ISBN13 978-975-342-787-6
13x19,5 cm, 176 s.
Yazarın Metis Yayınları'ndaki
diğer kitapları
Etik, 2004
Sonsuz Düşünce, 2006
Komünizm Fikri, 2012
Dün Bugün Jacques Lacan, 2013
Platon’un Devleti, 2015
Fransız Felsefesinin Macerası, 2015
Alman Felsefesi Üstüne Diyalog, 2017
Bu kitabı arkadaşına tavsiye et
 

Semra Ege, "Metinler Arası Konuşmalar", fujiwalk.net, 3 Ağustos 2020

Yıldızlarda uyuyan Çağlar Doğan’a…

Bir sanat yapıtının ölçütü ilk olarak nedir? Sanat eseri ne zaman artık vardır? Ortak duygulanım/ özdeşleşme neticesinde, sanatçı ve ‘sanatçının üretimine bakan kişi’ nin buluştuğu çemberde imgeler bizimle konuşuyor mu? İyi bir fotoğrafta, fotoğrafın sessizliğinden söz ettiğimiz sırada, o sesin kulakları sağır ettiğinden de bahsedebilir miyiz? Alain Badiou’dan, Jean Paul Sartre’a, Ron Burnett ‘den Deleuze’e, Roland Barthes’dan Proust’ a Platon’a, Jean Baudrillard’a sanat, imge, fotoğraf izleğinde metinler arası gezinirken, kendimizi hep bulduğumuz yerde olacağız: Dil’in büyülü doğasında…

Alain Badiou, Başka Bir Estetik

“İlk olarak sanatın ölçütü ‘hoşa gitmek’ tir. der Alain Badiou.” ‘Hoşa gitmek’ hiçbir bakımdan bir kanı kuralı, sayısal çoğunluk kuralı değildir. Sanat ‘hoşa gitmelidir’, çünkü ‘hoşa gitmek’ catharsis’in etkili olduğunun bir işaretidir, ihtirasların sanatla sağaltımının gerçek bağlantısıdır.

İkinci olarak, ‘hoşa gitme’nin göndermede bulunduğu şey her neyse, onun adı hakikat değildir. Hakiki olana benzerlik; sanatın izleyicisini ‘hoşa gitme’ye, bir başka deyişle özdeşleşmeye dahil ettiği ölçüde gereklidir.”

Bu durumda, sanatçı ve ‘sanatçının üretimine bakan kişi’ nin, üretim üzerinden hakikati değil, tahayyül edilen hakikati aradığından ve şayet aynı hakikat çemberi içerisinde buluşabilirlerse özdeş olduklarından söz edebiliriz. Peki bu özdeşleşmeye Sartre nasıl bakıyor: Tabii ki özgürlük üzerinden…

Jean-Paul Sartre, Edebiyat Nedir?, Can Yayınları

‘’… Yazın ile ahlak apayrı şeyler olmasına karşın, estetik buyruğun kökünde ahlaksal bir buyruk olduğunu farkederiz. Çünkü yazar, yazma zahmetine katlanışıyla okuyucunun özgürlüğünü; okuyucu da daha kitabı açtığı an yazarın özgürlüğünü tanıdığına göre, sanat yapıtı hangi yönden bakılırsa bakılsın, insanların özgürlüğüne güvenme işidir.’’

Sartre bu satırları, yazar – okur ilişkisi üzerinden ele almış ancak dilerseniz yalnızca yazar-okur ilişkisi üzerinden değil, -bütün sanat disiplinlerinde- sanatçı ve esere bakan kişi/izleyici üzerinden kavramsal olarak ele alalım bu satırları. Zira, bütün sanat disiplinlerinde sanatçı ‘’dünyayı yeniden yorumlamak’’ için yola çıkmış olan ve kaynağını insani özden almış bir dokunuşla ‘’ona bakan kişinin’’ önüne sermez mi?

Bu dokunuşta sanatçının anneannesinin zakkum ağaçları, babasının kumaş mendilleri, annesinin işlemeli yastık örtüsü, doğduğu-büyüdüğü-yaşadığı bütün evler, kullandığı bütün sözcükler, yaşadığı ayrılıklar, hüzünler, sevinçler ve yaşamına dair oluşturduğu bizatihi imgelere rastlarız. Sanatçı, kendi imgesi üzerinden ‘’üretimine bakan kişi’’yle bir bağ kurar. Bu imgelerle kimi zaman soru sorarken kimi zaman da dünyayı acımasızca eleştirir. Ve kaynağını bireysel özgürlükten almış olan sanat yapıtı kendisine bakıldığı ve ona bakan kişinin özgürlüğüyle yorumlandığı vakit -artık- vardır.

