ISBN13 978-605-316-007-6
13x19,5 cm, 168 s.
Liste fiyatı: 204.00 TL
İndirimli fiyatı: 163.20 TL
İndirim oranı: %20
Bu kitabı arkadaşına tavsiye et
Adam Phillips diğer kitapları
Tekeşlilik, 1997
Dehşetler ve Uzmanlar, 1998
Hep Vaat Hep Vaat, 2007
Yasak Olmayan Hazlar, 2017
AYIN ARMAĞANIAYIN ARMAĞANI
Diğer kampanyalar için
 
Kaçırdıklarımız
Yaşanmamış Hayata Övgü
Özgün adı: Missing Out
In Praise of the Unlived Life
Çeviri: Selin Siral
Yayıma Hazırlayan: Özde Duygu Gürkan
Kapak Deseni: Emine Bora
Kitabın Baskıları:
1. Basım: Eylül 2015
12. Basım: Nisan 2024

Hepimiz bir şeyleri seçmekle başka şeyleri kaçırdığımız hissine kapılırız zaman zaman. Bir hayatı seçmekle başka hayatlardan mahrum kaldığımızı düşünürüz. Psikanalist ve yazar Adam Phillips’in kitabının adı bu kaçınılmaz ve içinden çıkılmaz duruma atıfta bulunuyor. Ama kitabın konusu bununla sınırlı değil: Her zamanki incelikli ve özgün bakış açısıyla Phillips, temel insani duygu ve tecrübelerden bazılarını mercek altına alıyor.

Küçüklüğümüzden beri yakından tanıdığımız hüsran neden kaynaklanır? Aşkla hüsran arasında nasıl bir ilişki var? Peki ya tatmin? Arzulanan şeye ulaşmak tatmin getirir mi, yoksa olası bir tatmini sonsuza dek yok etmekten başka bir işe yaramaz mı? Gerçek bir tatmin mümkün mü? Neden illaki bir şeyleri anlamak, kavramak isteriz? Kavrayamamak neden bir dışlanmışlık ve küçük düşme duygusu verir? Kuralları ihlal etmenin yanımıza kâr kalmasından keyif almamız bizim hakkımızda ne söyler? Nasıl olur da yaşamadığımız deneyimler hakkında, yaşadığımız deneyimlere kıyasla daha çok şey biliyormuş gibi görünürüz?

Bu ve benzer sorular üzerine kafa yorarken Phillips, başta Shakespeare ve Freud olmak üzere edebiyatın ve psikanalizin önde gelen isimlerinden faydalanıyor ve ele aldığı eserlere taze bir soluk getiriyor.

İÇİNDEKİLER
Hüsran Üzerine
Kavrayamamak Üzerine
Yanına Kâr Kalmak Üzerine
Çıkıp Gitmek Üzerine
Tatmin Üzerine
Ek:
Deli Rolü Üzerine
Teşekkür
İzinler
OKUMA PARÇASI

Hüsran Üzerine, s. 11-14

Tragedyalar istediklerini elde edemeyen insanların hikâyeleridir, ama istediklerini elde edemeyen insanlarla ilgili her hikâye trajik bir görünüm taşımaz. Komedyalarda insanlar istediklerinin bir kısmını elde eder ama tragedyalarda insanlar istemenin bir işe yaramadığını keşfeder ve olay örgüsü çözüldükçe istediklerini sandıkları şeyin giderek daha azına erişirler. İşin aslı, hem istedikleri şey hem de isteklerine ulaşmaya çalışma yöntemleri bir tahribata yol açar; nihayetinde de trajik kahraman olarak adlandırılan karakterin ve tabii ki onun düşmanlarının ve yandaşlarının yıkımına sebep olur. Adına ister hırs, ister aşk veya hakikat arayışı densin, en basit şekliyle belirtmek gerekirse tragedyalar, herhangi bir şeyi (bir kralı tahtından etmeyi, babanın intikamını almayı, gözde kız evladın sevgisini dile getirmesini) arzulamanın acı sonunu gözler önüne serer. Trajik kahramanlar başarısızlığa uğramış pragmatistlerdir. Hedefleri gerçekdışı, yöntemleri ipe sapa gelmezdir.

