 | ISBN13 978-605-316-122-6 | 13x19,5 cm, 176 s. |
Liste fiyatı: 210.00 TL İndirimli fiyatı: 168.00 TL İndirim oranı: %20 {"value":210.0,"currency":"TRY","items":[{"item_id":"11308","item_name":"Futbol Düşünürken Aslında Ne Düşünürüz?","discount":42.00,"price":210.00,"quantity":1}]} |
Bu kitabı arkadaşına tavsiye et Diğer kampanyalar için |  |
|
| | Futbol Düşünürken Aslında Ne Düşünürüz? Çeviri: Oğuz Tecimen Yayıma Hazırlayan: Özge Çelik Kapak Tasarımı: Semih Sökmen, Emine Bora |
Kitabın Baskıları: | 1. Basım: Mart 2018 |
Futbol pek çok şeyle yakından ilgilidir: hafıza, tarih, mekân, toplumsal sınıf, toplumsal cinsiyet, kimlik, grupların doğası vs. Aslen işbirliğine dayanır, hatta sosyalisttir; diğer taraftan açgözlülük, yozlaşma, kapitalizm ve otokrasi çukurunda var olur. Bu nedenle futbolun şirketleşmiş yapısının eleştiriye tabi tutulması acil bir ihtiyaçtır. Ama diğer yandan biçime daha çok odaklanan bir futbol poetikası da bir hayli elzemdir. Hepimiz biliriz, hissederiz: Futbolda güzellik vardır. Simon Critchley, bir futbol felsefesi yazmaya girişmiyor, oyunun bir fenomenolojisini yapmak istiyor. "İşçi sınıfının balesi" futbolun önümüze bambaşka bir zaman ve mekân düzeni serişini, kimliği ve kimliksizliği sahneleyişini, seyircilerin oyuna katılımını inceliyor. Futbol deneyiminin dokusuna, varoluşsal matrisine olabildiğince yaklaşarak, oyunu yepyeni bir açıdan görebilmemizi sağlayacak şekilde sözcüklerin çınlamasına olanak tanıyor: "Bu kitabı yazarken şaşırtıcı ama hoş bir şekilde şunu keşfettim: Mekân, zaman, tutku, akıl, estetik, ahlak, siyaset gibi genel konularda felsefi açıdan doğru olduğuna inandığım şeyler en çok da futbolda, hatta ancak futbolda doğruydu. Bu da ya felsefe keyfe keder bir spora indirgenebilir demekti, ya da futbol dünyada insan olmanın anlamına dair kalıcı içgörülere ulaşma ayrıcalığı sağlıyordu. Umarım okuru ikincisine ikna edebilirim."  | İÇİNDEKİLER |
Sosyalizm Duyusal Ekstaz Futbolu Öznesizleştirmek Top Olmak Nasıl Bir Şey? Kökensiz Tekrar Özdeşlik ve Özdeşsizlik Tiyatrosu Müzik Çınlamalı Teori ve Pratik Aptallık Zekâ Zizou Menajer Nostaljisi Klopp-Zamanı Futbol Tarihselliği Geri Getirmek İğrenme Teşekkür Fotoğraflar Kaynakça Dizin  | OKUMA PARÇASI |
Sosyalizm, s. 17-29 Futbol düşünürken aslında ne düşünürüz? Pek çok şeye dairdir futbol; karmaşık, çelişkili, çatışmalı pek çok şey: hafıza, tarih, mekân, toplumsal sınıf, bütün belalı halleriyle toplumsal cinsiyet (özellikle erillik, giderek de dişillik), aile kimliği, kabile kimliği, milli kimlik, grupların doğası (hem oyuncu gruplarının hem de taraftar gruplarının), ayrıca kendi grubumuz ile başka gruplar arasındaki çoğu zaman şiddet ama bazen de barışçıl ve halim selim hayranlık içeren ilişki. Malum, futbol bir taktik oyunu. Oyuncuların formunu korumak, daha da önemlisi takım haline gelebilmek ve takım kalabilmek disiplin ve aralıksız idman gerektirir. Takım bir sistemdir, dinamik bir figürasyondur; durmadan yer değiştiren ama aynı zamanda şeklini korumaya, formda kalmaya çalışan hareketli düğümlerden mürekkep bir matristir. Takım başka bir forma, yani karşı takıma rakip olarak hareket edip yer değiştiren