ISBN13 978-975-342-911-5
13x19,5 cm, 176 s.
Liste fiyatı: 210.00 TL
İndirimli fiyatı: 168.00 TL
İndirim oranı: %20
Bu kitabı arkadaşına tavsiye et
AYIN ARMAĞANIAYIN ARMAĞANI
Diğer kampanyalar için
 
Şifrepunk
Özgürlük ve İnternetin Geleceği Üzerine Bir Tartışma
Özgün adı: Cypherpunks
Freedom and the Future of the Internet
Çeviri: Ayşe Deniz Temiz
Yayıma Hazırlayan: Semih Sökmen
Tartışmaya Katılan: Jacob Appelbaum, Andy Müller-Maguhn, Jeremie Zimmermann
Kitabın Baskıları:
1. Basım: Şubat 2013
2. Basım: Nisan 2022

"İnternet insan uygarlığı için bir tehdittir" — bunu WikiLeaks'in kurucusu ve yayın yönetmeni Julian Assange söylüyor. Çok değil, en fazla on yıl önce internetin ne müthiş bir özgürlük alanı açtığından söz ediyorduk. Gerçekten de internet dünya üzerinde büyük bir değişim yarattı. Ne var ki çok kısa bir süre içinde ciddi bir kırılma ortaya çıktı: İnsanlar giderek daha fazla bağlanıyordu internete, ama aynı zamanda kitlesel gözetleme programları devreye sokulmaya başlamıştı. Elektronik iletişim ve "sanal" uzam iktidar için insanları "kapatmadan", açık alanda gözetleyebilmek, izleyebilmek, dinleyebilmek anlamına geliyordu. Bugün toplum küresel boyutta bir gözetim toplumuna doğru giderken insan uygarlığı bir yol ayrımında: Yollardan biri "güçsüzlere mahremiyet, muktedirlere şeffaflık" düsturuna varıyor. Diğer yol ise ispiyonaj, casusluk, şantaj ve manipülasyon şebekelerinin ve onların müttefiki uluslararası şirketlerin bütün insanlığın üzerinde hakimiyet kurması anlamına geliyor.

Şifrepunklar, temel özgürlüklerimizi bu saldırıya karşı korumak için güçlü şifreleme tekniklerini kullanan barışçı eylemcilerdir. Julian Assange burada kendisi gibi yıllardır şifrepunk hareketinin içinde yer almış düşünür ve eylemci bir grup arkadaşıyla internetin geleceğini tartışıyor. Soru şu: İnternet, başlangıçta hayal ettiğimiz gibi insan özgürlüğünün ufkunu açacak mı, yoksa tarihte görülmemiş bir totalitarizmin denetim, sansür ve köleleştirme aracı mı olacak?

Şifrepunk'ta yürütülen tartışmada bu endişenin bir paranoya olmadığını göreceksiniz. Bu Türkçe edisyona ayrıca, Ocak 2013'teki intiharıyla durumun vahametini bir kez daha gündeme getiren Aaron Swartz'ın "SOPA Yasasını Nasıl Durdurduk" başlıklı konferans konuşmasını ekledik: ABD'de yürütülmüş bu mücadele, iktidarın internete saldırmak için neler yapabileceğini ve buna nasıl karşı durulabileceğini gösteriyor.

İÇİNDEKİLER
Giriş
Şifreyazım Silahlarını Kuşanmaya Çağrı
Tartışmaya Katılanlar
WikiLeaks'i ve Bağlantılı Olduğu Kişileri Takibe Alma Girişimleri Hakkında Kısa Bir Açıklama
Artan İletişime Karşılık Daha Fazla Gözetim
Siber-Uzam'ın Askerileşmesi
Topyekûn Gözetlemeye İnsan Yasalarıyla Karşı Koymak
Özel Sektör Eliyle Casusluk
Topyekûn Gözetlemeye Fizik Yasalarıyla Karşı Koymak
İnternet ve Siyaset
İnternet ve İktisat
Sansür
Güçsüzlere Mahremiyet, Muktedirlere Şeffaflık
Opera Binasında Cirit Atan Fareler

EK
"SOPA Yasasını Nasıl Durdurduk"
Aaron Swartz'ın "Freedom to Connect" Konferansı
Konuşması
Notlar
OKUMA PARÇASI

Giriş, Şifreyazım Silahlarını Kuşanmaya Çağrı, s. 11-16.

Bu kitap bir manifesto değil. Böyle bir şeye zaman yok. Bu kitap bir uyarıdır.

