ISBN13 978-605-316-419-7
13x19,5 cm, 136 s.
Liste fiyatı: 250.00 TL
İndirimli fiyatı: 200.00 TL
İndirim oranı: %20
Bu kitabı arkadaşına tavsiye et
AYIN ARMAĞANIAYIN ARMAĞANI
Başka Bir Özgürlük
2. Basım
Liste Fiyatı: 600.00 TL yerine armağan
Diğer kampanyalar için
 
Annem
Kapak Fotoğrafı: Miray Çakıroğlu
İlk Basım: Nisan 2025

İlk yedi gün, başka bir evdeyiz. Evde duramıyoruz artık. Annesi düşmüş bir evden hayatta kalanları görmek için bu eve geliyorlar. Birden yoğunlaşmış bir denizin içinde şimdi başka bir şeyden konuşalım araları. Sohbet, dikkatlice oynanan bir oyunda nereye değdiği hesaplanarak el değiştiren top. Yüzüme dikkatle bakılıyor.

Ev parçalı bir mekanizmaya dönüştü.

Annem kendini dünyadan sıyırarak bizi dünyanın alışık olmadığımız bir halinde yeniden hayata getirdi. Şimdi bu dünyayı baştan öğrenmemiz gerekiyor.

İÇİNDEKİLER
İLK GÜNHAFTAAYYIL

TAVAN ARASINDAKİ
DELİ KADIN

DÖNÜŞÜMLER

ÇOCUK

FOTOĞRAF ALBÜMÜ

SİYAH TELEFON

SON’RA
OKUMA PARÇASI

Açılış bölümünden, s. 11-12

Annemin babaannesi çok becerikli bir kadınmış. Annem onun için yoktan var ederdi derdi. Çocukluğundan gelen görüntüleri, sonranın bakışıyla anlamlandırarak aktarırdı. Böylece gerçek boyutlarından çok daha büyük, mitik bir figüre dönüşürdü babaanne. Annemin bu anne figürünü uzaktan izlemesine katılarak, babaannesini, bulabildikleriyle çorba yaparken, dikiş dikerken hayal ediyorum.

Annem de parçaları bir araya getirirdi. Çocukluğunu kendi annesi olmadan geçirmiş annemin, ona en yakın anne figürü olan babaannenin çocukları beslemek için bulduğu yaratıcı yöntemler ile annemin parçalar konusundaki kabiliyeti arasında bir benzerlik buluyorum. Birisi ona anne ve babasının nişanlıklarının kumaşlarını getirdiğinde annem bu parçalardan iki süs muhabbet kuşu dikmişti mesela.

Benim elimde de parçalar var. Annemin tanıklığında babaannesinin yaptığı gibi, sonra annemin yaptığı gibi, bu parçalardan dünyayı kendim ve başkaları için yeniden üretebilir miyim?

Annemi Kasım’da kaybettim. Sokağa çıkma yasaklarının tekrar getirildiği ilk hafta sonu, sokağa çıkmanın yasak olduğu cumartesiyi, yine sokağa çıkmanın yasak olduğu pazar gününe bağlayan gece, geride balkonda ortaya doğru çekilmiş bir kütük ve bir kopmuş çamaşır ipi bırakarak. Devam ettiğim terapide bunu bir anksiyete intiharı olarak adlandırdık. Yani annem evden çıkmak istemiş.

Kara vebada benim gündemim hiçbir zaman kara vebanın kendisi olmadı. Arka planında ...

Devamını görmek için bkz.
ELEŞTİRİLER GÖRÜŞLER

Dilara Ulu, "Bir kaybın ardından: Annem", K24, 17 Temmuz 2025

Miray Çakıroğlu’nun Metis Yayınları aracılığıyla Nisan 2025’te okurlarıyla buluşan Annem kitabı bir yas anlatısı. Beklenmedik bir kaybın ardından geride kalanlar için devam eden hayatın seyrinden bir pencere. Bu pencere Miray Hanım’a açılıyor. Kitap boyunca Miray Hanım’ın hayatının akışının –belki kimi zaman akmadığı zamanların– bir kısmına şahit oluyoruz. Zaman zaman da zihnimizde beliren kendi hikâyelerimizle bizler de sürecin bir parçası oluyoruz.

Annemi Kasım’da kaybettim. Sokağa çıkma yasaklarının tekrar getirildiği ilk hafta sonu, sokağa çıkmanın yasak olduğu cumartesiyi, yine sokağa çıkmanın yasak olduğu pazar gününe bağlayan gece, geride balkonda ortaya doğru çekilmiş bir kütük ve kopmuş bir çamaşır ipi bırakarak. Devam ettiğim terapide bunu bir anksiyete intiharı olarak adlandırdık. Yani annem evden çıkmak istemiş. (s. 11)

Bu denli gerçek ve içten anlatısıyla Annem, üzerine söz söylemesi çok zor kitaplardan. O yüzden kelimelerime dikkat edeceğimin sözünü şimdiden vermek isterim. Fakat sürçülisan edersem Miray Hanım’dan ve sizlerden şimdiden özür dilerim. Bu kadar zor bir sürecin nostaljiye ve isyana kaçmadan bir anlatıya dönüşebilmesi beni çok etkiledi ve kitapla kısa sürede bir bağ kurmamı sağladı. Ve bana göre metindeki nostaljiden ve isyandan arınmış dil, kitabın iyileştirici yönünü açık ediyor. Kaybedilen kişiyle birlikte bir şekilde yaşamaya devam etmenin...