Daima gereksinim durumunda bulunduğumuzu, psikanalist John Rickman’ın tabiriyle “içgüdülerin esiri” olduğumuzu ve mütemadiyen bir şeyler istediğimizi düşünürsek, arzuyu trajik, keyifli değil de netameli, hayat dolu değil de dehşet verici yapan nedir? Isaiah Berlin “İki Özgürlük Kavramı” başlıklı yazısında yer alan meşhur beyanında liberal duruşu ortaya koyar: “İnandığım üzere, insanların hedefleri çeşit çeşit ve prensipte birbiriyle uyumsuzsa, çatışma ve t...

Devamını görmek için bkz.
ELEŞTİRİLER GÖRÜŞLER

Hakan Güngör, "Adam Phillips’ten Kaçırdıklarımız: ‘Kaçan net fırsatlara’ övgü", Evrensel, 1 Ekim 2015

Sonbaharın kendini iyiden iyiye hissettirdiği günlerde, insan bir muhakemeye girişiyor. Geçen yaz, geçen yıl, geçip giden ömür, nelere gebeydi ve neler elden kaçıp gitmişti?.. Geçmişe dönüp baktığımızda ardımızda değerlendiremediğimiz, peşinden gidemediğimiz olasılıklar sıralanabiliyor birbiri ardına. Adam Phillips, Kaçırdıklarımız: Yaşanmamış Hayata Övgü kitabında hüsranı, tatmini, kavrayamamayı ele alıyor. Hüsrana neden olan halleri mercek altına alıyor. Bunu yaparken de Shakespeare’den Freud’a pek çok isimden yararlanıyor.

Phillips, Britanyalı bir psikoterapist ve deneme yazarı. “Flört Üzerine”, “Dehşetler ve Uzmanlar”, “Kreşteki Yabani” gibi çok satan kitaplara imza atmış biri Phillips. En büyük mahareti de, yaşamın büyük hızı içinde gözden kaçan kimi detayların üzerinde titizlikle duruyor olması. “Kaçırdıklarımız” kitabı da öyle, günlük koşuşturma içinde fark etmenin neredeyse mümkün olmadığı detayları irdeliyor ve önce biraz yavaşlamayı salık veriyor.

Kendimizi Tanımaktan Korkuyoruz

“Yaşam, insanlar öyle her istediklerini elde edemedi diye değil, arzuları kendilerine hasar vermeye başladığında, istedikleri şey katlanılmaz kayıplara gebe olduğunda trajik bir hal alır” diyor Phillips. Çoğu kez insanın kendi hüsranını kendisinin yarattığı görüşünde.

“Psikanalitik hikayeler bize en az...

Devamını görmek için bkz.

Tuğçe Isıyel, "Halının altına süpürülenler", Sabitfikir, 2 Ekim 2015

Bazı kitaplar hakkında yazmak çok zordur. Bir müddet o kitapla yaşamanız, onu öncelikle zihninizde, sonra belki çantanızda taşımanız, kitap elinizdeyken uyuyakalmanız, belki sabah ilk iş tekrar onunla günaydınlaşmanız gerekebilir. Bu yoğun ilişkiyi hak eden kitap ise, Öpüşme, Gıdıklanma ve Sıkılma Üzerine (1996), Tekeşlilik (1997), Dehşetler ve Uzmanlar (1998), Hep Vaat Hep Vaat (2007) gibi sevilen kitapların yazarı psikanalist Adam Phillips’in son kitabı Kaçırdıklarımız | Yaşanmamış Hayata Övgü. Kitabın alt başlığı tatminsizlik, arzu, arzunun diyalektiği, arzunun doyurulamaması gibi konuları düşündürmesi açısından oldukça önemli görünüyor.

