 | ISBN13 978-975-342-987-0 | 13x19.5 cm, 560 s. |
Liste fiyatı: 528.00 TL İndirimli fiyatı: 422.40 TL İndirim oranı: %20 {"value":528.0,"currency":"TRY","items":[{"item_id":"1153","item_name":"Film Teorisi","discount":105.60,"price":528.00,"quantity":1}]} |
Bu kitabı arkadaşına tavsiye et Diğer kampanyalar için |  |
|
| | Film Teorisi Fiziksel Gerçekliğin Kurtuluşu Özgün adı: Theory of Film The Redemption of Physical Reality Çeviri: Özge Çelik Yayıma Hazırlayan: Orhan Kılıç Kapak Tasarımı: Semih Sökmen |
Kitabın Baskıları: | 1. Basım: Mart 2015 | 2. Basım: Eylül 2022 |
Kracauer'in Film Teorisi, alanın kanonik metinlerinden biri. 1960'larda yayımlanan kitabın temelleri esasen daha erken bir tarihte, Kracauer'in "film estetiği" üzerine kitabı için aldığı notlarla 1940'larda atılıyor. Film Teorisi yazarın daha önce yayımladığımız iki kitabı arasında, “bir çağın tarihsel süreçte tuttuğu yer, o çağın kendisi hakkındaki yargılarından ziyade yalın ve yüzeysel dışavurumlarının analiziyle daha isabetle belirlenebilir” diyen Kitle Süsü ile, “son, nihai şeyleri felsefi veya teolojik sistemler aracılığıyla kavrayabileceğimize inanmadığı için geçici iç görülerle ilgilenen” Tarih: Sondan Bir Önceki Şeyler arasında düşünsel bir köprü kurar. Kitap şu sorunun peşindedir: Film deneyimi neye yarar? "Sizde, bende ve insanlığın geri kalanında ortak olan şeylerle ilgili ufak anların, gündelik hayat boyutunu, bütün diğer gerçeklik tarzlarının matrisini oluşturduğu söylenebilir. Tam anlamıyla asli bir boyuttur bu. İnançları, ideolojik amaçları, özel girişimler ve benzerlerini bir anlığına bir kenara bıraksak bile, geriye gündelik hayatın beraberinde getirdiği üzüntüler ve sevinçler, anlaşmazlıklar ve bayramlar, istekler ve arayışlar kalır. Alışkanlığın ve mikroskobik etkileşimin bu ürünleri, yavaş değişen ve savaşlardan, salgınlardan, depremlerden ve devrimlerden sağ çıkan esnek bir doku oluşturur. Filmler, kompozisyonu mekâna, kişiye ve zamana göre değişen gündelik hayatın bu dokusunu keşfetmeye meyleder. Dolayısıyla hem verili maddi çevremizi takdir etmemizi hem de bu çevreyi dört bir yana doğru genişletmemizi sağlarlar. Dünyayı bilfiil evimiz yaparlar."  | İÇİNDEKİLER |
Sunuş Miriam Bratu Hansen Teşekkür Önsöz
Giriş 1. Fotoğraf Tarihsel İnceleme İlk görüşler ve trendler Güncel görüşler ve trendler Sistematik Yaklaşımlar Temel estetik ilke Fotoğrafik yaklaşım Yakınlıklar Cazibeler Sanat meselesi
I. Genel Özellikler 2. Temel Kavramlar Mecranın Özellikleri Başlıca İki Eğilim Lumière ve Méliès Gerçekçilik eğilimi Biçimlendirme eğilimi İki eğilimin çatışması Sinematik Yaklaşım Sanat Meselesi
3. Fiziksel Varoluşun Tesisi Kaydetme İşlevleri Hareket Cansız nesneler İfşa İşlevleri Normalde görülmeyen şeyler Bilinci afallatan fenomenler Gerçekliğin özel tarzları
4. Bünyevi Yakınlıklar Sahnelenmiş Olan Tesadüfi Sonsuzluk Kesintisiz 24 saat Geçiş hatları Belirsiz Olan Psiko-fiziksel karşılıklar Temel kurgu ilkesi "Hayatın Akışı" Bir kere daha sokak Sahne interlüdleri
