 | | ISBN13 978-605-316-468-5 | | 13x19,5 cm, 408 s. |
Liste fiyatı: 625.00 TL İndirimli fiyatı: 500.00 TL İndirim oranı: %20 {"value":625.0,"currency":"TRY","items":[{"item_id":"11663","item_name":"Amcam Sokrat","discount":125.00,"price":625.00,"quantity":1}]} |
Bu kitabı arkadaşına tavsiye et | Diğer kampanyalar için |  |
|
| | Amcam Sokrat Çeviri: Derya Kırlangıç Kapak Tasarımı: Emine Bora, Semih Sökmen |
“Hayatım, yaşadıkça çoğalan ve bir dizi geri dönüşle birbirine bağlanan eşmerkezli çemberlere benziyor. En içteki çember çocukluk, müzik, ‘Sokrat amcam’ ve gençliğin başıboşluğu; Arapça bir başka çemberdi, müzikle felsefeyi birbirine bağladı, Farsça ve Osmanlıca bu bağları derinleştirdi; modern Türk şiiri, post-şu post-bu teorilerle birlikte, 60’lardaki modernist okumalarımla birleşti; Hindistan’a dair şeyler Padma ile, Budizm ise beat kuşağıyla birleşti, şimdi de bugünkü çemberimin kenarında durmuş, hep yenilenen bir zihinle geriye göz atıyor ama hep ileriye bakıyorum.”  | OKUMA PARÇASI |
I. Kısım, s. 9 Babamın bana üniversitede destek olmaya fazlasıyla yetecek parası vardı, ama o çalışmamı istedi, dolayısıyla 1969 yılında 17 yaşındayken Harvard’a girdiğimde, anne babaları harçlık veremeyen herkes ne yapıyorsa onu yaptım. Öğrenci iş bulma bürosuna giderek ilan tahtasından ufak tefek işler seçiyordum. Bu işlerden birisi anılarını yazmak isteyen Macar asıllı bir yaşlı adamın sekreterliğiydi. İyi birisine benziyordu, soluk kostümlü, ince uzun boyluydu, kamburunu çıkartmış halde oturduğu havasız apartman, en gözde mahallelerden Beacon Hill’deydi, gölgelerde yarı kaybolmuş şark halıları ve Orta Avrupa tarzı ekspresyonist tablolar vardı. Lisedeki erkek arkadaşım Letonyalı olduğu için bu atmosfere aşinaydım. Macar asıllı adam inişli bir minör akorda “Ah ah ah,” diyerek iç geçirdi ve özlemle gülümsedi. Bu hoşuma gitti. Hakkımda sorular sordu, bir-iki şey anlatınca, kendisinin değil asıl benim anılarımı yazmam gerektiğini ilan etti. Hem de beni ikna etmek için epey uğraştı. Harvard’ı bırakacakmışım, anılarımı yazarsam o da bana bakacakmış. Ne olsa, kitap yazmak okula gitmekten daha önemliymiş. Aynı fikirdeydim, sanat bilgim vardı, ama kendimi ilginç bulmuyordum. Adamın zamanla daha çok şey isteyeceğinden şüphelendim, ne de olsa erkeklerin sömürüsüne alışıktım, o nedenle yanından ayrıldım ve bir daha dönmedim. Pişmanlık duymadım değil. Emin olamıyordum; samimiyeti belliydi ve benimle ilgili bir şey yakalamıştı, ama ne olduğunu anlam... | Devamını görmek için bkz. |  |
|