 | ISBN13 978-975-342-924-5 | 13x19,5 cm, 272 s. |
KAMPANYADA Liste fiyatı: 292.00 TL İndirimli fiyatı: 131.40 TL İndirim oranı: %55 {"value":292.0,"currency":"TRY","items":[{"item_id":"1072","item_name":"Yeni Organlar, Yeni Hayatlar","discount":160.60,"price":292.00,"quantity":1}]} |
Bu kitabı arkadaşına tavsiye et Diğer kampanyalar için |  |
|
| | Yeni Organlar, Yeni Hayatlar Organ Nakli, Ahlak ve Ekonomi Özgün adı: New Organs Within Us Transplants and the Moral Economy Çeviri: Selin Siral Yayıma Hazırlayan: Özde Duygu Gürkan Kapak Resmi: Helen Pynor Kapak Tasarımı: Emine Bora |
Kitabın Baskıları: | 1. Basım: Ekim 2013 |
Türkiye'de organ nakline dair titiz bir çalışmanın ürünü olan bu kitapta Aslıhan Sanal, organ naklinin görece kısa tarihini ve kişisel, toplumsal, ahlaki, teknolojik ve ekonomik yönlerini ele alıyor. Organ nakli geçiren hastaların hikâyelerini okurken, yeni organların bu kişilerin hayata bakış açılarını, dünyayı ve kendilerini algılama biçimlerini nasıl değiştirdiğini ve bu değişimle başa çıkmak için ne tür yöntemler geliştirdiklerini görüyoruz. Babalarından aldıkları böbreği bir tahakküm aracı gibi görüp reddeden, eşlerinden böbrek aldıktan sonra karakterleri birden değişen, nakledilecek organ bulmak amacıyla ülke ülke dolaşan, parayla organ satın alma konusunda ahlaki ikilemlere düşen, ölüme yaklaştıkça hayatı ve kendilerini sorgulayan hastaların iç dünyası tüm gerçekliğiyle gözlerimizin önünde beliriyor. Hastaların öznel deneyimlerinin yanı sıra organ nakliyle ilgili yasal düzenlemelere ve yasadışı uygulamalara, organ ticareti ve mafyasına, bedenin metalaşmasına, toplumun ölüm, intihar ve akıl hastalığına bakışının organ nakli üzerindeki etkilerine de eğilen Sanal, okuru birbiriyle bağlantılı sayısız öğeden örülü karmaşık bir evrenle tanıştırıyor. Hastaları, doktorları ve organ nakline dair her türlü teknoloji ve uygulamayı içeren bu evrenin dönüşen ve dönüştüren yapısını anlatırken, aynı zamanda genel insanlık durumuna dair önemli belirlemelerde bulunuyor.  | İÇİNDEKİLER |
ÖNSÖZ Şeylerin Hassas Doğası
GİRİŞ Dünyayı Bizim Yapan Kitap Sahada
BİRİNCİ BÖLÜM Arzulanan Yarım İnsan Topraktan Sarsıntıyla Gelen Akıntıya Karşı Batıya ve Doğuya Seyahat Deneye Tabi Ölüme Yakın İçsel Nesneler Hayata Dair Kelimeler Biyopolis "Aklın" Doğusu, "Sonsuzluğun" Batısında İnsan İlişkilerinin, Korkuların ve Duyguların Düzenlenmesi İnsanın Et ve Kemiğinin Ekonomisi Biyopolisteki İş Kolları Çifte İnert, Cansız ve Az Canlı
İKİNCİ BÖLÜM İmkânsız Ölüm Mekânları Ölüler Havuzu Mehmed Akıl Hastalığı Kadavra Aynanın Ötesinde Diseksiyon ve Büyüsüz Hayat Gömülme Dağılım Ritüelleri Yeniden Gömülme İntihar Ölüm Metaforları Kurban Mümkün Olan
SONUÇ Yeni Hayat Epistemik Geçişler Benimseme
Teşekkür Kaynakça Dizin  | OKUMA PARÇASI |
