ISBN13 978-975-342-827-9
13x19,5 cm, 144 s.
Liste fiyatı: 22.00 TL
İndirimli fiyatı: 17.60 TL
İndirim oranı: %20
Bu kitabı arkadaşına tavsiye et
Aslı Biçen diğer kitapları
Elime Tutun, 2005
İnceldiği Yerden, 2008
AYIN ARMAĞANI KİTABIAYIN ARMAĞANI KİTABI
Kullanılmış Biletler
1. Basım
Liste Fiyatı: 41.00 TL yerine armağan
Diğer kampanyalar için
 
Tehdit Mektupları
Kapak Tasarımı: Emine Bora
Kitabın Baskıları:
1. Basım: Ekim 2011
4. Basım: Ocak 2020

"Bana işkence etseler ne olurdum, neye dönüşürdüm bilmiyorum. En çok da bunları öğrenmemek için uzak durdum her şeyden. Vicdanımla hep bunun için boğuştum. Kendi özgürlüğüm için. Ama herkes özgür olmadan kimse özgür olamıyor. Bir yerde yaşayan bütün herkesin vicdanı rahat değilse, haksızlık ve mağduriyetin sıcak nefesi durmadan burunlara çarpıp mideleri bulandırıyorsa, mutluluk mümkün olmaz kimse için. Muafiyet de."

Askeri darbenin ertesinde bir mahkeme salonunda başlayan Tehdit Mektupları'nda, adli bir dava eşliğinde mahkeme tutanaklarını, tehdit mektuplarını, sanığın günlüğünü, bir sevgiliye yazılmış mektupları ve gönderilmemiş başka bazı mektupları okuyoruz. Solun ideallerine sempati duyduğu halde "harekete" mesafeli duran ama silahlı örgüte yardım iddiasıyla yargılanan bir gencin, davaya bakan ülkücü bir savcının ve oğlunu kurtarmak için ümitsizce çırpındığı sırada bile darbe olduğunda huzur gelecek diye sevinen bir babanın farklı bakış açılarından o yılların Türkiyesi'ne bakıyoruz.

Tehdit Mektupları hem kişinin vicdanını hem de toplumsal hareketlerin ve toplumun vicdanını konu alan bir roman... Yetkin dili ve kurgusuyla mektup-roman türünün başarılı bir örneği.

OKUMA PARÇASI

Açılış Bölümü, s. 7-13.

Yaz kızım

Karar

Başkan: Hasan Balcı

Üye: Sabahattin Gani

Üye: Cavit Güçlü

C. Savcısı: Yaşar İlkgün

Kâtip: Fatma Şen

Davacı: K. H.

Müdahil: İSMET TÜZÜN/ Haydar Tüzün'den olma, Beykoz 23.9.1930 doğumlu. Bahattin Perver'in dayısının oğlu ve ortağı. Beykoz Mezarlık Sokak No.27'de oturur. Nalbur dükkânı işletir.

Vekili: Av. Şevket Çoma

Maktül: BAHATTİN PERVER/ Remzi ve Gülnihal'den olma, Beykoz 1.7.1932 doğumlu, Beykoz-merkez nüfusuna kayıtlı.

Sanık: ÜLKÜ ÖNCÜ/ Şeyda ve Ertuğrul'dan olma, 5.3.1951 Ankara doğumlu. Ankara Bahçelievler nüfusuna kayıtlı. Bekâr, okur-yazar, savcılık yapar.

Vekili: Av. Murat Solmaz

Suç: Taammüden adam öldürmek

Suç Tarihi: 9.5.1981

Nezaret Ta.: 10.5.1981

Tevkif Ta.: 12.5.1981

Karar Ta.: 15.2.1982

Tutuklu sanık Ülkü Öncü ve vekili Murat Solmaz geldi. Açık duruşmaya başlandı. Sanığa CMUK.un 135. maddesindeki yasal hakları hatırlatıldı.

SANIK: Hakları...

