 | | ISBN13 978-605-316-440-1 | | 13x19,5 cm, 272 s. |
Liste fiyatı: 450.00 TL İndirimli fiyatı: 360.00 TL İndirim oranı: %20 {"value":450.0,"currency":"TRY","items":[{"item_id":"11648","item_name":"Cansever/Kant","discount":90.00,"price":450.00,"quantity":1}]} |
Bu kitabı arkadaşına tavsiye et | Diğer kampanyalar için |  |
|
| | Cansever/Kant Estetik Yücenin Serüveni Yayıma Hazırlayan: Semih Sökmen, Emine Bora Kapak Fotoğrafı: René Reichelt Kapak Tasarımı: Semih Sökmen |
“Cansever ile Kant’ın karşılaşmasını kayda geçirmek istiyorum bu kitapta, ya da olabildiğince sahnelemek: bu iki usta, filozof ile şair, birbirine baktığında, birbirini okuduğunda ne oluyor, bir şey oluyor mu, bir zevk ve düşünce faydası ortaya çıkıyor mu? “İki temel soruyla uğraşıyorum: Edip Cansever’deki zevk-acı ya da haz-hazsızlık eşleşmesini, onun ‘ben güzel şiir yazmak istemiyorum’ ve ‘düşüncenin şiiri’ gibi eleştirel motifleriyle nasıl ilişkilendireceğimize yanıt arıyorum. İkincisi, Kant’ın çeşitli tutarsızlık ve çıkmazlarıyla zenginleşen o muazzam Üçüncü Kritik’ini Cansever için nasıl özelleştirebilir, nasıl faydalı kılabiliriz. Bu genel konuyu şöyle özelleştirmeyi yeğledim: Cansever’in yapıtı bağlamında okunduğunda Kant’ın estetik teorisi ne hale geliyor?” —Orhan Koçak  | İÇİNDEKİLER |
Giriş
I. Tanpınar’ın Aradığı II. Cansever’in Bulduğu III. Kendi Atasını İcat Etmek IV. Dıranas’a Giriş V. Dıranas’tan Öteye VI. Kant’a Doğru VII. Şiir Düşünür mü? (I) VIII. Kant’ı Cansever’le Okumak IX. Şiir Düşünür mü? (II) X. Agon: Yüceye Geçiş XI. Dorukta (I) XII. Dorukta (II) XIII. Ağustos’tan Eylül’e XIV. “Aşkın Ölümü” XV. Sonların Problemi
Adlar Dizini
 | OKUMA PARÇASI |
Giriş, s. 9-10 Edip Cansever, birlikte anıldığı İkinci Yeni şairleri arasında en çok okunanlardan biri olmalı. Bu kitabı yazarken kullandığım Bütün Şiirleri, Sonrası Kalır I ve II kitaplarının (YKY) üzerinde 20. ve 22. baskı yazıyordu; bugün, 2025’te, yayınevinin sitesinde 24. baskıya ulaşıldığı görülüyor. Bunlar şairin yayın haklarının YKY’ye geçtiği 2005’ten sonraki yirmi yılın rakamlarıdır; bir de öncesi var, De Yayınları ve Adam Yayınları’ndaki otuz küsur yıl. Cansever ciddi eleştirel ilgiye de en çok “mazhar olmuş” şairlerdendi: hakkında birkaç kitap var, bildiğim kadarıyla Melih Cevdet için bir tane bile yoktur. Öyleyse niçin ben de bir kitapla bu kalabalık alana girmekten alıkoyamadım kendimi? Başta, pintilik gibi pek şerefli olmayan bir saik vardı. Altmış yıl boyunca yanımda taşıdım bu şiirleri; düşünceler birikti, değişti, belirsizleşti ve sabitleşti; notlar birikti, bir kısmı çöpe, bir kısmı yazıya dönüştü, artakalanların kaybolmasına da içim razı olmadı. Şiirler ve bıraktıkları izlenim hareket ettikçe yüzleri de değişiyor, geçen zamanın izlerini taşımaya başlıyordu. 1968’de okunan “Ha Yanıp Söndü, Ha Yanıp Sönmedi Bir Ateş Böceği” ile 2018’de okunanı aynı şiir değildir. Bunun tek sebebi, Cansever’in arada “Suçtur Çocuğun Olmak” ile Ben Ruhi Bey Nasılım’ı yazması olamaz; belki daha önemlisi, Cansever’den kendi zamanında aldığımız zevkle şiirin bugünkü okur ve yazarlarının aldığı ya da alabileceği zevkin bağda... | Devamını görmek için bkz. |  |
 | ELEŞTİRİLER GÖRÜŞLER |
Barış Özkul, "Yüceyi düşünerek eleştiriyi kurmak", K24, 12 Şubat 2026 Bizde edebiyat eleştirisinin ve tarihçiliğinin önemli bir sorunu, çoğu zaman ham bilgiyle, kaynakla, doğrulamayla yetinmesi, bu yüzden metnin ve edebiyat tarihinin içinden bir gerilim hattı çıkarma cesaretini çok seyrek gösterebilmesidir. Orhan Koçak ise dümdüz bilgi aktarmak yerine problem kurabilen, derlemek yerine sorunsallaştıran, nakilci değil analitik bir akla yaslanabilen bir eleştirmen olarak yazı hayatımızda ender rastlanan bir örnek olmayı sürdürüyor. Koçak, son kitabı Cansever/Kant: Estetik Yücenin Serüveni’nde, [1] bizde yine pek dert edilmemiş bir konuya girerek, bir estetik deneyim olarak “yüce”nin izini sürüyor ve “güzel”-“yüce” ayrımının edebiyatta, özellikle şiirde neyi görünür kıldığını, neyi dışarıda bıraktığını yokluyor. Bu iz sürme soyut bir kavram tarihi alıştırması değil. Koçak, “yüce”ye Edip Cansever şiiri üzerinden bakmaya girişirken; şiirin içindeki gerilimleri, yükseliş ve düşüş anlarını, düşünce devinimini yüce tartışmasının içine taşıyacak bir okuma hattı kuruyor. Bu yazıda, Koçak’ın kitabın ilk bölümünde Longinus, Burke ve Kant üzerinden yaptığı yüce analizine birkaç not düşmekle yetineceğim. Kitabın ikinci bölümünü oluşturan somut şiir çözümlemelerini, Devrim Dirlikyapan ve Ahmet Oktay ile Cansever şiirinin “dorukları” üzerine yürütülen tartışmanın ayrıntılarını şimdilik bu çerçevenin dışında bırakacağım. Bun... | Devamını görmek için bkz. |  |
|