünü de içerir. Geçmiş aynı zamanda önce kendiyle sonra bugünle hesaplaşma imkânıdır. Felsefenin temellendirdiği bir geçmiş ve bugün değerlendirmesi fazladan psikolojik, politik ve dinsel çıkarımlar yapmamıza izin verir.

Geçmiş değerlendirmesinin şiirin sonuçlandırabileceği bir tartışma olduğunu söylenemez. Böyle olmasına rağmen şiirin geçmişi değerlendirme konusu edip durmaktan başka bir seçeneği yoktur. Şairin karşı çıktığı ve eleştirdiği dünya dönüşüp başka bir dünya haline gelmedikçe ondan önemlisi devlet ve otoritesi ortadan kalkmadıkça bu tartışma bitmez. Şiiri en insani edim haline getiren de bu dediğim yani şiirdeki dönüştürme eğilimidir.

Ama öte yandan geçmiş bir bireylik değerlendirmesine dönüşmekte her zaman zorluk çekmiştir. Hatta geçmiş ya bireyliği dışlayan bir toplumsallıkla ya da toplumsallığı dışta tutan bir tavırla söz konusu edilmiştir. Bu yüzden şiirde geçmişi bireysel temelde değerlendirmiş örnekler azdır. Yücel Kayıran’ın şiirini bu örnekler içinde sayıyorum.

Özne bugün geçmişten farklı olarak toplumsal olanı aileden sonra tamamıyla kendinin varlık ve mücadele alanı haline getirmiş toplumsallığını da bu temelde oluşturmuştur. Bireylik dediğimiz şey toplumsal olanla kendini gerçekleştirirken öznellik bunun tersine toplumsal olanın yerini almıştır. Bu noktada Beatriz Sarlo’...

Devamını görmek için bkz.

Selman Ertaş, "Derinlikteki Ben’den Yaşanmışa Doğru", Fayrap dergisi, Ocak 2015, Sayı: 68

Yücel Kayıran savunucusu olduğu felsefi şiir kuramını insanın varoluş durumuyla ilgili bir problemi, bir aporia halini yani yönsüzlük veya kararsızlık durumu ile oluştuğunu söylüyor Felsefi Şiir kitabında. Bu durumun politikada, toplumsal hareketlerde, bireysel yaşantıda, ekonomide, psikolojide ve bunun gibi insanın özne ve nesne olduğu, yeri geldiğinde bizzat yönettiği çıkmazların şiiri olduğunu söylüyor. Her çeşit çıkmazın ve darlanmanın tek kaynağı olarak da aileyi temel alıyor. Meselesi olan her şeyi ideolojik bir sınıflandırma içine hapsedilmesine de karşı. Yücel Kayıran’ın bu ve devamındaki fikirlerine itiraz edebiliriz. Şairin şiire dair özetle söylediğimiz bu fikirleri benimsediği için onun savunucusu olduğu kuramdan anladığımız şiir anlayışı üzerinden çıkardığımız bir kalıpla kesip biçmek zor değil. Fakat böyle bir tutumla şaire haksızlık yapabileceğimiz de bir gerçek. Diğer yandan Kayıran’ı 1980 kuşağı içinde algılamayı da elden bırakmamak gerekiyor. Ortada bunun gibi birkaç açıdan incelenilmesi gereken bir durum söz konusu. Şairin geçmişten bugüne ortaya koydukları da oturup tartışabileceğimiz kadar da güncel. Onu kuşağının şairlerinden ayırdığımız yer de burası. Fakat Yücel Kayıran’ın bize bu tartışabilme imkanını veren de onun değerlendirme ölçütlerinin soyutluğu.

Son Akşam Yemeği Yücel Kayıran’ın dördüncü şiir kitabı. Kitap Ekim 2014’...

Devamını görmek için bkz.

Yaşar Güneş, "Yücel Kayıran’ın Şiiri: Öznenin Oluş Haline Sondaj Yapmak", Varlık, Eylül 2016

Son Akşam Yemeği, Yücel Kayıran’ın şiirlerinde ve şiirinin poetikasında önemli bir eşiği aştığını okur nezdinde tereddüde yer bırakmayacak şekilde belgeleyen bir kitap oldu. “Aşılan eşik” derken, başka bir şairin şiirini ve şiirinin poetikasını bir düzey olarak belirlemiyorum. Aşılan eşik doğrudan Kayıran’ın kendi şiiri ve şiir poetikası. Şairin bu kitaptan önceki üç şiir kitabıyla, Hayaline Firar Edemeyenlerin Afsunu (Ekin Yayınları, 1997), Beni Hiç Göremezsin (Ekin Yayınları, 2004) ve Çalgın ile ulaştığı düzeyi bir veri olarak belirliyorum. Son Akşam Yemeği’ni oluşturan şiirlerde temalaştırılan problemler ve şiirin sözceleme öznesinin bu problemlere ilişkin gerçekleştirdiği refleksiyonun niteliği, diğer üç şiir kitabında yer alan şiirleri de poetik bir sürekliliğin ürünleri olarak son şiir kitabının oluşturduğu zincire eklemleyen, önceki kitapları birbirine perçinleyen önemli verilerdir. Kayıran’ın Son Akşam Yemeği ile kendi şiirini ve şiir poetikasını aşması, önceki şiirlerini olumsuzlayarak gerçekleşen bir aşma değil, onları içererek gerçekleşen ileriye doğru bir hamle niteliği taşıyor. Kayıran böylece bundan sonrasına, kendisi için de şiirsel çıtayı yükseltmiş bulunuyor.

