ISBN13 978-975-342-773-9
13x19,5 cm, 200 s.
Liste fiyatı: 25.00 TL
İndirimli fiyatı: 20.00 TL
İndirim oranı: %20
Bu kitabı arkadaşına tavsiye et
AYIN ARMAĞANI KİTABIAYIN ARMAĞANI KİTABI
Çevre Yolu
1. Basım
Liste Fiyatı: 27.00 TL yerine armağan
Diğer kampanyalar için
 
Seferis ile Üvez
Yayıma Hazırlayan: Semih Sökmen
Kapak Tasarımı: Semih Sökmen
Kitabın Baskıları:
1. Basım: Haziran 2010
2. Basım: Mayıs 2018

2011 Melih Cevdet Anday Şiir Ödülü

Seferis ile Üvez, Süreyya Berfe'nin son şiirlerinden oluşuyor. İlk bölüm olan "Seferis’e İskele Işıkları" Berfe'nin şair Yorgo Seferis'e Ege'nin bu tarafından bir tür seslenişi/karşılığı olarak okunmalı, ikinci bölüm "Üvez" mevsim döngüsünü takip eden, tabiatla hemhal olmuş, "haiku" tadında kısa şiirleri bir araya getiriyor, kitabın son bölümü "Bugün Salı mı Şimdi" ise birbiriyle bakışan ancak daha bağımsız son şiirlerden oluşuyor.

İÇİNDEKİLER
Yorgo Seferis'e
İskele Işıkları

Üvez

Bugün Salı mı Şimdi
OKUMA PARÇASI

BUGÜN SALI MI ŞİMDİ bölümünden, s. 143-144.

SABAH SABAH

her günkü yolumun üstünde

kauçuk yaprakları

Seni düşünmeye yelteniyorken

ağır darbeler yemiş

çok yorulmuş

kauçuk yaprakları

Masanın üstüne koysam

evcil bir kış yaşasam onlarla

Bırakmaz ki genç işsizler

kumlayıp ağartacaklar jeanleri

biz de ses çıkarmadan giyeriz

kumlu ciğerleri genç ölüleri

Bu renk poyraz 5-7

bu kıvrım yıldız karayel 8-10

Açılsak bahara artık

Bırakmazlar ki şu kadar PKKli etkisiz hale getirildi

şu kadar şehit

Sabah sabah

her günkü yolumun üstünde

kumlanmaktan çürümüş

ciğerleri sönük

kavruk hayatlı

jean yaprakları

Yazdıklarım içime sinecekken

trilyonluk makam arabası

Duymaz olaydım

dökülmeye başladı şiirin

hiçbir şey ifade etmeyecek

modası geçmiş mısraları

Kapıyı zorlayıp girdi içeri

kumlanmış jeanler

silikosise yakal...

Devamını görmek için bkz.
ELEŞTİRİLER GÖRÜŞLER

Yücel Kayıran, “Kibrin ironik poetikası”, Radikal Kitap Eki, 30 Temmuz 2010

Süreyya Berfe, Seferis ile Üvez’de yer alan ‘Yorgo Seferis’e İskele Işıkları’ adlı şiirinde, Odysseus’un yolculuğu zemini üzerinde, Seferis’in 1914’te İzmir’den Atina’ya göç etmeleriyle Selanik mübadili bir aileden olması arasında imgesel lehim kuruyor. 60’lı yılların diğer şairlerinde yaygın olarak görülen bir tarzda, yani bir siyasetçi, bir siyasetbilimcisi gibi konuşarak, siyaset tarihi temelinde değil, poetik zemin üzerinde yapıyor bunu Berfe: İnsanın durumuna ait olanı, poetik olanın tarihi içinde ele alıyor. Dolayısıyla Odysseus’un yolculuğu zemini üzerinde derken kastettiğim bu, poetik tarih. Yani mübadele ile odysseus (yolculuk) arasında imgesel olarak bir iç içe geçmişlik durumu kurarken, siyasal olanı da devre dışı bırakıyor Berfe. 60’lı yıllarda, toplumcu şiirle yola çıkan Berfe’nin, siyasal olanı devre dışı bırakması, bir sapma veya bir tutarsı...

