ISBN13 978-975-342-576-6
13x19,5 cm, 312 s.
Liste fiyatı: 37.00 TL
İndirimli fiyatı: 29.60 TL
İndirim oranı: %20
Bu kitabı arkadaşına tavsiye et
AYIN ARMAĞANI KİTABIAYIN ARMAĞANI KİTABI
Kullanılmış Biletler
1. Basım
Liste Fiyatı: 41.00 TL yerine armağan
Diğer kampanyalar için
 
Gıda Krizi
Tarım, Ekoloji ve Egemenlik
Yayıma Hazırlayan: Tuncay Birkan, Eylem Can
Kapak Tasarımı: Emine Bora
Kitabın Baskıları:
1. Basım: Ekim 2015

Köylüsüz, çiftçisiz bir tarım mümkün mü? Uzunca bir süredir kapitalist olsun reel sosyalist olsun modern devletlerin anlattığı bir hikâyeye inandırılmış bir haldeyiz. Bu hikâyeye göre tarım, cahil köylülerin elinden kurtarılarak uzman teknisyenlerin çalıştığı “kurumlara” (şimdi artık “şirketlere”) havale edilecek, böylece verimlilik kat kat artacak, insanlığın “gıda” diye bir sorunu kalmayacaktı. “Kalkınma”, “gelişme” ya da “modernleşme” denen şey de, her zaman açıkça ifade edilmese de aslında köylü nüfusun düşürülmesine bağlı bir nicelikti. İnsanlığın kurtuluşu köylülükten kurtuluş olacaktı; gıda üretimi de artık mucizevi zirai ilaçlar, suni gübreler, tohum ıslahı için genetik müdahaleler, HES odaklı sulama teknolojileri ve makineleşme sayesinde patlama yapacaktı.

Dünya çiftçilerinin örgütü La Via Campesina’yla yakın işbirliği içinde olan Çiftçi Sendikaları Konfederasyonu Kurucu Genel Başkanı Abdullah Aysu işte bu masalın sonuçlarını ele alıyor. Dev kapitalist şirketlerin hakimiyeti altındaki gıda üretiminin yol açtığı küresel krizi ve Türkiye’deki yansımalarını üç ayaklı bir perspektifle, tarım, ekoloji ve egemenlik arasındaki ilişkileri odağa alarak inceliyor.

Bir çaresizlik propagandası değil bu kitap. Bütün bu tahribata karşı etkili olabilecek mücadele yollarını da ele alıyor Aysu: Dünya çiftçileri tarafından geliştirilen “gıda egemenliği” kavramını ve “Bilge Köylü Tarım Tarzı”ndan ilhamla geliştirilebilecek, kapitalist teknokrasiye alternatif gıda üretim, dağıtım ve tüketim yollarını araştırıyor.

Sezdiğimiz, kısmen bildiğimiz gerçekleri tam olarak öğrenebilmek için ideal bir kitap: yediğimiz ekmeğe, kendi hayatlarımıza, çocuklarımızın geleceğine dair bir kılavuz.

İÇİNDEKİLER
İlk Sözler
Giriş

Gıda Demokrasisi ve Ötesi
Küresel Gıda Sistemindeki Aşamalar
Birinci Gıda Sistemi
İkinci Gıda Sistemi
Üçüncü Gıda Sistemi

Gıda Krizi ve Nedenleri

İklimsel Felaketler ve Kuraklık
Tarımsal Ürün Stoklarının Kaldırılması
Tarımda Şirketleşme ve Tekelleşme
İhracata Dayalı Üretim
Gıda Tüketim Alışkanlıklarındaki Değişiklikler
Gıda Üzerine Finansal Spekülasyon ve Vurgunlar
Tarımsal Ürünlerin Bitkisel Yakıt Amaçlı Kullanılması
Toprak ve Su Gaspı Yoluyla Ekolojik Tahribat
  Toprak Gaspı
  Su Gaspı
  Diğer Doğal Varlıkların Gaspı

Türkiye’de Yönetenlerin Doğaya Yaklaşımı

Ekosistem

Su

Su Kullanım Biçimleri
Su Mülkiyeti

Hava
Küresel İklim Değişikliği

Toprak
Madencilik
Tarımın Doğaya Savaş Açması
Enerji

Örgütlenme Modelleri
Çevre Örgütleri ve “Yönetişim”
Ekolojist Örgütler
Gıda Güvenliği
Gıda Egemenliği

Tohum
Tarımsal Üretimin Başlangıç ve Bitiş Noktası
GDO’lu Tohumlar
Yerel Tohumlar
Çiftçilerin Bitki Üretme Hakkı

Tarımsal Üretim
Tohumun Toprakla ve Emekle Birleştiği Nokta:
Tarımsal Üretim Sistemleri
Organik Tarım Modeli
Endüstriyel Sistem
Bilge Köylü Tarım Tarzı

Dağıtım
Ürünün Gıda Olarak İnsanlarla Buluşma Biçimleri
Serbest Piyasa
Gümrük Tarifeleri ve Ticaret Genel Anlaşması
IMF ve Dünya Bankası
DTÖ Anlaşmaları
Avrupa Birliği Ortak Tarım Politikası
Türkiye’nin DTÖ ile İlişkisi
Tarımsal Ürün İhracatı
Yerellik
Yerel Pazarlar
Aracısız Buluşturma
Kooperatifler
Küçük Aile Çiftliği

Son Sözler
Notlar
OKUMA PARÇASI

İlk Sözler, s. 13-18

Tüm canlilarin yaşamlarını sürdürebilmelerinin ilk şartının beslenme olduğu tartışılmaz. Gıda tükendiğinde yok olan birçok medeniyete tarih tanık. Gıdanın sağlıklı, herkes için yeterli ve erişilebilir olması önemli. Bütün bunlara cepheden itiraz eden yok.

