ISBN13 978-975-342-190-4
13x19,5 cm, 152 s.
Liste fiyatı: 24.00 TL
İndirimli fiyatı: 19.20 TL
İndirim oranı: %20
Bu kitabı arkadaşına tavsiye et
AYIN ARMAĞANI KİTABIAYIN ARMAĞANI KİTABI
Doyma Noktası
7. Basım
Liste Fiyatı: 18.50 TL yerine armağan
Diğer kampanyalar için
 
Yaratma Cesareti
Özgün adı: The Courage to Create
Çeviri: Alper Oysal
Yayıma Hazırlayan: Müge Gürsoy Sökmen
Kapak Tasarımı: Semih Sökmen
Kapak Deseni: Selçuk Demirel
Kitabın Baskıları:
1. Basım: Haziran 2013
6. Basım: Haziran 2020

Yaratma Cesareti, Amerikan psikolojisi ve varoluşçu psikoterapinin önde gelen ismi Rollo May'in en temel yapıtlarından biri. May, psikoloji, psikoterapi, felsefe ve sanatla yakın ilişkisinden ötürü, yaratıcılık konusunu ilginç bir perspektiften inceliyor. Tüm varoluşçular gibi o da kaygı olgusuna büyük önem vererek, değişimin kaygının içine gömülerek varılacak bir yaratıcılık düzeyinde gerçekleşeceğini vurguluyor. Geçiş dönemi psikolojisinin tüm olumsuzluğunu, yaratıcılığın zorunluluğu adına kutlayan May, "yeni olan"ın her yerde fışkırdığı bir dünyada, insanın bilindışı kaynaklara güvenmesi gerektiğini savunuyor. Bunun için de yeni bir cesaret biçiminin bireyde yaratılmasına önemli katkılarda bulunuyor. Bu kitabın, kişiye kendi kaynaklarından yararlanmakta ve günümüzdeki ahlaksal çözülmenin çöküntüsü altında kalmadan yeni bir yaşam kurmakta düşünsel destek sağlayacağına inanıyoruz.

İÇİNDEKİLER
Sunuş, Alper Oysal
Önsöz
Yaratma Cesareti
Yaratıcılığın Doğası
Yaratıcılık ve Bilinçdışı
Yaratıcılık ve Karşılaşma
Delfi Kâhini: Bir Terapist
Yaratıcılığın Sınırları Üzerine
Biçim Tutkusu
OKUMA PARÇASI

Alper Oysal, Sunuş, s. 7-33

"Felsefe somut gerçeklikten yola çıkmalı ve sonra tekrar somut gerçekliğe dönmelidir. Felsefenin hareket noktası öyle bir nokta olmalıdır ki, kişi bu noktadan başka bir noktadan başlayamasın. Başka hiçbir şeyden değil de yalnız ondan başlamamızı zorunlu kılan, kendini kayıtsız şartsız üstümüze dayatan bu nokta, acıdır. Acı, ondan yola çıkmamızı gerektiren somut noktadır. Ve, acının karşısında aradığımız da mutluluktan başka bir şey değildir. Tüm düşünce, acı ve mutluluğun somut kutupları arasında kuşatılmıştır." – Rene Le Senne, "La decouverte de dieu"

I

Bu kitap kendini iki önemli kavramla tanıtıyor: Yaratıcılık ve cesaret. Kitabı bulunduğu rafta keşfettiğim sırada tam da benim kafamı kurcalayan iki önemli kavramdı bunlar. Ruhsal daralımlarımdan, yalnızlığımdan sağdığım problemlerin ağına bu iki etkileyici kavram takılmıştı o sıralar. Kitabı okumak cesaret değil de, daha çok bir güven duygusuyla doldurdu beni. Yayıncıma ba...

Devamını görmek için bkz.

Önsöz, s. 35-6

Yaşamım boyunca yaratıcılığın büyüleyici soruları aklımdan çıkmadı. Bilim ve sanatta özgün bir fikir, bilinçdışından niye şu anda "fırlayıveriyor?" Yetenek ile yaratıcı edim (act) ve yaratıcılık ile ölüm arasındaki ilişki nedir? Bir mim ya da bir dans, neden böylesi bir tad veriyor? Homer, Truva Savaşı gibi külliyetli bir olguyla karşılaştığında, bunu nasıl tüm Yunan uygarlığının ahlakı için yol gösterici olan bir şiire inceltti?

Bu soruları kenarda duran biri olarak değil, sanata ve bilime bizzat katılan biri olarak sordum. Bu soruları, mesela, kâğıt üzerindeki iki rengin önceden tahmin edilemeyecek bir üçüncüyü doğuruşunu görmenin heyecanından çıkarıp sordum. İnsan olmanın ayırdedici özniteliği, onun, evrimin yakıcı koşuşturması içinde bir an için durup, Altamira ya da Lascaux'daki mağara duvarlarına bizi hâlâ hayranlık ve huşu içinde şaşkınlığa düşüren şu kahverengi-kırmızı geyik ve bizonları resmetmesi değil mi? Bizzat güzelliğin kavranışının, doğ...

