ISBN13 978-605-316-204-9
13x19,5 cm, 376 s.
Bu kitabı arkadaşına tavsiye et
 

Giriş, s. 15-18

Cinsel Normalliğin Kuruluşu, geç Osmanlı ve Cumhuriyet dönemlerinde cinsel modernliği heteronormatiflik kavramı ekseninde sorunsallaştırmayı amaçlıyor. Aşk ve erotizmin homoseksüellik ile heteroseksüellik arasındaki modern karşıtlığa ve iki cinsiyetli modele yaslanan heteronormatif söylemler çerçevesinde düzenlenmesi oldukça uzun, gerilimli ve istikrarsızlıklarla dolu bir süreç olmuştur. Çalışmanın amacı bu sürecin içerdiği gerilimlerin ve istikrarsızlıkların izini sürerek geç Osmanlı ve Cumhuriyet dönemlerinin [1] söylemsel koşullarının “bugünkü epistemolojik ve varoluşsal çıkmazlarımıza nasıl katkıda bulunduğu”nu [2] anlama çabasına katkıda bulunmaktır.

Çalışma iki temel argüman etrafında şekilleniyor. Bunlardan ilki cinsel modernlik dönemi olarak ele aldığım on dokuzuncu ve yirminci yüzyıllarda yaşanan heteronormalleşme sürecinin ancak erken modern dönemde yaşanan toplumsal, kültürel, politik ve erotik dönüşümler dikkate alındığında anlaşılabileceği. İkincisi heteronormatifliğin kendi ihlallerini üreterek işleyen yapısı nedeniyle, heteronormalleşmenin, nihai ve mutlak bir sonuca varmış bir süreç olarak incelenemeyeceği. Bu kitapta erken modern dönemden devralınan, erotik deneyimleri ve özdeşleşme kategorilerini idrak edilebilir kılan söylemlerin, yeni ve rakip söylemlerle nasıl bir arada işlediğini ve tutarsız ve istikrarsız öznellikler ürettiğini inceliyorum. Bu doğrultuda “kromozomal cinsiyet, toplumsal cinsiyet ve cinsel arzu arasındaki sözde değişmez ilişkilerin tutarsızlıklarını dramatize” [3] eden queer ve feminist bir çözümleme yapmayı amaçlıyorum.

Ana temamı oluşturan cinsel modernlik ve heteronormatiflik konusunu çalışmaya nasıl karar verdiğimi ele almak, meseleyi nasıl sorunsallaştırdığımı anlatabilmenin en uygun yolu gibi görünüyor. Çalışmama yirminci yüzyıl ortasında gerek popüler gerekse yarı-bilimsel cinsellik literatüründe kayda değer bir artış yaşandığına ilişkin tespitim yol açtı. Özellikle cinsel patolojilere yoğunlaşan metinlerin sayısındaki artışı açıklayabilmek için önceki dönemlere, bilhassa on dokuzuncu yüzyıl sonu ve yirminci yüzyıl başına dönmek istedim. Yaptığım araştırma bana on dokuzuncu yüzyılda önemli bir dönüşümün yaşandığını gösterdi. Yüzyıl başında genç erkeklere yönelen erkek arzusu hâlâ oldukça açık biçimlerde ifade edilirken, yüzyıl sonunda bu ifadeler marjinalleşmekle kalmamış, erkeklerin erotik arzularını açıkça dile getirdikleri neredeyse tek nesne kadınlar olmuştu. Yüzyıl süresince yaşanan bu dönüşümü ele almadan yirminci yüzyıl ortasında cinselliğin nasıl önemli bir mesele haline geldiğini anlayamayacağımı düşünerek, dikkatimi on dokuzuncu yüzyıl sonu ve yirminci yüzyıl başına yöneltmeye karar verdim. Fakat disiplin bakımından sınırlılıklarım ve konunun tartışmalı doğası nedeniyle, oldukça çetrefilli bir yola girdiğimin farkına vardım.

Osmanlı-Türk [4] cinselliğinin hem modern Türkiye’de hem de Batı dünyasında ilgi çeken bir konu olması, bu alanda çalışmanın temel zorluklarından birini teşkil ediyordu. Osmanlı İmparatorluğu, yüzyıllarca Batılı başkalıkçı söylemlerce [5] cinselleştirilmekle kalmamış, Türkçe popüler anlatılarda da harem, hamam, hadım ağaları, çokeşlilik gibi temalar tarihsellikleri dikkate alınmadan oldukça geniş bir zaman dilimi ve coğrafyada geçerli kabul edilerek muhayyel bir Osmanlı cinselliği şemsiyesi altında bir araya getirilmiştir. Dahası, Osmanlı cinselliği üzerine tartışmalar seküler kesimlerin Osmanlıların cinsel sapkınlığını ispat çabaları ve homofobik neo-Osmanlıcılığın giderek güçlenen sansürcü çabalarıyla fazlasıyla işgal edilmiş durumda. [6] Akademik çalışmaların ise daha çok erken modern [7] cinselliklere [8] yoğunlaştığını ve cinsel modernliğin nadiren ilgi ve araştırma konusu olduğunu söyleyebilirim. [9] Benzer bir iddia Ortadoğu [10] toplumlarına ilişkin çalışmalara genellenebilir. Ortadoğu cinsel modernliklerinin erken modern cinselliklere kıyasla daha az çalışma konusu edilmesi, modern öncesi Ortadoğu karşısında modern Batı karşıtlığını –isteyerek veya istemeden– yeniden üretir. Bu karşıtlık Ortadoğu ile Batı arasındaki –ve ötesindeki– karmaşık ve dinamik ilişkileri ve bu ilişkilerin Ortadoğu cinselliklerini nasıl şekillendirdiğini görmezden gelmektedir. [11]

