ISBN13 978-605-316-161-5
13x19,5 cm, 360 s.
Liste fiyatı: 42.00 TL
İndirimli fiyatı: 33.60 TL
İndirim oranı: %20
Bu kitabı arkadaşına tavsiye et
AYIN ARMAĞANI KİTABIAYIN ARMAĞANI KİTABI
Doyma Noktası
7. Basım
Liste Fiyatı: 18.50 TL yerine armağan
Diğer kampanyalar için
 
Gemideki Hayalet
Türk Sinemasında Kürtlüğün ve Türklüğün Kuruluşu
Yayıma Hazırlayan: Semih Sökmen, Emine Bora
Kitabın Baskıları:
1. Basım: Ekim 2019

Onlar dağlılar, dağ Türkleri, gayrimedeni, Doğulu, geri kalmış, batıl, ilkel, vahşi, feodal, sert insanlar, silah severler, şiddet onların doğalarında var, saf ve masumlar, çocuk gibiler. —

Kürtlerin Türk sinemasının perdesinde görülmeye başlamaları 50’li yıllarda “Doğu”nun keşfiyle başlar. O tarihlerden günümüze Kürtler ve Kürtlerle meskûn coğrafyalar Türk sinemasının vazgeçilmez konusu oldu. Ne var ki Kürtler asla “Kürt” olarak adlandırılmadılar, sadece işaret edilerek gösterildiler. Türk kamerasının bugün de sinemada, popüler dizilerde, TV skeçlerinde devam eden bu gösterme arzusunu nasıl anlamalı? Türk sinemasındaki Kürt temsillerinin bu “adlandırmadan gösterme” stratejisi ne işe yarıyor?

Gemideki Hayalet, Şarkiyatçılık ve Kolonyalizm literatürünün birikiminden yararlanarak Türk sinemasındaki Kürt imgelerinin tarihi boyunca ilerlerken hem kısmi değişimleri hem de sabitleri, klişeleri dikkatimize sunuyor. En büyük katkısı, ırkçılığın sadece nefret içerikli şiddet edimlerinden ibaret olmadığını, bir zihniyet biçimi, bir görme biçimi olduğunu sinema üzerinden göstermesi. Bakışımızı değiştirme çağrısı olan bu kitabın, Kürtlüğün ve Türklüğün içine girdiği sarmaldan esenlikle çıkmasına bir katkı olarak okunmasını dileriz.

İÇİNDEKİLER
Önsöz

Giriş
Coğrafya, Kader ve Kuram
Unutulmuş Halk
Temsilin Gücü

1. Türklüğün Hareketleri
Toplumsal İktidardan Egemenliğe Türklük
Tahakküm ve Saydamlık
Egemen Habitus
Türklüğün ve Kürtlüğün Diyalektik İnşası
Eksiklik Hissinden Egemenlik İstencine: Türklüğün Çifte Hareketi ve Gösterme Arzusu
Kemalist Fikriyat ve Türklük
Türklük Etkisi ve Kemalizmin Akademik Eleştirisi

2. Türk Sineması "Doğu"yu Keşfediyor
Asimetrik Karşılaşmalar: "Doğu"nun İcat Edilişi
Eklemlenen Kategoriler: Köylü-Kürt-"Doğulu" ve Köy-"Doğu"
Devletin Söyleminden Sinemanın Perdesine

3. Ulusal İmge, Sinema ve Türklük
60’lar, Kürtlüğün ve Türklüğün Kemalist İmgesi Hudutların Kanunu: "Bu Okul Açılmalı,
Bütün Çocukları Kurtarmalı"
Toprağın Kanı: "Bu İnsanlar İçin Buradayım, Bizim Petrolümüz Bunları da Kurtaracak"
"Ev"deki "Çocuklar"

4. Tarih, Sınıf ve Temsil: Kürtlüğün Sol-Popülist İmgesi
70’ler: Sol-Popülist Temsil ve Oryantalist/Kolonyalist Söylem
Kürtlüğün Cinselleştirilmesi
Türklük Evreninde Medenileşen Kürt
Muhafazakâr Popülist Temsil
Distopik "Doğu"
"Afrika" Olarak "Doğu"
Sürü
Anadolu’nun ve Kürt Coğrafyasının Değişen Sinematik Tahayyülleri

5. Egemenlik, Anlatı ve Fantazi
Hakkâri’de Bir Mevsim: Romandan Filme, Anlatı ve Fantazi
Farkın Mutlaklaştırılması: Dünya ve Tarihdışı Bir Coğrafya
Cumhuriyetin Yasal Dairesine Çağrı: Derman
Bir Haber ve Macera Coğrafyası Olarak "Doğu": Katırcılar

6. Türklüğün Kurmacası Kürtlüğün Hakikati
Egemenlik, Gerçeklik ve Kurmaca
Asimetrik Bakışlar
Türklüğün "Üçüncü Dünyası"
Belgesel ile Kurmacanın Kürtlüğün Kuruluşundaki
Seferberliği: Adak

7. Heterotopik Manzaralar
Heterotopik Bir Kamp
Değişen Manzaralar

8. Cinselleştirilen ve Etnografikleştirilen Kürtlük
Kürtlüğün Etnografikleştirilmesi
Cinselleştirilen Kürtlük
Kürtlüğün Eğretilemesine Dönüşen Suskun Kadınlar

