ISBN13 978-605-316-040-3
13x19,5 cm, 96 s.
Liste fiyatı: 148.00 TL
İndirimli fiyatı: 118.40 TL
İndirim oranı: %20
Bu kitabı arkadaşına tavsiye et
AYIN ARMAĞANIAYIN ARMAĞANI
Diğer kampanyalar için
 
Sartre ile Sartre Hakkında
Özgün adı: Conversations with Jean-Paul Sartre
Çeviri: Yücel Göktürk
Yayıma Hazırlayan: Özde Duygu Gürkan, Semih Sökmen
Kapak Tasarımı: Semih Sökmen
Söyleşi: Perry Anderson, Simone de Beavoir, Ronald Fraser, Quintin Hoare
Kitabın Baskıları:
1. Basım: Nisan 2016
3. Basım: Temmuz 2021

Jean-Paul Sartre, düşünceleriyle eylemleri arasındaki tutarlılık açısından muhtemelen bütün modern tarihin en önde gelen düşünürüdür. Onun biyografisi ve eserleri hem yirminci yüzyıl deneyimlerinin tutanağı gibidir, hem de başkaları üzerinde derin etkileri olmuş etik bir öneridir.

Sartre ile Sartre Hakkında’da 60’ların ikinci yarısıyla, 70’lerin ilk yarısında yapılmış üç söyleşi yer alıyor. New Left Review dergisi editörleriyle ve Simone de Beauvoir ile yapılmış ve çalışmalarındaki temel kaygıları, kadın mücadelesine ve dünya düzenindeki hiyerarşiye bakışını konu alan bu söyleşiler aradan geçen uzun zamana rağmen bugün hâlâ son derece güncel.

İÇİNDEKİLER
Bir Düşüncenin Güzergâhı

Simone de Beauvoir Soruyor

Emperyalist Ahlak
 
OKUMA PARÇASI

Bir Düşüncenin Güzergâhı, s. 9-14

Perry Anderson, Ronald Fraser, Quintin Hoare tarafından yapılmış bu söyleşi ilk kez New Left Review dergisinin 1/58, Kasım-Aralık 1969 sayısında yayımlanmıştır.

Başta Varlık ve Hiçlik (1943) olmak üzere erken dönem felsefi yazılarınızla, Diyalektik Aklın Eleştirisi’yle (1960) başlayan sonraki teorik çalışmalarınız arasındaki ilişkiyi nasıl görüyorsunuz? Varlık ve Hiçlik’teki temel kavramlar Eleştiri’de sırra kadem basıyor ve onların yerini tamamen yeni bir kelime dağarcığı alıyor. Ne var ki Flaubert üzerine yaptığınız çalışmanın [1] yayın yönetmenliğini yürüttüğünüz Les Temps Modernes dergisinde yayımlanan bölümlerinde, erken dönem eserlerinizdeki tipik ifadelerin –dogmatik bilinç, ego, hiçleme, varlık, hiçlik– birdenbire yeniden su yüzüne çıkması insanı şaşırtıyor. Bu kavramlar Eleştiri’deki o farklı kavram kümesiyle –dizileştirme (serileştirme), bütünselleştirme (totalizasyon), atıllaşmış pratikler (praktiko-inert), kolektifler– yan yana karşımıza çıkıyor. Bu ikisi şu anki fikriyatınızda tam olarak nasıl bir ilişki içinde?

Sartre — Buradaki temel mesele benim Marksizmle ilişkim elbette. Erken dönem işlerimin çeşitli yönlerini otobiyografik olarak izah etmeye çalışayım; böylece bakış açımın İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra niçin köklü bir değişime uğradığı açıklık kazanabilir....

Devamını görmek için bkz.
ELEŞTİRİLER GÖRÜŞLER

Semih Gümüş, "Sartre’dan öğrenmek", Radikal Kitap, 13 Mayıs 2016

Hayatın bizi içine çektiği koşullar davranış biçimlerimizi bizden bağımsızlaştırabilir, kendimiz olmak yerine hayatın çekip çevirdiği edilgin insanlara dönüşebiliriz. Bir zamanlar sosyalizm içinde sayılanların kapıdan bile içeri sokulmaması gerektiğini görmek için kendi irademizden daha güçlü bir değişimin gerekli olduğu görüldü. Sartre da, Sartre ile Sartre Hakkında adıyla derlenen üç söyleşide, erken zamanlarındaki yanlışlarından söz ediyor. Nazi işgaline karşı hain olmakla olmamak arasındaki seçimlere karşı Direniş yıllarında söylediklerini aradan epeyce zaman geçtikten sonra şaşkınlığa veren sözleri gibi. Oysa savaştan sonraki deneyimin daha zor ve işkence altında efsanevi davranışlar göstermekten daha başka olduğunu ve toplumun yeniden inşası için çok daha zor bir sürecin başladığını belirtiyor.

Onun için gene de değişmez bir doğru var: Sonunda insan, kendisini o insan yapan şeylerden her zaman sorumludur.