Hayatımız boyunca arzuların tatminini yakalamaya çalışırken ve aslında arzunun doğası gereği, buna hiçbir zaman gerçek anlamda ulaşamazken, yoğun bir hüsran duygusuna kapılabiliyoruz. Çünkü ulaştıklarımız, bize hiçbir zaman yeterli gelmiyor. Bir türlü doyuma ulaşamıyoruz: “Yaşadığımız pek çok tatminin farklı hüsran biçimleri vardır. Hüsranımıza müsamaha göstermeyi beceremediğimiz için kifayetsiz haz düşkünleri durumuna düşeriz. Kulağa fısıldanan sözlere paye verir, kendimize bunları yutturur, mahrumiyetten tatmin sağlar, hüsranımızı telafi etmekte başarısızlığa uğrarız. Peşinde olduğumuz takasları net bir biçimde resmetmekten geri dururuz. Hakiki tatmin, gerçek tatmin, doyurucu tatmin ...

Devamını görmek için bkz.

Melisa Ceren Hasmaden, "Ah Mine’l Arzu!", Remzi Kitabevi Gazetesi, Kasım 2015

Psikanalist ve yazar Adam Phillips’in KaçırdıklarımızYaşanmamış Hayata Övgü adlı kitabı, “kaçan balık büyük olur” temalı kapak tasarımıyla raflarda yerini aldı ve ben bu yazının başına oturduğumda ikinci baskısını yapmıştı bile. Phillips, psikanaliz merceğinden, edebiyat ve tiyatrodan seçtiği örneklerle altı kavramı analiz ediyor: “Hüsran”, “Kavrayamamak”, “Yanına Kâr Kalmak”, “Çıkıp Gitmek”, “Tatmin”, “Deli Rolü”.

Her bir kavramın önce tarihsel olarak kullanım biçimlerini ve anlamlarının değişimini ele alıyor. Böylece anlamların kendi kültürleri içindeki değişimini izleme ve tarihsel perspektife oturtma olanağı sunuyor.

Hayatımız boyunca arzularımız arasında savrulur dururuz. Pek çok seçim yaparız. Aramızda “ya her şey başka türlü olsaydı” sorusunun pençesine düşmeyenimiz var mıdır? “A bölümünde değil B bölümünde okusaydım, X şirketinin yerine Y şirketinde işe başlasaydım, E ile değil İ ile evlenseydim ya da evlenmemeyi seçseydim.” Sonsuz olasılıklar evreninde, her bir seçimimizle bu sonsuzluğu adım adım daralan bir çembere çevirdiğimizi hissederiz.

Peki, bu arzular bizi nereye götürür, nerelere savurabilir? Ele geçirilmediğinde bizi “hüsran”a sürükleyen arzu nesnesi, aynı zamanda bu hüsran yoluyla bize “tatmin”in kapısını da açıyor olabilir mi? Phillips’in tezi bu; “hem en iyi hem de en kötü hallerimizde, bizi yaratıcı ve becerikli kı...

Devamını görmek için bkz.

Şafak Ulusoy, "Kaçırdığımız hayatlar üzerine bir kaçış kitabı", Milliyet Sanat, 25 Mayıs 2018

Hüsran Üzerine, Kavrayamamak Üzerine, Yanına Kar Kalmak Üzerine, Çıkıp Gitmek Üzerine, Tatmin Üzerine, Deli Rolü Üzerine bölümleriyle bizi kendine hayran bırakan güçlü bir kitap yazmış Phillips. Kitabın çevirisini Selin Siral yapmış. Kitabın kavranmasındaki güçlük biraz ahengi bozsa da altı çizili bir dolu cümle, belki daha önce hiç böyle tanışmadığımız bir biz bırakıyor bize.

