 | ISBN13 978-975-342-668-8 | 13x19,5 cm, 416 s. |
Liste fiyatı: 414.00 TL İndirimli fiyatı: 331.20 TL İndirim oranı: %20 {"value":414.0,"currency":"TRY","items":[{"item_id":"387","item_name":"Modernizm İdeolojisi","discount":82.80,"price":414.00,"quantity":1}]} |
Bu kitabı arkadaşına tavsiye et Diğer kampanyalar için |  |
|
| | Modernizm İdeolojisi Edebiyat Yazıları Çeviri: Kemal Atakay, Tuncay Birkan Yayıma Hazırlayan: Bülent Doğan Kapak İllüstrasyonu: Emine Bora Hazırlayan İsim: Orhan Koçak, Tuncay Birkan |
Kitabın Baskıları: | 1. Basım: Nisan 2008 | 3. Basım: Şubat 2022 |
Marksist eleştirmen ve kültür teorisyeni Fredric Jameson'ın edebiyat yazılarından hazırladığımız kapsamlı bir seçki: Yorumlama teorisi, edebi tür anlayışları, Üçüncü Dünya Edebiyatı ve ulusal alegori, siyasal bir sorun olarak haz, edebiyat eleştirisinin tarih ve teori içindeki yeri, teorik jargon gibi temaları çözümleyen yazıları ile, Flaubert, Joyce, Robbe-Grillet gibi modernist ya da proto-modernist anlatı yazarlarının ve Baudelaire, Rimbaud ve William Carlos Williams gibi modernist şairlerin yapıtlarını analitik ve tarihsel bir bakışla değerlendirdiği eleştirel yazıları bir arada. Bir de Ursula K. Le Guin hakkındaki yazısı var: Ütopya düşüncesinin bilimkurgu edebiyatında büründüğü biçimi değerlendiriyor. Kitaba "Modernizm İdeolojisi" başlığını özellikle koyduk. Modernizm genellikle kendini bir ideoloji olarak değil de, sanki doğal bir durummuş gibi algılamış, kendini öyle izah etmiştir. Jameson temel eleştirel stratejisini, "Daima tarihselleştir!" düsturunu burada modernist metinler üzerinde çalıştırıyor: Buradaki yazılarının büyük çoğunluğunda "modernizm ideolojisi"nin adı geçen yazarlarda büründüğü özgül biçimleri çözümlüyor.  | OKUMA PARÇASI |
Sunuş, Tuncay Birkan, s. 7-29 Bir sorunun izini sürerek çatacağım bu sunuşun çatısını, basit bir sorunun: Yirminci yüzyılın ikinci yarısında edebiyat teorisi ve eleştirisi alanındaki en özgün eleştirmenlerden biri ve Amerikan Marksizminin tartışmasız en önemli ismi konumunda olan Fredric Jameson Türkiye solunca ve edebiyat çevrelerince gerçekten "tanınıyor" mu, buralarda kayda değer bir etkisi oldu mu? Cevap da çok açık bana kalırsa: Hayır. Cevap açık ama nedenlerini kurcalamakta fayda var. Özellikle postmodernizmle ilgili tartışmalarda adı sık sık geçen, bu seçkiye de dahil ettiğimiz ünlü yazısında Üçüncü Dünya edebiyatı ile ilgili infial yaratan sözleri genellikle olumsuz da olsa belli bir yankı uyandıran ve en önemlisi neredeyse belli başlı bütün kitapları ve birçok makalesi Türkçeye çevrilmiş bir yazar halbuki Jameson: Eleştiri kuramı alanındaki en sistemli ve programatik kitabı denebilecek The Political Unconscious ile sinema hakkındaki iki kitabı olmasa da, Marksizm ve Biçim, Dil Hapishanesi, Postmodernizm, Kültürel Dönemeç ve Biricik Modernite nüshaları epeydir kitapçı raflarında; "Postmodernizm ya da Geç Kapitalizmin Kültürel Mantığı", "Lacan'da İmgesel ve Simgesel", "Modernizm ve Emperyalizm" ya da yukarıda bahsedilen "Çokuluslu Kapitalizm Çağında Üçüncü Dünya Edebiyatı" gibi çok etkili olmuş, birçok dünya diline çevrilip hararetle tartışılmış yazıları Türkçeye de çevrildi. Hatta Jameson'la yapılmış en kapsamlı söy... Devamını görmek için bkz. |  |