Bu veri, aşılan eşiğin bir yönü. Diğer yönü ise, bir şair bazen kendi şiiri, temalaştırma ve şiirinin poetikasında derinleş...

Devamını görmek için bkz.

Necmiye Alpay, "Dışarıya direnen", Milliyet Kitap, 20 Aralık 2015

Yücel Kayıran otuz kadar yıldır koyu, karanlık, yadırgatıcı, giderek trajik bir iç dünya şiiri yazıyor. “Son Akşam Yemeği” onun dördüncü şiir kitabı. Üçerden toplam on iki ‘iç kitap’ ediyor. İç kitapların ters sırayla dizilmiş olması, gidiş yönünün başlangıca doğru olduğunu düşündürüyor; son kitabın başlangıcı, şiir bütününün sonu.

Kayıran’ın şiirinde hep aynı bir iç ben ve onun yüzü ile ruh halleri egemen oldu. “İç ben”den kastım, psikanalizdeki “id-ben-üstben” biçimindeki sıralamada ilk ikisi dolaylarında oluşan bir ben’dir. Üstben’e pabuç bırakmayıp ‘içten’ bir zorunlulukla ‘ben, yüzüm, benzim’ diye konuşan bir anlatıcı söz konusu.

Yitirilen “biz”

Şiir kitaplarının ilkinde, anlatıcının “biz”ini yitirdiğini okuruz. En açık biçimini “68’den geriye” adlı şiirde bulan bu yitirişle yalnız kalan “ben”, mağma gibi bir içten yanmayla oluşmuştur; arkadaş ölümlerinin ve çocukluğunun trajik ağırlığından kaç(a)mayan, “hafıza”yla uğraşan bir ben’dir. Problemlerine sadıktır. Dışarıya karşı aşılmaz bir tür kalkan konumundaki “yüzüm” özellikle ilk kitaplarda problemlerin görünme alanı olmuştur.

“Yüzüm” motifi elbette Kayıran’a özgü değil. Çarpıcı görünümlerine başka şairlerde de rastlarız. Ancak, Kayıran’daki “yüzüm” bütünseldir, şiirin bütünü ile ilintilidir ve dışarıdan bakılarak betimlenmez. Üçüncü kitap Çalgın bu açıdan varılmış bir menzil...

Devamını görmek için bkz.

Soner Demirbaş, "Son Akşam Yemeği", Varlık, Aralık 2014, Sayı: 1287

Yücel Kayıran’ın Son Akşam Yemeği adlı şiir kitabı Ekim 2014’te çıktı. Hayaline Firar Edemeyenlerin Afsunu (Ekin, 1997), Beni Hiç Göremezsin (Ekin, 2004) ve Çalgın (Metis, 2006) adlı şiir kitaplarıyla tanıdığımız Kayıran’ın Felsefi Şiir (YKY, 2007) ve Kritiğin Toprağında (YKY, 2010) adlı eleştiri kitapları da bulunuyor. Beni Hiç Göremezsin ile 9. Altın Portakal Şiir Ödülü’nü (2005) alan Kayıran için 2005 Altın Portakal Şiir Ödülü Sempozyumu’nda sunulan bildirilerden oluşan Yücel Kayıran Şiiri ve 'Beni Hiç Göremezsin' adlı bir kitap hazırlandığını da anımsatalım.

Kayıran’ın 47 şiirden oluşan Son Akşam Yemeği adlı kitabı Nisan adlı bölüm-şiirle açılıyor. Bu bölümde tek şiir bulunuyor. Takiben on ikinci kitap, on birinci kitap ve onuncu kitap adlı üç bölümün sonrasında yine tek şiirden oluşan soğuk bira adlı bölüm-şiirle kitap sonlanıyor.

Felsefeci olarak da tanıdığımız Kayıran, şiirleriyle felsefe yapmadan ama dizelerinde felsefi dokunuşlar da sergileyerek imge ormanları oluşturuyor okurunun belleğinde. Söz konusu şiir olunca bilim ve felsefenin de ötesinde çağrışımlara kapı aralanmış oluyor böylelikle. Sonuç olarak felsefe ile de uğraşan bir şairin şiirlerinde mantıksal uslamlamadan çok imgesel-şiirsel göndergeleri sezdirdiğini görebiliyoruz.

Felsefede amaç doğruya ulaşmakken ve onu kavramak üzerine kurulurke...

Devamını görmek için bkz.
 
 

Kişisel Veri Politikası
Aydınlatma Metni
Üye Aydınlatma Metni
Çerez Politikası


Metis Yayıncılık Ltd. İpek Sokak No.5, 34433 Beyoğlu, İstanbul. Tel:212 2454696 Fax:212 2454519 e-posta:bilgi@metiskitap.com
© metiskitap.com 2025. Her hakkı saklıdır.

Site Üretimi ModusNova









İnternet sitemizi kullanırken deneyiminizi iyileştirmek için çerezlerden faydalanmaktayız. Detaylar için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.
X