Gıda ile insan arasında, hem erişimde hem gıdanın üretim aşamalarında engel bulunmamalı. Üreticinin ürettiği ürün ile halk, denetimleri dışında kalan bir aracılık olmaksızın buluşabilmeli. Doğrusu bu. Çünkü gıda bir yaşam hakkıdır. Engellenemez, engellenmemeli! Bunlar öyle apaçık genel doğrular ki söylemde herkes savunur, aksini iddia eden olmaz.

Oysa uygulamaya baktığımızda, görünüşteki bu fikir birliğine rağmen insanların gıdayla olması gerektiği gibi bir ilişki kurmadığını, kuramadığını görüyoruz. Gıdayla üretimden tüketime kadar kurulan ilişkilerin neredeyse tüm evreleri sorunlu. Bu sorunlar da üretim sürecinde müthiş bir ekolojik tahribata yol açıyor. Dev şirketler...

Devamını görmek için bkz.
ELEŞTİRİLER GÖRÜŞLER

İrfan Donat, "Tarım, Ekoloji ve Egemenlik", Tarım Analiz, 6 Ocak 2016

Tarıma ilgi duyan, tarımın hem Türkiye’de hem de küresel anlamda ekonomisi, politiği ve sosyolojisini kavramaya çalışanlar için bir kitap ve yazardan bahsedeceğiz.

Kitabın ismi Gıda Krizi – Tarım, Ekoloji ve Egemenlik

Yazarı ise 37 yıldır tarımla bir fiil uğraşan, Tarım Bakanlığı’nda 7 yıl görev almış, şimdilerde ise Çiftçi Sendikaları Konfederasyonu Kurucu Genel Başkanı olarak mücadelesini sürdüren Abdullah Aysu.

Kitap, okuyuculara önemli bir soru soruyor: Köylüsüz, çiftçisiz bir tarım mümkün mü?

Abdullah Aysu, bu sorunun cevabını verirken yaratılan yanlış ve sistematik algıya şu sözlerle dikkat çekiyor: “Dünyada yanlış bir algı yönetimi hakim. İçinde kimyasalların da olduğu endüstriyel tarım yapılmadığı, uygulanmadığı takdirde insanlığın aç kalacağı yönünde kamuoyuna bir bilgi empoze ediliyor. Oysa Birleşmiş Milletler’in (BM) yaptığı çalışmalara bakıldığ...

Devamını görmek için bkz.

Semih Gümüş, "Gıdasız hayat da olmaz, demokrasi de", Notosoloji, 13 Kasım 2015

• 1960’lardan bu yana dünya nüfusu iki kat artarken gıda üretimi üç kat arttığına, dolayısıyla 12 milyar insan doyurulabileceğine göre, niçin bir buçuk milyar insan açlık çekiyor?

• Orta Amerika’daki yağmur ormanlarının 25 milyon dönümü sığır yetiştirmek için yok edilmiş. Bu arada, etin çok ama çok büyük bölümü elbette Batı’nın zengin ülkelerinde tüketiliyor.

Çocukluk yıllarımızda köy nüfusunun azalıp yerine şehir nüfusunun artması olumlu bir değişim gibi öğretilirdi. Böylece tarım yerine sanayileşme artacak, ülkenin sanayi üretimine dayalı kalkınması hızlanacaktı. Hem sosyalizm de her şeyden önce kapitalizmin yarattığı sanayileşmenin üstüne kurulmayacak mıydı. Demek ki buna zorunluyduk.

Bunun nereye kadar doğru ya da ne yanlış olduğu şu anda anlamını yitirmiş durumda. Ülke ticaretin, sıcak paranın ve inşaat sektörünün pamuk ipliğine bağladığı bir tuhaf ekonomik m...

Devamını görmek için bkz.

Ahmet Geyik, "Açlık ve obezliğin kıskacında bir dünya: Gıda Krizi", Kitapeki.com, 2 Mart 2016

Tüm dünyada, özelinde ülkemizde yaşanan kriz koşulları toplumun küçük bir kesimini daha da zenginleştirirken yaşamını emeği ile idame ettiren büyük kesimin yaşam şartlarını gün geçtikçe daha da kötüleştiriyor. Abdullah Aysu Gıda Krizi kitabında üreticilerin (çiftçilerin) açlık sınırında yaşadığı, tüketicilerin ise gerek gıda fiyatlarının pahallığından gerekse sağlıklı gıdaya ulaşamamalarından yakındığı durumun nedenlerini tüm boyutlarıyla masaya yatırıyor.

Tarım, ekoloji ve egemenlik arasındaki ilişkilere odaklanarak gıda krizinin nedenlerini araştırıyor yazar. Gerek dünya gerekse Türkiye ölçeğinden verdiği örneklerle yaşamakta olduğumuz krizin somutluğunu bir kez daha gözler önüne seriyor. Krizin yarattığı koşullar ‘gıda hakkını’, ‘sağlıklı gıda hakkını’ her geçen gün daha fazla gasp ediyor. Krizin altında ezilenler...

Devamını görmek için bkz.
 


Metis Yayıncılık Ltd. İpek Sokak No.5, 34433 Beyoğlu, İstanbul. Tel:212 2454696 Fax:212 2454519 e-posta:bilgi@metiskitap.com
© metiskitap.com 2020. Her hakkı saklıdır.

Site Üretimi ModusNova