ISBN13 978-975-342-929-0
13x19,5 cm, 256 s.
Yazarın Metis Yayınları'ndaki
diğer kitapları
Kitle Süsü, 2011
Film Teorisi, 2015
Polisiye Roman, 2019
Bu kitabı arkadaşına tavsiye et
 

Önsöz, Paul Oskar Kristeller, s. 9-13

Siegfried Kracauer (1889-1966) zamanımızın en yetenekli, üretken ve özgün yazar ve düşünürlerinden biriydi hiç şüphesiz. Yayımladığı birbirinden önemli kitapların her biri farklı farklı perspektif ve yöntemler sunuyor, bu sayede de geniş bir okur kitlesine hitap ediyordu.

Doğduğu şehir olan Frankfurt'ta okudu ve mimarlık, felsefe ve sosyoloji eğitimi aldı. 1920'de Almanya'da dönemin önde gelen liberal gazetesi Frankfurter Zeitung'a yazmaya başladı. 1924 ile 1933 arasında önce Frankfurt'ta, sonra Berlin'de gazetenin Feuilleton kısmının yöneticiliğini yaptı. Film ve fotoğrafik malzemeler hakkındaki eleştiri yazıları yayımlamak, getirdiği yenilikler arasındaydı. Kracauer daha sonraları önce Almancada, sonra da İngilizcede sinemayla ilgili çığır açıcı incelemelere, bir romana ve kendine özgü çıkar, beğeni ve siyasi eğilimlere sahip olduğu halde o zamana kadar ihmal edilmiş bir toplumsal sınıf olan beyaz yakalı işçiler üzerine bir monografiye imza attı. Beyaz yakalı işçilere dair bu analiz, vurgulanmaya değer toplumsal sınıflar olarak sadece kol işçileri ile sermayedarları tanıyan Marksist sosyolojiye göre belirgin bir ilerlemeydi. Kracauer aynı zamanda Frankfurt Üniversitesi Toplumsal Araştırmalar Enstitüsü'nün aktif ama çoğunlukla eleştirel bir üyesi oldu; sosyolojiyi ve diğer sosyal bilimleri Marksist bir bakış açısından analiz eden ve öğreten enstitü yöneticileri Max Horkheimer ile Theodor W. Adorno'nun da yakın arkadaşıydı.

Kracauer ve eşi Lili 1933'te Fransa'ya göç ettiler, orada sekiz yıl geçirdikten sonra 1941 Nisanı'nda Amerika Birleşik Devletleri'ne taşınarak oraya yerleştiler. Kendisininkine benzer müktesebatları olan birçok mülteci arkadaşı akademilerde çalışmaya başladı, ama Kracauer'in ders vermesini engelleyen bir konuşma zorluğu vardı. O da Dışişleri Bakanlığı'nda, sonraları da Modern Sanat Müzesi'nde, Bollingen Vakfı'nda ve Toplumsal Araştırma Enstitüsü'nde çalıştı.

Ben Kracauer'le ilk defa Heidelberg Üniversitesi'nde felsefe tarihi konusunda doktora yaparken, onun Frankfurter Zeitung'daki ofisinde biraz tesadüfen tanıştım. Aynı vesileyle Toplumsal Araştırmalar Enstitüsü'nü de ziyaret etmiş, yöneticileri Max Horkheimer ve Theodor Adorno ile kısa bir görüşme yapmıştım. 1939-40 sömestrinde Columbia Üniversitesi'nde öğretim üyeliğine başladığım zaman Kracauer'le çok daha yakından tanıştım. Hâlâ Max Horkheimer ve Theodor Adorno'nun yönettiği Toplumsal Araştırmalar Enstitüsü Frankfurt'tan New York'a taşınmış ve 1933 ile 1945 arasında Columbia Üniversitesi'ne bağlanmış ve burada Columbia'nın diğer fakülteleri ve enstitüleriyle ve Union Theological Seminary ile yakın ilişkiler sürdürmüştü. Kracauer bu dönemin tamamında Enstitü' nün üyesiydi. Enstitü'nün çeşitli konular hakkındaki bildirilerin okunup tartışıldığı toplantılarına Columbia'nın birçok fakültesinin mensupları da katılıyordu. Kracauer burada Paul Lazarsfeld ve Robert Merton gibi sosyologlarla da tanışmıştı; ben de Kracauer'le tanışıklığımı burada tazeledim ve bu ilişki yakın bir dostluğa dönüştü.

