 | ISBN13 978-975-342-430-1 | 13x19,5 cm, 352 s. |
Bu kitabı arkadaşına tavsiye et | | Sonsuza Tanıklık Levinas'tan Seçme Yazılar Çeviri: Medar Atıcı, Melih Başaran, Gaye Çankaya, Zeynep Direk, Erdem Gökyaran, Özkan Gözel, Cemalettin Haşimi, Umut Öksuzan, Ceylan Uslu, Hakan Yücefer Kapak Tasarımı: Semih Sökmen Hazırlayan İsim: Zeynep Direk, Erdem Gökyaran |
Kitabın Baskıları: | 1. Basım: Ekim 2003 | 4. Basım: Ekim 2022 |
Fransız felsefesinin öndegelen düşünürü Levinas'ın 1930'lardan 1990'lara kadar süren felsefe yolculuğunun başlıca anlarını bir araya getirdik bu seçkide... Ben ve başkası, yüz yüze ilişki, öznelik, varlık, felsefe, aşk ve eros, etik ve adalet, Tanrı ve Sonsuz üzerine bilgece metinler ve yanı sıra kendisiyle yapılmış söyleşiler okuyacaksınız bu kitapta. Başkası'yla ilişkinin filozofu olarak tanınan Levinas'ın, bütün yapıtı boyunca, nasıl, "insanın insan için olduğu bir dünya"nın peşine düştüğüne tanık olacaksınız.  | İÇİNDEKİLER |
Sunuş, Zeynep Direk Hitlerizmin Felsefesi Üzerine Birkaç Düşünce Varolansız Varoluş Gerçeklik ve Gölgesi Varlıkbilim Temel midir? Dehşeti Onaylar Gibi Bütünlük ve Sonsuz'a Önsöz Aşkın İkircikliği Eros'un Fenomenolojisi Aşkınlık ve Yükseklik Başka'nın İzi Öz ve Çıkarsızlık Tanrı ve Felsefe Biriciklik Üzerine Ahit Tanrı'nın İradesi ve İnsanların İktidarı Felsefe, Adalet ve Aşk Fenomenolojiden Etiğe Etik ve Siyaset Etik ve Sonsuz Kaynaklar  | OKUMA PARÇASI |
Zeynep Direk, Sunuş, s. 7-9 Bu seçki, çağdaş Fransız felsefesinin önemli düşünürlerinden biri olan Emmanuel Levinas'ın hiçbir eserinin dilimizde yayımlanmamış olduğu koşullarda, Türkçe'de Levinas'ın dilini kurmak, 1930'lardan 1990'lara kadar süren bir felsefe yolculuğunun fikrimizce kayda değer anlarını öne çıkararak bu düşüncenin birinci elden alımlanmasının yolunu açmak ve eserin bütünü hakkında okuyucuda en azından bir ön fikir yaratmak amacıyla hazırlandı. Metinler, Levinas'ın felsefesiyle ilgilenen yüksek lisans öğrencileri ve akademisyenler tarafından çevrildi, çeviriler pek çok kez elden geçirilerek düzeltildi ve aralarında dil birliği sağlandı. Bütün süreç iki yılda tamamlandı. Türkiye'de felsefe çevirileri konunun uzmanı olmayan kişilere yaptırıldığı zaman ortaya yanlış anlamalarla ve hatalarla dolu, felsefe dünyamıza yarardan çok zararı dokunan ürünler çıkıyor. Bir felsefe metnini çevirmek için dil bilmek yetmez, konuyu da iyi bilmek gerekir. Türkçe'de Batı felsefesinin yapılabilmesinin bir koşulu da iyi bir yayıncılık çalışmasıdır. Piyasaya dili düzgün bir çalışma çıkarmanın sorumluluğunu çevirmenler kadar yayıncıların da taşıması gerekir. Bilinçli okuyucu, bir felsefe kitabı alırken, çevirmenin kim olduğuna, kitabı kimin yayıma hazırladığına çok dikkat etmeli. Felsefe dilinin terminoloji yüklü, büyük ölçüde teknik bir dil olmasından kaynaklanan zorluklar için çevirmenin ya da editörün yapabileceği bir şey yoktur; bu güçlük ancak okuyucunun kitabı o... Devamını görmek için bkz. |  |
