ISBN13 978-975-342-928-3
13x19,5 cm, 256 s.
Yazarın Metis Yayınları'ndaki
diğer kitapları
Pamuk Ülkelerine Yolculuk, 2008
Bu kitabı arkadaşına tavsiye et
 

Ahmet Turan Alkan, "Kâğıdın peşinde: Kâtil kim", 7 Ocak 2014

Hey aziz kâğıt! Bitki liflerinin şu aziz halitası!

Yazarı Erik Orsenna, kitabın adı Kâğıt Yolunda - Küreselleşme Üstüne Küçük Bir El Kitabı. Kâğıdını koklayınca taze mürekkebin kokusunu duyuyorsunuz. Açık konuşmak lâzımsa, isimdeki “küreselleşme” lafından bir miktar huylanmadım değil. “Yahu bu yazar küreselleşme filan derken entel-kuntel laflar edip keyfimi mi kaçıracak acaba?” diye işkillendim. Bitirdikten sonra bu önyargımdan bir miktar utandığımı söylersem iyi olacak.

Kâğıdın yan tesirleri

İzah edeyim bari; kâğıt, defter, kitap, gazete veya dergi emsali şeylerin dostu geçinen biri sıfatıyla şöyle bir vicdan aklamanın hepimizde mevcut olduğunu sanıyorum: “Kâğıt, evet ağaçtan yapılır ama kâğıt imal etmek için kesilen ağaç miktarı öyle aman aman bir şey değildir. Kâğıda duyduğumuz sevgi, esasında tehlikeli bir boyut taşımaz. Mesela hepimiz kurşunkalemleri severiz ve ağaçtan yapıldığını biliriz; kurşunkalem sevmenin, fiilen ağaç düşmanlığı manasına gelmediğini düşünürüz. Kâğıt muhabbeti de bize hep yan tesiri olmayan, katıksız ve masum bir duygu gibi görünür.”

İşte kitabın adındaki “küreselleşme” faslı bize kâğıdın yan tesirlerini anlatıyor. Harıl harıl, ardını hiç düşünmeden, sanki “helva ve selva” gibi gökten indiriliyormuş gibi kâğıt tüketiyoruz; basın, ambalaj ve temizlik sektörünü besleyen milyonlarca ton kâğıt hamuru ise büyük oranda ağaç kesilerek temin ediliyor.

Kitap, heyecan verici bir açılıştan sonra yazar Erik Orsenna’nın Kâğıt Yolunda katlandığı seyahatlerin notlarını ihtiva ediyor. Britanyalı bir kâğıt uzmanının evine yapılan ziyaretle başlıyor bu seyahatler. Kâğıdın ilk hammaddesi ipekmiş. Çinli ustaların elinden çıkan ipek kâğıtların bilgisini merak eden yazar, oradan aldığı ilhamla Çin’in Urumçi bölgesine, eski İpek yolunun hâlâ işleyen kısmına uçuyor. Bu vesile ile Doğu Türkistan’da 2009 yılında başlayan ayaklanmada yüzlerce Doğu Türkistanlının isyanda öldürüldüğü bilgisini aktarmayı da ihmal etmiyor. Ardından Turfan şehrinde kâğıdın izini sürüyor; Dunhuang şehrinde dağ yamacına oyulmuş mağaralardan birinde duvarı örülmüş bir bölmede ortaya çıkan binlerce elyazmasının akıbetini merak ediyor. Ardından Semerkand; İslam dünyasının kâğıtla ilk temasını büyüteç altına alıyor yazar. Müslümanların Kur’an’la kâğıt arasındaki ilişkiyi nasıl aziz tuttuklarını tasvir ediyor şu satırlarla: “Kutsal Kitap (Kur’an), Tanrı’nın mevcudiyetini ağırlayan yatay bir câmidir adeta.” Sonra Avrupa’ya geçiyor kâğıt; manastırlarda üretilmeye başlanıyor evvela. Önceleri Müslüman Araplar vasıtasıyla Avrupa’ya ulaştığı için Kilise, hayli zaman “dine aykırı, şeytan işi” bir nesne olarak kâğıda itibar etmiyor nedense. Kur’an’a zâmin olan kâğıdın İncil için de kullanılması gönüllerine sinmiyor! Hızını alamayan İmparator Frederick, 1211 yılında “dine aykırı” bu malzemenin idari işlerde kullanılmasını bile yasaklıyor.

İlginç ayrıntılar; kitap gittikçe sarıyor, ee, seyahatnameler heyecan vericidir.

