ISBN13 978-605-316-180-6
13x19,5 cm, 192 s.
Yazarın Metis Yayınları'ndaki
diğer kitapları
Psikanalizin Dört Temel Kavramı, 2013
Bu kitabı arkadaşına tavsiye et
 

Jouissance Üzerine..., s. 7-10

Bu hayatta Psikanalizin Etiği’ni [1] yayımlamamak gibi bir şey geldi başıma. O zamanlar bu benim açımdan bir nezaket meselesiydi – önden buyurun, rica ederim, beter olun... [2] Zamanla öğrendim ki bunun hakkında biraz daha fazlasını söyleyebilirmişim. Derken şunu da fark ettim: Benim izlediğim yolu oluşturan şey, hiç bilmek istemiyorum düzeyiymiş.

Kuşkusuz bu yüzden, aradan bir zaman geçtikten sonra, yine/hâlâ (encore) buradayım, siz de buradasınız. Buna hep şaşırıyorum... şimdi bile (encore).

Bir süredir işimi kolaylaştıran şey, sizde, yani burada bulunanların oluşturduğu büyük kitlede de hiç bilmek istemiyorum’un bulunması. Fakat bütün mesele şu: Aynı istemiyorum mu bu da?

Size kırıntılar halinde aktarılan belli bir bilgiye yönelik hiç bilmek istemiyorum’unuz, benimkiyle aynı mı peki? Sanmıyorum, çünkü sizi bana bağladığını düşündüğünüz bu hiç bilmek istemiyorum’da benim sizden farklı bir yerden yola çıktığımı varsayıyorsunuz. Öyle ki size nazaran burada ancak kendi hiç bilmek istemiyorum’umun analiz edileni konumunda olabileceğim doğruysa, sizin de buradan aynı noktaya varmanızın bir bedeli olacaktır.

Bu yüzden, benim analiz edilenlerimdenseniz, ancak sizinki size yeterli göründüğünde analizden ayrılabilirsiniz normalde. Bundan şu sonucu çıkarıyorum: Dolaşıma sokulan iddianın aksine, burada yaptığım iş ile analist konumum arasında hiçbir açmaz yok.

1

Geçen yıl, size söyleyebileceğimi düşündüklerime şu adı verdim: ... ou pire (... ya da daha beteri), derken şu: Ça s’oupire. [3] Bunun ben ya da sen ile uzaktan yakından ilgisi yok – je ne t’oupire pas, ni tu ne m’oupires (Ben seni ya-da-daha-beter-etmem, sen de beni ya-da-daha-beter-etmezsin). Tuttuğumuz yol, analitik söylemin yolu, ancak bu dar sınırdan, bu bıçak sırtından geçerek ilerleyebilir; bu yüzden de başka yerlerde ancak iç çekilebilir / “ya-da-daha-beter-olunur”.

Beni bu söylem ayakta tutuyor, bu yıl da tekrar başlarken ilk iş olarak sizin yatakta olduğunuzu varsayacağım; tam istihdama ulaşmış iki kişilik bir yatak.

Söylemimi sorup soruşturma nezaketi göstermiş birine, bir hukukçuya –bu söylemin temelini, yani dilin konuşan varlık olmadığını hissettirmek için– şöyle cevap verebileceğimi düşündüm: Bir hukuk fakültesinde konuştuğum için kendimi yanlış yerde hissetmiyordum, çünkü tam da bu fakültede kodların / yasaların varlığı çağlar boyunca kurulan dilin burada teşekkül etmekte olduğunu, ayrı olduğunu gösteriyor; insan dediğimiz konuşan varlıksa bambaşka bir şeydir. Öyleyse, sizin yatakta olduğunuzu varsayarak başlamak, ondan özür dilememi gerektiriyor.

Bugün bu yataktan çıkmayacağım ve hukukçuya, hukukun da aslında size birazdan bahsedeceğim şeyden –jouissance’tan [4]– bahsettiğini hatırlatacağım.

Hukuk yatağı bilmez değildir hani – örneğin “beraber yatmak” demek olan nikâhsız birliktelik âdetinin temeli durumundaki şu malum örf ve âdet hukukunu düşünün. Ben kendi adıma hukukta örtülü kalmış olandan, yatakta ne yaptığımızdan yola çıkacağım – kucaklaşıp sarılmaktan. Sınırdan yola çıkıyorum, nitekim ciddi olmak istiyorsak, yani bu sınıra yaklaşan şeyler dizisini tesis etmek istiyorsak, sınırdan yola çıkmak gerekir.

Hukuk ile jouissance arasındaki ilişkiyi bir kelimeyle aydınlatacağım. Yararlanma/intifa hakkı (usufruit) –bu bir hukuk kavramı, öyle değil mi?– etik hakkındaki seminerimde anlatmış olduğum şeyi, yani yararlı ile jouissance arasında bulunan farkı tek kelimede bir araya getirir. Yararlı olan, neye yarar? Konuşan varlığın –dil dolayısıyla– araca duyduğu olağanüstü saygı yüzünden, asla tam olarak tanımlanamamış şeydir bu. Yararlanma hakkı, kişinin elindeki olanaklardan yararlanabileceği (jouir) ama onları israf etmemesi gerektiği anlamına gelir. Bir miras için yararlanma hakkı varsa, kişi ancak gereğinden fazla kullanmamak koşuluyla yararlanabilir mirastan. Hukukun özü işte budur – jouissance’a dair ne varsa paylaştırmak, dağıtmak, hakkını vermek.

