 | ISBN13 978-975-342-255-0 | 13x19,5 cm, 296 s. |
Liste fiyatı: 310.00 TL İndirimli fiyatı: 248.00 TL İndirim oranı: %20 {"value":310.0,"currency":"TRY","items":[{"item_id":"1076","item_name":"Başkaldıran Bedenler","discount":62.00,"price":310.00,"quantity":1}]} |
Bu kitabı arkadaşına tavsiye et Diğer kampanyalar için |  |
|
| | Başkaldıran Bedenler Türkiye’de Transgender, Aktivizm ve Altkültürel Pratikler Yayıma Hazırlayan: Eylem Can, Semih Sökmen Kapak Resmi: Pınar Yoldaş Kapak Tasarımı: Emine Bora |
Kitabın Baskıları: | 1. Basım: Kasım 2013 | 2. Basım: Temmuz 2023 |
Trans kimlik kavramına odaklanan akademik çalışmalar ile trans bireylerin deneyimlerini bir araya getiren bu derleme, 2010 Kasımı'nda Boğaziçi Üniversitesi'nde düzenlenen "Queer, Türkiye ve Trans Kimlik" konferansı temelinde hazırlanmıştır. Bu konferans bir yandan Türkiye'de beden ve cinsellikle ilgili, trans kimlik bağlamında yapılan çeşitli çalışmaları trans bireylerin kendi sesleriyle etkileşim halinde bir araya getirmeyi, diğer yandan queer teori üzerine çalışan, düşünen ve eyleyen kişileri buluşturarak, akademi ile aktivizm arasında varsayılan ayrımı aşan, queer düşünce ve pratiğin birbirleriyle konuşmasını sağlayan bir platform oluşturmayı amaçlıyordu. Başkaldıran Bedenler de konferansın bu amacının bir devamı olarak okunmalı. Deneme, inceleme, anlatı ve söyleşi gibi farklı türlerdeki katkıları bir araya getiren kitap, queer kuram çerçevesinden translığa bakışla sınırlı kalmak yerine, Türkiye'de trans kimliklerin nasıl deneyimlendiğine, iktidar yapılarının trans kimliklerle nasıl ilişkiye geçtiğine ve bu mefhumun tarihten bugüne temsil alanına nasıl yansıdığına bakan çalışmalara ağırlık veriyor. İki uçlu bir yaklaşım bu: Sadece kimliği reddeden bir yerde durmuyor, bir yandan veriliymiş hissi uyandıran kimlikleri sorgularken, diğer yandan normativitenin dışındaki ya da sınırlarındaki kimliklerin tanınmasına önem veriyor.  | İÇİNDEKİLER |
Önsöz Berfu Şeker, Tolga Yalur Giriş Işıl Baş Kadın Transvestizminin ve Transerkekliğin Tarihine Bir Bakış Hande Öğüt Bil Bakalım Ben Kimim? Ali Arıkan Osmanlı'da Bir Cinsel Kimlik Olarak Köçek Tolga Yalur Seks İşçiliği Belgin Çelik Patronsuz ve Pezevenksiz Bir Dünya! Feminist Yaklaşımlar Açısından Seks İşçiliği Selin Berghan Trans+ Seyhan Arman, Nejat Ünlü İnterseks Bir Sağlık Sorunu Değildir, Biyolojik Bir Durumdur Berfu Şeker Belgin İnan ile Söyleşi Cinsiyet ve Cinselliğin İnşası: Türk Medeni Kanunu'nda Cinsiyet Değiştirme ve Cinsel Vatandaşlık Ayça Kurtoğlu Gelişim Süreci İçinde Trans Kimlikler İlksen Gürsoy Heteronormativitenin Paradoksal İşleyişi: Transseksüel Olarak Büyümek Deniz Akın Lambdaistanbul Aile Grubu Listag LGBT Ailesi Olmak Üniversitede Trans Olmak Sema Semih Kamusal Alanda Mahrem Taktikler Alp Biricik Trans Cinsiyetli Bireylere Yönelik Dışlama ve Direniş İmkânları Yasemin Öz Nefret Cinayetleriyle Nasıl Mücadele Edeceğiz? Eylem Çağdaş Küçük İskender'in Biçimsiz Bedenleri Abbas Bozkurt Transdoc Travestiler ve Travesti Terörü Belgeselleri Üzerine Bir Söyleşi Seyhan Arman, Aykut Atasay Ben ve Nuri Bala Filmi Üzerine Bir Söyleşi Esmeray, Melisa Önel, Aykut Atasay Trans, Onurlu ve Türkiyeli Gabrielle Le Roux ile Söyleşi Berfu Şeker
Trans Manifesto Kaynakça Katkıda Bulunanlar
 | OKUMA PARÇASI |
Işıl Baş, Giriş, s. 13-17 Birkaç yıl önce doktora tez konusu olarak edebiyatta arzu ve cinsellik temasını işleyen bir öğrenciyi tez jürisindeki bir akademisyen "edebiyata" tecavüz etmekle suçlayıp yıllardır emek verdiği çalışmasını "hemen şimdi" doğruca çöpe atması gerektiğini söylemişti. Tıpkı bunun gibi, Bilgi Üniversitesi'nde bitirme ödevi olarak bir pornografik filmin çekilmesi ve geçerli not alması üzerine yakın zamanda yaşananlar ve ardından gelen tartışmalar da akademinin ve sanatın sınırlarının nerede başlayıp nerede bittiğini hâlâ derin bir gelenekçi bakışın belirlediğini gösteriyor. Zaten