Reddediyorum Özgün adı: Jeg Nekter Çeviri: Banu Gürsaler Syvertsen Yayıma Hazırlayan: Müge Gürsoy Sökmen Kapak Tasarımı: Emine Bora |
Kitabın Baskıları: | 1. Basım: Aralık 2013 | 3. Basım: Kasım 2022 |
Metis Edebiyat’ta At Çalmaya Gidiyoruz ve Lanet Olsun Zaman Nehrine adlı iki romanına yer verdiğimiz Norveçli yazar Per Petterson’dan insanlık durumu üzerine, dostluk, şiddet ve yıkım üzerine, hayatın yakıcı sorunları üzerine büyülü sadelikle yazılmış harika bir roman... Çocukluk arkadaşı olan Tommy ve Jim, 35 yıl sonra tesadüfen karşılaşırlar. Birbirlerini son gördüklerinde Tommy'nin annesi onları terk etmiş, baba dayağından kurtulmak isteyen Tommy ailenin tamamen dağılmasına yol açmıştır. Dindar annesiyle yaşayan Jim ise eğitimine devam etmiş, sosyalist olmuştur. İki genç sarsılmaz görünen bir dostlukla bağlıdırlar birbirlerine. Ancak bir gün yaşadıkları görünüşte önemsiz bir olay Jim'in bu arkadaşlığı hak etmediği endişesi duymasına yol açacak, açılan küçücük çatlak onları yıllar sonra çok farklı kişilere dönüştüren büyük bir yarığa dönüşecektir.  | OKUMA PARÇASI |
Açılış bölümü, s. 13-21. JIM. EYLÜL. 2006 Karanlık. Saat sabaha karşı dört buçuk. Hauketo yönünden gelerek Herregårdsveien Caddesi'ne girdim, Ljan istasyonuna varmadan tren yolu köprüsünden sola doğru saptım; kırmızı ışık yanıyordu ancak etrafta kimseler olmadığından sapmakta bir sakınca görmemiştim. Tam rayların üzerinden karşıya geçip yol kenarındaki ismi galiba Karusell olan marketin oradan yokuş aşağı inmeye başlamıştım ki, karanlıklardan bir adam fırladı ve kendini farların önüne attı. Onu fark ettiğim anda yere düşmek üzereydi. Fren pedalını kökledim, tekerlekler kilitlendi ve otomobil feci bir ses çıkararak yanlamasına kaydı, birkaç metre ilerleyip adamın tam dibinde durdu. Motor stop etmişti. Tamponumla adama çarpmış olduğumdan emindim. Buna rağmen adam yere yuvarlanmadı. Kaportaya yaslandı ilkin, sonra geriye doğru üç adım attı ve durduğu yerde sallanmaya başladı, farların gözünü aldığı belliydi. Ön cama doğru bakıyordu ancak ne beni ne de başka bir şeyi görmesi mümkün değildi. Uzun saçlı ve sakallıydı, kolunun altına gri bir torba sıkıştırmıştı. Bir an için onu babam sandım. Ama babam değildi. Babamı hiç görmemiştim. Adam yolun karşı tarafına geçip karanlığa daldı ve Ljan'a doğru inen yamaçta gözden kayboldu. Kollarım direksiyona kilitlenmiş bir halde kalakalmıştım, arabam Herregårdsveien Caddesi'nde karşı şeride geçmiş ve yanlamasına durmuştu. Hava hâlâ karanlıktı, hatta daha da karanlıktı denebilir. Yokuşun alt... Devamını görmek için bkz. |  |
 | ELEŞTİRİLER GÖRÜŞLER |
A.Ömer Türkeş, "Bir zamanlar çocuktular", Radikal Kitap Eki, 17 Ocak 2014 Per Petterson Reddediyorum’da hayat karşındaki yalnızlığı, yaraları ve yalnızlıklarıyla yaşamak zorunda kalan insanları anlatıyor. Norveçin en önemli yazarları arasında gösterilen Per Petterson’u At Çalmaya Gidiyoruz (2008) ve Lanet Olsun Zaman Nehrine (2012) romanlarıyla tanımıştık. Reddediyorum Petterson’un yeni romanı. Norveç’te 2012’de yayımlanan kitap aynı yıl pek çok dile çevrilmiş ve ödüller kazanmıştı. Petterson’un Türkçeye çevrilen üç romanında da anımsama yoluyla bugunle geçmiş arasında gidip gelen hüzünlü hikâyeler okuduk. Kuşkusuz hüznü yaratan roman kahramanlarının hayatları; geçmişte yaşanan kırıklıklar, sonrasında o kırıklıkları onaracak yeni bir şans bulamamak ya da o şansı elinden kaçırmış, koca bir hayatı ıskalamış olmak... Kurguda benzerlikler var ama kendisini tekrarlamamış Petterson. Geçmişle ve bugün arasındaki karmaşık ve sorunlu ilişkiler farklı dinamiklerden kaynaklanırken her bir romanında insana ve hayata dair farklı temaları ele alıyor. Seneler sonra Reddediyorum’da dostluk, aile bağları, şiddet ve yıkım öne çıkmış. 