ISBN13 978-975-342-723-4
16x21 cm, 404 s.
Yazarın Metis Yayınları'ndaki
diğer kitapları
Mehmedin Kitabı, 1999
Bu kitabı arkadaşına tavsiye et
 

Necmiye Alpay, “68 Yeniden”, Radikal, 2 Temmuz 2009

Pek çok açıdan ilgi çekebilecek bir kitap. İçerdiği bilgiler açısından bir başvuru kaynağı, yoğunluğuna karşın içermediği bilgiler açısından gerçekliğin genişliğini gösteren bir çalışma, düzeni açısından ise ‘öznellik/nesnellik’ kavramlarını çağıran bir metin. Özne nedir, ölmüş müdür tartışmalarını bir yana bırakarak söylüyorum: Epeydir ‘öznellik/nesnellik’ kavram çiftini bu derece güçlü bir biçimde temsil eden bir metin görmemiştim.

Nadire Mater, ‘68’i hem gazeteci olarak konu ediniyor, hem de içeriden, olayın kişilerinden biri olarak. Olayın kişilerinden olmak zaten yazarın öznelliğini elde bir kılan bir konumdur (kimsenin öznellik dışında olamayacağı fikrini kabul edersek, elde iki!). Mater de, Sokak Güzeldir’i düzenlerken, en uçtaki bir öznellik ile yine en uçtaki bir ‘nesnellik’ türünü bir araya getirmiş.

Kitap, kişisel/öznel bir konumdan başlıyor: “Sokakta bağırmanın tadını ilk kez İzmir’de, Kıbrıs mitinginde yaşadım” diye. Sayfada yol aldıkça, kişisel olan ile toplumsal olan birleşmeye başlıyor. Yine de, kitabı oluşturan iki ana bölümden ilki pek çok açıdan ‘öznelliğin’ temsilcisi: Mater’in ‘arkadaşım’ dediği, ama herhalde ayrıca bir tür temsil niteliği bularak seçtiği ‘68’lilerle yapılmış konuşmalardan, daha doğrusu sorulara verilmiş yanıtlardan oluşuyor bu bölüm. Seçilmiş ‘68’lilerden her biri kendi bireysel deneyimini ve düşüncelerini anlatmış. Bu bölüm, kitabı çoksesli kılıyor. Hem konuşan kişilerden her birinin kendi bakış açısının devreye girmesi, hem de kişiler konusundaki seçimin ve soruların Mater’e ait olması açısından, birbirinden az çok farklı ve çok sayıda öznellik söz konusu.

İkinci bölüm ise, “Ekler” başlığı altında, on dört incelemeden oluşan bir tür tarih çalışması. Önce Türkiye’nin, sonra “Dünyanın” 68’i başlıklı incelemeleri okuyoruz. Üçüncü inceleme, Barış Alp Özden’in: “1960’larda Dünyada ve Türkiye’de Ekonomik ve Sosyal Göstergeler”. Daha sonraki başlıklar ise, Türkiye İşçi Partisi’nden başlayarak, dönemin hareketliliğinde yeri olan örgütlerle ve Ant, Kurtuluş, Aydınlık gibi dergilerle ilgili.

Bu ikinci bölümden, birincisindeki ana metnin tam tersine, alabildiğine nesnellik çabası okunuyor. ‘68’li Nadire Mater gitmiş, yerini gazeteci, daha doğrusu ansiklopedi yazarı Nadire Mater’e bırakmış diye düşündürecek ölçüde dışarda duran bir bakış açısı benimsenmiş ve ansiklopedik bir dil kullanılmış. İlk bölümün dipnotlarındaki ansiklopedik dil bu. Anlatım düzeyinde “ben” yok bu bölümde, kişisel deneyimler yok. Belli ki, dönem tepeden tırnağa resmedilmek istenmiş.

Gerçekten de, ilk inceleme olan “Türkiye 68”, devlet protokolünün tepesinden başlıyor: Cumhurbaşkanı kimdi, başbakan kimdi, meclis ve senato başkanları kimdi.

İkinci paragrafta orduya geçiliyor: Burada, iki yıl sonra yaşanacak 12 Mart darbesinin generaller kadrosundan ikisini göreve getiren kadro değişikliklerinin 1968 yılında yapılmış olduğu anlatılıyor. Generallerden birinin soyadı Mater! Ama bölüme egemen olan anlatım, okuru bu soyadı benzerliği konusunda aydınlatma gereğini duymayacak kadar mesafeli.

Üçüncü paragraf meclise, dördüncü paragraf nüfusa ilişkin bilgiler veriyor. Sonrası Kıbrıs, ABD ve NATO bağımlılığı vb...

Geçen yıl kırkıncı yıldönümü tartışmaları sırasında 68’lilerin ulusalcılığı gündeme gelince demiştim ki, “‘68’liler ulusalcı mıydı?’ sorusu, 68’lilerin topluca ‘ulusalcı’ ya da topluca ‘enternasyonalist’ sayılabilecek kadar tekparça ya da tektip olduğu varsayımını içerdiğinden, gerçek duruma uymuyor” (19.6.2008 tarihli Radikal). Mater’in kitabı bu saptamayı doğruluyor. Konuşan kişilerin, ulusalcılık ve darbecilik dahil pek çok konuda birbirlerinden çok farklı yerlerde oldukları açıkça görülüyor. Her yakın tarih çalışması gibi, gerçekliğin nasıl da karmaşık, çok yönlü, bela bir şey olduğunu bir kez daha gösteriyor Mater’in bu değerli çalışması.

Bir iki nokta:

Bana göre, Ankara’nın 68’i 1965 baharında, Kozlu Yürüyüşü ile başlamıştı. Mart ayında Zonguldak Kozlu’da haklarını arayarak direnen maden işçilerinin üzerine ateş açılıp işçilerden ikisi öldürüldüğünde, 1960 sonrasının ilk büyük öğrenci eylemi yapılmıştı. Kozlu işçileriyle dayanışma yürüyüşünde, en önde iki arkadaşımız, öldürülen iki işçiyi simgeleyen iki kara pankart taşıyordu: Ömer Madra ile Ümit Hassan. Yürüyüş kolu, Cebeci’de yan yana yer alan Hukuk Fakültesi ile Siyasal Bilgiler Fakültesi binalarının önünde toplanıp Sıhhiye’ye kadar uzanmıştı.

İlk nezarethane deneyimimizi ise, Sokak Güzeldir’de sözü edilen Dönüşüm dergisinin satışı için Kızılay bulvarına çıktığımızda yaşamıştık: İlk çıkışlardan sonra aynı kaldırımın öbür ucuna geçip “Toprak” adlı gazetelerini satan “ülkücü”lerin saldırısına uğramıştık, polis bizi götürmüştü...

“Efsanelerden kovuldum” diye yazmıştı bir ara İsmet Özel. Kovulmayı başaramamış işte; adı birkaç yerde geçiyor. Ajda Pekkan’dan iki paragraf önce.

 


Kişisel Veri Politikası
Aydınlatma Metni
Üye Aydınlatma Metni
Çerez Politikası


Metis Yayıncılık Ltd. İpek Sokak No.5, 34433 Beyoğlu, İstanbul. Tel:212 2454696 Fax:212 2454519 e-posta:bilgi@metiskitap.com
© metiskitap.com 2022. Her hakkı saklıdır.

Site Üretimi ModusNova









İnternet sitemizi kullanırken deneyiminizi iyileştirmek için çerezlerden faydalanmaktayız. Detaylar için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.
X