ÖNSÖZ Şeylerin Hassas Doğası, s. 11-21 Zehra kendi içinde bir hayal dünyasında yaşamaya alışıktı ama bedensel değişiklikler iç dünyasının huzurunu kaçırmış, içine kuşku ve izleniyor olma endişesi düşürmüştü. Sanki artık insanlar içini görebiliyor, rüyalarında ne gördüğünü biliyor, düşüncelerini okuyor, hareketlerini gözlemliyorlardı. Önce diyaliz makinesi, sonra da nakledilmiş bir böbrekle sürdürdüğü yaşam, içinde kabul edilmesi zor, açığa vurması daha da zor birtakım şeyleri harekete geçirmişti. Zehra bu değişikliklerin tam olarak ne zaman başladığını bilmiyordu ama naklinden önceydi. 2001'de, yirmi yedi yaşında, İstanbul'daki bir devlet hastanesinin organ nakli ünitesinde babasının böbreği kendisine takılmıştı. Değişimin normal ve doğal olduğunu bilmesine rağmen, babasıyla arasında böbrek nakli vasıtasıyla oluşan bu yeni biyolojik bağ onu tedirgin etmeye başlamıştı. Hastane kurallarına, işleyişine, talimatlara tabi olmakta ve oradaki doktor ve diğer hastalarla ilişkisini idrak etmekte oldukça zorlanmıştı. Her şey yolunda gider de vücudu babasının böbreğini reddetmezse, geçmişini, anılarını, günlük hayatını, kendisini oluşturan şeylerin yalan değil de hakikat üzerine kurulu olduğuna belki inanabilirdi. Aynı şekilde babasının gerçekten biyolojik babası olduğuna ve bir inananı olduğu Aleviliğin, diyalize giderken bir gün serviste kendisine söylendiği gibi kâfirlerin dini değil de cennetin kapılarını açan bir din olduğuna da belki tekrar inanabi... Devamını görmek için bkz. |  |
 | ELEŞTİRİLER GÖRÜŞLER |
Tolga Güven, "Tıbbın "mucize'si", Radikal Kitap, 4 Mart 2014 Organ nakli, insanoğlunun binlerce yıl hayalini kurduğu, ama ancak yirminci yüzyıldaki gelişmeler sayesinde gerçekleştirilebilmiş, modern tıbbın belki de en somut “mucize”si. Beraberinde pek çok sorunu da getirmiş olmakla birlikte, organ nakilleri, insanın ölümün önüne set çekebilme becerisinin belki de en somut örneklerini ortaya koyuyor. Ne yazık ki, Türkiye’de ölüm kavramı ve ölmekte olan insanın deneyimi toplumsal düzlemde yeterince tartışılmış değil; bu konular Türkiye’de halen tabu niteliğinde. Bu yaklaşım, organ naklinin tıp etiğinde “yaşamın sonu” olarak bilinen dönemle bağlantısının anlaşılamamasına ve Türkiye’nin organ naklinde yaşadığı pek çok sorunun da yetersiz ya da hatalı biçimlerde değerlendirilmesine yol açıyor. Türkiye, yaşamın sonundaki karar süreçlerini ve genel olarak da ölümü konuşmaksızın bu sorunları çözebileceğini sanıyor. Tepeden inme yasal düzenlemeler ve yönetmelikler ile donör açığının kapatılabileceği, sorunların sadece mevzuat açığı ya da toplumsal duyarsızlık gibi nedenler ile açıklanabileceği düşünülüyor; yeni yönetmelikler çıkartılıyor, sağlık çalışanlarına eğitimler veriliyor, ancak Türkiye’nin organ bağışı açığı bir türlü giderilemediği gibi, giderek de büyüyor. Çünkü, organ naklinin barındırdığı sorunların tüm boyutları ile anlaşılabilmesi için –özellikle de sosyalbilimler alanından gelecek olan katkılarla zenginleşecek– kapsamlı incelemelere ih... Devamını görmek için bkz. |  |
|