Jouissance nedir? Bu noktada olumsuz bir merciden ibarettir. Jouissance hiçbir işe yaramayandır.

Burada jouissance hakkı diyebileceğimiz alanın içerdiği ihtiyat payının yanına bir mim koyuyorum. Hak ödev değildir. Üstben dışında hiçbir şey kimseyi zevk almaya zorlamaz. Üstben jouissance buyruğu demektir: Zevk al!

Analitik söylemin sorguladığı dönüm noktası işte burada bulunur. Bu yolda ilerlerken geçip gitmesine izin verdiğim önden buyurun zamanı boyunca, analizin –tabii ki hürmetle– çıkış noktası yaptığım şeye, yani Aristoteles’in etiğine bağlı kalmamıza müsaade etmediğini göstermeye çalıştım. Çağlar içinde bir kayma, “ilerleme” değil de “etrafında dönme” diyebileceğimiz bir kayma meydana gelmiştir: Aristoteles’in varlık görüşünden Bentham’ın yararcılığına, yani kurmaca teorisine doğru. Bu da dilin kullanım değerini, yani araçsal statüsünü gözler önüne sermiştir. Ben işte buradan, eskiden insanların üzerine bir etik bina edebileceklerine inandıkları, bir tefekkür nesnesi olarak en üstün iyinin, varlığın mahiyetini sorgulamaya geri döndüm.

Dolayısıyla sizi bu yatakta esinlenmelerinizle baş başa bırakıyorum. Çıkıyorum, ama kapıya bir kez daha bir şeyler yazacağım ki bu yatakta peşine düşeceğiniz rüyaları, çıkarken bir ihtimal, yeniden hatırlayabilesiniz. Şu cümleyi yazacağım: Ötekinin, [5] büyük Ö ile yazılan Ötekinin, Ötekini simgeleyen Ötekinin bedeninin jouissance’ı, aşkın göstergesi değildir.

Notlar


[1] L’Ethique de la psychanalyse, Lacan’ın 1959-60 yıllarındaki semineri 7 numaralı kitap olarak yayımlanmıştır (Paris: Seuil, 1986).

Bu ve ilerideki dipnotlar için seminerin Bruce Fink tarafından yapılmış İngilizce çevirisindeki (The Seminar of Jacques Lacan: On Feminine Sexuality, The Limits of Love and Knowledge, Book XX Encore 1972-1973, Norton, 1998) notlardan veya seminerin ses kaydından ve dinleyicilerin tuttuğu notlardan yola çıkılarak hazırlanmış eleştirel yayımdaki (staferla.free.fr/S20/S20 %20ENCORE.pdf, son erişim tarihi: 02.10.2019) açıklayıcı notlardan yararlanılmıştır. Çevirmenin notları “ç.n.”, İngilizceye çevirenin notları “İng. ç.n.”, yayıma hazırlayanın notlarıysa “y.n.” kısaltmalarıyla gösterilmiştir. –y.n. Metne dön.
[2] Lacan burada, “rica ederim” demek olan je vous en prie ve kendi uydurduğu je vous en pire ifadesiyle oynuyor. En pire’in telaffuzu “kötüleştirmek” diye çevrilebilecek empirer (çekilmiş hali empire) fiilininkiyle aynıdır. Bir önceki semineri olan, ... ou pire’e (... ya da daha beteri) bir gönderme yapıyor. –İng. ç.n. Metne dön.
[3]Lacan burada “iç çekmek” anlamına gelen soupirer fiilini s’oupirer şeklinde yazarak dönüşlü bir fiil yaratıyor: “Kendi kendine iç çekmek” ya da “iç çekilmek” ve fiilin içinde ou pire ifadesi de bulunduğu için “ya da kendini daha beter etmek”. Takip eden cümlede s’oupirer fiilinin ben ve sen zamirleriyle çekilemeyeceği söyleniyor, çünkü bu durumda apostroftan önce m’ ile t’ gelecek; soupirer fiili kaybolacaktır. –İng. ç.n.

Ayrıca ça’nın Fransızcada İd’i karşılamak için de kullanıldığı akılda tutulmalı. – y.n. Metne dön.
[4] Jouissance, “haz, zevk, keyif, tatmin, cinsel boşalma” gibi anlamlarının dışında, aynı zamanda “bir şeyi kullanma, bir şeyden yararlanma” demektir. Jouissance isminin kökü jouir fiilidir ki o da “zevklenmek, tadına varmak, yararlanmak, kullanmak” gibi anlamlara gelir; hukuk alanında jouir de droit, “haktan istifade etmek”tir. Fiil hali çoğunlukla “zevk almak” diye çevrilmekle birlikte, jouissance Lacan’ın Freud’un “haz ilkesi”nin ötesine yerleştirdiği bir kavramdır. –ç.n.

Jouissance basit bir tatminin ötesinde, bir “dürtü tatmini”dir; dolayısıyla olanaksızdır. Terimin Lacan’daki çağrışım alanını korumak için, Lacan çevirilerinde genellikle yapıldığı gibi, çevrilmeden bırakıldı. –y.n. Metne dön.
[5] Fr. L’Autre: Genellikle “Öteki” olarak çevrildi. İleride karşımıza çıkacak “A/” simgesi ve objet petit a terimindeki a harfi autre’un ilk harfi. –y.n. Metne dön.

 


Metis Yayıncılık Ltd. İpek Sokak No.5, 34433 Beyoğlu, İstanbul. Tel:212 2454696 Fax:212 2454519 e-posta:bilgi@metiskitap.com
© metiskitap.com 2020. Her hakkı saklıdır.

Site Üretimi ModusNova