ISBN13 978-605-316-261-2
13x19,5 cm, 312 s.
Yazarın Metis Yayınları'ndaki
diğer kitapları
Arıların Bildikleri, 2020
Bu kitabı arkadaşına tavsiye et
 

Giriş, Dizginsiz Enerji, s. 21. 22

Meşe palamudunun içinde toplanan o dizginsiz enerjiyi düşünsenize! Palamudu toprağa gömüyorsunuz, sonra içinden koskoca bir meşe ağacı çıkıveriyor. Bir de koyun gömün bakalım, çürümekten başka ne işe yarayacak.

George Bernard Shaw

The Vegetarian Diet According to Shaw
(Shaw’un Gözünden Vejetaryen Beslenme, 1918)

Elimdeki çekici bırakıp tohumu inceledim. Bir tek çizik bile yoktu üstünde. Koyu renkli kabuğu onu yağmur ormanının zemininde bulduğum günkü kadar kusursuz, pürüzsüz görünüyordu. Orada, damlayan suyun sesi, böceklerin ardı arkası kesilmeyen vızıltısı eşliğinde kuru otlarla kaplı nemli toprakta uzanırken filiz verip kök salmak, yemyeşil yapraklar vermek için patlamaya hazır görünüyordu. Şimdi, ofisimdeki floresanın uğultusu altındaysa düpedüz yok edilemez görünüyordu hergele.

Tohumu elime aldığımda kolayca avcumun içine yerleşti; cevizden biraz daha büyük, ama daha düz ve koyu renkteydi, kabuğu da temperlenmiş çelik kadar sertti. Boylu boyunca uzanan dikiş izi gibi kalın bir çizgi vardı üzerinde, tornavidayla o hattı ne kadar zorlasam da bir çatlak kadar bile açılmamıştı. Uzun saplı bir kurbağacıkla yaptığım kuvvetlice sıkma denemeleri sonuç vermemişti; görünüşe göre çekiç darbeleri de faydasızdı. Daha ağır bir şeye ihtiyacım vardı belli ki.

Üniversitedeki ofisim, tozlu metal dolaplarla kaplı duvarlarında kurutulmuş bitki koleksiyonlarının yer aldığı, çoğunlukla unutulmuş bir yer olan Ormancılık Bölümü herbaryumunun bir köşesindeydi. Bir grup emekli öğretim üyesi haftada bir burada toplanıp kahve içiyor, eskilere dalıp araştırma gezilerinden, sevdikleri ağaçlardan, bölümde yaşanan çatışmalardan konuşuyorlardı. Benim masam da mobilyaların çelik, krom ve ağır malzemelerden yapıldığı o eski zamanlara aitti. Teksir makinelerinden ve teletiplerden oluşan bir filonun sığacağı kadar büyük, nükleer bir saldırının kıpırdatamayacağı kadar da ağırdı.

Tohumu masamın iri ayaklarından birinin dibine bıraktıktan sonra masayı şöyle bir kaldırıp bırakıverdim. Büyük bir gümbürtüyle üzerine düştüğü tohum duvardan sekip bir dolabın altına yuvarlanarak gözden kayboldu. Dolabın altından çıkarıp baktığımda tohumun koyu renkli yüzeyi en ufak bir hasar bile almamış görünüyordu. Çaresiz yeniden denedim –pat!– sonra bir daha –pat!– ama başarısız her deneme yaşadığım hayal kırıklığını daha da büyütüyordu. Sonunda çömelip tohumu masayla duvarın arasında sıkıştırdım ve bütün gücümle çekiç darbeleri indirmeye başladım.

Ama benim o an duyduğum öfke, birdenbire odaya dalıp kıpkırmızı bir suratla bağırmaya başlayan ormancılık profesörünün öfkesinin yanına bile yaklaşamazdı: “Ne oluyor allah aşkına? Ders yapmaya çalışıyorum burada!”

Tohumu yarmak için daha sessiz bir yöntem bulmam gerektiği aşikârdı. Bir tanesini açmakla da bitmiyordu üstelik. Dolaptaki iki kasada daha birini bile açamadığım bu tohumlardan yüzlercesi vardı; Kosta Rika ve Nikaragua ormanlarında aylarca süren bir saha araştırmasında özenle toplanan 2000’den fazla yaprak ve ağaç kabuğundan bahsetmiyorum bile. Bu numuneleri veriye dönüştürdüğümde doktora tezimin önemli bir kısmı tamamlanmış olacaktı. Ama gidişata bakılırsa, hiç de öyle olacak gibi durmuyordu.

 


Kişisel Veri Politikası
Aydınlatma Metni
Üye Aydınlatma Metni
Çerez Politikası


Metis Yayıncılık Ltd. İpek Sokak No.5, 34433 Beyoğlu, İstanbul. Tel:212 2454696 Fax:212 2454519 e-posta:bilgi@metiskitap.com
© metiskitap.com 2022. Her hakkı saklıdır.

Site Üretimi ModusNova









İnternet sitemizi kullanırken deneyiminizi iyileştirmek için çerezlerden faydalanmaktayız. Detaylar için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.
X