 | ISBN13 978-975-342-831-6 | 13x19,5 cm, 176 s. |
Liste fiyatı: 210.00 TL İndirimli fiyatı: 168.00 TL İndirim oranı: %20 {"value":210.0,"currency":"TRY","items":[{"item_id":"1023","item_name":"Hegel, Haiti ve Evrensel Tarih","discount":42.00,"price":210.00,"quantity":1}]} |
Bu kitabı arkadaşına tavsiye et Diğer kampanyalar için |  |
|
| | Hegel, Haiti ve Evrensel Tarih Özgün adı: Hegel, Haiti and Universal History Çeviri: Erkal Ünal Yayıma Hazırlayan: Tuncay Birkan, Özge Çelik Kapak Tasarımı: Semih Sökmen |
Kitabın Baskıları: | 1. Basım: Kasım 2012 |
Buck-Morss bu kitabında da "tarihin enkazından" özgürleştirici unsurlar çekip çıkarmaya devam ediyor. "Dünya tarihinde belirleyici bir uğrak" olduğu halde ısrarla unutulmuş olan Haiti devrimi ile Hegel'in ünlü efendi-köle diyalektiği kavrayışı arasındaki bağların izini sürüyor ve tarihsel tahayyülün ufkunu genişletiyor. Kitabın ilk kısmını oluşturan ve "bir polisiye gibi yazılmış" olan "Hegel ve Haiti" yazısı, makale olarak yayımlandığı 2000 yılından itibaren sayısız tartışmaya ve ihtilafa konu oldu. Çeşitli disiplinlerden alınan tarihsel fragmanlardan inşa edilen ve getirilen eleştirilere de kısmen cevap veren "Evrensel Tarih" makalesi ise Avrupa Aydınlanmasının tarihsel özgürlük projesi üzerindeki tekelini reddeden evrensel sıfatına layık başka bir tarihin imkânlarını araştırıyor. Buck-Morss kitabı vareden düşüncesi için şöyle diyor: "Akademik felsefenin tarihi, Batı düşüncesinin koloni deneyimini kendisi hakkında anlattığı hikâyelerden nasıl dışlamış olduğunun bir örneğidir. Bir felsefe profesörü bana açık açık şöyle demişti: 'Hegel bunları Haiti'yi düşünerek yazmış olsa bile, bu benim Hegel'i öğretme tarzımı değiştirmezdi' – belli bir bakış açısından elbette gayet yerinde ve kayda değer bir laf bu; ama söz konusu bağlacı, yani "ve"yi, Hegel'i Haiti olmadan düşünemeyeceğimizi ileri sürecek kadar vurgulayarak altını oymayı umduğum bakış açısı tam da buydu."  | İÇİNDEKİLER |
Önsöz
Birinci Kısım Hegel ve Haiti Birinci Kısma Giriş Hegel ve Haiti
İkinci Kısım Evrensel Tarih İkinci Kısma Giriş Evrensel Tarih
Kaynakça  | OKUMA PARÇASI |
Önsöz’den, s. 9-11. 2000 yılının yazında Critical Inquiry dergisinde yayımlanan "Hegel ve Haiti" makalesi düşünsel bir hadise oldu neredeyse. Makalenin beklenmedik bir şekilde sanat kataloglarından siyasi dergilere ve internet bloglarına, işçi gazetelerinden üniversite dersliklerine kadar yayılması ve çeşitli dillere çevrilmesi, makalede ayrıntılarıyla ortaya konulan alışılmadık zaman ve mekân topolojilerine bir karşılıktı ve belki de, bize öğretilen ayrı ayrı tarihlerden ziyade hayatlarımızın fiili akışıyla uyumluydu. Çeşitli bağlamlarda bu makaleyi faydalı bulan ve bana pek çok şey öğreten akademisyenlerin, sanatçıların ve aktivistlerin gösterdiği ilgiden, sergilediği cömertlikten ötürü minnettarım. Bu makale ihtilaflara da yol açtı. Avrupamerkezciliği eleştiren akademisyenleri memnun etti, ama bir dereceye kadar. Batı modernliğinin mirasını merkezinden ediyordu etmesine (ve bundan dolayı methediliyordu), ama birçok alternatif modernlik olduğu beyanında bulunmaktansa, daha az rağbet görebilecek bir hedefe yönelip modernliğin evrensel yönelimini kurtarmayı öneriyordu. Bazılarının gözünde, evrensel tarih tasarısının modern metafiziğin küllerinden yeniden doğmasını sağlamayı önermek, Batı emperyalizmi (daha doğrusu onun daha soyut ve bazılarına göre daha sinsi bir biçimi olan Amerikan emperyalizmi) ile işbirlikçilik yapmakla aynı kapıya çıkıyordu. Bu kitaptaki "Evrensel Tarih" başlıklı ikinci makale, ilk makaleyi eleştirenlere yanıt olarak kaleme... Devamını görmek için bkz. |  |