II. Alanlar ve Unsurlar 5. Tarih ve Fantezi Tarih Zorluklar Uzlaşımlar Fantezi Analiz şeması Sahneleme tarzında fantezi Sinematik araçlarla kurulan fantezi Fiziksel gerçeklik çerçevesinde kurulan fantezi
6. Oyuncu Üzerine Notlar Nitelikler Varlık vurgusu Kendiliğindenlik Fizik İşlevler Nesneler arasında bir nesne Tipler Oyuncu olmayan oyuncu Hollywood starı Profesyonel oyuncu
7. Diyalog ve Ses Giriş İlk kuşkular Temel gereklilik Diyalog Sözün rolü Senkronizasyon tarzı SES Seslerin doğası hakkında Simgesel anlamlara yaslanmak Oynadığı rol Senkronizasyon tarzı
8. Müzik Psikolojik İşlevler Arkaik dönem Müzik, imgeler, seyirci Estetik İşlevler Yorumlayan müzik Fiili müzik Filmin nüvesi olarak müzik
9. Seyirci Etkiler Duyular üzerindeki etkiler Azalan bilinç Arasöz: Propaganda ve film Rüya görmek Doyum Film ve televizyon Hayata açlık Hayat kavramının kendisi Film – “hayatın ışıltılı çarkı” Çocuksu kadiri mutlaklık Rüyalar aleminden dönüş
III. Kompozisyon 10. Deneysel Film Başlıca İki Film Tipi Kökenler Avangard hareketi Avangardın paradigmatik niteliği Avangard Niyetler Tartışmalı hikâye Sinematik dil Fiziksel gerçeklik “Sanatların en az gerçekçi olanı” Avangard Trendler Entr’acte Ritim vurgusu İçerik vurgusu Sonuçlar
11. Olgusal Film Giriş Türler Karakteristik özellikler Araştırmanın kapsamı Sanat Üzerine Film Üç boyutlu doğallık kazanma Deneyselcilik trendi Belgesel trendi Belgesel Maddi gerçeklik ilgisi Maddi gerçekliğe kayıtsızlık Hikâyenin yeniden yükselişi
12. Teatral Hikâye Grir Biçim ve içerik Sinematik olmayan bir hikâye biçimi Kökenler ve Kaynaklar Karakteristik Özellikler İnsan etkileşimi vurgusu Bileşik birimler Ayrılabilen anlam örüntüleri Amacı olan bir bütün Uyarlama Girişimleri "En harika şeyler" İki alternatif Sonuçlar Açmaz D. W. Griffith’in takdire şayan çözümsüzlüğü
13. İnterlüd: Film ve Roman Benzerlikler Film gibi roman da hayatı tüm doluluğuyla sunmaya meyleder Film gibi roman da sonsuzluğun peşindedir Farklar Biçimsel özellikler İki dünya Roman Uyarlamaları Üzerine Sinematik nitelik farkı Romanların içeriği Sinematik uyarlamalar Sinematik olmayan uyarlamalar
14. Buluntu Hikâye ve Epizot Buluntu Hikâye Tanımlar Tipler Epizot Tanımlar Tipler Yapı Bir çerçeveleme aracı
15. İçerikle İlgili Meseleler İçeriğin Üç Veçhesi Sinematik Olmayan İçerik Kavramsal akıl yürütme Trajik Sinematik İçerik Konu Motifler
Sonsöz 16. Günümüzde Film İçsel Hayatın Önceliği Düşünsel Manzara "Antik inançların harabeleri" Vistalar Boşluktan geçen ana yollar Güçlük Deneyim ve Malzemesi "Gün batımının ışıltısı" Erişim dahilindeki gerçeklik Filmin nüfuz alanı olarak fiziksel gerçeklik Fiziksel Gerçekliğin Kurtarılması Farklı bir sanat Gündelik hayattan anlar Maddi kanıt Aşağıdan yukarı “İnsan Ailesi”
Kaynakça Film Listesi Dizin
 | OKUMA PARÇASI |