9. Gemideki Hayalet
Kolonyalist Temsil Rejiminin Aktüel Hareketleri
Gemideki Hayalet
Usulünce Gömülmeyenler, Yası Tutulmayanlar
Yeni Bir Yönelimin İlk İşaretleri
Tepenin Ardı ve Abluka
Çoğunluk
Sarmaşık
Yazı Tura
Büyük Adam Küçük Aşk
Güneşe Yolculuk
Gelecek Uzun Sürer
Jîn
Toz Bezi
İstanbul’un Diasporik İmgesi

Ek:
Kürt Sineması: Varoluşun Politikası ve Poetikası

Ek
Sinematik Varlığın Politikleşmesi
Varlığın İfadesi Olarak Film: Klamek Ji bo Beko
Kolonyal Bir Dünyanın Parçası Olarak Film
Minör Bir Sinema: Bir Halkı Yaratmak
Kamp ve Sınır: Bahman Ghobadi Sinemasının Politik Evreni
Hareket ve Zaman
Şok ve Kramp
Kamp ve Film
Savaşın Bilinci: Kazım Öz Sineması

Kaynakça
Dizin
OKUMA PARÇASI

Önsöz, s. 11-15

İlkokul üçteyken sınıfımıza sonradan babasının polis olduğunu anladığımız Murat diye bir öğrenci gelmişti. Ödevlerini düzenli yapan, ders kitaplarındaki metinleri, benim sadece televizyonda duyduğum pürüzsüz bir aksan ve sesle okuyan, anlatan Murat, kısa sürede sınıfın en çalışkanı, öğretmenimizin ve sınıftaki kızların gözdesi haline geldi. Murat’ın bir de beşinci sınıfa giden Didem diye bir ablası vardı. Didem ve Murat öğretmenimize en çok benzeyenlerdi aynı zamanda. Didem’i tenefüslerde Murat’ı ziyaretlerinde ve nöbetçi öğrenci olduğu günlerde, ilk ve son derslerde yoklama defterini bırakmaya ve almaya geldiği vakitlerde görüyordum. Ama her gördüğümde heyecanlanıyordum. Galiba benden iki yaş büyük olan Didem’e âşık olmuştum. Onu görmek istemem ve her gördüğümde kalp atışlarımın hızlanması, çocukluk aşkına delalet ediyordu. Oturduğum mahalleden biraz uzak ama okula daha yakın ve o dönem Van’ da sayısı çok az olan apartman dairelerinin birinde ot...

Devamını görmek için bkz.

Giriş, s. 17-21

Coğrafya, Kader ve Kuram

Sokak ve sosyal medya duvarlarından, akademik toplantılar ve televizyon programlarına kadar karşılaşılan ve İbni Haldun’a atfedilen bir söz var: “Coğrafya kaderdir.” İbni Haldun belli bir coğrafyanın sıcak, soğuk ya da ılık, çöl veya ağaçlık olmasının, denizlere, dağlara, nehirlere göre yakınlığının veya uzaklığının, kısacası bütün topografik ve iklimsel koşulların, o yerde yaşayanların asabiyetlerinden sosyal, politik örgütlenmelerine ve ahlaki niteliklerine kadar pek çok şeyi etkilediğini, belirlediğini söyler. Coğrafyanın belirlediği kader, karakterin oluşmasından, politik sosyal hayatın örgütlenmesine kadar uzanıyor. Bu yönüyle İbni Haldun’da coğrafya Marx’ın üretime ve ekonomiye biçtiği belirleyici role benzer: bireysel, toplumsal ve tarihsel olanı belirleyen bir yapı olarak coğrafya. Belli bir zorunluluğu, coğrafik determinizm düşüncesini içinde barındıran İbni Halduncu coğrafya kavrayışı ayn...

Devamını görmek için bkz.
ELEŞTİRİLER GÖRÜŞLER

Ergun Sibel Yücel, "Hayalet içimizde", K24, 13 Ocak 2020

“Kafamda bir ‘Doğu’ resmi vardı. Geldim ki burada öyle bir şey yok! Dedim ki herhalde burası şehir merkezi, belki köylerdedir… Şimdi geldim köylerde de yok. Sahi, o ‘Doğu’ resmi nerede?”

Ege illerinden birinden Van’da üniversite okumaya gelen ve üç yılın sonunda civar köyleri ziyaret ederken çocuksu bir şaşkınlıkla bu pek dillendirilmeyen gerçeği basit bir soruda dile getiren genç kadına ‘evet o senin kafanda sadece’ diyerek kestirip atamamıştım, haksızlık olurdu. O resim, yıllarca her türlü araç kıyasıya ve biteviye kullanılarak çivilendi kafalara. İlgiye, bilgiye, klişelere olan mesafeye rağmen orada asılı durduğunu fark etmek, o resmi oradan alaşağı etmek kolay değil. Hiç kimse için.

“Onlar-Dağlılar. Dağ Türkleri. Gayrimedeni. Doğulu. Geri kalmış. Batıl. İlkel. Vahşi. Feodal. Kıraç topraklar. Medenileştirilmeye muhtaç insanlar. Sözünün eri. Yalancı. Çıkarcı. Esirgemez. Korkak. İnatçı. Sabı...

Devamını görmek için bkz.
 


Metis Yayıncılık Ltd. İpek Sokak No.5, 34433 Beyoğlu, İstanbul. Tel:212 2454696 Fax:212 2454519 e-posta:bilgi@metiskitap.com
© metiskitap.com 2020. Her hakkı saklıdır.

Site Üretimi ModusNova