Devamını görmek için bkz.

Orhan Koçak, "Üvez buruk bir meyvedir", Sabah Kitap Eki, 28 Temmuz 2010

Şiiri kendi engeliyle birlikte yazmak: 40 yıldır Süreyya Berfe'nin şiirinin üstlendiği sınav bu oldu. Şiiri şiir gibi davranmaktan alıkoyan engel, şiirin bir parçası, hatta belki asıl gücü ve 'muharriki' haline gelmeliydi. Bazen Berfe'nin bu bitmeyen uğraştan sıkılıp kaçtığını düşündük; ama çoğu zaman, tıpkı bu son kitabında olduğu gibi, sınavdan nerdeyse hiç terlemeden ve zaferle çıktığını gördük, daha çetin engellere hazırlandığını hissettik. Şiir için epey hacimli bir kitap, Seferis ile Üvez. 198 sayfa ve üç bölümden oluşuyor: "Yorgo Seferis'e İskele Işıkları", "Üvez" ve "Bugün Salı mı Şimdi". Orta bölüm, Berfe'nin daha önce sık sık "Şiir Çalışmaları" adıyla yayımladığı anlık doğa izlenimleri dizisinin bir devamı gibi. Başlıksız, kısacık, bazen iki dizelik parçalar. Üvez, Berfe'nin sevdiğini bildiğimiz başka meyvelerin de temsilcisidir: Alıç, iğde, muşmula......

Devamını görmek için bkz.

Hüseyin Hamdi Erkan, “Seferis ile Üvez”, parşömen- sanal fanzin, 27 Temmuz 2010

Sizi bilmem ama benim büyük-güzel yazıcı (şair, yazar, romancı, öykücü, denemeci gibi yazıcılar) kıstasım şudur: Daha önce bildiğim, gördüğüm, hissettiğim şeyleri bildiğimi, hissettiğimi onu okuduktan sonra anladığım ya da daha önce hiç bilmediğim, duymadığım bir şeyi bana duyuran yazıcılar güzel-büyük yazıcılardır.

Onlar dünyayı daha berrak görmemizi sağlarlar. Gözümüzü açar, şeyleri netleştirirler gözümüzde. Hem bu kıstaslar falan bir yana biz fani okurların sahiplendiği "benim yazarım, şairim" dediği insanlar vardır. Süreyya Berfe benim için yukarıdaki iki guruba da giriyor.

"süreyya berfe kalfaysa ben çırak bile olamam" diye karalamıştım bir zamanlar.

Benim çırak olacağım yok zaten. Hamurumuz sağlam değilmiş. Ama S. Berfe kalfalığına devam ediyor hâlâ. İyi ki.

Metis’ten çıkan Seferis ile Üvez Berfe'nin kalfalığının son ürünü.

Şi...

Devamını görmek için bkz.

Sennur Sezer, “Yaşlılığımızda özlediğimiz kırlardan Süreyya Berfe’ye mektup”, Evrensel, 2 Eylül 2010

Merhaba Süreyya Berfe,

seninle yaşlılık üstüne konuşacağım aklıma bile gelmezdi. (Yine de kabullenemiyorum ya...) Hem sevgilinden söz edeceksin hem yaşlılıktan, bence biraz şair numarası bu. Yaşlılar aşık olmazlar ki.

Seni hep o deniz kıyısı kasabasında düşünüyorum. Urla İskele'de. Karşı adalardan bir Yunanlı şairin gelip konakladığı kahveden. Belki de kendi evidir orası. Seferis miydi? Kitabının adı Seferis ile Üvez de. Sanki özlemlerini özetlesin diye oturuyordun o kahvede. Gün Ola nidası bir iç çekiş gibi çevrene sinmişti. Özlemlerin neydi diyemiyorum, hepimiz bir düş olarak taşıdık bir ülkenin özlemlerini. Ben bu özlemlerin sızısını bitiremedim üstelik gitgide ağırlaştı.

