 | | ISBN13 978-605-316-465-4 | | 13x19,5 cm, 144 s. |
Liste fiyatı: 285.00 TL İndirimli fiyatı: 228.00 TL İndirim oranı: %20 {"value":285.0,"currency":"TRY","items":[{"item_id":"11660","item_name":"Ve Her Şey Aya Büründü","discount":57.00,"price":285.00,"quantity":1}]} |
Bu kitabı arkadaşına tavsiye et | Diğer kampanyalar için |  |
|
| | Ve Her Şey Aya Büründü Çeviri: Hasine Şen Karadeniz Yayıma Hazırlayan: Özde Duygu Gürkan Kapak Tasarımı: Emine Bora |
“Ufaklık’ın bir babaya öyle ihtiyacı vardı ki... Evlat edinilmek için ileri sayılacak yaştaydı, adeta moruktu (bunu Tsetsa söylemişti), hem bu zor yıllarda kim kendine bir yetim alırdı ki. Ve bir gün öylece, odanın penceresinden boş boş bakarken onu gördü. Avlunun dibindeki büyük kestane ağacını. Aynı gün öğleden sonra derslerin ardından gizlice dışarıya çıktı ve ağacın yanına gitti. Etrafında dolandı, kabuğunu eliyle yokladı, her tarafını inceledi, tarttı biçti. Baba olmak için uygundu, her şeyi yerindeydi, iriydi, kocaman dalları vardı. Sakat Mihal’den çok daha büyüktü. Ve onu asla dövmeyecekti. Seni baba edineceğim, dedi. Bu ifadeyi kendi uydurmuştu. Çocukları evlat ediniyorlarsa, demek babalar da baba edinilebilir. Kestane sessizce kabul etti.” Daha çok romanlarıyla bilinen ve sevilen Bulgar yazar Georgi Gospodinov bu defa öyküleriyle okurların karşısında. Kimileri muzip ve oyunbaz, kimileri hüzünlü ve melankolik ama hepsi de yaratıcı on dokuz öyküden oluşuyor Ve Her Şey Aya Büründü. Tıpkı öykülerden birinde tanıştığımız “hikâye avcısı” gibi, Gospodinov da hayatın içinde veya hayal gücünün sınırsız çayırlarında dolaşan öyküleri ustalıkla avlayıp özgün üslubuyla okurlara sunuyor.  | İÇİNDEKİLER |
8 Dakika 19 Saniye Bulgaristan Oteli’nin Önünde Hayaletler Baba Edinme Tören Kadınlar Alfabesi Lizbon’da Carla’yı Aramak Do Not Disturb İsimlerin Tanrısı Kızı Ah, Henry! Lora’ya Vişne Çayı Fotoğraf Floralle Karşılaşma Ahir Zamandan Yüzler Yaşlı Adam ve Deniz Six Degrees of Separation Ve Her Şey Aya Büründü
 | OKUMA PARÇASI |
8 Dakika 19 Saniye, s. 9-10 Bu metni okumaya başladığın anda güneş artık sönmüş olabilir, ama sen bunu henüz bilmiyorsun. Ölüm haberinin sana ulaşmasına tam 8 dakika 19 saniye var. Işık oradan bu kadar sürede yol alır. Sonra karanlık olacak. Şu âna kadar 9 saniyesi geçti. Ne yapabilirsin? Fırla, en önemli şeyleri topla – telefonunu, paranı, pasaportunu. Bekle bir dakika, bir yere mi gideceksin ki? Boş ver şimdi eşyaları. Yakınlarını ara, onlar bilmiyor. Dünyanın sonunu ve armağan edilen, onların farkında olmadığı (şimdi artık 7 dakikadan da az kalan) süreyi duyur. Onlara hemen yola çıkmalarını söyle, eğer yakındaysalar... Nereye... Bir arada olmanız için... 7 dakikada mümkün değil. Bulundukları yerde kalsınlar ve masanın altına saklansınlar. Her şey saçma görünüyor. Güneşin sönmesiyle ilgili hiç deneyimin yok. Elektriğin kesilmesi gibi değil bu. Onları sevdiğini, karanlıkta buluşacağınızı söyle. Başka... Sevdiğin her şeyden son bir kez tatmak istiyorsun ama zaman sadece buzdolabından bir kaşık kiraz reçeli almaya yetiyor. Kedi bir yerlere gizlenmiş. O da biliyor. Pencereyi açıyorsun. Dışarıda insanlar güneşin son dakikalarını boşa harcıyor. Bağırmak istiyorsun. Lanet olsun, bu ışığın aynı olmadığını görmüyor musunuz? Bunu da yapmıyorsun. Peki sonra ne olacak? Gezegenler kaçışıp dağılacak mı, okyanuslar taşacak mı, sonsuz bir kutup kışı çökecek mi? Ve bunlar hemen mi olacak, yoksa bize biraz daha zaman tanınacak mı? Birkaç dakika daha, zifiri karanlıkta... | Devamını görmek için bkz. |  |