Gilles Deleuze, Proust ve Göstergeler, Alfa Yayınları

“Proust Platoncudur, ama belirsiz bir biçimde değil, çünkü Vinteuil’ün cümleciğine ilişkin olarak özlere ya da İde’lere gönderme yapar. Platon, bizlere, karşılaşmaların ve şiddetlerin burcu altında düşüncenin bir imgesini sunar.

Platon, Devlet’in bir pasajında, dünyada, iki türlü şeyi ayırt eder: Biri düşünceyi hareketsiz bırakan ya da düşünceye etkinlik görünümü bahanesi veren şeyler; diğeri de düşünmeye iten ve bizi düşünmeye zorlayan şeyler. Birinci şeyler tanıma nesneleridir; bütün yetiler bu nesneler üzerinde uygulanır; fakat bu uygulama bize, bu ‘bir parmaktır,’ bir elmadır, bir evdir, vs dedirten olumsal bir uygulamada uygulanır.

Bunun tersine bizi düşünmeye zorlayan başka şeyler de vardır: Tanınabilen nesneler değil de, şiddet uygulanan şeyler, ‘karşılaşılan göstergeler’. Bunlar aynı zamanda zıt algılardır. der Platon (Proust ise şöyle der:İki yerde, iki zamanda ortak duygulanım). Duyumsanabilir gösterge bize şiddet uygular: Belleği seferber eder, ruhu hareketlendirir, ardından ruh düşünceyi duygulandırır, duyarlılığın zorunluluğunu iletir, düşünülmesi gereken tek şey olarak öz’ü düşünmeye zorlar.”

Bir sanat eserini düşünmeye başladığımızda yapmaya da başlarız.

Öz’ü düşünmeye başladığımız an imgelerle karşılaşırız. Bu imgeler adete bir koku gibidir. Beyinde mevcut olan sinyalin işlenip, alınan kokunun tanımlanması gibi; özümüze ilişkin kodladığımız görüntülerin tasviridir adeta. O imge gelir, bize dokunur hatta soluksuz konuşur. İmge annemizin işlemeli yastık örtüsünde saklıdır.

Bu birkaç metin arasındaki konuşmalarda ; Badiou, sanatçının ve esere bakan kişinin özdeşleşmesinden; Sartre, sanatçının ve eserine bakan kişinin özgürlüğünden; Platon, karşılaşmaların ve şiddetinin etkisiyle oluşan ortak imgelemden; Proust ortak duygulanımdan, Deleuze ise öz’ü düşünürken karşılaştığımız imgelerden bahsetti bize…

Peki, imgeler bizimle konuşuyor mu?

Ron Burnett, İmgeler Nasıl Düşünür?

Altdaki görsel Ron Burnett’in çekmiş olduğu bir gece fotoğrafı. Bir fotoğraf kağıdına basılı olmadığı için detayları görememekle birlikte basit bir fotoğraf okuması yaptığımızda kare format içerisinde siyah/gri bir alanda bir duman ve direk (fabrika bacası) olduğunu farkediyoruz. Her ne kadar gelişigüzel, genel plan çekilmiş, hiçbir sanatsal kaygı olmaksızın elde edilen bir fotoğraf karesinden bahsediyoruz. Ancak bakınız Ron Burnett’in kaleminden bu fotoğrafın imgesi ne imiş?

‘’Bu fotoğrafı Yahudi soykırımı üzerine düşündüğüm, hayal kurduğum ve kitaplar okuduğum bir dönemimde çektim. Ailemin büyük kısmı bu korkunç olayda zayi olmuştu. Hayatım, bu deneyim ve ona iliştirilmiş ailevi hatıraların gölgesinde, öykülerin ve metaforların arasında geçti. Yine de bu resmi Yahudi soykırımını düşünerek çekmedim. O halde bu imge hakkında bir şey nasıl yazılabilir? İmge benimle konuşuyor mu? Kendimle daha ilintili olsun diye fotoğrafa özel ve kişisel bir anlam mı yüklüyorum? Bu tartışmada işe yarasın diye ona bir anlam mı dayatıyorum yoksa?

Bu fotoğraf bir metne mi benziyor? Ne dediğini anlamak için onu okumam mı gerek? Bu fotoğrafın önemini, çektikten birkaç hafta sonra anladım. Bu fotoğraf hangi zamandan geliyor? Çekildiği zamandan mı, yoksa yorumlandığı zamandan mı? Bütün bu estetik, kişisel tarihsel etmenler tam olarak ne zaman işin içine girdi? Bu fotoğrafın 1944’te ya da 1955’te çekildiğini söylemiş olsaydım ne olurdu? Hem fotoğrafla hem de onu izleme deneyimiyle böyle keyfi bir tarzda oynanabilir mi? Oynanmalı mı? Bu fotoğrafın benim duygularımı, Yahudi soykırımı sırasında çekilmiş ya da o dönemden kalmış bütün fotoğraflardan daha doğru şekilde belgelediği söylenebilir.”