Bizim kuşağın kişiliğini 1970’lerin çok zor koşuları belirlemiştir. Bir kimliğimiz ve kişiliğimiz varsa, bunda o dönemin etkisi her şeyden çoktur. Onu elbette yadsıyabilirsiniz de. Başkasının belleğini silemezsiniz ama kendi yaşadıklarınızı bir daha hatırlamamak üzere unutabilirsiniz.

Tanığı olduğumuz o yarım yüzyılın ya da dünyanın karanlığından aydınlık çıkarmak için inanılmaz savaşımların verildiği o bir yüzyılının entelektüelleri arasında akla ilk ...

Devamını görmek için bkz.

M. Taha Tunç, "Söyleşinin Vaadi: 'Sartre ile Sartre Hakkında'", Post Dergi, 20 Mayıs 2016

Bir söyleşi bize neler vadeder? Faillerinin niyeti oldukça önemlidir bunda. Bununla da kalmaz; bazı söyleşiler vardır, konudan konuya nasıl geçildiğini fark edemezsiniz. Bu işin de “handikabı” bu olsa gerek: Okuyucu yeri gelir şaşkınlığa uğrar, kopuk gelir ona konuşmalar. Her ne kadar failler önemlidir desek de, söyleşide ipler soruyu soran taraftaymış gibi görünür. Soruyu soranın niyeti böylece sonuca daha çok etki edebilir. Söyleşiler ayrıca, söyleşinin gerçekleştirildiği kişinin herhangi bir konuda veya genel olarak fikirlerini öğrenmek için başlangıç seviyesi olarak görülebilir. Ancak felsefi bir içeriğe sahip söyleşide durum pek de düşünüldüğü gibi olmayabilir. Kavramları ve kullanımlarını anlamak için uzun uğraşlar göstermek zorunda kalabilirsiniz. Arayıp tararsınız, bu süreçte de birçok şey kazanmış olursunuz. Ayrıca bu zorlukları gidermenin bir yolu da çevirmenin veya yayıma hazırlayanın metne katkılarından faydalanmaktır –tabii böyle bir olanak varsa. Peki, Sartre bu söyleşilerde bize neler vadediyor? Söyleşi olgusunu bir kenara bırakıp Sartre’ın bu söyleşilerini irdelemede sakınca yoktur.

Sartre ile yapılan bazı söyleşiler derlenip 2006 yılında İngilizce olarak yayımlanmış. [1] Bu söyleşi metinleri bize ise on yıl sonra Yücel Göktürk çevirisi ile ulaşıyor. [2] Metis Diyaloglar serisinin yeni üyesi olan eser, Sar...

Devamını görmek için bkz.

Mustafa Günay, "Bir filozofun portresi ", Cumhuriyet Kitap Eki, 30 Haziran 2016

Sartre ile Sartre Hakkında kitabında yer alan söyleşiler, bir filozof olarak Sartre’ın çağı, dünya ve gününün dünya sorunlarıyla ilgisini, ortaya koyduğu sorumlu tavrı gözler önüne sererken şimdilerde ihtiyacını duyduğumuz ama nedense pek karşılaşamadığımız bir filozof tipini de hatırlatır. Düşünceleriyle eylemleri arasındaki tutarlılık ve örtüşme bakımından Sartre, yaşadığı zaman nasıl bir örnek ve etkili bir düşünce öznesiyse bugün için de unutulmaması gereken bir örnek olma anlamını taşır.

Çağımıza baktığımızda, savaş, şiddet, terör, insan hayatının hiçe sayılması, sürüp giden katliamlar, baskı, özgürlüklerin ortadan kaldırılması ve insan haklarının geçerliliğini kaybetmesi, günümüzün en önemli sorunları arasında sayılabilir. Bunlar, aynı zamanda felsefenin penceresinden ele alınıp tartışılabilir. Yaşadığımız ülkeyi ve coğrafyayı, bu sorunlar bağlamında ele aldığımızda, savaş, işgal, göç ve mülteciliğin yaşamsal bir önemi olduğu görülür. Bunların yanı sıra toplumsal-siyasal bağlamda insan hakları ve özgürlük taleplerinin şiddetle susturulup yasaklanması, insanların karşısına güvenlik, huzur ve özgürlük başta olmak üzere ciddi güçlükler ve trajediler çıkarır.

İtiraflar ve Özeleştiriler

Çağın sorunlarını felsefece ele almak istediğimizde, yaşadığımız kültürde ve toplumda, özgür düşünmenin ve tartışmanın gerekli ve yeterli koşu...

Devamını görmek için bkz.
 
 

Kişisel Veri Politikası
Aydınlatma Metni
Üye Aydınlatma Metni
Çerez Politikası


Metis Yayıncılık Ltd. İpek Sokak No.5, 34433 Beyoğlu, İstanbul. Tel:212 2454696 Fax:212 2454519 e-posta:bilgi@metiskitap.com
© metiskitap.com 2025. Her hakkı saklıdır.

Site Üretimi ModusNova









İnternet sitemizi kullanırken deneyiminizi iyileştirmek için çerezlerden faydalanmaktayız. Detaylar için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.
X