ISBN13 978-975-342-915-3
13x19,5 cm, 208 s.
KAMPANYADA
Liste fiyatı: 28.50 TL
İndirimli fiyatı: 17.10 TL
İndirim oranı: %40
Bu kitabı arkadaşına tavsiye et
AYIN ARMAĞANI KİTABIAYIN ARMAĞANI KİTABI
Sesin Rengi
1. Basım
Liste Fiyatı: 38.00 TL yerine armağan
Diğer kampanyalar için
 
Kapitalizm, Arzu ve Kölelik
Marx ve Spinoza'nın İşbirliği
Özgün adı: Capitalisme, désir et servitude
Marx et Spinoza
Çeviri: Akın Terzi
Yayıma Hazırlayan: Savaş Kılıç
Kapak Tasarımı: Emine Bora
Kitabın Baskıları:
1. Basım: Mart 2013
3. Basım: Eylül 2020

İktisatçı Frédéric Lordon, kapitalizm eleştirisinin en canalıcı sorusunu tekrar soruyor: Ücretli emekçiler, her şeye rağmen, neden kapitalizme boyun eğiyorlar, neden başkalarının "efendi-arzusuna" tabi oluyorlar? Klasik "tahakküm" ve "rıza" yanıtlarını tatmin edici bulmayan yazar, açıklama olarak, Marksist siyasal iktisat ile Spinozacı "duygu antropolojisini" birleştirerek oluşturduğu etki gücü yüksek alaşımı öneriyor. Marx ve Spinoza'yı neden etkileşime soktuğunu ise şu çarpıcı sözlerle açıklıyor:

"Kapitalizme özgü toplumsal yapılardan kurtulmak, duygusal kölelikten kurtulmamızı sağlamaz. Tek başına, arzunun ve sarf edilen güçlerin başıbozuk şiddetinden kurtaramaz bizi. Spinoza'nın duygular konusundaki gerçekçiliği, bu noktada belki en çok Marksist ütopyanın işine yarar: Sarsıp kendine getirir. Sınıfların ve sınıf çatışmalarının tamamen tasfiyesiyle siyasetin ortadan kaldırılması, proletaryanın zaferiyle bütün husumetlerin aşılması, sınıf çıkarlarından tamamen arınmış sınıfsızlığın ortaya çıkması… — bunların hepsi post-siyasal birer hayalden ibarettir ve belki de Marx'ın yaptığı en büyük antropolojik hata budur: Şiddeti kökünden yok edebileceğini sanmak; oysa en az tahripkâr şiddet biçimlenimlerini aramak dışında bir hedef olamaz ufkumuzda."

Bu heyecan verici kitabı zevkle okuyacağınızı umuyoruz.

OKUMA PARÇASI

Önsöz, s. 11-15.

Kapitalizm tartışılmaya devam ediyor. Şayet kapitalizm zaman zaman son derece çirkin bir görünüme bürünmese, kendisine azametli bir ideoloji olarak hizmet eden düşünce öbeğine ait temel düsturu ayaklar altına almaya kadar varan cesaret gösterisi karşısında hani neredeyse hayranlık duyacağız. Zira şu tavrı buyuran liberalizmin (Kant tarzı liberalizmin) ta kendisidir: "Kendi şahsında olduğu kadar başka herkesin şahsındaki insanlığa da, sırf bir araç olarak değil, aynı zamanda bir amaç olarak davranacak şekilde eylemde bulun."(1) Sırrına ancak büyük araçlaştırma projelerinin erebildiği bir diyalektik tersine dönüş sayesinde, gerek bir insanın başka insanları araç olarak kullanmakta, gerekse insanların kendilerini başkalarına araç olarak kullandırmakta özgür olmasının, özgürlüğün özüne uygun olduğu ilan edilmiştir. Söz konusu iki özgürlüğün bu harika buluşmasınaysa "ücretli emek" diyoruz.

Etienne de La Boétie, köl...