Notlar


[1] Çalışmam 1839 sonrası ile 1920’lerin sonu arasındaki yaklaşık yüz yıllık döneme odaklansa da tarihsel dönüşüm ve bu dönüşümü hatırlama biçimlerine ilişkin çözümlemelerim on yedinci yüzyıldan yirminci yüzyılın ikinci yarısına kadar uzanıyor. Bu nedenle “erken Cumhuriyet dönemi” yerine “Cumhuriyet dönemi” demeyi tercih ettim. Metne dön.
[2] Valerie Traub, Renaissance of Lesbianism in Early Modern England, Cambridge University Press, 2002, s. 353. Metne dön.
[3] Ana Maria Jagose, Queer Theory: An Introduction, Melbourne University Press, 1996, s. 1. Metne dön.
[4] Ne yazık ki Osmanlı İmparatorluğu’nu oluşturan tüm dinsel ve etnik toplulukları kapsayan bir çözümleme yapamayacağım. Zaman zaman Musevi ve Hıristiyan cemaatlerden söz edecek olsam da, “Osmanlı” sözcüğüyle dönemin Müslüman-Türk unsurunu kastediyorum. Metne dön.
[5] Irvin Cemil Schick, Batının Cinsel Kıyısı: Başkalıkçı Söylemde Cinsellik ve Mekânsallık, çev. Savaş Kılıç ve Gamze Sarı, Tarih Vakfı Yurt, 2000. Metne dön.
[6] Her ikisi de homofobik bu görüşlerin yanı sıra, Osmanlı’yı cinsel çeşitliliğin bugüne nazaran daha fazla kabul gördüğü bir hoşgörü toplumu olarak tasvir eden görüş ile, şeriat yasalarının uygulamadan kalkmasıyla birlikte cinsel kimliklerin de daha özgürce ifade edilmeye başlandığını iddia eden homofil argümanların varlığını da not etmekte fayda var. Metne dön.
[7] Osmanlı İmparatorluğu tarihine ilişkin klasik, gerileme, modernleşme kurgusuna ilişkin bir sorgulama ve erken modernlik tartışması için bkz. Virginia H. Aksan ve Daniel Goffman (haz.), The Early Modern Ottomans: Remapping the Empire, Cambridge University Press, 2007. Aksan ve Goffman 1453 ile 1839 arasını erken modern dönem olarak adlandırıyor (a.g.y., s. 2). Metne dön.
[8] “Cinsellikler” terimiyle, Michel Foucault’nun “bir kişinin öznelliğinin ve kimliğinin hakikati” anlamındaki cinsellik tanımına atıfta bulunmuyorum; eylemler, arzular ve özdeşleşmelerin çokluğu, çeşitli duygulanımlar ve toplumsallıklar bütünü olarak cinsellikleri kastediyorum. Metne dön.
[9] Her ne kadar öncesinde Murat Bardakçı ve Konur Ertop gibi isimler, bazı elyazması metinleri içeren popüler kitaplar kaleme almış olsalar da Osmanlı cinsellikleri ancak 2000 sonrasında sistematik biçimde akademik çalışmaların konusu haline gelmiştir. Latin alfabesinin kabul edilmesi, erken modern erotik metinleri modern okur için büyük ölçüde erişilmez kılmıştır. Yukarıdaki isimlerle birlikte Andrews, Kalpaklı, Kuru ve Ze’evi’nin erken modern metinler, Schick ve Toprak’ ın modern metinler üzerine yaptıkları çalışmalar, uzmanlık alanı tarih veya edebiyat olmayan benim gibi sosyal bilimcilere bu metinleri erişilebilir kılarak Osmanlı cinsellik çalışmaları yazınına büyük katkıda bulunmuştur. Metne dön.
[10] Ortadoğu kavramını tüm sınırlılıklarının farkında olarak kullanıyorum. Kathryn Babayan ve Afsaneh Najmabadi Avrupalı kartografların icat ettiği bu terim yerine islamicate terimini kullanmayı yeğlediklerini söylüyor (“Preface”, Islamicate Sexualities: Translations Across Temporal Geographies of Desire, haz. Kathryn Babayan ve Afsaneh Najmabadi, Harvard University Press, 2008, s. ix). Leslie Peirce da terimin aralarında yoğun kültürel alışveriş olan Kuzey Afrika, Karadeniz, Balkanlar, Kafkaslar gibi bölgeleri dışarıda bıraktığı için, bilhassa erken modern cinsellik çalışmaları açısından yetersiz kaldığını vurguluyor (“Writing Histories of Sexuality in the Middle East”, The American Historical Review 114, no. 5, Aralık 2009, s. 1325). Metne dön.
[11] Hanadi Al-Samman ve Tarek El-Ariss, “Queer Affects: Introduction”, International Journal of Middle Eastern Studies 45, no. 2 (Mayıs 2013), s. 205.

 


Metis Yayıncılık Ltd. İpek Sokak No.5, 34433 Beyoğlu, İstanbul. Tel:212 2454696 Fax:212 2454519 e-posta:bilgi@metiskitap.com
© metiskitap.com 2020. Her hakkı saklıdır.

Site Üretimi ModusNova