 | ISBN13 978-975-342-630-5 | 13x19,5 cm, 632 s. |
Bu kitabı arkadaşına tavsiye et | Armağan2. Basım Liste Fiyatı: 405.00 TL yerine armağan |
Diğer kampanyalar için |  |
|
| | Vahşi Hafiyeler Özgün adı: Los detectives salvajes Çeviri: Peral Bayaz Kapak Resmi: Jack Vettriano Kapak Tasarımı: Emine Bora |
Kitabın Baskıları: | 1. Basım: Kasım 2007 |
Latin Amerika edebiyatının en büyük isimlerinden Şilili yazar Bolaño, yirminci yüzyılın son dönemine damgasını vuran putkırıcı yapıtlarıyla öne çıktı. Eleştirmenlerce en önemli eseri sayılan, otobiyografik öğeler taşıyan romanı Vahşi Hafiyeler, varlığı şaibeli bir yeraltı edebiyat hareketinden artakalan iki şairin ülkeden ülkeye, yapıttan yapıta trajikomik maceralarını anlatıyor. Roman bir yandan dönemin şiir ve edebiyat tartışmalarını aktarırken bir yandan da sosyal çevrenin analizini yapıyor. Bolaño Vahşi Hafiyeler'i "kendi kuşağıma yazdığım bir aşk mektubu," diye tanımlıyor, "kuşağım tüm gençler gibi aptal ve cömertti, elimizdeki her şeyi veriyor, karşılığında hiçbir şey beklemiyorduk. Şimdi bizden geriye hiçbir şey kalmadı... Latin Amerika toprağında yatıyor cesetlerimiz," dese de, yapıtıyla bu kişilere yeniden hayat kazandırıyor. "Borges'in yazmak isteyeceği bir roman," diye tanımlanan kitap, sanat ile hayatı birleştiren çizginin üzerinde, vahşi, sert, derinlikli ve acıyla güldüren bir dille ilerliyor.  | OKUMA PARÇASI |
Başlangıç bölümü, s. 11-20. 2 Kasım Nazik bir davetle damardan gerçekçilik akımına katılmam istendi. Kabul ettim elbette. Katılım merasimi yapılmadı. Böylesi daha iyi. 3 Kasım Damardan gerçekçiliğin ne olduğunu pek iyi bilmiyorum. On yedi yaşındayım. Adım Juan García Madero. Hukuk fakültesinin birinci sömestrine kayıtlıyım. Ben hukuk değil edebiyat istiyordum, ama amcam çok ısrar etti, sonunda teslim oldum. Öksüzüm. Avukat olacağım. Amcama ve yengeme böyle dedim, ama sonra odama kapanıp bütün gece ağladım. Yani hiç değilse gecenin büyük bir bölümünde. Sonra da boynumu büküp şanlı Hukuk Fakültesi'ne girdim; ama bir ay sonra Felsefe ve Edebiyat Fakültesi'nde Julio César Álamo'nun yönettiği şiir atölyesine yazıldım. Böylece, damardan gerçekçilere, ya da gerçek damardancılara, hatta ara sıra aralarında kullandıkları deyimle gerçekaltıcılara katılmış oldum. Şimdiye kadar dört kez katılmıştım Atölye'ye ve hiçbir şey olmamıştı, tabii hiçbir şey derken lafın gelişi, yoksa iyi düşünecek olursak hep bir şeyler oluyordu: Şiirler okuyorduk ve Álamo okunanları, o an içinde bulunduğu ruh haline göre ya övüyor ya da yerle bir ediyordu. Aramızdan biri bir şiir okuyor Álamo eleştiriyordu, bir başkası bir başka şiir okuyor Álamo eleştiriyordu, gene bir başkası okuyor Álamo eleştiriyordu. Bazen Álamo eleştirmekten sıkılıyor bizim de eleştirmemizi istiyordu (yani o anda şiir okumayanlarımızın). O zaman biz eleştiriyorduk, Álamo da gazete okuyordu. Bu ... Devamını görmek için bkz. |  |
 | ELEŞTİRİLER GÖRÜŞLER |