Giriş, Fotoğraf, s. 73-76 Bu çalışma, her mecranın, kimi iletişim türlerine davetiye çıkarırken kimilerini de zora koşan kendine has bir doğası olduğu varsayımına dayanıyor. Bütün sanatların ortak noktalarına yoğunlaşan sanat felsefecileri bile bu tür farklılıkların varlığına ve olası etkisine değinmeden edemiyor. Philosophy in a New Key (Başka Telden Felsefe) kitabında Susanne Langer çekingen bir ifadeyle “içinde fikirlerimizi doğal bir biçimde tasarladığımız mecranın, bu fikirleri hem belli biçimlerle hem de belli alanlarla sınırlandırabileceğini” kabul ediyor.1 Fotoğrafik mecranın doğasını nasıl keşfedebiliriz peki? Sezgisel içgörüye dayanan fenomenolojik bir tanım meselenin özünü ıskalar. Tarihsel hareketler, çevresinden yalıtılarak oluşturulmuş kavramlar yardımıyla kavranamaz. Analizin daha ziyade fotoğrafın evrim süreci boyunca benimsenen çeşitli görüşlerden, öyle veya böyle reel eğilim ve pratikleri yansıtan görüşlerden inşa edilmesi gerekir. O yüzden öncelikle tarihsel olarak verili fikir ve kavramları incelemek makul görünüyor. Bu kitap ne bir fotoğraf tarihi olarak düşünüldü, ne de bu anlamda bir film tarihi. Dolayısıyla, belirlediğimiz amaç doğrultusunda, fotoğrafla ilgili olarak sadece şu iki grubu incelememiz yeterli: gelişiminin ilk aşamalarında benimsenen fikirler ve günümüzün belli başlı yaklaşımları. Bu alanda çığır açan öncülerin, modern fotoğrafçıların ve eleştirmenlerin düşünceleri bir biçimde aşağı yukarı aynı sorun... Devamını görmek için bkz. |  |
 | ELEŞTİRİLER GÖRÜŞLER |
Lora Sarı, "Sözü asla başrol yapma", Agos Kitap, 20 Mayıs 2015 Kracauer’in Film Teorisi sinema tarihinin başlangıcı olarak kabul edilebilecek fotoğraf ile başlar. Fotoğrafın tarihsel incelemesini yapan Kracauer, başlangıçta fotoğrafın anı yakalayan, gerçeği ve doğruyu yeniden üreten bir araç olarak algılandığını ve üretimlerin bu doğrultuda yapıldığını söyler. Fakat bu algı zamanla yerini estetik müdahaleye bırakır. Film Teorisi’ni ‘demode’ olarak addedilmesine sebep unsurlardan biri Kracauer’in günümüzde yeri olmayan ‘fotoğraf bir sanat mıdır yoksa değil midir’ tartışmasına deyim yerindeyse kafayı takmış olmasıdır. Kracauer, fotoğrafı, gerçekliği aktaran ve sanatı etkileme işlevine sahip olan fotoğraf olarak ikiye ayırır. Gerçekliği ve yaratıcılığı/biçimlendirmeyi birbiriyle çatıştırır ve fotoğrafı “birbiriyle çatışabilen iki eğilimin müdahale alanı” olarak yorumlar. Ve sonuç olarak fotoğrafçının fiziksel gerçekliğe sadık kaldığı ölçüde yaratıcı olabileceğini söyler. Güzellik ve estetik ise ancak bir enstantanenin sonucu olarak ortaya çıkabilir. Fotoğraf belgelemek için vardır, güzellikse tesadüfidir. Sanat demek estetik demektir Kracauer’ göre film de temelde fotoğrafla aynıdır; fiziksel gerçekliği kaydeder ancak teorisyen, “Sinemacının biçimlendirme yetilerine sunulan imkânlar, fotoğrafçınınkilere sunulanlar kat kat aşar” der. Fotoğrafla film arasında alansal olarak bir ayrım yapar ve si... Devamını görmek için bkz. |  |