Shakespeare oyunlarından her biri çok tanıdık karakterlerle insanın değişmeyen duygu ve davranışlarını tek tek ele alıyor. Lear’dan Hamlet’e Cordelia’dan Othello kitap boyunca bize eşlik ederken tragedyalarında neyi niçin yaptıklarına yorumlar getiriyor. Kendi yorumlarını Lacan’dan Freud, Zizek’ten Winnicott’a çeşir çeşit ustayla desteklediği bir insan yolculuğu sunuyor. Kitap, sakin bir yazar iç görüsünü her satırda hissettiriyor; insan ruhunu çok iyi tanıyan ve kavrayan birisinin bizi tesellisi gibi geliyor.

“Bilgi bizi tercih yapmamız için önümüze daha çok seçenek koyarak değil, imkansız şeylere kalkışıp hüsrana uğramamızı engelleyerek özgürleştirir.”

Bilgisini öyle zarif yollarla anlatıyor ki çözümsüzlüklere bazen çözüm bulamamak da en iyisidir diyebiliyor Phillips. Hayatı, sert virajlarından nasıl döneceğimizi bilemediğimiz bir yol görürken, keskin kararlar ve inatlaşmakla gidip gelen bu yaşamın tanıdık yollarını kendi bildiğince anlatıyor. Kitabın her bölümü be...

Devamını görmek için bkz.

Rafi Atam, "Hayatın tadını çıkarmanın formülü", Agos Kitap/Kirk, Kasım 2015

İnsan denen canlı, ‘kaygıdan sakınma niyetiyle kendisinin kabul edilebilir bir imgesini yaratmak için gizleme süreçleri uygulayarak kendisinin temel özelliklerini görmezden gelmek ya da farklı şekilde algılamak zorundadır’. Arzularımızı gerçekte oldukları şekliyle görebilseydik aciz duruma düşerdik. Esasında kendini tanıma araçlarından yoksun varlıklarız.”

‘Carpe diem’ son yıllarda hepimizin sıklıkla duyduğu, Türkçe’ye ‘anı yaşa’ olarak çevrilen özdeyiştir. Peki, bazen bir otobüs durağı panosunda gözümüze çarpan, bazen bir kitap kapağında karşımıza çıkan, bazense bir radyo programında konuşulan bu felsefe insanlara nasıl bir yaşam şekli önerir. Duyar duymaz anladığımızı düşündüğümüz kadar basit bir önerme midir? Ya da her yerde karşımıza çıkarılarak içi çabucak boşaltılan bir popüler kültür öğesi halini mi almıştır?

Hayatı, hele ki her şeyin bunca hızla değiştiği bir çağda, sabit bir fikre ya da bir felsefeye bağlı kalarak yaşamanın zor olduğu zaman zaman her birimizin aklından geçmiştir. Peki ya duygularımızı şekillendirip, yaşamlarımız hakkında önemli kararlar verirken, ‘carpe diem’ gibi hazırlanıp önümüze koyulan deyişlerden bilinçaltımız ne kadar etkileniyor. Yoksa her seferinde sadece kendimize ait olan bir yaklaşım mı geliştiriyoruz dersiniz?

Sorular ve cevaplar

Adam Phillips, Kaçırdıklarımız: Yaşanmamış Hayata Övgü ad...

Devamını görmek için bkz.
 
 

Kişisel Veri Politikası
Aydınlatma Metni
Üye Aydınlatma Metni
Çerez Politikası


Metis Yayıncılık Ltd. İpek Sokak No.5, 34433 Beyoğlu, İstanbul. Tel:212 2454696 Fax:212 2454519 e-posta:bilgi@metiskitap.com
© metiskitap.com 2025. Her hakkı saklıdır.

Site Üretimi ModusNova









İnternet sitemizi kullanırken deneyiminizi iyileştirmek için çerezlerden faydalanmaktayız. Detaylar için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.
X