 | | ISBN13 978-605-316-443-2 | | 13x19,5 cm, 168 s. |
Liste fiyatı: 310.00 TL İndirimli fiyatı: 248.00 TL İndirim oranı: %20 {"value":310.0,"currency":"TRY","items":[{"item_id":"11649","item_name":"Fantazi, Bilimkurgu ve başka meseleler","discount":62.00,"price":310.00,"quantity":1}]} |
Bu kitabı arkadaşına tavsiye et | Diğer kampanyalar için |  |
|
| | Fantazi, Bilimkurgu ve başka meseleler Yayıma Hazırlayan: Emine Bora, Semih Sökmen Kapak Resmi: Ezgi Keskinsoy |
Bilimkurgu terimi icat edileli beri her on yılda bir, yaşadığımız dünyanın bilimkurguya yaklaştığı, onu yakaladığı, hatta bazen de geçtiği söylenir. Bugünlerde de öyle bir dönem yaşıyoruz: Yapay zekâ denilen şey, 1950’lerin ve 60’ların bilimkurgusunu çoktan yakaladı, yer yer de geçti. Henüz güneş sisteminden evrene açılamadık gerçi, ama bilimkurgunun “İnsan nedir?” sorusu artık çok daha acil bir gündem maddesi hayatlarımızda. Savaşın giderek daha tehditkâr bir olasılık olduğu son yıllarda, kıyamet-sonrası dünyayı hayal edebilmek hayati önem kazanıyor. Sorun belki de kapitalizmin çökerken insanlığı ve insanlığın bugüne kadar başardığı her şeyi de yanında götürmesine karşı ne yapabileceğimiz. Demek ki her şeyden önce “insan”ı ve onu insan yapan her şeyi yeniden anlamamız, anlamlandırmamız gerekiyor. Bunun için de en güvenilir kaynaklardan biri, bugünü anlamak için fantastik olanın içinden yürüyüp geçen bilimkurgu ve fantazi edebiyatlarıdır. –– Bülent Somay  | İÇİNDEKİLER |
Önsöz
Öğrettiklerimden Öğrendiklerim (II)
Giriş Fantastik, Mimetik ve Psikotik 1 Bilimkurgu mu, Fantazi mi? 2 Destan, Masal, Gotik, Seyahatname 3 Dünya Yaratmak, Dünya Keşfetmek 4 Büyü, Bilimkurgu ve Radikal Farklılık 5 İnsan Dediğin Nedir ki?
Kaynakça
 | OKUMA PARÇASI |
Önsöz, Öğrettiklerimden Öğrendiklerim (II), s. 11-13 1978’de İngiliz Edebiyatı alanında Lisansüstü çalışmasına başladığımda, hayatta ne yapmaya niyetli olduğumu ben de bilmiyordum aslında. 1975-78 arasında derslerimden çok BÜO (Boğaziçi Üniversitesi Oyuncuları) ile ilgilenmiştim, ama orada da pek bir gelecek göremiyordum. Şöyle diyeyim: Yönettiğim oyuncular arasında en kötü üç içine girebileceğimden kuşkum yoktu. Yirmi iki yaşında da insan kendisini geleceğin tiyatro yönetmeni olarak görmek gibi iddialı bir işe soyunamıyor; ya da, soyunabilenler var kuşkusuz, ama ben onlardan değildim o yaşta. Gene de o dört sene bana çok şey öğretti. Önce Marat/Sade’ı sahnelediğimizde Fransız Devrimi’nin neredeyse bütün ayrıntılarını araştırmak zorunda kaldım; sonra Brecht’in Beş Paralık Opera’sı ile Beş Paralık Roman’ını karıştırarak Beş Paralık İşler’i yazıp sahneye koyduğumuzda Brecht’in tiyatro teorisini enine boyuna kurcaladım; Arturo Ui’nin Engellenebilir Yükselişi’ni sahnelerken de Faşizm ve Nazizm’i öğrendim. Kısacası, Lisansüstüne başladığım sırada İngiliz Edebiyatı’ndan başka her şeyle uğraşmıştım. [1] Böyle kritik zamanlarda insana şansı yardım etmezse her şey bir anda ters gidebilir. Neyse ki benim büyük bir şansım vardı: 1976’dan başlayarak Jale Parla’nın öğrencisi olmuştum. Bugün bildiğim şeylerin bir kısmını ondan öğrendim – hepsini değil, belki çoğunu da değil. Ama esas öğrendiğim şey, üniversi... | Devamını görmek için bkz. |  |
|