Kracauer 1960'ta Bollingen Vakfı için danışman ve eleştirmen olarak çalışmaya başladı; yöneticileri psikanalist Carl G. Jung'dan ve aynı zamanda Batı'nın klasik, ortaçağ ve erken modern felsefe, filoloji ve yardımcı disiplinleri içeren kültürel geleneklerinden etkilenmiş mali imkânları gayet iyi bir vakıftı bu. Kracauer'in Bollingen Vakfı'nın danışmanı sıfatıyla, 1960 yılında Iter Italicum: A Finding List of Uncatalogued or Incompletely Catalogued Humanistic Manuscripts of the Renaissance in Italian and Other Libraries (1963) adlı ilk eserim için yaptığım bir burs başvurusunun onaylanmasında etkili olduğunu düşünmek için iyi nedenler var elimde. Aynı yılın sonraki dönemlerinde Kracauer'in kendisi de tarih hakkında bir kitap üzerinde çalışmaya başladı; bu proje konusunda sık sık bana danışırdı. 1966'da ölene dek benimle sürekli yakın temas halindeydi. İkimizden birinin evinde, yakınlardaki bir kafede veya lokantada yahut telefonda uzun akademik sohbetlere girmediğimiz hafta geçmezdi. Bunu seve seve yapıyordum çünkü bir yazar ve düşünür olarak kendisine büyük bir saygım vardı.

Kracauer daha önceki çalışmalarında ele aldığı toplum, edebiyat veya sanat tarihiyle ilgili sorunlardan ziyade tarihsel araştırmayla ilgilenen bu kitapta kendisi için yepyeni bir alana girdiğinin tam anlamıyla farkındaydı. Theodor Adorno ile yakın arkadaşlığının bu kitaptaki yeni eğilimi yüzünden ve Adorno için çok önemli olan temel meseleleri burada terk etmiş olduğu için kötü etkilenebileceğinden duyduğu endişeyi bana tekrar tekrar söylemiştir.

Kracauer 26 Kasım 1966'da öldüğünde tarih hakkındaki kitabı bitmemişti. Tasarlanan sekiz bölümden birinci ila dördüncü bölümler ve beşinci bölümün ilk yarısı hemen hemen tamamlanmış gibiydi ve sadece küçük değişikliklere ihtiyaç duyuyordu. Beşinci bölümün ikinci yarısı ve altıncı ila sekizinci bölümler için Kracauer gayet okunaklı ama dikkatle yayıma hazırlanması gereken bazı taslaklar veya sinopsisler bırakmıştı.

Lili Kracauer'in ve Oxford Üniversitesi Yayınları'nın ricasını kabul ederek elyazması metni yayıma hazırlamaya başladım. Tamamlanmış bölümlerin üzerinden geçtim ve sadece çok ufak tefek değişiklikler yaptım. Bitmemiş bölümler çok daha kapsamlı bir editör müdahalesi gerektiriyordu. Metne kısa bir önsöz ve bir epilog ekledim, dipnotları ve bibliyografyayı gözden geçirdim. Kitap, Kracauer'in ölümünden üç yıl sonra 1969 yılında, Oxford Üniversitesi Yayınları tarafından New York'ta yayımlandı.

Ölümünden sonra Kracauer'in arkadaşları, tilmizleri ve hayranları ellerindeki ona ait yazı ve yazışmaları Marbach'daki Deutsches Literaturarchiv'e bağışladılar; ilgili araştırmacılar bu yazı ve yazışmalara buradan kolayca ulaşabiliyorlar.