Celil Civan, "Sinema, Modernlik ve Teori", Hayal Perdesi, Mayıs-Haziran 2015 Alman düşünür Siegfried Kracauer (1889-1966)’in sinemaya dair teorik yaklaşımını sergileyen uzun soluklu eseri Film Teorisi’nin (1960) ana argümanı filmin maddi gerçeklikle olan ilişkisi üzerine kurulur. Biçimsel bir bakış açısı yerine maddi bir estetik kaygısı güttüğünü söyleyen yazar, sinemayı edebiyat, resim, tiyatro gibi geleneksel sanat dallarından ayırır ve sinemanın kaynağının fotoğraf olduğunu söyler. Sinema tarihine geri gittiğimizde, kinetoskop, vitaskop, biyograf gibi aygıtların maddi gerçekliği daha dolaysız bir biçimde yakalamak amacıyla icat edildiğini düşündüğümüzde, Kracauer’in de çıkış noktası açık hâle gelir. Fotoğraf, fiziksel gerçekliği o güne değin olmayacak biçimde doğrudan gün yüzüne çıkarmış, sinemaysa bunu daha mümkün hâle getirmiştir. Kracauer’in sinemayı geleneksel sanatlardan ayırmasıyla, sinemayı fotoğrafa yaklaştırması birbirinden ilgisiz değildir. Yazara göre geleneksel sanatların çerçeveleri belirgindir ve bu sanatlar hammaddelerini kendi içlerinde tüketir. Oysa fotoğraf, ve elbette sinemanın hammaddesi olan maddi gerçeklik, filmin bütün kısıtlamalarına rağmen tükenmez bir güce sahiptir. Kracauer, fotoğraf ile sinemanın arasındaki ilişkiyi fiziksel gerçekliğe yaklaşımlarına göre değerlendirir. Sinemanın temel özellikleri, “fotoğrafın özellikleriyle aynıdır. Başka bir deyişle, film fiziksel gerçekliği kaydedip gözler önüne seren e... Devamını görmek için bkz. |  |
Coşkun Liktor, "Kracauer’in Film Teorisi" İleri Haber, 2 Nisan 2015 Film Teorisi: Fiziksel Gerçekliğin Kurtuluşu, Frankfurt Okulu kuramcılarından Theodor Adorno ve Walter Benjamin’in yakın arkadaşı Alman yazar, gazeteci, film ve kültür kuramcısı Siegfried Kracauer’in film araştırmaları alanında önemli bir yere sahip iki kanonik eserinden biri. Geçtiğimiz yıllarda Türkçe’ye kazandırılan Caligari’den Hitler’e: Alman Sinemasının Psikolojik Tarihi [1] adlı diğer kanonik eserinde Kracauer, sinema tarihi, siyasi tarih ve sosyal psikolojiyi harmanlayan kendine özgü bir yaklaşımla filmlerin içinden çıktığı toplumun psikolojik eğilimlerini yansıttığı ön kabulünden yola çıkarak Alman sinemasında Nazizmin yükselişinin izini sürüyordu. Gerçekçi sinema teorisinin temel taşlarından biri sayılan Film Teorisi: Fiziksel Gerçekliğin Kurtuluşu, Kracauer’in 1920-1933 yılları arasında Frankfurter Zeitung gazetesinde yazdığı, fotoğraftan dansa çeşitli kültürel olguları ele alan denemelerinden bir seçki olan Kitle Süsü ve tarihe ilişkin görüşleri ile hakim tarih anlayışına eleştirilerini içeren Tarih: Sondan Bir Önceki Şeyler’in ardından Metis Yayınları’ndan çıkan üçüncü kitabı. Gerçekçi film teorisi deyince ilk akla gelen kuramcı Andre Bazin’in çağdaşı olan Kracauer, 1960 yılında yayımlanan Film Teorisi: Fiziksel Gerçekliğin Kurtuluşu’nda sinemanın geleneksel sanatlardan ayırt edilmesini sağlayacak kendin... Devamını görmek için bkz. |  |
