ISBN13 978-975-342-720-3
13x19,5 cm, 272 s.
Yazarın Metis Yayınları'ndaki
diğer kitapları
Siyasalın Kıyısında, 2007
Özgürleşen Seyirci, 2010
Tarihin Adları, 2011
Cahil Hoca, 2014
Nasıl Bir Zamanda Yaşıyoruz?, 2018
Kurmacanın Kıyıları, 2019
Bu kitabı arkadaşına tavsiye et
 

Gülden Tümer, “Kunduracısın sen kunduracı kal”, Yeni Şafak Kitap Eki, 1 Temmuz 2009

Yunan ressam Apelle, çizmekte olduğu kundura ile ilgili olarak bir kunduracıya danışır. Kunduracı resmin geri kalanı hakkında da yorum yapmaya başlayınca Apelle onu sınırları aşmaması için 'Sutor, ne supra crepidam' diyerek uyarır. Eski Yunan'da yaygın bir deyiş haline gelen 'Sutor, ne supra crepidam' bugüne 'Kunduracı çizmeyi aşma' olarak çevrilebilir yani 'Kunduracısın sen kunduracı kal'. Herkese haddini bilmeyi öğütleyen bu yaklaşım, haddin belirleniminde ise insanların, doğanın bir parçası olarak kimi eğilimlere sahip olduğu ve bu doğal yetenekleri sayesinde yaptıkları işle ama sadece o işle meşgul olmaları gerektiği düşüncesine dayanır. Kişi yetenekleriyle şekillenen bu haddin ötesine geçmemelidir. Zanaatçiler kendi arasında böylelikle kümelenir; Kunduracılar, terziler, duvar örücüler… Ancak asıl büyük ayrım filozoflar ve üzerine çokça kafa yordukları yoksullar arasındadır. Hayat gailesiyle günü kurtarmaya çalışan yoksullar zaman bulup düşünemezler, onların dertleri üzerine düşünen ve bu konulara kafa yoran filozoflar olacaklardır. Peki yoksullar bu sözde işbölümüne riayet ettikleri sürece siyasal bir özne olarak sahneye çıkabilirler mi?

Platon’dan Marx’a devlet kuramı

Jacgues Ranciére, Filozof ve Yoksulları adlı kitabında bu soruya yanıt arıyor. Önce insanları sınıflara ayıran düşünce akımlarını ele alan ve Platon'un Devlet kuramına uzanan Ranciére, kunduracıları işleriyle sınırlayan düşünce sistemini eleştirel bir bakışla değerlendiriyor. Dönemin koşulları göz önüne alındığında toplumsal işbölümüne ihtiyaç duyacak kadar yoğun bir nüfus söz konusu değil. Bir kunduracı hayatı boyunca sadece kendi işini yapıyor (doğal yetenekleri o doğrultuda olduğu için) yapmasına ama o kadar çok kunduraya ihtiyaç dahi yok. O halde insanları sınıflandırmak ve o sınıflar dahilinde tutmaya çalışmak başka bir amaca hizmet ediyor. Bir devletin kurulabilmesi buna bağlı çünkü. Devletin o kadar çok kunduracıya ihtiyacı yok belki ama kunduracılık yapan insanları nasıl tanıyacağını bilmesi gerekiyor. Hatta devlet için hakiki kunduracı iyi ayakkabılar yapan kişi değil, kendini kunduracıdan başka bir şey olarak sunmayan kişi. Yazar daha sonra zanaatçilerle filozoflar arasındaki ayrımı değerlendiyor. İşçinin sadece işini yapması ve bu üretim sürecinde gerek boş zaman yokluğu gerekse doğal yetersizlikleri nedeniyle düşünce dünyasından nasıl uzak tutulduğunu tarihsel süreç içinde değerlendiren Ranciére'in eleştiri oklarından nasibi alanlar ise sadece Platon ve halefleri değil. Yazar, sol fikriyatın Marx, Sartre ve Bourdieu gibi önemli isimlerinin bile Platon'un bu ön kabullerini şaşırtıcı bir biçimde paylaştığını belirtiyor. Kitap bu yönüyle sol siyaset geleneğinin sorunlarıyla ilgilenenler için önemli bir kaynak. Özellikle siyaset–demokrasi ilişkisi, entelektüellerin rolü ve tarih felsefesi alanında yazdıklarıyla yankı uyandırmış olan yazar, her türden bireysel ve toplumsal muhafaza tekniklerinin ötesinde adaletin nasıl tesis edilebileceğini sorguluyor.

 


Metis Yayıncılık Ltd. İpek Sokak No.5, 34433 Beyoğlu, İstanbul. Tel:212 2454696 Fax:212 2454519 e-posta:bilgi@metiskitap.com
© metiskitap.com 2020. Her hakkı saklıdır.

Site Üretimi ModusNova