 | ELEŞTİRİLER GÖRÜŞLER |
Semih Gümüş, “Yorum, yoruma karşı”, Radikal kitap Eki, 2 Mayıs 2008 Yorumun gözden düştüğü yargısını 1971'de veriyor Fredric Jameson. Modernizm İdeolojisi adlı derlemedeki Üstyorum başlıklı yazısında, modernizmi terk etmeye hazırlanan modern edebiyatın 20. yüzyılın büyük okulları arasına soktuğu varoluşçuluk ya da yapısalcılık gibi akımların kendilerini gerçekleştirme olanaklarını artık biçimcilikte ve öze ilişkin bütün ağırlıkları atarak yöntemi seçmekte bulduğunu belirten Jameson, hem bu dönüşümü en iyi anlayanlarından, hem de kendi yazınsal-düşünsel tutumuna sağlam bir temel oluşturma kaygılarını en iyi anlatanlardan biri olduğunu gösteriyor. Tam da okurun, anlamı çok katmanlı biçimde önüne serilmiş yazınsal metni bir an önce çözme, çözemiyorsa üstünden atlayıp kolayca çözebileceği yapıtlara yönelme, böylece edebiyatı modernizmin değerlerinden kurtarıp herkesin ilişki kurabileceği bir düzeye, popüler edebiyat katlarına çıkarmaya başladığı bir döneme de karşılık geliyor bu yargı. Bir yanda akademizmin kavramlarla oluşturduğu edebiyat: biçim ve yöntemle taçlandırılmış. Öbür yanda bu akademizmle hayatı boyunca ilişki kurmayacağı belli sabırsız okurun anlamlarını çözmeye yanaşmadığı yazınsal metnin 'ne anlattığı' sorusu çevresinde yaptığı okuma. Üstelik birbiriyle bağdaşması olanaksız bu iki düzey, karşı karşıya konumlanıyor. Kesişmeleri olanaksızsa bile aynı dönemde yan yana durabilme gizilgücünü nereden alır bu iki zıt anlayış? Jameson bura... Devamını görmek için bkz. |  |
Göksel Aymaz, “Shakespeare modern midir?”, Radikal Kitap Eki, 6 Haziran 2008 1994 yılında başvurduğum yüksek lisans programının yazılı giriş sınavında sevgili hocamız Ünsal Oskay’ın bize sorduğu üç sorudan biri şuydu: “Shakespeare, modern bir şair midir, niçin?” Ben, “Evet, modern bir şairdir, zira...” deyip programa kabul edilenlerdendim. İlerleyen yıllarda ise, Amerikalı Marksist eleştirmen Fredric Jameson’dan, Shakespeare’e modern demenin hatalı olacağı yönünde yorumlar okudum. Jameson, ortaçağın derinliklerinde bir noktada bazı “modern kopuşlar” tespit etmek (örneğin, Descartes ve cogito momentini düşüncede kesin bir başlangıç saymak, bilim ve teknolojinin modern paradigmasını Galile’ye kadar götürmek, veya herhangi bir Rönesans ressamını modern resmin ilk işareti olarak belirlemek vb.) suretiyle modernite’nin sınırlarını erken ortaçağa kadar geri itme operasyonunu sakıncalı buluyordu. Bu şekilde oluşturulmuş bir modernite retoriği ya da mecazı, Jameson’a göre, önceki anlatısal paradigmaların, mevcut modernite anlatıları aracılığıyla, bir “yeniden yazımı”, güçlü bir “yerinden edilişi”ydi. Buna göre, şayet biz Bruegel, Bosch, Erasmus, Rabelais, Cervantes ve nihayet Shakespeare’in modern olduklarını göstermek niyetiyle, eserlerinde bazı temaların varlığına işaret edecek olsak, Jameson buna, “sadece yeniden yazım operasyonunun inandırıcılık etkisini garanti etmek için bahaneler” diyecekti; modern edebiyatın sınırları belki en fazla Flaubert ve Baudelaire’e ka... Devamını görmek için bkz. |  |
