 | ISBN13 978-975-342-481-3 | 13x19,5 cm, 288 s. |
KAMPANYADA Liste fiyatı: 306.00 TL İndirimli fiyatı: 183.60 TL İndirim oranı: %40 {"value":306.0,"currency":"TRY","items":[{"item_id":"298","item_name":"Feminizm ve Doğaya Hükmetmek","discount":122.40,"price":306.00,"quantity":1}]} |
Bu kitabı arkadaşına tavsiye et Diğer kampanyalar için |  |
|
| | Feminizm ve Doğaya Hükmetmek Özgün adı: Feminism and the Mastery of Nature Çeviri: Başak Ertür Yayıma Hazırlayan: Tuncay Birkan Kapak Fotoğrafı: Sevgi Erdoğan Kapak Tasarımı: Emine Bora |
Kitabın Baskıları: | 1. Basım: Ağustos 2004 | 4. Basım: Şubat 2023 |
Batı düşüncesinin binlerce yıllık felsefe geleneği içinde şekillendiği haliyle "akıl" kavramı, aşağı görülen "ötekiler", yani alt sınıflar, sömürge halkları, kadınlar, hayvanlar ve bir bütün olarak doğa üzerindeki tahakküm ve baskıyla iç içe geçmiştir. Antik Yunan'dan bu yana kadınlık, maddesellik ve insandışı doğa değersiz sayılmış, insani erdem bunların dışında aranmıştır. Dünyamızın şu gün geldiği durumda aklın, bilimin ve bireyselliğin yeniden tanımlanması gerekiyor; eskisi kadar karşıtlığa ve hiyerarşiye yaslanmayan biçimlerde. Hem insan hem de doğa üzerindeki tahakkümün eleştirisi için ırk, sınıf ve toplumsal cinsiyet çözümlemesine doğayı da katacak bir çerçeveye ihtiyacımız var. Çünkü, amacının feminist kuramla bağdaşan ve ona dayalı çevreci bir feminizmin gelişmesine katkıda bulunmak olduğunu söyleyen Val Plumwood'un da dediği gibi "Artık bu sadece bir adalet meselesi değil, ölüm kalım meselesidir." Feminizmin alternatif çözümlemelerinin parlak örneklerini veren bu kitap bizce, feminist ve ekolojik felsefenin klasikleşmeye aday eserlerinden...  | İÇİNDEKİLER |
Teşekkür Giriş
I. Feminizm ve Ekofeminizm II. İkicilik: Sömürgeciliğin Mantığı III. Platon ve Ölüm Felsefesi IV. Descartes ve İktidar Düşü V. Mekanizma ve Zihin/Doğa İkiciliği VI. Etik ve Araçsallaştırıcı Benlik VII. Derin Ekoloji ve Farklılığın İnkârı
Sonuç: Egemen Öyküyü Değiştirmek
Kaynakça  | OKUMA PARÇASI |
Giriş, s. 9-32 Genellikle en çarpıcı gelişme ve atılımlar, kuramın büyük tektonik katmanlarının karşılaşıp yer değiştirdikleri bitişme noktalarında gerçekleşir. Kurtuluş kuramının toplumsal cinsiyet, ırk, sınıf ve doğa üzerindeki baskıları dert edinen dört tektonik katmanı nihayet bir araya geldiklerinde ortaya çıkacak sarsıntılar baskıcı kavramsal yapılarını temelden sarsabilir. Feminizm diğer tahakküm biçimleri ve bunlara ilişkin kuramlarla, özellikle de ırk ve sınıf kuramlarıyla tanışmasının bir sonucu olarak büyük çatışmalar, dönüşümler ve zenginleşme yaşamıştır. Doğanın tahakküm altına alınmasına ilişkin feminist bir değerlendirme feminist kuram için temel önemde ama güç bir diğer sınır oluşturur; doğa sorunsalı toplumsal cinsiyet sorunsalıyla iç içe geçmiş olduğu için daha da zorlu ve ihtilaflı bir hale bürünen bir sınırdır bu. "Doğa" çok geniş ve değişken bir kategori olageldiği ve birçok farklı sömürgeleştirme türüne maruz kalmış olduğu için, doğa üzerindeki tahakküme dair uygun bir değerlendirme, büyük oranda diğer baskı biçimlerinin çözümlemesine dayanmalı ve bütünleştirici bir rol oynamalıdır. Eko-feminizm son yirmi yıl içinde hem eylemci mücadeleye, hem de kadınların ezilmesi ile doğanın tahakküm altına alınması arasındaki bağlantıların kuramsallaştırılmasına büyük katkılarda bulunmuştur. Bazı versiyonları, ırk, sınıf, toplumsal cinsiyet ve doğa üzerinden işleyen dört sömürü biçimiyle de hesaplaşmıştır. Bu sırada bazı çevreler eko-feminizmi kur... Devamını görmek için bkz. |  |