H. Neyzen Ateş, İki ‘edebi’dedektif!, Radikal Kitap Eki, 9 Kasım 2007 (…) Roberto Bolano, Şilili olmasına karşın sadece Şili'nin değil, Latin Amerika edebiyatının önemli isimlerinden kabul ediliyor. Çocukluğunun geçtiği Meksika'dan Allende'yi desteklemek üzere Şili'ye doğru yola çıkan ama ne yazık ki Pinochet'nin yaptığı darbenin ertesi günü ülkesine varan, varır varmaz da Pinochet karşıtı direnişe katılmaya karar veren hareketleriyle de yazılarıyla olduğu kadar dikkat çekmeyi başarmış önemli bir isim Bolano. Pinochet döneminin önemli eleştirmenlerinden, edebi anlamda Şili'nin dünya okuyucusuna hitap etmeyi başarmış birkaç yazarından. Edebi anlamda yaptığı biçimsel denemelerle dikkat çeken bir yazar üstelik. Örneğin Vahşi Hafiyeler çoğul anlatıcılı olmasına karşın sürekli birinci tekil şahısta ilerleyen, bir şekilde anlatılanların 'de fakto' olmasalar da gerçek oldukları izlenimi vermelerini sağlayan etkileyici bir roman. İlginç bir şair grubu Kitap, Şilili genç şair Artoru Belano ve Meksikalı şair Ulises Lima'nın (her ikisi de arada uyuşturucu satarak yollarını buluyor) bir diğer Meksikalı şairin Cesarean Tinajero'nun izini sürüşlerini ele alıyor. Kitap üç bölümden oluşuyor. Meksika'da Kaybolan Meksikalılar isimli ilk bölümün anlatıcısı on yedi yaşındaki amatör şair olan Juan Garcia Madero. İkinci bölümde adı verilmeyen bir anlatıcı uzun yıllar süren bir zaman dilimi boyunca iki şairin üçüncünün izini sürüşlerini anlatıyor. Manag... Devamını görmek için bkz. |  |
Bülent Usta, “Damardan gerçekçi bir roman”, Birgün, 5 Şubat 2008 Metis, iki önemli kitap yayımladı bugünlerde. Çokça tartışılması gereken, aslına bakarsanız, Türkçeye kazandırılmış olması da oldukça gecikmiş iki yapıt. Biri, Şili'den bir romancı Roberto Bolano'nun Vahşi Hafiyeler adlı romanı, diğeri de edebiyat eleştirisi denilince akla ilk gelen isimlerden birisi olan Paul De Man'ın Körlük ve İçgörü adlı yapıtı. İkisi de Türkçeye çok geç kazandırılmış yazarlar. Örneğin Kafka'nın Türkçede daha yeni yayımlandığını düşünebiliyor musunuz? Ne büyük bir kayıp olurdu. Belki de Kafka olmaksızın pek çok eser ve yazar ortaya çıkmazdı ya da çıksa bile başka türlü, doğal olarak Kafka'yı bilmeyen bir yazar ve onun eseri olarak ortaya çıkardı. Kafka'nın edebiyatımıza, günümüzün en güçlü yerli yazarları kadar, belki de daha da fazla katkıda bulunduğunu düşündürecek çok fazla veri var elimizde. Kafka'nın Çek kökenli olması, onu salt Çek edebiyatçı olarak kabul etmemiz için yeterli değil. Bir yazarın yapıtları, hangi dilde yaşıyor (yani okunuyorsa), o dilin malıdır artık ve Kafka uzun yıllardır Türkçenin içinde boy verip serpiliyor. İşte Bolano da böyle bir yazar. Peral Bayaz'ın çevirisiyle Türkçede yolculuğuna başladı. Eğer bu yolculuk döngüsel olmaz ve kendisine sıçrayacak yazarlar, yapıtlar bulabilirse, belki de romancılık serüvenimize çok olumlu katkılar sağlayacak. Aynı şekilde Paul de Man da öyle. Gittikçe zayıflayan edebiyat eleştirimize, Paul de Ma... Devamını görmek için bkz. |  |