Devamını görmek için bkz.
ELEŞTİRİLER GÖRÜŞLER

İrem Akıncı, “Babaların günahları”, Sabah Kitap Eki, 28 Ekim 2011

Aslı Biçen’i öncelikle nitelikli edebiyat eserlerinden yaptığı ustalıklı çevirileriyle tanıyoruz. Çok sayıda kitabı çeviren Biçen’in daha önce yayınlanmış iki romanı da var. Üçüncü romanı olan Tehdit Mektupları ise her şeyden önce ilginç kurgusuyla dikkat çekiyor.

Kitabı ilk açtığınızda bir mahkeme tutanağıyla karşılaşıyorsunuz. Ardından tanıkların ifadeleri, mektuplar, günlük notları, başka mektuplar ve dava sonucu tutanağı şeklinde ilerliyor. Yani karşımızda alışılmış anlamda bir giriş-gelişme-sonuç, karakterlerin diyaloglarıyla ilerleyen bir öykü yok. Diyaloglar yerine farklı ‘sesler’ var. Bu öyküye konu olan her karakterin farklı ses tonunu yansıtan, farklı metin biçimleri var. Her ses sıra kendine geldiğinde konuşuyor ve bu gizemli hikâyenin sırlarını yavaş yavaş ortaya çıkarıyor. Her adım başında öğrendiğimiz yeni bir sırl...

Devamını görmek için bkz.

Mine Egbatan, “Tehdit Mektupları”, 30 Kasım 2011, okuryatar.com

Çıt diye bitti roman. Bir roman çıt diye biter mi hiç? Sesi iliklerinde bile hissetmek. Çıt. Basit ama çok şey anlatan bir yansıma. Gerçek yaşamda karşılığı bir kalemin kırılmasına denk geliyor. Çıt. Ve roman bitiyor. Söz bitiyor, nefes kesiliyor.

Benim için roman bundan sonra başladı, başa dönüp tekrar okuma arzusu, arka fonda o çıt sesi, bir baba, bir çocuk, bir sevgili, bir savcı. Sağım solum önüm arkam sobe. Vicdanları sobelemek…

Adalet var mı? Varsa nerede? Ben neden göremiyorum, miyop olduğumdan mı yoksa adalet yalnızca bir yansıma mı? Özgürlük isterken yedi büyük günahtan birini mi işliyoruz? Lanetli özgürlük, sonun ölümle mi bitmeli hep?

Hastaydı çocuk, insanca yaşamaktı isteği, özgürce, mücadeleden kaçıyor olsa bile, bedenini işkenceden korumak için, peki ya aklı, dünyanın derdi, vicdanının işkencesi? Babası yardım edebilirdi, oğulsuz bir yaşam onun çürüyüp yok olması demekti. Sav...

Devamını görmek için bkz.

Metin Celâl, “Okuduğum Kitaplar”, Cumhuriyet Kitap Eki, 24 Kasım 2011

“12 Eylül’ün romanı yazılmadı” diye yargı var. Bu yargı pek de sorgulanmadan kabul gördü. Sanırım bundan sonra ne yapsanız bunu değiştirmek pek mümkün olmayacak. Oysa son yıllarda ard arda 12 Eylül Darbesi sırasında yaşananların işlendiği romanlar yayımlanıyor. Üstelik bu romanları artık sadece o dönemi yaşamış, 57’liler diye tanımlanan kuşak değil daha genç kuşaklardan yazarlar da kaleme almaya başladı. Yani artık bu dönemin tanıklığı ile yetinilmiyor, bir edebiyat eserinde işlenecek önemde ve tabii trajiklikte kabul ediliyor. Aslı Biçen’in Tehdit Mektupları da son örneklerden.

12 Eylül darbesinin hemen ertesinde, 1981’de işlenen bir cinayetle ilgili bir mahkeme kararı ile başlıyor Tehdit Mektupları. İstanbul’da Beykoz’da nalburluk yapan Bahattin Perver zehirlenerek öldürülm...

Devamını görmek için bkz.