Kracauer'in yazar ve düşünür olarak sahip olduğu ün, aradan geçen 20-30 yılda hem Almanya'da hem de ABD'de düzenli olarak arttı. 1989'da doğumunun yüzüncü yılı vesilesiyle Marbach'daki Literaturarchiv, yayınlarını, kişisel notlarını ve fotoğraflarını içeren dokümanter bir sergi açarak Kracauer'in hayatını, çalışmalarını ve düşüncesini sergiledi ve andı. Çok ziyaretçi çeken sergi Almanya'da başka şehirlerde de açıldı. Profesör Mark M. Anderson ve Profesör Andreas Huyssen'in inisiyatifleriyle bu sergi 1990 Martı'nda Columbia Üniversitesi'ne de geldi ve bu sergiyle bağlantılı olarak Kracauer'in hayatı ve eserleri hakkında bir sempozyum düzenlendi. Sempozyum konuşmacıları arasında Kracauer'i şahsen tanıyan Leo Lowenthal de vardı. Buradaki konuşmaların metinleri New German Critique dergisinin Siegfried Kracauer hakkındaki özel sayısında (No. 54, Güz 1991) yayımlanmıştır; sayıda ayrıca Thomas Y. Levin' in hazırladığı bir seçilmiş bibliyografya da bulunuyor.

Kracauer'in yeni kuşak akademisyenler tarafından yeniden keşfedilmesinden memnun olsam da Kracauer'in düşüncesini, yazılarını ve karakterini kendi teorilerine uyarlama girişimlerinde bir dizi sorun görüyorum. Kracauer'in bazı fikirlerini Frankfurt Okulu dışından almış olması bu yeni kuşak akademisyenlere özellikle rahatsız edici geliyor. Kracauer'in son eseri Frankfurt Okulu'nun sosyolojik yaklaşımından gayet net bir biçimde ayrılıyordu.

Kracauer'in tarihle ilgili son kitabını özel olarak ele alan iki yazı, New German Critique'in bahsi geçen özel sayısında bulunabilir: Gertrud Koch'un "Exile, Memory, and Image in Kracauer's Conception of History" (s. 95-109) ve Inka Mülder-Bach'ın "History as Autobiography, The Last Things before the Last" (s. 139-57) adlı yazıları. Bu yazılarda kitabın bir özeti bulunmadığı gibi içeriğinin Kracauer'in önceki yazılarınınkinden temelden farklı olduğuna da işaret edilmez. Dipnotlarında Kracauer'in meçhulü olan kitap ve makalelerden alıntılar yapar ve Kracauer'in önceki kitaplarından, tarih hakkındaki kitap onlarla bütünüyle hemfikirmiş gibi bahsederler. Ayrıca Kracauer'in bu kitabın dipnotlarında ve bibliyografyasında çoğunlukla tarihsel, filolojik ve felsefi kaynakları zikrettiğini, önceki yazılarından hiç bahsetmediğini ve önceki eserlerinde çok sık adı geçen sosyologlara çok nadiren atıfta bulunduğunu kaydetmeyi de başaramazlar. En kötüsü de tarihin Kracauer için önemli bir ilgi alanı olmadığını ima, hatta beyan ederler. Kracauer'in son eserine dair akademik standartları yeterince karşılayan bir yorum henüz yazılmış değildir.

Kracauer'in uzun yıllardır bulunamayan önemli son eserinin bu yeni basımı kitabın yeni kuşak okurlara ulaşmasını sağlayacak ve yeni ve daha yetkin yorumlara temel işlevi görecektir.

Paul Oskar Kristeller

Columbia Üniversitesi

Haziran 1994

 


Metis Yayıncılık Ltd. İpek Sokak No.5, 34433 Beyoğlu, İstanbul. Tel:212 2454696 Fax:212 2454519 e-posta:bilgi@metiskitap.com
© metiskitap.com 2020. Her hakkı saklıdır.

Site Üretimi ModusNova