2006 yılı eylülünde rastlantısal bir karşılaşmayla başlıyor hikâye. Romanın üç ana karakterinden birisi olan Jim’in bakış açısından izliyoruz karşılaşma anını. Jim, ellili yaşlarda. Rahatsızlığı nedeniyle uzun süredir işe gitmiyor. R... Devamını görmek için bkz. |  |
Anıl Ceren Altunkanat, "Susma, reddet!", Sol Kitap Eki, 19 Mart 2014 Reddediyorum’u okuduğum sırada Berkin yaşıyordu. Berkin direniyordu. Berkin gitti. Gözlerinin karasına bulandı günler. Ve öfkeye. Ve dirence, bu zulme karşı direnişe. Çünkü Berkin gittiyse, o minik çocuğu tutamadıysak ellerimizin arasında, bu ancak boyun eğmeyi reddedelim diyedir. Berkin direncini, yaşamak için savaşan yüreğini bize emanet etti diyedir. Yüzünü kara çıkarmayalım diyedir. Reddediyorum’u okurken başka duyarlılıklar, başka izler peşindeydim. Şimdiyse Reddediyorum: Susmayı, unutmayı, boyun eğmeyi, Berkin’i yarı yolda bırakmayı, bu cinayeti sineye çekmeyi reddediyorum. Satıra düşen her dirençli, her umutlu sözcük senindir Berkin. Bizi affet. Sakar bir rastlantıyla başlıyor Reddediyorum. İki çocukluk arkadaşı, Tommy ve Jim, olmadık bir yerde, beklenmedik şekilde karşı karşıya geliyor. Bu karşılaşmada bir aksilik var, bir yerine oturmazlık; geçmişlerini okumadan bile anlıyoruz bunu. Roller değişmiş desek; her rol eğreti. Araya giren otuz yılın verdiği soğukluk desek... Yok, soğukluk araya yıllarla değil, anlarla girer; soğukluk için her zaman bir yakınlık gerekir. Peki, ne? Per Petterson bu soruyu yanıtlamak için bizi geçmişin darmadağın çıkınına daldırıyor. Bu çıkında iki kişi daha bir görünüp bir kayboluyor: Siri ve Bayan Berggren. Bu dört kişi tuhaf bir dörtgen oluşturuyor; kenar uzunluklarının oranı ve açılar... Devamını görmek için bkz. |  |
Deniz Ayyıldız, "Zamanın Ortasındaki Çatlak", Mesele Dergisi, Mayıs 2014 Roman, yıllardır birbirini görmemiş iki dostun ve etraflarındaki insanların hayatlarını anlatıyor. Jim ve Tommy’nin yıllar sonra bir köprü üzerinde tekrar karşılaşmaları her iki karakterin büyük acılarla dolu geçmişi hatırlamalarına sebep oluyor. Tommy ve kardeşleri şiddet yanlısı bir baba ve pasif bir anneden oluşan işlevsiz bir ailede yaşamak zorundadırlar. Anne, bir süre sonra evi terk eder ve uzun yol gemilerinde çalışmaya başlar. Tommy ise gün geçtikçe artan şiddetten başkaldırarak kurtulmayı seçer ve bir beyzbol sopasıyla babasının bacağını kırar. Bu olaydan sonra Tommy’nin babası ortadan kaybolur ve aile fertleri başka ailelere evlatlık olarak verilir. Yalnızca Tommy, başka bir aileyle değil, Tommy’e babalık yapan Jensen ile kalır. Bu olaydan sonra kardeşler birbirlerini daha az görmeye başlar ve zaman geçtikçe birbirlerinden tamamen koparlar. Diğer ana karakter olan Jim ise dindar bir ailede yetişmiş ve babasını hiç tanımamış bir çocuktur. Tommy’nin en yakın arkadaşıdır ve kendinisinin bile hatırlayamadığı kadar uzun bir süredir Tommy’nin dostudur. İki arkadaş arasındaki dostluk bağı soğuk bir günde gölde yaşadıkları bir olay sonucu yavaş yavaş çözülmeye başlar. Buz tutmuş olan göl çatlamaya başladığında Jim kendini kurtarmak için Tommy’nin önünü kesmeye çalışır. Göldeki buz kırılmaz, ancak gölde oluşan çatlaktan daha büyük bir çatlak Jim’in içinde oluşur. Tommy ... Devamını görmek için bkz. |  |
|