Sennur Sezer, “Darbenin sarstığı sanat”, Evrensel Kültür, Ekim 2008 Türkiyeli okurlar Latin Amerika’daki toplumsal ve siyasal hayata yabancı değildir. (Ülkemizin komşusu ülkelere duyduğumuz ilgiyle karşılaştırıldığında neredeyse bu uzak kıtayla akraba sayılırız. Bunun bir nedeni sanat ise (sinema ve edebiyat) öbür nedeni de 1960`lı yıllarda Latin Amerika’da yaşanan büyük sosyal ve siyasal çalkantılardır... Türkiyeli gençlik ve aydınların çoğu için, Güney Amerika imgesi, çıkarlarını emperyalistlerle birleştirmiş diktatörlerle halkın kurtuluşu için mücadele eden gerilla hareketleriyle örtüşür. Güney Amerika edebiyatı ise (kıtadaki edebiyat akımlarının renkliliğiyle) yalnızca ortanın solundakilerin değil mistik edebiyattan hoşlananların da okuma zevkine yanıt verecek çeşitlilikteydi. Ve ünlü olduğu halde dilimize çevrilmemiş bir Latin Amerikalı şair/yazar düşünülemez: Pablo Neruda, Jorge Amado, Eduardo Galeano, Octavio Paz, Mario Vargas Llosa, Alejo Carpentier, Carlos Fuentes, Julio Cortazar, Jorge Luis Borges, Miguel Angel Asturias... Türkiyeli okuru en çok heyecanlandıran kuşkusuz Gabriel García Márquez’in Yüz Yıllık Yalnızlık’ıydı. Nobel Edebiyat Ödülü Miguel Angel Asturias’a 1967, Neruda’ya 1971, Marquez’e ise 1982 yılında verildi. Ancak Türk okurunu Latin Amerika edebiyatına yönelten ödüller olmamıştır. Latin Amerika edebiyatının kıtanın koşulları üzerine kurulmuş olması okurumuzun bu edebiyata yakınlık duymasının nedenidir. Bir bakıma okurumu... Devamını görmek için bkz. |  |
Emre Ayvaz, “Geleceğin yazarı: Roberto Bolaño”, Kitap Zamanı, 1 Haziran 2009 Roberto Bolaño da tıpkı Sebald gibi kendi keşfedilişine şahit olamadan ölen yazarlardan ve aslında, ironik bir şekilde, keşfedilişinde erken ölümünün önemli bir payı var. Çeşitli ülkelerde, çeşitli işler yapıp çeşitli uyuşturucular kullanarak geçirdiği gençlik yıllarının ardından, kırklarının başında para kazanmanın yolunun şiiri bırakıp roman ve hikâyeler yazmak olduğunu anladığında, Bolaño'nun on seneden az vakti kalmıştı. 2003 yılında, karaciğer nakli için sırasını beklerken –üçüncü sıradaydı–, 50 yaşında öldü. Türk okuyucusu da, dünyanın geri kalanı gibi Bolaño'yu 1998 tarihli büyük romanı Vahşi Hafiyeler'le tanıyor. (Bu kitaptan çok daha vaatkâr, uzun ve iddialı son romanı 2666 Türkçeye ne zaman çevrilir, çevirmeni de yine, hayranlık uyandırıcı bir sabır ve ustalıkla Vahşi Hafiyeler'in altından kalkmış olan Peral Bayaz mı olur, bilmiyorum.) Kitap, Juan García Madero isimli 17 yaşında hırslı bir edebiyat heveslisinin günlüğüyle açılıp kapanan derin bir kuyuya benziyor. Kuyunun içinde, yani kitabın dörtte üçünü oluşturan “Vahşi Hafiyeler” başlıklı bölümde Bolaño, okuyucuya kitabın merkezindeki üç esrarengiz kişinin, Ulises Lima, Arturo Belano ve Cesárea Tinajero'nun akıbetleri hakkında paramparça, Yurttaş Kane'i hatırlatan bir hikâye anlatıyor. García Madero'nun Kasım 1975 - Şubat 1976 arasında tuttuğu günlükten, kendilerine “damardan gerçekç... Devamını görmek için bkz. |  |
|