Alkan Avcıoğlu, "Film Teorisi nihayet Türkçe'de", Birgün, 3 Nisan 2015 Memleket gündemi her geçen gün daha boğucu hale geliyor. Belki de pek çoğumuz yaşanan olaylara isyan ederken “Bu olanlar sadece Türkiye’de olur” diyecek noktaya geliyoruz. Hayatını ve vaktinin büyük bir çoğunluğunu iktidarın ve devletin ideolojik aygıtlarının sürekli hor gördüğü kültür ve sanat arenasında geçirmeye çalışanlar için yeni bir mefhum değil bu. Daha bu hafta Julianne Moore’un oyunculuğunu kötü bulan ve bunu da hiç çekinmeden kendisine ileten zihinlerin sadece bizim ülkeden çıkabileceğini düşünmedik mi? İki hafta önce de bu köşede, ödül töreni canlı yayınında VTR mozaikleyen, paralı sinema kanallarında filmleri mozaikleyen yeryüzündeki tek ülke olduğumuzu yazmıştım. Kültür ve sanatı yakından takip edenler benzer durumlara alışıktır. “Şu film sadece bizim ülkede vizyona girmiyor”, “Şu kitabın çevirisi sadece bizim ülkede çıkmadı” tarzı serzenişlerimiz boldur. Bu hafta olan nadir güzel şeylerden birisi Metis Yayınları’nın bu tarz cümleleri kurabileceğimiz listeden bir kitap eksiltmesi oldu. Film teorisi alanında kilometre taşı kitaplardan birisi olan Kracauer’in Film Teorisi kitabı Türkçe’ye çevrildi. Çevirisini Özge Çelik’in gerçekleştirdiği kitap daha önce de yazarın iki önemli kitabı Kitle Süsü ve Tarih: Sondan Bir Önceki Şeyler'i basmış Metis Yayınları’ndan çıktı. Kendi alanının en önemli kaynak kitaplarından Film T... Devamını görmek için bkz. |  |
Ertan Tunç, "'Klasikleri Niçin Okumalıyız?' – Film Teorisi: Fiziksel Gerçekliğin Kurtuluşu", otekisinema.com, 16 Nisan 2016 1960 yılında yayınlanan Film Teorisi: Fiziksel Gerçekliğin Kurtuluşu (Theory of Film: The Redemption of Physical Reality); Siegfried Kracauer’in, büyük bir kısmı 1920-1933 yılları arasında Frankfurter Zeitung'da çalıştığı dönemde yayınlanan derinlikli gazete yazılarından oluşan, 1963 tarihli Kitle Süsü (Mass Ornament: Weimar Essays) ve Alman Sineması’nın, özellikle Weimar dönemi “sokak filmleri”ne odaklanarak, tarihsel gelişimini, sosyo-politik ve psikolojik bağlama oturttuğu, o harikulade Caligari’den Hitler’e: Alman Sinemasının Psikolojik Tarihi (From Caligari to Hitler: A Psychological History of the German Film) adlı, 1947 yılında yayınlanan çalışmasıyla beraber, sanki bir tür üçleme oluşturur ve bu büyük ustayı daha yakından tanımak, birbirinden yaratıcı fikirlerini ve benzersiz düşüncelerini öğrenmek ve onun kompleks analizlerinde başvurduğu kendine has edebi güce tanık olmak için fırsatlar sunar. Siegfried; Film Teorisi: Fiziksel Gerçekliğin Kurtuluşu'nda, sinemanın (ve görüntünün) temel kavramlarından yola çıkarak, içerdiği alanlara ve unsurlara (oyunculuk, diyalog ve ses, müzik, seyirci), kabaca hikayeli ve hikayesiz olarak ikiye ayırdığı sinemada yer alan kompozisyon çeşitlerine (deneysel film, olgusal film, teatral hikaye vb.) detaylı bir şekilde, bir yandan ... Devamını görmek için bkz. |  |
|