ISBN13 978-975-342-745-6
13x19,5 cm, 624 s.
KAMPANYADA
Liste fiyatı: 58.00 TL
İndirimli fiyatı: 24.50 TL
İndirim oranı: %57.76
Bu kitabı arkadaşına tavsiye et
AYIN ARMAĞANI KİTABIAYIN ARMAĞANI KİTABI
Tarihi Ayı Öfkesi
1. Baskı
Liste Fiyatı: 14.50 TL yerine armağan
Diğer kampanyalar için
 
Sırtımdaki Ev
Özgün adı: Das hause auf meinen schultern
Çeviri: Çağlar Tanyeri
Yayıma Hazırlayan: Yeşim Tükel Kılıç, Tuncay Birkan
Kapak Resmi: Edward Hopper
Kapak Tasarımı: Emine Bora
Kitabın Baskıları:
1. Basım: Kasım 2009

Geçip giden zamanı nasıl anlamalı? Dieter Forte kitabının bir yerinde şunu söylüyor: "Zaman hiçliğin içinden çıkagelen ve akan zamana dönüşen hikâyelerin tekrar tekrar anlatılmasından başka bir şey değildi. Zira zaman hikâyelerde vardı yalnızca, hikâyeler yoksa zaman da yoktu, geride sadece ölümün sonsuzluğu kalıyordu, zamanı yaratan hikâyelerin ta kendisiydi..."

Sırtımdaki Ev, bir nehir roman: Altüst olan bir Avrupa'da, İtalyan ve Polonya kökenli iki ailenin birbiri ardından gelen kuşaklarının serüvenini anlatıyor. Kökler, göçler, sürgünler, gelenek ve inançlar, sınırlar, mücadeleler ve çatışmalar, ama aynı zamanda bağlılıklar ve ittifaklar. Bireylerin bir yıldız misali kayıp giden hikâyeleriyle tarihin akıp giden hareketi iç içe. Kaderleri bu tarih tarafından belirlenen madenci ve dokumacıların uzun soluklu, şiirsel, yer yer trajikomik hikâyelerini okuyor; iki dünya savaşının onulmaz acılarıyla yoğrulan, faşizmin yükselişine ve iktidarına tanıklık eden, sonra da savaşın hunharlığında kıyasıya bir ölüm kalım mücadelesi veren son kuşağı dinliyoruz.

İlk kez yayımlandığı 90'lı yıllarda Almanya'da hararetli siyasi ve edebi tartışmalar yaratan ve günümüzde yirminci yüzyıl Alman edebiyatının başyapıtlarından biri sayılan bu üçlemeyi tek bir cilt halinde sunuyoruz. Büyük tarihsel romanlar geleneğini anımsatan bu yapıtı zevkle okuyacağınızı düşünüyoruz.

İÇİNDEKİLER
Desen
Ekinoks
Anılarda Kalanlar
Çevirmenin Gözünden
OKUMA PARÇASI

I. Vakayiname ve Anlatı’dan, s. 15-18.

1

Luoyang'dan Changang'a, Lou Zhou ve Dunhuang üzerinden Lop Nor'a, Takla Makan Çölü'nün çevresinden dolanarak Karaşar, Kotan ve Kaşgar'a, Pamir Yaylası üzerinden Taşkent, Semerkant, Hamadan ve Palmyra'ya, oradan da Antiochiea Limanı'na; yabancı diyarların İmparatoriçe Lei Zu'nun kadim hikâyeleriyle yüklü uzun kervanları; Sarı Nehir'in kestiği ovaya kurulmuş bahçelerinde bir yılanın saldırısına uğrayınca çareyi dut ağaçlarından birine, yapraklarının üstünde küçük çirkin tırtılların gezindiği ve bu tırtılların kendi ördükleri incecik lifler sayesinde sert kozalar haline geldiği, çok geçmeden bu kozaların da dönüşüme uğrayıp narin kelebekler doğurduğu dut ağaçlarından birine tırmanmakta bulan Lei Zu; Doğu'nun yüce İmparatorunun kadim hikâyesiyle yüklü kervanlar; bütün zamane elçilerinin ürküntüyle karışık bir hürmet duygusuyla anlata anlata bitiremedikleri, paha biçilmez ipek kaftanlar kuşanan, dut ağacının ve ipekböc...

