ISBN13 978-975-342-908-5
13x19,5 cm, 240 s.
Yazarın Metis Yayınları'ndaki
diğer kitapları
Postmodernliğin Durumu, 1997
Sosyal Adalet ve Şehir, 2003
Umut Mekânları, 2008
Marx'ın Kapital'i İçin Kılavuz, 2012
Marx'ın Kapital'i İçin Kılavuz, 2021
Bu kitabı arkadaşına tavsiye et
 

A.Yavuz Altun, ''Şehirler neden isyan eder?'', Kitap Zamanı, 1 Temmuz 2013

Küresel ekonomik kriz en çok Marksist akademisyenleri sevindirdi. Kapital’in yazarı, çok önceleri kapitalizmin “kriz” üretmek konusundaki maharetini açık ettiğinden, onu takip edenler bugünlerde haklı çıkmanın keyfini yaşıyor. Sovyetlerin çöküşünden bu yana kendine yenilenme imkânı arayan Marksist teori, Çin’in devlet kapitalizmini yürürlüğe sokmasıyla iyice bunalımdaydı. Ancak son yılllardaki kriz ortamı, yeni teorisyenlere şans tanıdı. Neo-Marksist akademisyen David Harvey onlardan biri. Marksist teorinin güncel limitlerini çizen ve finans-kapital dünyaya uygulayan Harvey, şehircilik ve antikapitalist mücadelenin mekânsal imkânları üzerine çalışmalarıyla tanınıyor. Kozmopolit şehirlerdeki sınıfsal hareketlilik için kullandığı “şehir hakkı” kavramı bir süredir dolaşımda. Buna göre, neo-liberal politikaların uluslararası finans kuruluşlarıyla el ele vererek şehirleri yeniden dizayn etmeye kalkışması “hemşehri”ler arasında yeni bir dayanışmaya yol açıyor. Burada dikkati çeken nokta, antikapitalist örgütlenmenin mekânının sadece iş yerleri olmaması, mahalle ve semtlerin de örgütlenme biçimlerine etki etmesidir.

Tarihiyeniden yorumlamak

Bir Marksist yorumcu olarak Harvey, Asi Şehirler kitabına tarihi yeniden yorumlayarak (Henri Lefebvre’in 1965’teki makalesini tartışarak) başlıyor. 1871’de Fransa’da kurulan Paris Komünü günlerine götürüyor bizi. Pek çok tarihçi için Paris Komünü, Fransa-Prusya savaşının ertesinde, silahlandırılan işçilerin öfkesinin ürünüdür. Cumhuriyetçiler, 1852’de imparatorluğunu ilan eden III. Napolyon’dan intikam almak için Prusya yenilgisini fırsat bilmiştir. Ancak Harvey’e göre buradaki temel kavga, 1853’le 1870 arasında Paris’i mimari olarak dönüştüren III. Napolyon’un politikalarına şiddetli bir karşı çıkıştır. Paris sakinleri, şehirlerini geri almak üzere ayaklanır. Bu, klasik bir işçi hareketi değil, bir “infilak” halidir. Bu durumda, muktedirin halkı ekonomik anlamda sömürmesinin yanı sıra, kamusal mekânları baştan kurgulaması da toplumsal hafızayı ve kamunun “mekân hakkını” gasp etmeye yöneliktir. Şehrin ortasında yükselen gökdelen ve AVM’ler, küresel finans sektörünün sürekli artıdeğer üretebilmesinin ve bunu emlak manipülasyonu yoluyla katlayabilmesinin en önemli yoludur. Bu sebeple de, şehrine sahip çıkmak isteyen hemşehriler, aynı zamanda küresel finans ağına bir darbe indirmiş olurlar.

Tahrir’den New York’a

David Harvey, günümüzdeki gösterileri hayli önemsiyor. Tahrir’deki ayaklanmayı, Londra ve New York’taki “occupy” (işgal et) hareketlerini, El Alto’daki sendika örgütlenmelerini, Madrid ve Atina’daki “aşağılanmışlar” yürüyüşlerini zikrediyor. Genelde sosyal medyanın etkisinin tartışıldığı bir ortamda cüretkâr yorumlar yapıyor: “Asıl önemli olan Twitter veya Facebook’taki duygusal gevezelik değil, sokağa ve meydana çıkan bedenlerdir.” (s. 223) Ancak temelde cevabının “tabii ki evet” olmadığı bir soru sormayı hedefliyor: “Hem şehir içinde cereyan eden, hem de şehri ve şehir yaşamının niteliğini ve geleceğini konu alan mücadelelerin, antikapitalist siyasete temel teşkil ettiği söylenebilir mi?” (s. 176) Yukarıda ismi geçen şehirlerin isyan gerekçeleri farklılık arz edebilir, küresel sermayeye şimdilik eklemlenmeyen şehirlerde benzeri hareketliliklerin görülmemesi ülke genelinde bir antikapitalist siyasetin oluşmasına engel teşkil edebilir. Göçmenler, yeni ırkçılık, vandalizm ve lümpenleşme gibi meseleler de kitabın biraz uzağında kalıyor. Ancak Harvey’nin kamusal alandaki bu yeni mücadeleyi küresel ekonomik kriz bağlamında tartışması, 21. yüzyılda “sol” için bir çıkış yolu olabilir.

Gezi Parkı,tartışmanın neresinde?

Peki, Gezi Parkı olaylarını bu tartışmanın neresine eklemleyebiliriz? Benzer ve benzemez yönleriyle Gezi Parkı, elbette bu tartışmada yer almayı hak ediyor. İstanbul’un küresel finans sistemine entegre olması, mimarî projelerin hemşehrileri rahatsız edecek düzeye gelmesi, bir kesimde oluşan genel “yenilmişlik” havası gibi meseleler öne sürülebilir. Ancak Gezi Parkı etrafındaki “sembolik” gerekçelerle, “reel” gerekçelerin iyi ayrıştırılması, ekonomik ve çevresel tepkilerle “hayat tarzı” kaygılarının farklı katmanlarda ele alınması gerekiyor. Harvey’nin izinden gideceksek, her şeyden önce Türkiye’de pek tartışılmayan “iktidarın mekânı” ve genelde devlet-merkezli ele alınan “kamusal alan” meselelerinin örtüsü kaldırılmalı.

 


Metis Yayıncılık Ltd. İpek Sokak No.5, 34433 Beyoğlu, İstanbul. Tel:212 2454696 Fax:212 2454519 e-posta:bilgi@metiskitap.com
© metiskitap.com 2021. Her hakkı saklıdır.

Site Üretimi ModusNova