ISBN13 978-975-342-804-0
13x19,5 cm, 128 s.
Bu kitabı arkadaşına tavsiye et
 

İlke Kamar, ''Gizli umut: Tereddüt’ün yaratacağı imkânlar'', Birgün Kitap Eki, 2 Nisan 2011

Kültür ve iletişim bilimci Joseph Vogl, tereddüt kavramını incelediği son kitabında bir tereddüt teorisi geliştirerek, tarih boyunca eylem kültürünün eşlikçisi olan tereddüde yeni bir yorum getiriyor. Freud’un "Michelangelo'nun Musa'sı" başlıklı makalesinden hareketle geliştirdiği teori, tereddüdün bir kırılma etkisi yaratığı görüşüne dayanıyor. Freud 1914’te Musa üzerine yazdığı çalışmada, yapıtın analizini kendi anlayışına göre yorumlar: Ona göre “Michelangelo’nun Musa’sı”, öfkeli büyük bir baba, bir aydınlatıcı peygamber, bir din adamından çok, bir yasa koyucu, aydınlanmanın başlangıcı, insanları yeni bir dine çağırmanın ötesinde neredeyse insanları dinden kurtarmaya gelmiş bir büyük düşünce insanı olarak gösterilmiştir. Musa’nın yüzünün iki yarısındaki farklılık bunu açıkça ortaya koymaktadır. Yüzün sağ tarafında bir dinginlik, sakinlik, öbür tarafında büyük bir öfke vardır. Öfkeyle dinginlik arasında, kendine hâkim olma bunun sonucunda ruhsal çatışmanın içinde kıvranan Michelangelo, bize Musa’yı yansıtmaktadır. Musa’nın vücudu ise ileriye doğru kalkmak üzeredir, bedenin üst kısmı ileriye doğru bir atılım halindedir, aslında oturur pozisyonda, sağ ayağı yere basıyor gibi görünse de, sol ayağıyla da parmaklarının ucuyla kalkmaya çalışmaktadır. Din kitapları, onun biraz sonra, elindeki kanun levhalarını atıp, ileriye fırlayıp, tekrardan altın buzağıya tapma gafletini gösteren İsrailoğulları’nı tokatlayacağını yazarlar ama Freud’a göre bu bakış açısı doğru değildir.

İrkilme hareketi

Musa’nın yüzündeki ifade, sakalını tutuşu ve sağ eliyle sakalını iyice kavraması öfke içinde ileriye fırlamak üzere olan görüntüsündeki kararlılığını, sol eliyle sakalının alt tarafını ve karnını bastıran duruşu eylemselliği bakımından tereddüt yaratmaktadır. Freud’a göre bu duruş, öfke krizini bastıran ve onu aşan bir görüntüdür. Hatta Freud bu durumu şöyle açıklıyor: “Musa ayaktakımı İsrailoğulları’nın altın buzağıya tapınmasını görmüştür. Çok öfkelenmiştir, ama onların basit birer insan olduklarını düşünerek öfkesini yenmiştir. Yeniden dinginleşmiştir, kendine hâkim olmuştur, yatışmıştır ve yeni bir dünyayı düşünme sürecine girmiştir. Ve bu da tam benim pozisyonum der”. İşte bu noktada Josep Vogl, bu durumun kendi refleksiyon alanlarının sınırlarını çizerek sorgu alanı doğurduğunu işaret ediyor: “sakal, el ve sivri uçlarıyla aşağıya dönük levhaların birliğinden doğan görüntü belirir, tuhaf bir biçimde zorunlu bir sonuçtur, bu adeta tutkulu el kol hareketlerinin, bir ileri bir geri savrulan “irkilme hareketinin” neticesidir. Ona göre Migelangelo’nun Musa’sı Freud için artık epik bir olayın gidişatına eklemlenecek kadar anlatının devamlılığını ve akışını kırmaktadır. Musa Yontusu, ne ayağa fırlayacak gibidir ne de fırlamayacak gibi; yasa levhalarını ne yitirecek ne de tutacak gibidir.