bir formdur. Takım şeklinin amacı –topa sahip olsun olmasın, ister defansif ister ofansif oynasın– sahayı işgal ve kontrol etmektir. Bir futbol takımının sahayı kontrol etmeye çalışması, gerek hücumla gerek geri çekilmeyle, gerek işgalle gerek kuşatmayla mekânın zapturapt altına alınmasına veya askerileştirilmesine benzer. Futbol takımı küçük bir ordu gibi organize olmalıdır: net bir komuta zinciri olan yekpare, birleşik, hareketli ve kalifiye bir kuvvet. Çoğu insanın evvelce söylediği gibi, futbol savaşın başka araçlarla devam ettirilmesid... Devamını görmek için bkz. |  |
 | ELEŞTİRİLER GÖRÜŞLER |
Ali Bulunmaz, "Futbolun fenomenolojisi", K24, 22 Mart 2018 Futbolun, sahada 22 kişiyle oynanan bir oyundan fazlası olduğu defalarca anlatıldı. Tarihle, mekânla, toplumsal sınıflarla, aidiyetlerle, siyasetle ve hatta sanatla ilintisiyle birlikte, Simon Critchley’nin de dediği gibi, futbol, her şeyden evvel bir olgu. Klasik bir felsefeci olmayan Critchley, tam da bu nedenle Futbol Düşünürken Aslında Ne Düşünürüz? isimli kitabında, bir futbol felsefesi kotarmak yerine, onun geçmişte ve günümüzde nasıl bir olgu olduğunu anlayıp anlatmaya çalışıyor. “Her şeyin askıya alındığı bir şimdi” Fena hâlde hayata benzeyişi, Critchley’nin gözünden kaçmadığı gibi, sahanın sınırlarına rağmen futbolun etkisinin tahminlerin ötesine geçmesi ona daha dikkatli bakmayı gerektiriyor. Critchley’nin, futbolu insanın hayatına anlam katan bir olgu biçiminde değerlendirmesinin nedenlerinin başında bu geliyor. Cruyff’un “basit oyun” deyip “basit oynamak en zor şeydir” diye tamamladığı cümle ya da Belfast’taki “George Best’i sevenler, hayatı sever” şeklindeki duvar yazısı bile oyunun hayatla bağlantısını açıklamaya yetiyor aslında ama yazar bununla yetinmiyor. Kahramanca mağlubiyetlerin ve bazen sadece kazanmanın oyunu futbolda, hangi sonuç alınırsa alınsın bundan takım sorumlu; bazıları ısrarla reddetse de sahaya sosyalist bir hava hâkim. Critchley’ye göre futbol, örgütlenmenin çimlere bir yansıması; kolektif bir eylem ve dil… Sosyaliz... Devamını görmek için bkz. |  |
Soner Sert, "Futbolun gizli sosyalizmi", Gazete Duvar, 29 Mart 2018 Geçtiğimiz günlerde Simon Critchley imzasıyla çıkan Futbol Düşünürken Aslında Ne Düşünürüz? isimli kitap, İngiliz filozofun hayatı boyunca futbol için düşündüklerini, futbolu düşlerken aklına düşenleri kaleme aldığı yazılardan oluşuyor. Yıllarını akademiye veren, etiğin varoluşunu, geldiği yeri ve yönelimlerini edebiyatla ve sanatla bağ kurarak tanımlamaya, açıklamaya çalışan Critchley’in futbola bakış açısı da bütün bu deneyim ve birikim eli ile ortaya çıkıyor. Özge Çelik’in yayıma hazırladığı Futbol Düşünürken Aslında Ne Düşünürüz? isimli kitabın çevirisi ise Oğuz Tecimen’e ait. Futbol, hangi sınıfsal, etnik, cinsiyet, kültürel gelenek ve yönelimden olursak olalım, hepimiz için bazen farklı bazen aynı hisleri veya düşünceleri gösteriyor. Kürt ve yoksul bir trans birey, faşist ve zengin bir insanla aynı duyguları hissedebiliyor. Sanırım bu durum için en nesnel örnek, Amerika’nın Irak’ı işgali sonrası, Irak’ta hayat sürdürmeye çalışan gençlerin futboldan kopmayarak, kan ve zulmün içinde bir takım oluşturarak, Irak Genç Milli Takımı adı altında dünya kupası elemelerine katılması ve ardı ardına dünyanın sömürgeci devletlerini devirerek yarı finale kadar yükselme başarısı göstermesidir. Irak’ın işgaline karşı duyarsız kaldığını düşündüğümüz, gerek Türkiye’ye, gerekse dünyaya aynı çizgiden bakmadığımızı her ikimizin de bildiği pek çok insan ile aynı şeyleri ... Devamını görmek için bkz. |  |