İstanbul’un karmaşasından ayrılanları, kendini Ege’ye atanları hem anlıyorum, hem anlayamıyorum. Hep Adnan’ı alıp bir deniz kıyısına kaçayım, şu...

Devamını görmek için bkz.

Turan Karataş, “Huma kuşu olup acıların ovasında uçuyorum”, Yeni Şafak Kitap Eki, 11 Ağustos 2010

Süreyya Berfe 70 Kuşağı şairlerindendir. Adı, o kuşağın öncü şairlerinin (İsmet Özel, Ataol Behramoğlu) hizasına yazılmasa da hemen arkadan anılır. İlk şiirlerinin birkaçını Süreyya Kanıpak imzasıyla yayımlamıştır. Asıl adı da Hikmet Süreyya Kanıpak’tır. Şimdilerde bir sahil kasabasında münzevi bir hayat yaşadığını bildiğimiz Berfe, gençliğinde tabir yerindeyse hızlı bir sosyalist devrimcidir. Büyük savrulmalar yaşadığı, olmayacak düşler peşinde gittiği o yıllarda yazdıklarından çıkarılabilir.

Şairin son çıkan kitabı Seferis ile Üvez üzerine yazmak niyetiyle başladığım yazı, alıp gerilere götürdü beni. Şairin, kitaplığımda bulunan; 1965, 1966’da yayımlanan ilk şiirlerinden başlayarak 1992’de çıkan Şiir Çalışmaları’na kadar çeyrek asrı aşkın bir süre içinde ortaya koyduğu ürünleri, zamandizimsel olarak okudum. Araştırınca fa...

Devamını görmek için bkz.

Necmiye Alpay, “Seferis kardeşliği”, Milliyet Kitap Eki, 20 Temmuz 2010

Süreyya Berfe, Seferis ile Üvez kitabında Seferis’i hem adıyla sanıyla hem de şiirlerinin özellikleriyle konuk ediyor.

Süreyya Berfe’nin yeni kitabı Seferis ile Üvez’de, bir bakıma üç, bir bakıma çok sayıda şiir var. Genellikle kısa ve bazen hayku türüne, bazen de aforizmaya yaklaşan şiirlerden oluşuyor kitap. Ege’nin, mitolojik olan dahil, geniş zamanlarına uzanıyor.

Berfe’nin bir önceki kitabı Çıkrık da öyleydi. Ondan önceki kitabı Nâbiga ve diğerlerinde de buraya doğru yaklaşmanın işaretleri vardı.

Diyebilirim ki Berfe, Seferis’i bu kez hem adıyla sanıyla, hem de şiirlerinin özellikleriyle konuk etmektedir. Benimsenmiş, içselleştirilmiş ve sonuçta açıklanmış bir yakınlık söz konusu. Baştan beri temelde sonsal olan bir yakınlıktır bu.

Yurdundan edilmişlik

Büyük şair Yo...

Devamını görmek için bkz.

Mahir Bora Kayıhan, “Buruk şiirler bütünü: Seferis ile Üvez...”, Olay Gazetesi, 19 Temmuz 2010

Usta şair Süreyya Berfe’nin son şiirlerinden oluşan yeni kitabı Seferis ile Üvez, son sayfasında buruk bir tat bırakan, yürekten ziyade ruhu buran “içli” bir kitap...

Üç bölümden oluşan kitabın ilk bölümü olan Seferis’e İskele Işıkları, Yorgo Seferis’e yazılmış, sesleniş tadında şiirler içeriyor...

İkinci bölüm Üvez, bir kısa şiirler geçidi yaparak bodur kalmış duyguların sesini yükseltiyor...