Asuman Kafaoğlu-Büke, “Sır dolu mektuplar”, Radikal Kitap Eki, 25 Kasım 2011

Her şeyde olduğu gibi edebiyatta da moda akımları oluyor. Bazı kurgu türleri daha çok seviliyor, bazıları ise unutuluyor. Örneğin 18. yüzyılın sevilen kurgu türlerinden mektup-roman, günümüzde seyrek karşımıza çıkıyor. Neyse ki klasik türleri gündeme getiren yazarlar da var. Daha çok çevirileriyle tanıdığımız Aslı Biçen yeni romanı Tehdit Mektupları’nı, mektup-roman türünün geleneksel özelliklerini koruyarak yazmış. Mektup-roman, sadece form olarak değil, içerik açısından da ortak özelliklere sahiptir. Klasik mektup-romanlarda yer alan ortak özelliklerden biri, duygu sahtekârlığıdır. Yüz yüze söylenemeyen gerçekler, nesillerdir gizlenmiş aile sırları, büyük yalanlar, aşk ve pişmanlıklar, mektup-romanların ortak konuları olmuştur. Türün en ünlü eserlerinden Tehlikeli İlişkiler ve Clarissa, aşk ihanetleri ve ikiyüzlülüklerle dolud...

Devamını görmek için bkz.

Bülent Usta, “Tehdit dolu tercihler”, Milliyet Kitap Eki, Ekim 2011

İnsanın bulunduğu koşullar içinde yaptığı tercihlerin, sadece kendisini değil, başkalarının yaşamlarını da etkilediğini biliyoruz. Özellikle Sartre, Camus gibi varoluşçu yazarlar bu meseleyi derinlemesine ele almışlardı yapıtlarında. Peki ya bu tercihler, bir komutanın ya da onlara bu emri verenlerin darbe yapıp yapmama kararı şeklinde yaşanırsa? 12 Eylül askeri darbesinin sonuçları malum. Sadece rakamlarla bile korkunç bir manzara karşımıza çıkıyor. Ama bu rakamlar, sadece sonuçlarla ilgili soğuk birer gerçeği gözümüzün önüne serer. O rakamların ardındaki bireysel trajedilere ise sadece edebiyat ve sanat ışık tutabilir ki, bunun örnekleri de gün geçtikçe çoğalıyor. Işte bugünlerde, Dickens, Faulkner, Cortazar, Fuentes, Rushdie, Durrell gibi yazarları dilimize kazandıran Aslı Biçen’nin, üçüncü romanı Tehdit Mektupları yayımlandı. Roman, 1...

Devamını görmek için bkz.

Karin Karakaşlı, “Burası hep mi böyle?”, Sabah Kitap Eki, 25 Kasım 2011

1980 darbesinde çocuktum daha. Siyaseti bir çocuğun hayvani iç güdüleriyle yaşadım. Büyük sözler, adlandırmalar, tanımlar yoktu ama korku vardı, onu çok iyi hatırlarım. Kalın perdelerin altından sızan, sokak aralarında bir silah ya da bomba niyetine patlayan, pencere önlerinde beklenen korku.

Hep güzel abi ve ablaların siyah-bez fotoğrafları vardı gazetelerde, onların yüzünü okşardım bir de. Kim olduklarını düşünür, onlara hayalden hayatlar kurardım. Nasıl ve neden öldürüldüklerini öğrenmeme çok vardı daha.

Aslı Biçen’in Tehdit Mektupları romanını okurken içimdeki küçük kız hortladı bir yerlerden. Askeri darbenin ertesinde hayatları ellerinden alınan gencecik insanları gördüm karşımda. Daldım gittim.

Mektup-roman olarak kurguladığı kitabında bizi ODTÜ’li mühendislik öğrencisi Cihan’ın dünyasına buyur ediyor Aslı Biçen. ...

Devamını görmek için bkz.

