 | | ISBN13 978-975-342-933-7 | | 13x19,5 cm, 200 s. |
KAMPANYADA Liste fiyatı: 320.00 TL İndirimli fiyatı: 144.00 TL İndirim oranı: %55 {"value":320.0,"currency":"TRY","items":[{"item_id":"1080","item_name":"Direniş ve Umut: Reha İsvan","discount":176.00,"price":320.00,"quantity":1}]} |
Bu kitabı arkadaşına tavsiye et | Tuğla1. Basım Liste Fiyatı: 410.00 TL yerine armağan |
| Diğer kampanyalar için |  |
|
| | Direniş ve Umut: Reha İsvan Kapak Tasarımı: Emine Bora |
12 Eylül 1980 darbesi, Türkiye'yi dev bir cezaevine dönüştürmüş, işkence ve baskı hüküm sürerken adil yargı hakkı dahil bütün haklar ortadan kaldırılmıştı. Reha İsvan bu dönemde açılan ve tiyatrocuları, ressamları, gazetecileri, bilim insanlarını hakim karşısına çıkaran Barış Derneği davasının tek kadın sanığıydı. 1982-86 tarihleri arasında aralıklarla 38 ay boyunca tutuklu kaldığı Metris Askeri Cezaevi'nde ileri yaşına rağmen dimdik duruşuyla direnişin ve umudun simgesi oldu. Zeynep Oral'ın kendisiyle yaptığı söyleşinin ürünü olan bu kitap, yalnızca Reha İsvan'ın değil, yaşam tecrübesi ve siyasi görüş farkları nedeniyle başta birbirlerini yadırgasalar da gitgide anne evlat gibi oldukları yüzlerce diğer tutuklunun da seslerini, yaşadıklarını taşıyor bize. Bugün insanlık onuru için mücadeleyi sürdürenler, mizahla, yaratıcılıkla, düş gücüyle direnenler de onu tanısın diye… bu mücadelelerin asla unutulmadığı bilinsin diye...  | OKUMA PARÇASI |
Sunu, s. 7-9. 12 Eylül 1980'de askeri faşist darbe, üzerimizden silindir gibi geçmişti. İnsani değerlerin ortadan kaldırıldığı, temel insan haklarının yok sayıldığı, her tür hak ve hukukun asker çizmesi altında çiğnendiği bir dönemdi. İşkence ve baskı günleriydi... Ülkem, dev bir cezaevine dönüştü... Darbenin dişlileri genç, yaşlı, çocuk demeden insan öğütüyordu. Yasaklar, birbiriyle yarışıyordu. Özgür düşünce, özgür konuşma, özgür yazma yasaktı. Yasaklara uymayanları göstermelik bir yargı bekliyordu. Gelin görün ki, yargı bağımsızlığı da yasaktı! Reha İsvan'ı o günlerde, o göstermelik yargı sürecinde tanıdım. 12 Eylül'ün büyük duruşmalarından biri de içinde birçok arkadaşımın bulunduğu, Barış Derneği davasıydı. Yargılanan "sanıklar" arasında birçok tiyatrocu, ressam, yazar, gazeteci ve bilimadamı vardı. Elimden geldiğince duruşmaları izliyordum. Ben basın bölümünde, onlar sanıklar bölümünde otururken, konuşmasak bile göz göze gelebiliyorduk. Yürekleri ısıtmaya yetiyordu göz göze geldiğimiz o birkaç dakika... Barış Derneği sanıkları arasında tek kadın Reha İsvan'dı. Dikkatimi çeken tek kadın olması değil, söz hakkı verildiğinde, söyledikleri ve söyleme biçimiydi. Başı hep dimdik! Yalnız duruşmalar boyunca değil, Metris Askeri Cezaevi'nde tutuklu kaldığı 38 ay boyunca o dimdik duruşuyla direnişin ve umudun simgesi oldu Reha İsvan. 26 Şubat-23 Aralık 1982 ile 14 Kasım 1983-17 Şubat 1986 tarihleri arasında hükümsüz tutukluydu. Metris Cezaevi'... | Devamını görmek için bkz. |  |
 | ELEŞTİRİLER GÖRÜŞLER |