Ve son bölüm, yani Bugün Salı mı Şimdi, (en beğendiğim bölüm olarak) Berfe’nin oldukça başıboş, ışığın ters istikametine giden şiirlerini okuyanın yüzüne, nefes gibi sıcacık üflüyor...

Güzel dizeler yakalayıp ses verebileceğiniz bu kitabın özellikle son bölümünü bir bütün olarak ele almayı deneyin... İlginç bir deneyim olacak...

“YAZDIKLARINI

cam şişelere yarıyarıya doldurup

su biraz limontuzu

rengini veren...

Devamını görmek için bkz.

Okay Gönensin, “Seferis’in komşusu”, Vatan Kitap, 14 Temmuz 2010

Bir öncesinde foklara yazdı, şimdi Seferis’in komşusu oldu. Komşusuna ve “üvez”e yazdı. (Üvez de nedir ki...) Süreyya Berfe, kendi kuşağından birkaç şair gibi herhangi bir ana akım içinde durmadı. Hareket etti, mekanlarıyla birlikte şiirini de taşıdı.

Şimdi Seferis ile birlikte İskele’de.

Son kitabı Seferis ile Üvez’in ilk bölümünde komşusuyla birlikte Homeros’un hatırasının peşinden gidiyor.

“Tabiat ve tarih

Savurmuş günümüzdeki insanı

Nereye

Arıyorum İonya’dan Anadolu’dan

Bu yana arıyorum

Bulamıyorum

Yaşayanlardan da bir şey anlamıyorum.”

O zaman da şair düşer peşine Homeros’un, Seferis ile birlikte ışıklara bakar; küçücük İskele’yi bir dünyaya dönüştürür.

Üvez bir yemişmiş, muşmulaya benzermiş. Onun da bilmediği görmediği bir şeyler olabilir.

“Yaş altmışyedi

Sesini yeni duyduğum bir kuş daha.”

Süreyya Berfe, ...

Devamını görmek için bkz.

Mustafa Şerif Onaran, “Berfe Doğası”, Cumhuriyet Kitap Eki, 2 Eylül 2010

“Aynı suda iki kez yıkanılmaz” demişti Heraklit. Evrenin tek değişmeyen kuralı “değişim”in önemini anlatmıştı. İyon kültürünün bu büyük insanı Efesliydi. Değişimin gücü günümüzde de etkisini sürdürüyor. Eski Yunan kültürüyle İyon kültürü bir bütün müydü? Anadolu geleneğiyle beslenen ayrı bir İyon kültüründen söz açmak gerekmez miydi? Halikarnas Balıkçısı, Sabahattin Eyüboğlu, Azra Erhat gibi aydınlar Anadolu’ya özgü bir İyon uygarlığından söz açarlar. Eskilçağların büyük düşünürleri, destan ozanları bir yana, çağdaşımız Seferis İzmirli değil miydi? “Irkın seni iklime benzer yaratırken” diyen Yahya Kemal Beyatlı, insana doğduğu topraklardan, doğadan geçen özellikler olduğunu anımsatıyor. Ders almasını bilen için doğa en büyük öğretmendir. Doğayla bütünleşirken insanın kendini öğrenmesi de erdem sayılır. Büyük kentin insanı kirleten ortamından kurtulup bir kıyıdan uzaklara dalmak, çevre insanlarıyla...

Devamını görmek için bkz.

Necmiye Alpay, "Seferis Kardeşliği", Milliyet Kitap, 20 Temmuz 2010

Süreyya Berfe’nin yeni kitabı Seferis ile Üvez’de, bir bakıma üç, bir bakıma çok sayıda şiir var. Genellikle kısa ve bazen hayku türüne, bazen de aforizmaya yaklaşan şiirlerden oluşuyor kitap. Ege’nin, mitolojik olan dahil, geniş zamanlarına uzanıyor.