Yekta Kopan, ''Korku nasıl bir şey sevgilim?'', filucusu.blogspot.com, 5 Kasım 2011

Aslı Biçen, Tehdit Mektupları’nda heybesi yüklü bir vicdan muhasebesine girişiyor. Askeri darbe sonrasında mahkeme tutanakları, gönderilmiş ve gönderilmemiş mektuplar, tehdit içeren pusulalar, günlük sayfaları üstünden hem dönemin toplumsal bir haritasını çizmeye hem de okuru bu haritanın içinde çarpıyla işaretlenmiş yerlere götürerek gizemi çözdürmeye çalışıyor. Yazarın amacı romanın daha başlarında açığa çıkardığı sırrın ardındaki ruh haline ışık düşürmek. Çünkü bu ışıkla birlikte o çok klişeleşmiş “kardeşi kardeşe kırdıran anarşi dönemi” söyleminin bir otopsisini yapabileceğimiz biliyor.

Romanın bence en maharetli, dünya ve karakter kurmada en “eli rahat” bölümü “Cihan Perver’in Mektupları” bölümü. Cihan’ın sevgilisi Hale’ye yazdığı mektuplarda ‘ait olma-ait olamama’ çizgisinde gidip gelen bir izlek üstünden, güçlü ve akılda kalıcı bir karakterle tanışmış oluyoruz....

Devamını görmek için bkz.

Seval Şahin, "Kelimeleri Yaşamla Sınamak", Goethe Enstitüsü, 20 Kasım 2019

Aslı Biçen edebiyatında kelimeler birer tuğla gibidir. Bu tuğlalarla gözümüzün önünde inşa edilmekte olan bir inşaatın, metnin yavaş yavaş yükseldiğini sonra tam da o yükseldiği yerden birden nasıl çökmeye başladığını görürüz. Çünkü Biçen’in edebiyatının temel sorunlarından biri iktidardır. Muktedirliğin her tür hali, sevgililikte, kocalıkta, karılıkta, dostlukta ve tabii yöneticilikte, eserlerinin her tarafına sızar. Bu eserlerde, muktedirin rolünde kadınlar önemli bir paya sahiptir. Elime Tutun’da önce dilsiz sonra birden dili çözülen kadın, İnceldiği Yerden’de olağanüstü Jülide; yıllar sonra çıkıp gelen Saliha ve Cemal’in üvey kardeşi Cemile’nin kötücüllüğü. Bu üveylik ilişkisi Biçen’in Tehdit Mektupları’nda da devam edecek, bir kardeş diğerin...

Devamını görmek için bkz.

Esra Yalazan, "'Tehdit Mektupları', vicdan ve Aslı Biçen", Ahval, 21 Aralık 2019

Hayatı yaşanılan dönemin ruhuyla yorumlamak rahatlatıcı bir kaçış. Oysa bizi biz yapan hikayelerin tümünde ortak bir zihin ve akışkan bir tarih bilinci var. Düşünceler, duygular, hatıralar bir meşe palamudundan ormanlar doğuran ağaçlar gibi yayılıp yeni sahiplerine ulaşıyor.

Geçmiş çağların zamanıyla, onlardan süzülüp katılaşan acılarla, katman katman biriken tecrübelerle güçlü bir bağımız var. O kişisel bağları çoğunlukla benliğimizi rahatsız ettiği için küçümsüyoruz. Başkalarına benzer acılar ve korkularla bağlanma fikri bizi ürkütüyor belki. Oysa varlığın ruhu aynıdır, onu yok edemeyiz. Farklı olan hakikate ulaşma yöntemlerimiz.

İz bırakan olaylar, katılaşmış duygu yumakları, bazen canlılığını asırlar boyunca koruduktan sonra dünyaya saçılan tohumlar gibi sükunetle uyanacakları günü bekler. Huzursuz mu edecekler, iyileştirecekler mi tam bilemeyiz ama yine de kırılga...

Devamını görmek için bkz.
 


Metis Yayıncılık Ltd. İpek Sokak No.5, 34433 Beyoğlu, İstanbul. Tel:212 2454696 Fax:212 2454519 e-posta:bilgi@metiskitap.com
© metiskitap.com 2020. Her hakkı saklıdır.

Site Üretimi ModusNova