Burnett’ın sorularını kendi çektiğimiz fotoğraflar üzerinden de yorumlayabiliriz. Fotoğrafı çekerken içinde bulunduğumuz duygulanım ne idi? Fotoğrafı nasıl bir ruh hali ile çektik? Zihnimizde neler vardı? Fotoğraf, rastlantısal bir anda mı gülümsedi bana? O rastlantıda neydi bizimle konuşan? Yoksa düşünmeye başladığımızda mı yapmaya başlamıştık fotoğrafı ? İzleyici benim imgelemim üzerinden ortak bir duygulanım yaşayabilecek mi, benim bina ettiğim anlamı görebilecek mi?

Bunun kaygısını yaşıyor muyum? Bu kaygı özgürlüğüme bir dayatma mı, yoksa daha iyi bir üretim yapmam için bana bir alan mı yaratıyor? Hangi ölçüde izleyici ile artık özdeşiz? İzleyici kendi imgelemi – algılanımı üzerinden o fotoğraftan başka bir anlam çıkarabilir mi? Çıkarılan farklı bir anlam o fotoğrafı yahut sanat eserini daha mı az önemli kılar? Yoksa bu özgürlük daha mı önemli hale getirir onu? Benim derdim ne?

“Kanımca fotoğraflar, görüldükleri anda imgelere dönüşürler. Öznelerle ilişkiye girer girmez, bir gerçeklik düzeyinden ötekine geçerler. Tabii, fotoğrafların hiçbir zaman yaratıcılardan ya da izleyicilerden yalıtılmış olarak iş görmedikleri iddia edilebilir. Tam da bu yüzden yalnızca çekildileri an var olurlar. Fotoğraflardaki anlam meselesi Barthes’ın kafasını yine bu yüzden bu kadar karıştırmıştı, çünkü Barthes, imgelerin anlık yaratımıyla yaratım-sonrasındaki analizleri birbirine bağlamaya çalışıyordu.”

Roland Barthes, Camera Lucida, 6:45 Yayınları

“Fotoğraf da böyledir: görmemize izin vermediği şeyi söyleyemez. “

‘’Fotoğraf’ın neyin artık olmadığını söylemesi gerekmez; o yalnız ve kesin olarak neyin “olmuş” olduğunu söyler. Her şeye de bu ayrım karar verir. Bir fotoğrafın karşısında duran bilincimiz, belleğin nostaljik yolunu değil, bu dünyadaki her bir fotoğraf için, kesinliğin yolunu izler: Fotoğraf’ın özü, temsil ettiği nesneyi onaylamasıdır.’’

Fotoğraf Neyi Anlatır? Derleyen: Caner Özdemir – Jean Baudrillard – Yokoluş Sanatı, Hayalperest Yayınları

“Fotoğrafların sessizliği, gerçekten ne olduğunu tam açıklamaksızın, her zaman sessizliği deneyen ama başaramayan sinema, televizyon gibi alanların benzerlerine karşıt olarak sessizlik, fotoğrafik imgenin en değerli ve en özgün niteliğidir.

Sessizlik salt kaçan ve sakınan imgenin, içten okunması ve algılanması için yorumu ve söylemi değildir. O aynı zamanda imgeyi gerçeklik bağlamında dünyanın gürültüsü içinde yakalayan, burkan, nesnelerin içindeki sessizliktir de. Ne olursa olsun şiddet, hız ya da her şeyi kuşatan gürültü, imgenin sessizliğini ve hareketsizliğini bir fotoğraf nesnesine iade eder.

Her şehrin, her kargaşanın ortasında, her tür görsel ve işitsel stresin ortasında fotoğraf, yeniden boşluk yaratır, yeniden bir bozkır yaratır, bozkıra denklik –bir anlamda yalıtılmışlığa, görüngüsel yalıtıma yada dahası görünüşün görüngüsel hareketsizliğine denkliktir.

Bir kenti baştan sona geçen yol sadece sessizliktir. Dünyayı baştan sona geçen yol sadece sessizliktir.”

 


Kişisel Veri Politikası
Aydınlatma Metni
Üye Aydınlatma Metni
Çerez Politikası


Metis Yayıncılık Ltd. İpek Sokak No.5, 34433 Beyoğlu, İstanbul. Tel:212 2454696 Fax:212 2454519 e-posta:bilgi@metiskitap.com
© metiskitap.com 2021. Her hakkı saklıdır.

Site Üretimi ModusNova









İnternet sitemizi kullanırken deneyiminizi iyileştirmek için çerezlerden faydalanmaktayız. Detaylar için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.
X