Devamını görmek için bkz.
ELEŞTİRİLER GÖRÜŞLER

Rıfat Şahiner, “Yaratıcı bir cesaret üzerine”, Cumhuriyet Kitap, 14 Ekim 1999

Bir çağ ölürken, yenisinin henüz doğmadığı bir zamanda yaşıyoruz. Tüm yerküreyi sarmış bir kesmin barut kokusuyla nefeslenmek , nükleer bir çöpe dönmüş bu sarhoş topraklarda uyuklamaktan öte söyleyecek yeni bir sözümüz yok gibi... Cinsellikte, aile yapısında, eğitimde, dinde, teknolojide ve modern yaşamın neredeyse tüm diğer yüzeylerinde bizi kuşatan bir çürüme hali yaşıyoruz. Kulağımızda çınlayan bomba sesleri, dumanı tüten bir toprak ve makinelerin kuşattığı koca bir evren..

Bir seçimle yüz yüzeyiz. Kaskatı kesilmiş uzuvlarımızı, anlamsız çizgilerle yüklü yüzümüzü duygusuzca geleceğe taşımak. Ya da kendi benliğimizin derinindeki gerçeği uyandırmak.. Bizi insan yapan özü biçimlendirmek. Yeniden yaratmak kendini ve insanlaşabilmenin parametrelerinde dolanmak. Yoksa kırılgan gözlerimiz içine kaçacak, yoksa yüreğimiz ölü doğacak yeni güne. Cesaret umudumuz olmalı, umut cesaretimizden öte... ...

Devamını görmek için bkz.

Mehmet Emin Arı, “Yaratıcılığın doğası”, www.eminari.com


(...)

Nedir yaratıcı olmak? Yaratıcılığın doğası ve psikolojik mekanizması nasıl işler? Kimler yaratıcıdır? Nasıl yaratıcı olunur? Her ne kadar popüler olarak lanse “farklı ve yeni olmak” olarak gösterilmeye çalışılsa da yaratıcılığı ben farklı olarak tanımlıyorum. Yaratıcı bir süreç sonunda ortaya çıkan ürün farklı ve yeni olabilir ama sürekli tüketim peşinde koşan mutsuz ve doyumsuz kitleleri sürekli gaza getiren reklamcıların tanımladığından çok daha farklı ve derin bir konu.
(...) İnsanlardaki patolojik yöne ağırlık vermiş olan Psikiyatri ve Psikoloji yaratıcılığın psikolojik mekanizmasını ve yaratıcılığı tanımlamak da oldukça başarısız olmuştur. Viyanalı Freud’a göre eksiklik duygusunun bastırılmasıdır yaratıcılık yani kısa boylu ve çirkin insanların hepsi yaratıcı olmalı bu teoriye göre. Yaratıcılık konusunda bana en doyurucu gelen açıklama varoluşcu Psikiyatristlerden Rollo May’in

Devamını görmek için bkz.

Umur Talu, “Biraz cesaret”, Milliyet, 3 Aralık 1996

Jonas, Parisli bir ressamdır. Kendi halinde, ünsüz bir ressam. 35'inde birden bire "keşfedilir". Tabloları satmaya başlar.

Ünü arttıkça çevresi dolup taşar ama bir süre sonra, "değerlendiği" hızla "değersizleşmeye" yüz tutar. Çevresi boşalır...

Öykü, "sessizce düşen" Jonas ölmek üzereyken (doktor "iyileşecek" diye umut verdiği sırada), yakın arkadaşı Rateau'nun yan odada Jonas'ın üstünde çalıştığı son tabloyu bulmasıyla biter:

"Rateau bembeyaz tuvale bakıyordu, ortasına, sadece ortasına Jonas, pek küçücük harflerle, zorla okunabilen, ama dayanışma mı yoksa daima yalnız mı olduğu anlaşılamayan bir sözcük yazmıştı sadece". (Albert Camus, Sürgün, Jonas ya da Sanatçı İş Başında, sayfa 179, Varlık Yayınları, 1973)

Ah tercümenin kaçınılmaz çıkmaz sokağı!

Türkçede "dayanışma" ile "yalnız"ın da, "daima yalnız"ın da, kötü okunan bir yazıda bile birbirine karışması pek zor.

Oysa Camus'nün ana dili...

Devamını görmek için bkz.

Beral Madra, "Yaratıcılık", Papirüs Kültür Sanat Dergisi


(...)

"Yaratıcılık" kavramı, Türkiye'de –ya da yaratıcılık açısından birtek merkez olarak görmek zorunda olduğum İstanbul'da– uzun bir süredir çarpıtılmış bir içerik ve biçimle ele alınmaktadır Yaratıcılık, burada ve dünyada geçerli olan durumuyla, bugüne değin varsayılan ve alışılagelmiş özelliklerinden ya da Türkiye modernizmi içindeki özelliklerinden çok uzaklaşmıştır. Yaratıcılık, artık ne desenin "benzeti gücü"yle, ne de yağlıboyanın / pentürün tatlarıyla, ne duygu ve düşüncenin yetkin bir biçimde yansıtılmasıyla, ne doğanın renkleri ve ışıklarının soyutlanmasıyla ne de nereden geldigi bilinmeyen bir esinle tanımlanan bir süreçtir.

Rollo May Yaratma Cesareti kitabında yaratıcılığı psikoloji, psikiyatri ve felsefe açısından irdeler ve on yıl sonraki/bugünkü yaratıcılık için de geçerli bazı temeller saptar. May'ın bugün bir bölümüyle ülkemiz...

Devamını görmek için bkz.
 


Metis Yayıncılık Ltd. İpek Sokak No.5, 34433 Beyoğlu, İstanbul. Tel:212 2454696 Fax:212 2454519 e-posta:bilgi@metiskitap.com
© metiskitap.com 2020. Her hakkı saklıdır.

Site Üretimi ModusNova