Bu faslı daha fazla uzatıp okuma zevkinizi kaçırmayacağım; nasıl olsa ‘kâtil’in kim olduğu başından belli: Biz onu bugünlerde kısaca endüstriyalizm ve her şeyi sonu hiç gelmeyecekmiş gibi tüketmekte beis görmeyen modern insan diye çağırıyoruz. Hey modern insan, ey sorumsuz tüketici, ey tabiatı ilânihaye sağmal bir inek gibi suiistimal edebileceğini düşünen yaratık: Ellerini kaldır ve yere diz çök. Tutuklandın!

Şaka şaka...

Kendi kâğıdını kendin yapmak mı?

Kâğıt dünün dünyasında, her yerde yapılabilecek kadar basit bir teknoloji hüviyetindeydi. Muhtelif bitki liflerinden odun hamuruna, oradan paçavraya kadar her yerde bulunabilecek hammaddeler, zanaatkârlık katkısıyla kâğıt haline gelebiliyordu. Endüstriyalizmden sızlanmakta, evet, “entel-kuntel” bir boyut vardır ama dünün dünyasındaki ölçülere sadık kalınmış olsaydı, basın ve eğitim dünyası diye bir şeyden bahsetmekte zorlanacaktık. Dolayısıyla “kendi kâğıdını kendin yap” fikri kâğıt üstünde parlak gibi görünüyorsa da küresel boyut kazanan tüketim tarzımız göz önüne alındığında geçerliliğini kaybediyor. Acı ama gerçek; dünya üzerine yayılmış güçlü bir kâğıt endüstrisine ihtiyacımız var. Elektronik kâğıt ve yayın hâlâ çok küçük bir ihtiyaca cevap veriyor.

Bir kâğıt ustası

Kitabın en heyecan verici kısımlarından biri, mütevazı atölyesinde hâlâ eski tarz üzere ve kol gücüyle kâğıt üreten Ichibei Iwano’dan bahsedilen bölüm. Güzel karaturplar ve gümrah yeşillikler içindeki işliğinde önemli sanatçılara el yapımı kâğıt üreten Iwano, “Ekip biçmeyi bilmeyen asla kâğıt yapamaz.” diyor yazara. Yazar, bostancılıkla kâğıt imalatı arasında bir alâka göremediğini mırıldanıyor kendi kendine ama sonradan meselenin sabırla çalışmak boyutunu hatırlayınca ustaya hak veriyor. Demiş ki Iwano Usta, “Kâğıdın hammaddesi sudur. Bazen günlerce doğru dürüst kâğıt yapamıyorum. Her şey tamam ama iyi kâğıt olmuyor.” Sonra kullanılan kaynak sularının niteliği düzelince iyi kâğıdın geldiğini söylüyor. Ayrıca sıcak havayı da sevmezmiş kâğıt, iyi müşteriler ancak soğuk havalarda üretilen kâğıtlara alıcı olurlarmış.

Bilgisayarın arama çubuğuna “usta”nın adını yazarsanız seyri bana göre çok zevkli ama bazılarımıza bıktırıcı gelebilecek üretim safhalarını seyredebilirsiniz; bu arada kâğıda filigranın (kâğıttaki üretici imzası) nasıl yapıldığını da öğreneceksiniz.

Kitabı zevkle, hızla okudum ama bütün iyi kitaplar gibi çabucak bitiverdi sayfalar. Öğrendiğim şey şu: Kâğıt daha fazla saygı görmeyi hak ediyor. Daha doğrusu kâğıtla birlikte mahiyetini ve ardındaki maliyeti düşünmeden çabucak tüketiverdiğimiz her şey saygıyı hak ediyor. “Bir yüzü basılmış A4 kâğıtları zayi etmeyiniz, öteki yüzünü de kullanabilirsiniz.” demeye getirmeyeceğim, kâğıdın farkına varsak kâfidir diye düşünüyorum.

Son not, kitabı Türkçeye çeviren Akın Terzi’nin emeğini ve ustalığını görmezden gelmek olmaz. Bugünlerde böyle olgun ve leziz tercüme zor ele geçiyor.

Kâğıt daha fazla saygı görmeyi hak ediyor.

 


Metis Yayıncılık Ltd. İpek Sokak No.5, 34433 Beyoğlu, İstanbul. Tel:212 2454696 Fax:212 2454519 e-posta:bilgi@metiskitap.com
© metiskitap.com 2021. Her hakkı saklıdır.

Site Üretimi ModusNova