"Felsefe, Adalet ve Aşk"(1), Söyleşi: Rául Fornet-Betaucourt, Alfredo Gómez Müller(*), 3-8 Kasım 1982, s. 241-259 • "Öteki'nin Yüzü, felsefenin başlangıcı olacaktı." Bu sözlerle felsefenin, sonluluğun deneyimi ile ve bu deneyimin içinde değil de daha çok adalet çağrısı olarak Sonsuz'un deneyiminde başladığını mı söylemek istiyorsunuz? Felsefe, kendinden önce mi başlıyor, felsefi söylemden önce yer alan bir yaşanmışlığın içinde mi başlıyor? Bununla özellikle şunu söylemek istiyorum: anlamın düzeni, ki benim için ilk olandır, bize tam da insanlararası ilişkiden gelir ve bundan sonra Yüz, anlamca çözümlenmesinin sonucunda ortaya çıkabilecek tüm yönleriyle, düşünülürlüğün başlangıcıdır. Elbette, aynı anda etiğin bütün görüşaçısı burada belirginlik kazanır; ama bunun şimdiden felsefe olduğu söylenemez. Felsefe kuramsal bir söylemdir, kuramsalın çok daha fazlasını gerektirdiğini düşündüm. Bu, yalnızca başka insanın Yüzüne karşılık vermek durumunda olmam değil, bunun yanında, kuramsal tutumun zorunluluğunun belirdiği üçüncü kişiye varmam ölçüsündedir. Öteki ile rastlaşma, ona bir anda duyduğum sorumluluktur. Yakınına duyulan sorumluluk, kuşku yok ki komşu sevgisi, Eros'suz aşk, merhamet, etik ânın tutkuya dayalı âna baskın olduğu sevgi, şehvetsiz sevgi diye adlandırılanın yalın adıdır. Yıpranmış ve bozulmuş olan "sevgi" sözcüğünü fazla sevmiyorum. Ötekinin yazgısını üstlenmek diyelim. Yüz'ün "görülmesi" budur ve bu kim olursa olsun geçerlidir... Devamını görmek için bkz. |  |
 | ELEŞTİRİLER GÖRÜŞLER |
Senem Onan, “’Çürük’ bir felsefeci!”, Radikal Kitap, 27 Şubat 2004 "Levinas, Emmanuel (1905- ) Fransız düşünürü... Felsefe alanında ne kadar saçmasapanlık varsa tümünü benimsemiş, Husserl'in olaybilimi (fenomenolojisi) üstünde çalışmış, Heidegger'in varoluşçuluğunu (egzistansiyalizmini) izlemiş, Yahudiliği uzun uzun incelemiştir. Sağlam bir çağda yaşayan çürük kafalardan biridir." Orhan Hançerlioğlu, kendi Felsefe Ansiklopedisi'nin düşünürler bölümünde Litvanya doğumlu Fransız filozoftan böyle bahsediyor. En uzak mesafe Can Yücel de, dünyadaki en uzak mesafeninin iki insan zihni arasında olduğunu söyler. Düşüncelerimiz en mahrem yanımızdır. En düşünmeden söylediğimiz düşüncemiz yüzünden bile, herkesin önünde çırılçıplak kalmış gibi hissedebiliriz. Başka bir şey, bir düşünce veya olayla karşılaştığımızda “saçmasapan” buluvermek hepimizin zaafıdır. Bu zaaf birinin demek istediğini anlamadığımızda daha bir palazlanır. Birinin, bir başkasını anlamaması, her ne sebeple olursa olsun hazin bir durum. Levinas mevzuya daha bilgece yaklaşır; "Başkasıyla olan ilişkimiz, elbet onu anlamayı istemektir, ama bu ilişki anlamayı aşar." Çünkü ona göre başkası sadece olduğu için, bizzat “olma” niteliğinden dolayı önem taşır. Çocukların erken yaşta İbranice'yi ve Ahdi Atik'i öğrendiği bir Musevi cemaatinde büyüyen ve karısı hariç tüm ailesini Yahudi soykırımında kaybeden Levinas'ın; “başkası”yla ilişkilerimiz, ben ve başkası, yüz yüze ilişki,... Devamını görmek için bkz. |  |
|