Ahmet Talimciler, "Futbol düşünürken aslında ne düşünürüz?", T24, 9 Nisan 2018 Futbolun geyiğinde, şamatasında yer almaktan hoşlanırız. Buna karşın ölümüne sevdiğimizi söylediğimiz bu spor dalı üzerine düşünme söz konusu olduğunda ise tıpkı hayatımızın diğer pek çok alanında olduğu gibi suskunluğa bürünürüz. Oysa hayata dair hikayeleri bir araya getiremeyen bütün topluluklar da olduğu gibi bizde de, var olan bu durum hep bir şeylerin eksik kalmasına yol açmaktadır. Oynama edimini gerçekleştirmek kadar, nasıl oynadığınız ve oynayış şekliniz de önemlidir. İşte burada devreye hayatın her alanını santim santim kaplayan felsefe girer. Felsefe ile olan birlikteliği ‘bana felsefe yapma’dan öteye gidemeyen bir ülke söz konusu olduğunda ise ne gündelik hayat ne de futbol gerçek anlamda bir değer arz edebilir. Oysa buna karşın futbol içinde barındırdığı dolu dolu bir dünya ile birlikte aslında hiç ummadığımız kadar duyguyu beraberinde hepimizin önüne bırakıverir. Sadece duyguları değil aynı zamanda aklı ve akıl süzgecinden geçen eylemleri ve tabii ki akıldışılıkları da getirir. Tıpkı hayatın getirileri ve götürüleri gibi futbolun da getirileri ve götürüleri söz konusudur. Asıl mühim olan ise taraftarların bütün bu olup bitenleri kalpleri ve beyinleri ile birlikte nasıl bir biçimde birleştirebildikleridir. İşte burada sözün gücü devreye girer, söz aracılığıyla kendinizi, ötekinizi ve tüm evreni tanımlarsınız. Sosyal bilimlerin ve felsefenin futbolla... Devamını görmek için bkz. |  |
Yağız Gönüler, "Dünyanın ve insanın hâlini futbol anlatır", Milli Gazete, 24 Mart 2018 Kavramlar farklıdır. Mesela psikoterapistler ‘şimdi ve burada’ olmayı önerirler. Tasavvufçular ise ‘anda’ olmayı. Yapılan işe tamamen konsantre olmayı, yani özümsemeyi. Kavramlar farklı olsa da niyet aynıdır. Keşif, gözlem ve dil olanaklarını tam manasıyla kullanabilme, beynin eleştiren ve yorumlayan taraflarını daha kuvvetli biçimde çalıştırma... Futbol Düşünürken Aslında Ne Düşünürüz? Böylelikle insan neyle meşgul olursa olsun, meşgalesi ne olursa olsun ona yoğunlaşır. Buna ‘tek çekirdekli yaşam’ da diyebiliriz. Oysa günümüzde gerek iş yerinde gerek evde çok çekirdekli yaşamak durumunda kalabiliyoruz. Hayat bizden çok şey istiyor ve bu istekleri karşılarken yoruluyoruz. Bir tutkumuz olsa da onunla her şeyden uzaklaşsak, diyoruz. Elimde, bir büyük tutkunun insan zihninde nasıl yer bulduğuna dair nefis bir kitap var: Futbol Düşünürken Aslında Ne Düşünürüz? Futbol tutkunu için zaman berraklaşır Doksan dakika başlar başlamaz bir futbol tutkunu için zaman berraklaşır. Tribündeki taraftar da televizyon karşısındaki izleyici de o her bir saniyeyi ve dakikayı bütünüyle hisseder. Aslında her şey turnikelerden geçip stattaki yeri aldıktan sonra başlar. Stat gözümüzün önündedir: yemyeşil çimler, saha çizgileri, diğer taraftarlar, ısınan futbolcular ve hakemler, rakip takımın taraftarları, bayraklar, atkılar, formal... Devamını görmek için bkz. |  |