Devamını görmek için bkz.
ELEŞTİRİLER GÖRÜŞLER

Sennur Sezer, "Avrupa Altüst olurken", Radikal Kitap Eki, 1 Ocak 2010

Tarih diye öğrendiğimiz bilgiler yalnızca savaşların, göçlerin, fetihlerin, buluşların ve krallarla şahların adlarını kaydeder. Savaşlarda ölenlerin ve onların yakınlarının duygularını tarih değil destanlar söyler. Bu destanların anlattıkları resmi tarih gibi saygın değildir. Bireylerin insan olduğu dolayısıyla acıları, hakları hanedanların egemenlerin rahatları için yitirdikleri, egemenlerin giyim kuşamlarının ayrıntıları kadar bile hatırlanmaz nedense. Çoğu zaman yasaklandığı için yazıya geçememiş, belleklere emanet edilmiş ve parça parça günümüze kadar gelen masallara, şarkılara sığınmıştır bireysel dramlar. Bir savaşın ne kadar sürdüğü tarihte kayıtlıdır; mesela, Girit Savaşı yirmi yedi yıl. Bunca yıl süren bir savaşın asker yakınları için ne demek olduğunu acemi ama içten bir şiir parçası kavratabilir bize. Ölümden söz etmek istemeyen bir kadının söylediği tek tek bir dize: “Sefer döndü mü, döner...

Devamını görmek için bkz.

Oylum Yılmaz, “Avrupa’nın bin yıllık bilinçaltında, yersiz-yurtsuzluğun romanı”, Sabitfikir, Aralık, 2009

Yılın son şahane kitabı, 20. yüzyıl Alman edebiyatının başyapıtlarından biri olarak kabul edilen Dieter Forte’nin Sırtımdaki Ev’i: Avrupa’nın bin yıllık bilinçaltına bakmak gibi cesur ve çılgınca bir işe soyunduğu, bunun altından kalkabildiği ve en mühimi kahramansız bir roman yaratmayı başardığı için...

Sırtımdaki Ev, iki aile özelinde Avrupa’nın son bin yılına odaklanan bir nehir roman. İtalyan asıllı Fontanalar ile Polonya asıllı Lukaczlar’ın hikâyesinde Avrupa’nın tarihini, değişen gündelik yaşamını ve değişmeyen algıları irdeliyor Dieter Forte. Avrupa’nın bilinçaltındaki temel ayrışmayı bu iki aile özelinde hikayeleştiriyor.

“Lehistan’ın uzak topraklarından gelmişlerdi, Bohemya’dan gelmişlerdi, doğu ülkelerinin uçsuz bucaksızlığından; Maria’lar ve Joseph’ler toprağı işlemiş...

Devamını görmek için bkz.

Ali Mert, "Zebra eti yenir mi?", İleri Haber, 19 Eylül 2014

Ren’in kollarından Düssel nehrinin kenarındaki şehir, nam-ı diğer Düsseldorf, İkinci Dünya Savaşı’nda “geri dönüş”ün yaşandığı ve işlerin Almanya’nın aleyhine gittiği günlerde, yüzlerce kez çok yoğun bir şekilde bombalanıyor.

Yerle bir olan şehirde savaşın ve açlığın kol gezdiği o dumanaltı günlerde, ölümün hemen kıyısında trajik manzaralar da oluşuyor. Örneğin, hayvanat bahçesi de bu bombalardan nasibini alıyor ve kimi hayvanlar patlamalarla birlikte parçalanıp ölürken, kimileri ise bahçe alanından çıkıp şehrin çeşitli bölgelerine dağılıyor.

“Kimsenin şimdiye kadar seslerini duymadığı kuşlar, akbabalar, deniztavşancılları, And kondorları şehrin üzerinde pike yapıyordu, yıkıntılar papağanlarla ve çığlık atan maymunlarla dolmuştu, cüce Afrika keçileri ve yaban Asya koyunları şehirde cirit atıyordu, camızlar ve su aygırları sokaklara serilmişti, zebra ve antilop sürüleri şehrin bir yerinden ...

Devamını görmek için bkz.
 


Metis Yayıncılık Ltd. İpek Sokak No.5, 34433 Beyoğlu, İstanbul. Tel:212 2454696 Fax:212 2454519 e-posta:bilgi@metiskitap.com
© metiskitap.com 2020. Her hakkı saklıdır.

Site Üretimi ModusNova