 | ELEŞTİRİLER GÖRÜŞLER |
Selim Salih, “Medeniyet dediğin…”, Kitap Zamanı, 7 Ocak 2013 Haiti, Hegel ve Avrupa merkezli tarih felsefesi hakkındaki bir kitabı anlatmaya Akif’le başlamak çoklarına ilginç gelecektir kuşkusuz. “Medeniyet”i bir Avrupa metonimisi olarak okuyan “Batıcı” paradigmaya karşı Akif, milliyetçi bir “karşı-medeniyet” anlatısı kurgulamamıştır. Ancak İslamî söylemin önemli seslerinden biri olarak Kuvayı Milliye bloğu içinde yer almış ve “İstiklâl Marşı”na imzasını atmıştır. Başlığa vesile olan bu mısrada da “medeniyet”in, olumsallığına (“dediğin”), zalim failliğine (“canavar”) işaret eder ve bu tek dişi kalmış insan icadını, bütün rasyonelitesinden, tarihsel meşruiyet araçlarından temizleyerek olduğu gibi, yani kendi hakikati ile baş başa bırakır. İstiklâl Marşı’nın bu en tekinsiz mısrasının ironisi, çoğu zaman Batıcı paradigmanın metonimik medeniyet okumasını tersyüz ederek Avrupa merkezli bir çerçevenin içinde dolaştırılır. Ancak bu çerçeve I. Dünya Savaşı’nın tarihsel/geçmiş bağlamında mahpustur ve dahası kerameti kendinden menkul her türlü “karşı-medeniyet” anlatısına yinelemeli bir söylemsel meşruiyet sağlar. Çerçeveyi dağıtmak, medeniyeti Avrupalı merkezinden kaçırarak, evrensel tarihin hakikatine/hakikatlerine savurmak belki Akif’in “niyetini” aşan bir yorum olarak değerlendirilebilir. Halbuki mısranın retorik gücü tam da bu aşkınlığa, medeniyetin “ortak insanlıkdışılığı”na dair söz söyleyebilme kapasitesinden de doğar. Susan Buck-Morss’un, Hegel, Hait... Devamını görmek için bkz. |  |
Yücel Kayıran, “Hegel okumanın tam zamanı”, Radikal Kitap Eki, 18 Ocak 2013 Türkiye’de de, Hegel ilgisi, felsefi bir bağlamdan çok ideolojik bir kökene dayanır. Hegel, felsefecilerden çok solun sahiplendiği bir filozof olagelmiştir. Solun, Hegel’i sahiplenişi de, Hegel’in kendi özgün düşüncesine önem vermenin bir neticesi olmaktan çok, solun kendi ideolojik kökenlerine gösterdiği merak, ilgi ve saygının bir sonucuydu ve bu bağlamda da, Hegel, materyalist Marx’ın idealist atası anlamına geliyordu. Hegel’le ilgili ilk seçme yazıların Onur Yayınları’ndan çıkan Seçme Parçalar (Çev. Hüseyin Demirhan) olduğunu; Hegel üzerine yazılmış ilk çeviri kitabın da, Birikim Yayınları’ndan çıkan W.T. Stace’nin Hegel Üstüne olduğunu hatırlatırım. (Bununla birlikte, yeni gelen genç kuşakta Hegel’e yönelik yeni bir felsefi ilginin başlangıcından da söz etmek gerekir; özellikle Baykuş ve Monokl dergilerinin Hegel özel sayılarından.) Hegel’e, artık Marx’ın atası olarak değil kendisi olarak yaklaşmamız gerekir. Hegel’i yeniden okumanın bugün en olanaklı yolu, sanırım onun biyografisini okumakla başlamak. Hegel ve biyografisinden söz etmek, bir başka önemli sorunla yüz yüze gelmek anlamına da gelir. Biyografi kitaplarına yönelik bir ilgi eksikliğinden söz edebilir miyiz? Etmemiz gerekir. Son yıllarda, gerek felsefenin, gerek edebiyatın gerekse siyasetin çok önemli öznelerinin biyografileri yayımlanıyor. Çok önemli ve yeni ge... Devamını görmek için bkz. |  |