M. Taha Tunç, "Filozofun Futbolu", kitapeki.com, 9 Mayıs 2018 Daha önce İmansızların İmanı, Bellek Tiyatrosu, İntihar Üzerine Notlar (Pharmakon, 2016) gibi kitaplarını keyifli ve titiz çevirileriyle okuduğumuz İngiltere doğumlu filozof Simon Critchley Futbol Düşünürken Aslında Ne Düşünürüz? kitabında oldukça tehlikeli bir bölgeye, “futbol sahası”na adım atıyor. Yazar, yaptığı şeyin tehlikesinin farkında tabii. Belki de yapmak istediği, futbola dair –savunulamayacak kadar– yaygın eleştirilerle birlikte, onlara rağmen okura futboldaki güzelliği ve futbolun güzelliğini göstermek. Marcelo Bielsa’nın dediği gibi “Futbolun özü güzelliğe hizmet eden bir jesttir” (s. 26). Yazar da bu ikiliğin farkında olarak bir yandan futbolun (Marksist veya Foucaultcu) eleştirisi yapmak gerektiğini söylerken, öte yandan kendisi bu kitapta fenomenolojiyi kullanarak futbolda “örtük olanı açık seçik hale getirme”ye çalışıyor. Bunu yaparken de Merleau-Ponty, Sartre, hatta Heidegger gibi fenomenologların, kimi zaman Gadamer ve Nietzsche gibi farklı filozofların görüşlerinden faydalanıyor. Critchley bu küçük kitapta görünürün ötesine geçerek futbolun aslında biçimi olan kolektif ve işbirlikçi yönünü derinleştiriyor. Futbolu milliyetçi, eril, kapitalist, (çevirmenin yerinde çevirisiyle) “dini imanı para olmuş bir gösteri” olarak görmek mümkün – hatta, evet öyle aslında. Futbol dünyasının içine girdiğinizde bu yönünün baskısı... Devamını görmek için bkz. |  |
Ali Bulunmaz, "'Futbol bir tartışmadır'", Gazete Duvar, 8 Aralık 2022 11 Eylül 2022’de ölen Javier Marías, Vahşiler ve Duygusallar’da şöyle yazmıştı: “Sadece kazanmanın yetmediği bir faaliyettir futbol, her sezonda, her turnuvada, her maçta, hep kazanmak gerekir. Bir yazar, bir mimar veya bir müzisyen, muazzam bir romana, harikulade bir binaya veya unutulmaz bir albüme imza attıktan sonra birazcık durup dinlenebilir. (...) Futbolda ise aksine, durup dinlenmeye yer yoktur, son derece başarılı bir geçmişe sahip olmak veya önceki sene şampiyonluğu kazanmak pek bir para etmez. Asla başarıya ulaşıldığı düşünülmez, bir sonraki maçın da kazanılması gerekir (oyuncuların kendilerinden beklentileri budur), sanki her şey sıfırdan başlar, her maçın başındaki skor gibi. Hayattaki diğer faaliyetlerden farklı olarak sporda (ama her şeyden önce futbolda) hiçbir şey birikmez ve muhafaza edilmez, kupaların sergilendiği salonlara ve her geçen gün daha da kıymete binen istatistiklere rağmen. Dünün en iyisi olmanın bugün bir anlamı yoktur, yarından bahsetmeyelim bile.” Bu sözler, futbolun sahada yirmi iki kişiyle oynanan bir oyundan fazlası olduğu bir kez daha gösteriyordu. Tarihle, mekânla, sınıfsal ilişkilerle, aidiyetlerle, politikayla ve sanatla ilintisiyle birlikte, Simon Critchley’nin deyişiyle futbol, her şeyden evvel bir olgu. Yazar, tam da bu nedenle Futbol Düşünürken Aslında Ne Düşünürüz? başlıklı çalışmasında, futbolun geçmişte ve günümü... Devamını görmek için bkz. |  |
|