 | ELEŞTİRİLER GÖRÜŞLER |
Stacy Alaimo, “Feminism, Nature, and Discursive Ecologies” Feminizm ve Doğaya Hükmetmek’te, “efendinin çok yönlü, karmaşık kültürel kimliği”ne temel oluşturan Batı düşüncesindeki ikicilik sistemlerinin ayrıntılı bir felsefi incelemesi yapılıyor. Batı kültürünün merkezinde basit bir eril kimlikten ziyade çoklu dışlamalarla tanımlanan efendi kimliğinin bulunduğunu vurgulayan Plumwood, bu kimliğin cinsiyetler arasındaki egemenliğin yanı sıra, ırksal, sınıfsal ve türsel egemenlikten de sorumlu olduğunu öne sürüyor. Feminist teori ile çevre felsefesinin çarpıcı ve tutarlı bir sentezininin yapıldığı bu kitapta, mekanizmacı ve araçsallaştırılmış doğa kavrayışlarının, Platon ve Descartes gibi filozofların, Yeryüzü-Tanrıça tapınmalarının, “ekosistemdeki melek” argümanını öne süren bazı ekofeminist kampların ve derin ekolojinin keskin bir eleştirisi sunuluyor. Birbirinden çok farklı felsefi gelenekler üzerinde tartışmalar yürütmesine rağmen, Plumwood’un analizlerinde dikkat çekici bir titizlik ve berraklık var; kitapta karşımıza çıkan eleştiriler ve kavrayışların bir çoğu da çarpıcı ve orijinal. Örneğin, tanrıçalar ve doğanın diğer tanrılaştırılmış halleri üzerine açıkça şöyle diyor: “… böyle bir tanrı hırsızlıktır,” çünkü “tikel varlıkların doğasındaki müthiş çeşitliliği”, “kendi adına özerklik, faillik ve ekolojik ya da tinsel anlam”dan yoksun bırakmaktadır. Postmodernizmden etkilenmiş diğer teorisyenler insan kültürü tarafından dokunulmamış bir doğanın... Devamını görmek için bkz. |  |
Bir Timsahın Avı Olmak Feminizm ve Doğaya Hükmetmek kitabının yazarı çevreci-feminist yazar Val Plumwood, uğradığı bir timsah saldırısının ardından kaleme aldı bu makaleyi. Son derece çarpıcı ve sıradışı bir deneyim. Kanoyla açılıp ana akıntıya girdiğimde yağmur ve rüzgâr tekrar başladı. Kanaldan aşağı inmeye başlayalı daha beş on dakika olmamıştı ki bir dirseği döndüğümde akıntının ortasında kütüğe benzer bir şeyin yüzdüğünü gördüm. Nehrin yukarısına doğru çıkarken onu görmemiştim. Akıntı beni ona yaklaştırdığında kütüğün gözleri meydana çıktı. Bir timsah! Pek büyük görünmüyordu. Ona iyice yaklaşmıştım, ama çok korktuğumu söyleyemem; böyle bir karşılaşma günümü daha ilginç bir hale getirebilirdi. Timsahla çarpışmamak için küreği kullanmaya çalıştıysam da tuhaf bir şekilde yollarımız kesişti. Onun epey yakınından geçeceğimi anlamıştım, ama kanoya vurmasıyla meydana gelen dehşetli sarsıntıya kesinlikle hazır değildim. Sonra bir daha vurdu, bir daha, bir daha, şimdi arkadan saldırıp küçük kanomu ceviz kabuğu gibi sallıyordu. Ben çılgınca kürek çekerken hücumlarını sürdürdü. Hiç duyulmamış olan şey gerçekleşiyordu: kano saldırı altındaydı! İlk kez o an av olduğum duygusu içimi doldurdu. Ya kanodan çıkmam ya da devrilme tehlikesini göze almam gerektiğini fark ettim. Yüksek ve dik kıyı kaygan çamurla kaplıydı. Görebildiğim tek kurtuluş yolu kıyıya yakın duran bir ağaçtı. Saniyenin onda birinde, ağacın alt dallarına tutunup oradan da kıyıya ulaşma... Devamını görmek için bkz. |  |
|