Emrah Pelvanoğlu, “Daima tarihselleştir!”, Kitap Zamanı, 2 Haziran 2008 Birleşik Devletler’den öte, Marksist eleştirinin hiç şüphesiz ki dünya çapındaki en parlak ve özgün figürlerinden biri Fredric Jameson (doğ. 1936). Tuncay Birkan’ın Orhan Koçak’la birlikte yayıma hazırladıkları ve Kemal Atakay ile çevirdikleri Modernizm İdeolojisi, edebiyat yazıları altbaşlığı ile yayımlansa da Jameson’ın özgün eleştirelliğine dair birincil örnekler içeren kapsayıcı bir seçki sunuyor. Yaklaşık 33 yıla yayılan bu 15 yazı için, belki de seçilmiş başlıktan daha bütünleştirici bir cümle “Daima tarihselleştir!”. Jameson’ın 1981 tarihli The Political Unconcious: Narrative as a Socially Symbolic Act (Siyasal Bilinçdışı: Toplumsal-Simgesel Bir Edim Olarak Anlatı) başlıklı kitabının bu ilk cümlesi, Tuncay Birkan’ın da sunuş yazısında belirttiği gibi onun eleştiri anlayışının nihai, “mutlak ve hatta ‘tarihaşırı’ buyruğu”. Kendisiyle 1989 yılında Kahire Amerikan Üniversitesi’nin karşılaştırmalı edebiyat dergisi Alif’te yapılmış bir söyleşide Jameson, “tarih” ve “tarihselcilik” anlayışının sorulması üzerine eleştirmenin düşüncelerini ve yorumlarını durumsallaştırmak için kendini etnik merkezci teşhisler içine kapatmaktan ziyade tarihsel durumunun farkında olması gerektiğini ve bu edimin bir görecelileştirmeden çok, eleştirmenin bakış açısının işaretlenmesi yoluyla gerçekleşeceğini belirtmişti: “Bu da şu demektir ki eleştirmen geriye dönüp belirli türdeki k... Devamını görmek için bkz. |  |
Ali Galip Yener, “Fredric Jameson seçkisi: ‘Daima Tarihselleştir!’in anlamı üzerine notlar”, Virgül, Ekim 2008 Karşılaştırmalı edebiyat profesörü olan Fredric Jameson (d. 1934) Marksizm, postyapısalcılık, postmodernizm ve genel olarak edebiyat teorisi üzerine çok sayıda incelemesi olan bir akademisyendir. Marksist edebiyat teorisyenleri arasında Aijaz Ahmad ve Terry Eagleton gibi saygın bir yere sahiptir. Yazarın Türkçede daha önce pek çok yapıtı yayımlanmıştır: Postmodernizm, Dil Hapishanesi, Marksizm ve Biçim vb. Metis Yayınları’nın eleştiri dizisinden çıkan seçki ise yazarın edebiyat alanındaki veriminin en önemli örneklerini içeren başarılı bir toplamı sunuyor okura. Kitapta, modernist metinler başta olmak üzere ele aldığı her konuya, güncellenmiş bir Marksist teorik okuma ile yaklaşmayı başaran Jameson’ın temel eleştirel stratejisinin motto’su olan “Daima Tarihselleştir” ifadesini nasıl uyguladığının yetkin örneklerini buluyoruz. Üstyoruma, tarihte eleştirinin işlevine, jargona, siyasal bir mesele olarak hazza, romans türüne, metin ideolojisine, bütünlüğün poetikasına, çokuluslu kapitalizm çağında Üçüncü Dünya Edebiyatı’na dair kapsamlı çözümlemelerin yanı sıra Flaubert, Joyce, Robbe-Grillet,, Le Guin, Baudelaire ve Rimbaud’ya ilişkin incelemeler de dikkati çekiyor. Jameson’ın edebiyat teorisi ve uygulamalarıyla ilgili çalışmalarının yanında yer alan, modernite - postmodernite ilişkisini ayrıntısıyla irdeleyen yapıtları ayrı bir ... Devamını görmek için bkz. |  |
|