ISBN13 978-605-316-273-5
13x19,5 cm, 280 s.
Bu kitabı arkadaşına tavsiye et
 

Açılış Bölümünden, Bir, s. 7-8

Bir Hamsin yortusu tatilinde, Londra’da sanat öğrencisiyken, bisikletime bindim ve amcamın Surrey’deki papazevine gitmek üzere Croom’s Hill’deki pansiyon odamdan çıktım. Yanıma çok az şey aldım, sadece pijama, diş fırçası, tıraş takımım ve büyükbabamın verdiği harçlıkla aldığım kaymak gibi beyaz fildişi tarak. Bu tarağı çok seviyordum, onun için dikkatle pijamaya sarıp diğer şeylerle birlikte selenin arkasına raptedilmiş parlak siyah çantaya yerleştirdim.

Yengeme geleceğimi söylememiştim ama onun beni bir yerlere yerleştireceğinden emindim.

Yokuş yukarı yolda bisikletten inip onu iterek Blackheath’e doğru yürürken, bir kere daha bütün o göz okşayıcı, oldukça bakımsız eski evlere, on yedinci yüzyıl sonlarına tarihlenmiş mozaik taşından yapılma, çatısı yeni ve gözü rahatsız eden küçük gözetleme kulesine ve şimdi daire daire bölünmüş, kapılarının üzerine ahşaptan oyulmuş Medusa başları yerleştirilmiş sıraevlere baktım. Sonra öte yana, çok yaşlı bodur İspanyol kestaneleriyle gözlemevinin durduğu tepeye doğru kamburunu çıkarır gibi yükselen Greenwich Park’ın bulunduğu yöne döndüm. Altımda Inigo Jones’un yaptığı Kraliçenin Evi ve kıyısının öte yanında ileride Köpekler Adası olan, kıvrıla kıvrıla yol alan nehir vardı.

Blackheath’te rüzgâr esiyor, parlak, renksiz otları yere yapıştırıyordu. Günün bu saatinde Chesterfield Yolu’ndaki ağaçların altında sevgililer yoktu. Tekrar bisikletime atladım ve çalılıkların arasından geçip aşağıya Lewisham’a dalıncaya kadar pedala bastım. Saat kulesini geçip Katolik kilisesinin çan kulesine vardım. Merakım çelindi, bu noktada bisikletten inip içeri girdim. Önceden iki kere bulunmuştum burada; bir keresinde yanımda başka bir öğrenciyle çekine çekine Bakire Meryem’i çevreleyen ışıltılı kütleye mumlar eklemiştik ama sonra işgüzar, gözleri parıl parıl parlayan gencimsi, pabuçları tokalı bir papaz bizi korkutup kaçırmıştı. Yanımıza gelmiş, gülümseyerek kim olduğumuzu ve nerede oturduğumuzu sormuştu. İkimiz onun önünde dururken içim yanlış bir şey yapmış olma korkusuyla dolmuştu. Belki de ancak hamile anneler ya da çocuk isteyen kadınlar Bakire’ye mum adayabiliyordu. Bir sonraki sefer bir azizin yortu gününde içeri girmiştim ve saçlarına çiçekler örülmüş, omuzlarında çiçeklere boğularak sunak haline getirilmiş küçük birer aziz resmi taşıyan güzel kızlarla karşılaşmıştım. Orgun sesine uyarak kilisenin içinde çok ağır ağır yürüyorlardı. Oturulan sıralardan birinin sonundaydım, kafile benim çok yakınımda durdu. Kızlar neredeyse bana değecek kadar yakın ayakta durdular, derin derin soluklandılar, kutsal sunağın yükü altındaki omuzlarını biraz rahatlatmak için kımıldandılar. Yüzlerinde neredeyse gülümsemeyi andıran gergin ifadeler vardı. Kafileyi o kadar güzel bulmuştum ki, kilisenin kapısından dışarıya pazar tezgâhları etrafında toplaşmış insanların bulunduğu sokağa çıkmasını arzu etmiştim.

 


Kişisel Veri Politikası
Aydınlatma Metni
Üye Aydınlatma Metni
Çerez Politikası


Metis Yayıncılık Ltd. İpek Sokak No.5, 34433 Beyoğlu, İstanbul. Tel:212 2454696 Fax:212 2454519 e-posta:bilgi@metiskitap.com
© metiskitap.com 2023. Her hakkı saklıdır.

Site Üretimi ModusNova









İnternet sitemizi kullanırken deneyiminizi iyileştirmek için çerezlerden faydalanmaktayız. Detaylar için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.
X