Berfe’nin bir önceki kitabı Çıkrık da öyleydi. Ondan önceki kitabı Nâbiga ve diğerlerinde de buraya doğru yaklaşmanın işaretleri vardı.

Diyebilirim ki Berfe, Seferis’i bu kez hem adıyla sanıyla, hem de şiirlerinin özellikleriyle konuk etmektedir. Benimsenmiş, içselleştirilmiş ve sonuçta açıklanmış bir yakınlık söz konusu. Baştan beri temelde sonsal olan bir yakınlıktır bu.

Yurdundan edilmişlik

Büyük şair Yorgo Seferis, 1900 yılında İzmir’de doğmuş, Birinci Dünya Savaşı’nın ilk yılında ailesiyle birlikte Atina’ya taşınmış. Süreyya Berfe ise ters yönün göçmeni:...

Devamını görmek için bkz.

Ali Galip Yener, “ ‘Seferis ile Üvez’: Süreyya Berfe şiiri üzerine notlar”, Varlık, Kasım 2010

Süreyya Berfe şiiri üzerine çok az yazılmıştır. Görebildiğim kadarıyla bu şiir birikimi üzerine yayınlanmış yüksek lisans ya da doktora tezi yoktur. Az sayıda eleştiri ve tanıtım yazısı mevcuttur. Oysa Berfe yaklaşık 50 yıldır şiir yazmaktadır. İlk şiiri Yön dergisinde 1962’de yayınlanmış ve şiirleri 18 dile çevrilmiştir. Şiirini izleyen belli bir okur çevresi vardır. Berfe şiirinin yapısal çözümlemesi de yapılmamış, teknik açıdan irdelenmemiş, ancak birkaç eleştirel denemede bu şiir hakkında önemli saptamalara yer verilmiştir. Okuduğunuz yazının sınırları çerçevesinde bu önemli saptamaların sentezini yapmaya ve şairin son kitabı bağlamında Berfe şiirinin temel özellikleri üzerinde kısaca durmaya çalışacağım. Bana kalırsa, baştan söyleyeyim, Berfe’nin yapıtları olgunluk döneminde “yorgun ve sessiz bir şiir”in temsilcisidir. Şairin neden böyle nitelenebilecek bir şiir yo...

Devamını görmek için bkz.

Hasan Akarsu, "Şiir çalışmaları", Cumhuriyet Kitap Eki, 8 Aralık 2011

Ozan Süreyya Berfe, 1943 İstanbul doğumlu olup ilk şiirlerini 1963’te yayımlamaya başlar. 1975’te ilk şiir kitabı Gün Ola’yı, ikinci şiir kitabı Savrulan’ı kendisinden aldığımı, üçüncü şiir kitabı olan Hayat ile Şiir’i ise ozan İlhami Bekir Tez’in bana armağan ettiğini anımsıyorum. Onun şiirlerinde kendime bir yakınlık bulmam, Berfe’yi sürekli izlememi sağladı.

1991’de Şiir Çalışmaları’nı edindiğimde de çok sevinmiştim. Berfe, şiirlerinde öz olanı, yoğun olanı kısa dizelerle anlatmayı başarıyor. Şiir Çalışmaları’nda ve sonraki yapıtlarında buna tanık oluyoruz: “Dikkatle bakıyorum fırtınaya/ kafamdaki fırtınaya yetişebilecek mi?” (s. 5), “Kimsesizliğin değerini bildiğim için/ yüreğimle konuşuyorum her yerde/ yine de elimden bir şey gelmiyor/ yalana ve boşluğa karşı susuyorum” (s. 9).

Yırtılıp atılamayan anılar

Berfe, aynı ...

Devamını görmek için bkz.
 


Metis Yayıncılık Ltd. İpek Sokak No.5, 34433 Beyoğlu, İstanbul. Tel:212 2454696 Fax:212 2454519 e-posta:bilgi@metiskitap.com
© metiskitap.com 2020. Her hakkı saklıdır.

Site Üretimi ModusNova