Dünya yeni bir ulusötesi kara ütopyaya doğru savruluyor, hatta savrulmak ne kelime, dörtnala koşuyor. Ulusal güvenlik erbabı dışında kimse bu gidişatın tam anlamıyla farkına varmış değil. Meselenin gizliliği, karmaşıklık düzeyi ve ölçeği, açığa çıkmasının önünde engel oluşturuyor. Elimizdeki en önemli özgürleşme aracı olan internet, totaliterliğin bugüne dek görülmedik düzeyde tehlikeli bir yöntemi haline geldi. İnternet insan uygarlığı için bir tehdit arz ediyor.

Bu dönüşüm sessiz sedasız gerçekleşiyor, zira olup bitenden haberdar olan kişiler küresel gözetim endüstrisinde istihdam edilmiş oldukları için, gerçekleri dile getirmek çıkarlarına ters düşüyor. Kendi gidişatına bırakılacak olursa birkaç yıl içinde dünya uygarlığı izlemeye, gözetlemeye dayalı postmodern bir kara ütopyaya dönüşecek, ve internet konusunda olağanüstü hünerli bireyler dışında kimsenin bundan kaçması mümkün olmayacak. Aslına bakılırsa işler çoktan bu raddeye varmış olabilir.

İnternetin küresel uygarlık için ne anlama geldiğine dair çok sayıda yazar düşünce beyan etti, gelgelelim yanılıyorlar. Yanılıyorlar, çünkü doğrudan deneyimin kazandırdığı perspektife sahip değiller. Yanılıyorlar, çünkü düşmanla hiç yüz yüze gelmediler.

Düşmanla ilk karşılaşma dünyaya dair bütün tahayyüllerinizi yerle bir eder.

Biz düşmanla tanıştık.

Devamını görmek için bkz.
ELEŞTİRİLER GÖRÜŞLER

Halil Türkden, ''En yeni ‘yeni dünya düzeni’'', Akşam Kitap, 15 Mart 2013

28 Kasım 2010’dan itibaren dünya siyasi tarihi için önemli bir dizi gelişme yaşandı. Wikileaks adlı bir internet sitesi uzun zamandır internette kimi belgeler yayınlıyor ve önemli güç odaklarına karşı gerilla mücadelesi veriyordu. Wikileaks, söz konusu tarihte, ABD Dışişleri Bakanlığı’nın iç yazışma belgelerini dünyaya duyurdu. Bu sadece Wikileaks aktivistleri için değil, herkes için bir dönüm noktasıydı.

Elbette, güçlü bir düşmanla yapılan her savaşta olduğu gibi karşılık gecikmedi. Başta ABD olmak üzere önemli bir kitle Wikileaks’e saldırmaya başladı ve genel yayın yönetmeni Julian Assange’la beraberindekiler önemli suçlamalarla karşılaştı. Savaş düzeni değişti, ‘düşman’ çok farklı bir savunma mekanizması geliştirdi ve ‘yeni dünya düzeni’ yenilendi. Zamanla, internet aktivistlerinin sayısı çoğaldı ve hareket çok merkezli olmaya başladı.

Kısacası, kaybedecek kıymetli bir bilgisi ve gücü olan ayağını denk almaya başladı bu düzende.

Özgür Uçkan ve Cemil Ertem’in ‘Wikileaks’ adlı kitabı, Watergate’den Arap Baharı’na kadar olan süreçte merak edilen soruları cevaplayarak bu yeni düzeni çözümlemeye girişiyor.

Dört aktivistin arayışı

Metis yayınlarından çıkan ‘Şifrepunk’ ise bu düzene ışık tutmaktan ziyade onu sorgulayan, “Yarın ne yapmalıyız?” sorusuyla, çatışan ve yaşananların mağdurlarından olan dört aktivistin deneyimlerini aktaran bir es...

Devamını görmek için bkz.

Metin Celâl, ''Okuduğum Kitaplar: Şifrepunk'' Cumhuriyet Kitap Eki, 14 Mart 2013

Julian Assange’ı WikiLeaks’le tanıdık. “ABD ordusu ve hükümeti içinde resmi gizlilik ilkesinin sistematik olarak istismar edildiğini” ortaya çıkardığı için başı derde girdi, davalara boğuldu. Ama belgeleri yayınlamaktan vazgeçmediği gibi Irak, Afganistan gibi ülkelerle ilgili yayınlar da yaptı.

Assange 20 Mart 2012’de İngiltere’de ev hapsindeyken kendisi gibi internet eylemcisi olan, yaptıkları eylemlerle devletlerin ve şirketlerin peşlerine düştüğü Jacob Appelbaum, Andy Müller-Maguhn ve Jeremie Zimmermann ile buluşup internetin insan özgürlüğündeki yerini, geleceğini tartışmış. “Özgürlük ve İnternetin Geleceği Üzerine Bir Tartışma” alt başlığını taşıyan Şifrepunk bu söyleşinin kâğıda dökülmüş hali.