Edebi yapıtlarda tereddüt

Freud’un bu makalesi, Vogl’a kaynaklık ederken, tereddüdün tarihini incelemek üzere edebiyat yapıtlarını, Aiskhylos'un Orestei üçlemesini, Schiller'in Wallenstein'ını, Musil'in Niteliksiz Adam'ını ve Kafka'nın Şato'sunu da bu bağlamda ele alıyor yazar. Hatta Kafka'nın yazma faaliyetinden yola çıkarak bir tereddüt yöntemi ya da yöntemsel bir tereddüt tavrı öneriyor. Çıkışı olmayan başlangıçlar, tekrarlar ve çatallanmalarla labirentsi bir yapı Kafka’nın edebi yöntemidir ona göre. Vogl, bundan dolayı onun metinlerinin ilerliyor gibi görünse de başlangıç evresinden öteye geçemediğini daha başlangıçta boğulan ve kaybolan bir hale sahip olduklarını belirtiyor. Kafka'nın yazma süreci sürekli olarak kendi üstüne kapanan bir yörünge izlemektedir ona göre. Sürekli ileriye doğru hamleler yapmaya çalışmakta ama dünyayı oluşturma konusuna sonsuz ve süreklileşen tereddütler içinde debelenmektedir: “ Kafka’nın edebiyatı bir tereddüt yönteminde kendini türetirken, üretkenliğini de bir metnin labirentinin devamının getirilmesinde ve bir eşik dünyasının sürekli kılınmasında göstermektedir”.

Vogl’a göre Musil ise, özelliği olmayan insanları, fark insanlar olarak tanımlamıştır. Niteliksiz Adam'ın kahramanı Ulrich her şeydir, ya her şeyi bir arada yapmakta ya da hiçbir şey yapmamaktadır. Bir tercihle hatta bir şeyi tercih etmek veya etmemek arasındaki tercihle karşı karşıyadır. Tercihlerinin eşiğinde kararsızlık ve belirsizlik haline demir atmıştır. Kendinden bir şey yapmak konusunda tereddütlüdür.

Aktif kurucu öğe

Yazara göre tereddüt, evetle hayır arasında yer alarak çözümü olmayan sorunlu bir yapıya işaret etse de bu durum beraberinde olumsallığı getirir. Tereddüt edebilmek, sürekli tereddüt hali becerinin mutlak koşuludur Vogl için. Ona göre incelediği edebiyat yapıtları da her şeyin mümkün olduğu dünyada uyuşumsuzlukları bir araya getiren tereddüt aralığını dolduran bir "yolunu kaybetmişlik" veya kafa karışıklığı potansiyeline işaret ederler. Her zaman bir irade zafiyeti, bir kararsızlık ve eylemliliği olarak görülen tereddüt, Vogl'un metninde aktif ve kurucu bir öğe olarak öne çıkıyor. Kitabın son bölümünde Reel politikanın "hazırcevaplığı" da eleştiren Vogl soru ile cevap arasındaki mesafenin alabildiğine kısalttığı yeni politikada da öncelikli hedefin her türlü belirsizliğe rağmen hemen seferber olmak, konuşlanmak ve her an vurmaya hazır durumda olmak olduğundan söz ediyor:"Politik beceri "teröre karşı savaştan "bu yan "hedef güden bir etkinlik" olarak tanımlanmakta ve fırsat hedefleri doğrultusunda hareket etmektedir: Taliban'ın devrilmesi, Ortadoğu'nun yeniden düzenlenmesi, Saddam Hüseyin'in imha edilmesi, şu ya da bu düşman objenin halledilmesi birer fırsat haline gelmiştir. Yön saptama, adres gösterme ve düşmanın ifşası olağanüstü halin ve yeni militarizmin doğrultusunda hareket eden dünya iç politikasındaki altyapının göstergeleridir." Yazar çalışmasında evet ile hayır arasında konuşlanan her şeyin bulunduğu konum içinden su üstüne çıkması için duraksama içinde arayışı rahatsız eden sezgide buluyor. Tereddüt aktif bir şeye yönlendirir, kendine özgü bir kesinliği dünya ahvalinin sağlamlığı, yargıların geri alınamazlığı, çözümlerin nihailiği, düzenin işleyişinim devamlılığı karşısında tüm selamet anlarına karşı duyulan güvensizliktir ona göre. Vogl “Kendi sığ hedeflerinden başka bir şey görmeyen reel politikanın karşısına “seküler bir güce duyulan gizli umudun” tereddüdün yaratabileceği imkânlarda var olduğunu düşündürüyor.

 


Kişisel Veri Politikası
Aydınlatma Metni
Üye Aydınlatma Metni
Çerez Politikası


Metis Yayıncılık Ltd. İpek Sokak No.5, 34433 Beyoğlu, İstanbul. Tel:212 2454696 Fax:212 2454519 e-posta:bilgi@metiskitap.com
© metiskitap.com 2023. Her hakkı saklıdır.

Site Üretimi ModusNova









İnternet sitemizi kullanırken deneyiminizi iyileştirmek için çerezlerden faydalanmaktayız. Detaylar için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.
X