Devamını görmek için bkz.
ELEŞTİRİLER GÖRÜŞLER

Nurettin Öztatar, ''Kölelik ebedi mi?'', Sol Kitap Eki, 10 Nisan 2013

Toplumların yapısına ilişkin tartışmalar, Marksizmin bu yapının dayanaklarını deşifre etmesinin ardından iyice hararetlendi. 150 yıldır Marksizmi çürütmek için olmadık teoriler icat ediliyor, yeni bir sistem kurmak isteyenlerin üzerine muazzam bir şiddet uygulanıyor ancak yine de tarihe gömmeyi başaramıyorlar marksizmi ve komünizmi. Bunun nedeni açık: Ne komünizm bir idealden, hayalden ibaret ne de kapitalizm toplumların karşı karşıya olduğu sorunları çözme becerisine sahip; niyeti de yok zaten.

Marksist teorinin kilit noktalarından biri de işçi sınıfı. Eşitsizliklerin, sömürünün ve hatta savaşların kaynağı olan toplumun sınıflara bölünmüş olması gerçeği nedeniyle, yeni bir toplum kurabilmenin en önemli koşulu da sınıfların ortadan kaldırılması. Kuşkusuz bu lafla gerçekleşebilecek bir şey değil. Nasıl toplumlar sınıflara bölünmüşse, toplumsal hareketler de sınıflara dayalı olarak e...

Devamını görmek için bkz.

Cem Özatalay, "Kapitalizmden Kurtuluşun Spinozacı İmkanları Üzerine Bir Çalışma: Kapitalizm, Arzu ve Kölelik", http://foralthusser.blogspot.com.tr, 5 Haziran 2015

Spinoza geri döndü. Bunu artık daha az tereddüt ederek söyleyebiliriz. Zira bir süreden beri Hollandalı filozof, 17. yüzyıl rasyonalizminin önde gelen temsilcilerinden birisi olarak yalnızca felsefe tarihi araştırmacılarının ilgilendiği, düşünceleri hakkında kafa yorduğu bir figür olmaktan çıkmış durumda. Spinoza'ya, daha doğrusu onun geliştirmiş olduğu kavramsal çerçeveye ve mantık tekniğine, artık günümüzde olan biteni anlamaya ve yorumlamaya çalışan farklı eğilimlerden çok sayıda entelektüelin başvurduğunu gözlemliyoruz. Öyle ki, yalnızca felsefeciler veya edebiyatçılar arasında değil, sosyal bilimlerin farklı disiplinlerinden de bu “trend”e dâhil olanların sayısı hızla artıyor. Spinozacılığın sosyal bilimle...

Devamını görmek için bkz.

Can Çukurova, "Lordon üzerine: Kapitalizm ve değerin tözselliği", Başlangıç Dergi, 29 Eylül 2017

Frédéric Lordon’un kitabı Kapitalizm, Arzu ve Kölelik, kapitalizmin Spinoza’dan hareketle yorumlanmasını oldukça başarılı bir şekilde yapıyor.

Yazar kapitalizmi; arzunun dinamiği, belirleyiciliği ve duyguların sömürülmesi çerçevesinde okuyor. Kapitalistin sömürdüğü işçide yarattığı duygunun salt keder değil, çoğu zaman da “neşe” olduğunu vurguluyor; birçok Spinoza yorumcusu tarafından pozitif biçimde ele alınan ve örtük olarak bir “iyi” anlamı yüklenen conatus kavramına her tekil oluş gibi kapitalistin ya da sermayenin de sahip olduğunu çarpıcı bir dille ortaya koyuyor. Kitabın alt başlığı Marx ve Spinoza’nın İşbirliği olsa da, yazar Marx’ın açık anti-kapitalizmini bir önkoşul olarak varsaymaktan başka Marx’tan neredeyse hiçbir şey almıyor ya da doğrudan Marx’a dayandırmıyor: Yine de, kapitalizmin duygusal sistematiğini ortaya koyarken yaptığ...

Devamını görmek için bkz.
 


Metis Yayıncılık Ltd. İpek Sokak No.5, 34433 Beyoğlu, İstanbul. Tel:212 2454696 Fax:212 2454519 e-posta:bilgi@metiskitap.com
© metiskitap.com 2020. Her hakkı saklıdır.

Site Üretimi ModusNova