Fatma Pınar Arslan, "Barış mücadelesinde bir kadın", Sol Kitap Eki, 8 Ocak 2014 Reha İsvan, 1980 askeri darbesinden sonra başlatılan ve yirmiden fazla sanığın yargılandığı Barış Derneği davasının sanıklarından biriydi. Davanın tek kadın sanığıydı. Derneğin başkan yardımcısı olarak yargılandığı dava esnasında iki kere tutuklandı; toplamda 38 ay hapis yattı. Direniş ve Umut kitabında, hapisten çıktıktan sonra Zeynep Oral’a anlattığı, çoğunluğu Metris’te yaşadıklarıyla ilgili olan anıları derlenerek okuyucuya sunuluyor. 1982 yılında başlayan Barış Derneği davası, 1980’li yılların en ses getiren davalarından biriydi. Birçok açılardan şimdi sürmekte olan bazı davalara benzeyen, absürd bir dava, gerçek bir hukuk katliamıydı. Barış Derneği yöneticileri, “barış kelimesini paravan olarak kullanarak”, “bir dış ülke yanlısı” politika gütmekle suçlandılar. “Barış ve demokrasi şampiyonluğuna soyunmakla” suçlandılar. Derneğin Sovyetler Birliği ülkelerinden kurumların da içinde bulunduğu Dünya Barış Konseyi’ne üye olması, silahsızlanmayı desteklemesi gibi konular, iddianamede suç unsuru olarak gösterildi. Ayrıca bazı üyelerin işçi grevlerini ziyaret etmesi ve desteklemesi de iddianamede yer aldı. Başta derneğin başkanı emekli büyükelçi Mahmut Dikerdem olmak üzere birçok sanık, değişen sürelerde cezaevlerinde kaldılar. Dava yurtdışında da takip edildi, sanıklarla dayanışma için birçok uluslararası etkinlik düzenlendi. Yüksek mahkeme dava kararlarını... | Devamını görmek için bkz. |  |
Atilla Özsever, "12 Eylül direnişçisi: Reha İsvan", haber.sol.org.tr, 11 Eylül 2026 12 Eylül 1980 darbesinden bu yana 46 yıl geçti. Bu faşist nitelikli askeri darbe, 1970’lerde yükselen sol hareketin önünü kesmek, yine bu bağlamda yükselen işçi sınıfı mücadelesini sekteye uğratmak, DİSK başta olmak üzere emek örgütlerini güçsüzleştirmek, sendikal hakları budamak amacını güdüyordu. Keza “ihracata dönük sanayileşme” adı altında ücretlerin baskılanıp ülke kaynaklarının dışa açıldığı yeni bir sermaye birikim modeli yaratılmayı hedefliyordu. 12 Eylül darbesi, 1982 Anayasası ile sosyal ve sendikal haklara kısıtlama getirirken aynı zamanda din derslerinin zorunlu hale gelmesini sağlayarak siyasal İslamcı hareketin gelişmesine de zemin hazırlamıştır. Darbeyle birlikte ülkede bir “cadı avı” başlamış, özellikle sol kesimde sendikacılar, devrimciler, demokratik kitle örgütünün yöneticileri ve üyeleri gözaltına alınmış, işkenceden geçirilmiştir. Bu süreçten Barış Derneği yöneticileri de nasibini almış, 44 kişi tutuklanmıştır. Emekli büyükelçi Mahmut Dikerdem’in başkanlığını yaptığı derneğin yöneticileri ve kurucuları arasında Dr. Erdal Atabek, dönemin İstanbul Barosu Başkanı Orhan Apaydın, gazeteciler Ali Sirmen, Hüseyin Baş, şair ve yazar Ataol Behramoğlu, siyasetçi Kemal Anadol, Prof. Dr. Metin Özek, Doç. Dr. Gencay Şaylan gibi aydınların yanı sıra eski İstanbul Belediye Başkanı Ahmet İsvan’ın eşi, eğitimci Reha İsvan da vardı. | Devamını görmek için bkz. |  |
|