 | ELEŞTİRİLER GÖRÜŞLER |
Özlem Sipahioğlu, "Gospodinov’un öyküleri bittiği yerde susmaz...", K24, 2 Mayıs 2026 Bazı yazarların okurların kalbinde kendilerine kalıcı bir yer açtığı hissedilir. Georgi Gospodinov da Ve Her Şey Aya Büründü ile bu kalıcılığı güçlü bir biçimde kuran yazarlardan biri. Onun metinleri yalnızca okunup bırakılan metinler değildir; okurun zihninde sessizce büyümeye devam eden, bitmeyen bir iç yankıya dönüşür. Çünkü yazısı, insana dair olanı alışıldık sınırların dışına taşıyan bir bakışla kurulur. Buruk bir tonun içine yerleşmiş ince bir ironi, metnin her katmanında kendini hissettirir. Okur, daha ilk sayfalardan itibaren tanıdık sandığı her şeyin hafifçe yerinden oynadığını fark eder. On dokuz öyküden oluşan bu kitap, tek bir hikâye anlatmak yerine parçalanmış bir dünyanın iç sesini çoğaltır. Her öykü başka bir ihtimali yoklar, başka bir gerçekliğe açılır. Ama hepsinin altında ortak bir titreşim vardır. Hafızanın kırılganlığı, zamanın kayganlığı ve insanın kendi varlığına karşı duyduğu o ince çaresizlik. Gospodinov’un anlatısında hiçbir şey yalnızca “olay” değildir; her şey aynı zamanda bir duygunun, bir kaybın ya da bir hatırlayışın biçimidir. Öykülerde bazen bir baba, ağacın gölgesinde baba olmayı yeniden öğrenir. Bazen kıyametin yalnızca birkaç dakika uzaklıkta olduğu bir dünyada insanlar sıradan bir gün batımına tutunur. Bazen de gerçeklik yerinden oynar ve okur kendini açıklaması mümkün olmayan sahnelerin içinde bulur. Gospodin... | Devamını görmek için bkz. |  |
Nedim Dertli, "Bulgaristan’ın Tarihsel Yorgunluğu, Roman Hayaleti ve Georgi Gospodinov", afisdergi.org, 7 Mayıs 2026 Nisan 2026’da Metis Yayınları tarafından Hasine Şen Karadeniz çevirisiyle yayımlanan Georgi Gospodinov’un Ve Her Şey Aya Büründü adlı eseri ilk bakışta müstakil metinlerden oluşan bir öyküler toplamı izlenimi verse de, karşılaştırmalı bir okuma, yapıtı XX. yüzyıl sonuyla XXI. yüzyıl başı Doğu Avrupa tarihinin kaotik dokusuna yerleşen bir “hafıza haritası” olarak konumlandırır. İlk kez 2013’te basılan ve 19 öyküden oluşan eserin kökleri, komünist mirasa dayanan bir “sessizlik kültürü” içinde şekilleniyor ve kendine özgü bir duyarlılık geliştiriyor. Gospodinov, Bulgaristan’ı yalnızca anlatılmamış hikâyelerin biriktiği bir coğrafya değil, aynı zamanda bir “ev” otantikliğinde inşa eder. Todor Zhivkov döneminin bireye dayattığı “düşüncelerini gizleme zorunluluğu” –bir tür güvenli sessizlik– metinlerin ana ekseninde düğümleniyor. Bu bağlamda, post-komünist yaşamdan süzülen anlatılar toplumsal travma, bireysel melankoli, göç, mekânsal kopuş ve kimlik aşınmasının ortak hafızada bıraktığı izleri kaydetmekle kalmaz, bu izlerin nasıl hatırlandığını da sorgular. Bulgar edebiyatında 1900’lerin başında Elin Pelin’in köy realizmiyle sembolizmin lirik evreninde kurulan sanatsal hat, 1944’teki siyasi kırılmayla birlikte radikal bir makas değişikliği yaşadı. II. Dünya Savaşı’nın ardından ülkeye hâkim olan sosyalist sistem, bireysel yaratıc... | Devamını görmek için bkz. |  |
|