filmi çeken öğrenci de amacının tam olarak bu olduğunu söylüyor: "Bir yaşlının hazin hikâyesi, kedinin sevimli patileri, eski çağda kadın, yeni çağda zaman gibi konuların beni motive etmediğini fark ettim. Öyle bir şey yapayım ki, senelerdir kafamıza sokulan akademik özgürlüğün sınırlarını göreyim istedim. Çünkü üniversite demek, kullanılmayan müthiş bir özgürlük alanı demek" (Tempo, 2011). Öğrencinin üniversitedeki özgürlüğü "kullanılmayan" bir alan olarak tanımlaması ilginç ve doğru bir gözlem. Özgürlükler kullanılmaya kalktığında neler olabileceğini Bilgi Üniversitesi örneğindeki kadar sert olmasa da üniversitemizin Eleştiri ve Kültür Araştırmaları Yüksek Lisans Programının ilkini 2004 yılında düzenlediği "Queer" etkinliklerinde de yaşadık. küçük İskender, Selim İleri gibi edebiyatçıların ve çok sayıda eleştirmen, akademisyen ve ak... Devamını görmek için bkz. |  |
 | ELEŞTİRİLER GÖRÜŞLER |
Gökcen Ezber, ''Akışkan bedenler'', Radikal Kitap Eki, 21 Ocak 2014 İnsan, doğduğu bedenin tutsağı mıdır? Kim olduğumuzu, dünyada duracağımız yeri bedensel “gerçekliklerimiz” mi belirler? Bedenin fiziksel “gerçekliklerine” göre biçilmiş toplumsal roller midir bizi biz yapan? Kim olduğumuzun yegâne belirleyicisi, biyolojik ve “doğal” olarak içselleştirdiğimiz beden algımız mıdır? Bedenimiz üzerindeki haklarımız bir yerlerde biter mi? İnsan, bütün düzenleyici normatif toplumsal aygıtların içinden sıyrılıp, düşünceleri, duyguları ve cinselliiği doğrultusunda bedenini yeniden inşa edebilir mi? Böylesi bir beden inşasının beraberinde getirdiği akışkanlık, mutlak olduğu düşünülen sınırların ortadan kalkması, kim ve ne olduğumuzu bedensel uzuvlarımızın değil de, duygularımızın ve hissettiklerimizin belirlediği bir dünya tahayyülü, hangi güç dengelerini altüst eder? İnsan bedeni üzerinde, insanın kendi kendine kurduğu tahakkümü yıkmak, insanın “biyolojik” ve “somut gerçeklik” kisvesinde kendisine dayatılan sözde değişmezleri değiştirip, bedenlerin de mutlak bir özgürlük alanında değiştirilebilir, evrilebilir bir gerçeklik olduğunu kabul etmek, çoğumuz için neden bu denli kabul edilemez? Metis Yayınları’nın Berfu Şeker’in derlemesiyle yayımladığı Başkaldıran Bedenler: Türkiye’de Transgender, Aktivizm ve Altkültürel Pratikler başlıklı çalışma, Türkiye bağlamında bu gibi ve daha fazla birçok soruya yanıt arayan, belki de Türkiye’de alanında b... Devamını görmek için bkz. |  |
Oylum Yılmaz, "Bil bakalım, ben kimim?", Sabir Fikir Dergisi23 Aralık 2013 Farkındaysanız son zamanlarda muhalif söylem içinde bize adeta hediye edilmiş gibi duran bir kavram var: Queer. Toplumsal cinsiyet ve kimlik politikalarının hem tam ortasında duran hem de ikisinin birden dışına çıkmayı öneren bu kavram, yine bilindiği üzere ne olduğuyla değil, neye, nelere karşı olduğuyla ilgili olarak kendini ortaya koymakta. Kavram, cinse dair herhangi bir kimliğin “doğal” olmadığını ve tüm kimliklerin kendiliğinden iktidar ilişkilerine bağımlı olduğunu işaret ederken, “normal” dediğimiz her şeye karşı da derin bir şüphe besler. Hal böyle olunca, eşcinsellik temelli yükselen queer kültürü giderek eşcinselliğin sınırlarından da çıkıp her türlü heteronormativitenin, heteroseksizmin karşısında duran politik bir tutum halini alır. Queer yaklaşımın toplumsal muhalefet içinde ne denli etkin olabileceğini, her şey bir yana hepimiz Gezi direnişinde fazlasıyla deneyimledik. Hatta bu bağlamda kelimenin tam anlamıyla büyülendik. Avrupa ve Amerika’da 1980’lerde başlayıp ivmesini 90’larda alan “queer kavramı” ve "queer kültürü” bizim için çok yeni olmasına karşın Gezi’nin hemen öncesini ve sonrasını kapsayan kısacık bir süre içinde etkinliğini en az Batı’daki kadar göstermeye başladı. Bu etkinliğinin bir diğer göstergesi de kavrama dair ardı ardına yayımlanan çalışmalar. Berfu Şeker’in hazırladığı Başkaldıran Bedenler de bunlardan biri. ... Devamını görmek için bkz. |  |
|