Kaya Özsezgin, “Köleci toplum ve Hegel”, Cumhuriyet Kitap Eki, 24 Ocak 2013 Karaip Denizi'nde bir ada ülkesi Haiti. Saint Domingue adıyla da bilinen bu ada bağımsızlığına kavuşmadan önce 30 bin kilometrekareye yaklaşan yüzölçümü ve 6 milyon nüfusuyla Fransız sömürgesi idi. Batı yarımküresinin en yoksul ülkesi olarak bilinen ada, Kolomb'un keşfinden sonra 'Hispaniola' adıyla anılır olmuştu uzun bir süre. Nüfusun yarısı köle ticaretinden ve savaşlardan dolayı yok oldu. Fransızlar adayı İngiliz ve İspanyol gemilerini taciz amacıyla kullandı. Şekerkamışı ve kahve üretimi yönünden ama daha çok da insan gücüne ihtiyacı olan Avrupalılar tarafından sömürülen bir kaynak olarak görülmüştü. Yirminci yüzyılın başına kadar darbe ve katliamlarla sarsılmış olan Haiti'nin batılı bir düşünür tarafından inceleme altına alınmış olması ilk bakışta uzak bir olasılık gibi görünür. İngiltere ve ABD'de 1800'lü yılların başında çıkarılan yasalarla insan ticareti ve kölelik yasaklanınca Haiti'yle ilgili tarihsel gelişme sürecinde de bir kırılma yaşanmıştı. Bu tarih, Hegel'in yaşamında (1770-1831) aktif bir döneme işaret ediyor. İşte bu aşamada ada ile Alman düşünür'ün köle ticaretine ilişkin gelişmeler açısından Haiti gerçeğine yaklaşımını, bir ABD'li yazarın, Susan Buck-Morss'un 2000 yılında bir dergide yayımladığı 'Hegel ve Haiti' başlıklı bir makalede, bilimsel içerikle değil, bir 'polisiye' bağlamında ele alarak yazması, beklemediği bir yankıyla karşılaşır. Başlangıç... Devamını görmek için bkz. |  |
Rabia Yazar, "Hegel’in Seçilmiş Evrensel’i", Toplum ve Ütopya, 26 Temmuz 2023 Susan Buck-Morss’un Hegel, Haiti ve Evrensel Tarih adlı eseri kabaca iki makaleden oluşur. Bunlardan ilki olan “Hegel ve Haiti”, 2000 yılında yayımlandığında çokça tepkilere sebep olmuştur. Yazar bu tepkilere cevap olarak “Evrensel Tarih” adlı ikinci makalenin kamusal sunumlarına 2007 yılında başlamış ve iki makale birlikte 2009 yılında kitap olarak yayımlanmıştır. İki makale kısaca “evrensel tarih anlayışı”na yönelimi sunar. Bu yönelim başlıca iki anlayışa karşı olarak ortaya çıkmıştır. Bunlardan biri tahmin edilebileceği üzere Avrupa merkezci düşünce tarzı ve buradan hareketle oluşturulmaya çalışılan “modern” düşüncedir. Bir diğer anlayış ise aslında çokça ortak yönde olabileceğini düşündüğümüz Avrupa merkezciliği eleştiren anlayıştır. Yazar, eserin önsözünde Avrupa merkezciliği eleştirenlerle ayrılma noktasını, modernliğe evrensel bir yönelim isteyip istememe tercihiyle belirtmiştir. Başka bir deyişle, Avrupa merkezciliği eleştiren düşünürler farklı bölgelerde farklı modernliklerin olduğunu ve farklı modernliğin geliştirilmesini savunurken Buck-Morss’un bu konudaki tavrı var olan farklılıklardan hareketle yine evrensel bir modernlik peşine düşmektir. Peşine düştüğü bu amacın başlıca yöntemi küresel’i sorgulamaktır. Sorgulama ise hâlihazırda doğru kabul edilen fakat aslında saptırılmış olan bilgiyi, gerçekliğine tekrar geri oturtmaktır. Sorgulamada bir başka önemli... Devamını görmek için bkz. |  |
|