Devamını görmek için bkz.

Asuman Susam, "Ardından, sessizlik", librekultur.com, 1 Ocak 2026

“Anneden kalan kumaş parçaları, maskeler, düğmeler, dikiş makinesi, dikiş malzemeleri bir duygulanım arşividir artık. Bu nesnelerle anlatıcının kurduğu duygu bağı bir yanıyla bir aktarım krizinin önlenmesi çabasıdır.”

“Yas, ölenin diliyle konuşabilmeyi mümkün kılan sessizliğin terbiyesidir.”

Zeynep Sayın, Ölüm Terbiyesi [1]

“Ölüye ses vermek değil, onunla birlikte susabilmek, başka türlü bir etik doğurur: Temsilsizliğin estetiği.”

Zeynep Sayın, Ölüm Terbiyesi

Bazı metinlerle aranıza mesafe koyamazsınız, bunun nedeni çoğu zaman kişiseldir. Miray Çakıroğlu ile pandeminin yakıcı günlerinde Bornova Büyük Park’taki Atatürk Heykeli’nin yakınlarında bir bankta, bir tür taziye dertleşmesinin içindeyken o da ben de bu ağır duygusal sürecin Annem’e [2] dönüşeceğinden habersizdik. O günden aklımda kalan en temel şey, bir süre önce annesini ani bir kalp kriziyle kaybetmiş, yas süreci devam eden biri olarak deneyim bilgiçliği yapmak gafletine düşmekten duyduğum korkuydu. Acının tarifsiz bilgisi, söylenecekleri sese dönüşmeden anlamsızlaştırıyordu. İçim, aklımdan geçenleri söylemek yerine, onun omzunda iyileştirici bir dokunuş olmak istiyordu. O gün kelimelerle, sesler, sessizliklerle öyle bir dokunmanın içinden geçtiğimizi biliyorum.

Susarken, dinlerken kendi yasımın dar kapısı...

Devamını görmek için bkz.

İlker Hepkaner, "Annem", edebiyatburada.com, 20 Ocak 2026

Miray Çakıroğlu, Metis Yayınları’ndan çıkan anlatı türündeki kitabı Annem’de, annesinin intiharından sonra yaşadıklarını okuyucuyla sarsıcı bir içtenlikle paylaşırken bizleri yaşamaya ve hatta yaşama zorunluluğuna dair sorular sormaya davet ediyor. Çakıroğlu, bu olayın onda yarattığı travmayı yazıyla anlamlandırmaya çalışırken, yolu ister istemez annesinin Türkiye’de bir kadın olarak yaşadıklarından geçiyor. Yazarın iki şiir kitabı ve bir şiir kitabı çevirisine imza attığını düşündüğümde —ve Annem anlatı türünde olmasına rağmen şiirin dille ve anlamla kurduğu katmanlı ve estetik ilişki metne sızdığı için— kitabı okurken aklıma ister istemez 1960’larda Amerika’daki şiir dünyasını adeta ele geçiren gizdökümcü şiir geleneği geldi. Anne Sexton, Sylvia Plath, Robert Lowell ve W.D. Snodgrass gibi şairler, Soğuk Savaş’ın ilk yirmi senesinin özel hayatın gizliliğini yok sayan ortamında; kişisel travma, akıl sağlığı sorunları, evlilik problemleri ya da kuşak çatışması gibi konuları yoğun psikolojik imgelerle anlatmış; yazarın ve şairin benliğini ve tarihteki yerini yok sayan Yeni Eleştiri Akımı’nın hüküm sürdüğü bu dönemde edebiyata yeni bir nefes üflemişlerdi.

Çakıroğlu’nun metnini gizdökümcü olarak incelemek için bugün Soğuk Savaş dönemine benzer bir durumun var olduğunu iddia edebiliriz: Sosyal medya ile iktidarın gözetim teknolojileri ve pratikleri, özel hayatın sürekli merce...

Devamını görmek için bkz.
 
 

Kişisel Veri Politikası
Aydınlatma Metni
Üye Aydınlatma Metni
Çerez Politikası


Metis Yayıncılık Ltd. İpek Sokak No.5, 34433 Beyoğlu, İstanbul. Tel:212 2454696 Fax:212 2454519 e-posta:bilgi@metiskitap.com
© metiskitap.com 2026. Her hakkı saklıdır.

Site Üretimi ModusNova









İnternet sitemizi kullanırken deneyiminizi iyileştirmek için çerezlerden faydalanmaktayız. Detaylar için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.
X