“Assange’a göre elimizdeki en önemli özgürleşme aracı olan internet, totaliterliğin bugüne dek görülmedik düzeyde tehlikeli bir yöntemi haline geldi; hatta insan uygarlığı için bir tehdit arz ediyor.” Başta ABD olmak üzere devletler ve şirketler internet kullanımı aracılığıyla insanlar hakkında her şeyi öğreniyorlar, onları takip ediyor, denetliyorlar. Dünyadaki tüm telefon konuşmaları, e-posta yazışmaları da kaydedilip, gerektiğinde kullanılmak üzere saklanıyor yani ortam dinlemesi gibi ajanlık çalışmalarına gerek yok. Aynı şekilde kredi kartı kullanımının merkezi olarak kaydedilmesi ile de yine insanların hareketleri ve harcamaları takip ediliyor. Tüm bu kayıtlar da ...

Devamını görmek için bkz.

Erman Ata Uncu, ''Dikkat! Çok biliyor olabilirsiniz!'', Radikal Kitap Eki, 15 Şubat 2013

Yan masadan günlük çalışma takvimimi izlemeyi âdet edinmiş meslektaşım, “Eli kalem tutan herkes bir gün yazısına TDK sözlüğüyle giriş yapacaktır” gibi bir uyarıyla araya girmese bu yazı muhtemelen “şifre”, “terörist” kavramlarının sözlük karşılıklarıyla başlayacaktı. Sebeplerden biri, yazıya nasıl gireceğini bilememek tabii… Ama daha da önemlisi, Şifrepunk: Özgürlük ve İnternetin Geleceği Üzerine Bir Tartışma’nın bu kavramların sözlük anlamlarının delik deşik edildiği bir manzaraya işaret etmesi.

Julian Assange’ın başrolünde olduğu Wikileaks hadisesinden sonrayı “şifreyi”, “gizli haberleşmeye yarayan işaretlerin tümü”nden ibaret görebilir miyiz? İktidarın kendi varoluşunu sağlama almak için terörizmin kapsamını istediği gibi eğip büktüğü bir çağda “terörist”e “yıldırıcı” tanımı getirmekle yetinebilir miyiz? Julian Assange’ın internet aktivistleri Jacob Appelbaum, Andy Müller-Maguhn ve Jérémie Zimmerman’la tartışmalarından oluşan Şifrepunk’ın sunduğu, tüm bu kavramların iç içe geçtiği, sınırların iyice bulandığı bir resim. Assange’ın kitabın giriş bölümü Şifreyazım Silahlarını Kuşanmaya Çağrı’da belirttiği gibi “Bu bir manifesto değil, uyarı”. Sivillerin, kendi istekleriyle neredeyse hiçbir ayrıntıyı atlamadan özel hayatlarını kendi istekleriyle faş ettiği, müzikal, edebi zevklerin, cinsel yönelimlerin iletişim ağlarına döküldüğü, uçsuz bucaksız bir “sayısal” ...

Devamını görmek için bkz.

İzlem Gözükeleş, "Ya büyük biraderin gözetimi, ya da özgür bir dünya! Şifrepunk Hareketi", Bilim ve Gelecek, Nisan 2013

Şimdi ikinci kripto savaşının ortasındayız. Hükümetler, bu sefer yalnız teknik araçlarla değil politik araçları da devreye sokarak interneti kontrol altına almaya çalışıyorlar. Günümüzdeki sorunları 20 yıl öncesinden gören ve mücadele eden şifrepunklar internetin şu anki durumunu, yönelimlerini ve geleceğini değerlendiriyorlar. Belki de geleceğin toplumu internet mücadelesinin içinde saklı: Ya büyük biraderin her anımızı gözetlediği bir dünya, ya da özgür bir dünya...

Şifrepunk hareketinin kurucularından Timothy C May’in 1992 yılında yazdığı Kripto Anarşist Manitestosu (http://www.activism.net/cypherpunk/crypto-anarchy.html) şu tanıdık sözlerle başlıyordu: “Dünyada bir hayalet dolaşıyor, kripto anarşi hayaleti.” Şifrepunklar, yıllardır bilişim teknolojilerini kullananlar ve geliştirenler olarak bu teknolojilerin sunduğu anonimlik olanağının farkındaydılar. May gibi birçok şifrepunk dünyanın sayılı üniversitelerinin ya da şirketlerinin araştırma laboratuvarlarında çalışmakta ve bilgisayarların geleceğini, temel yönelimlerini daha açık seçik görebilmekteydiler. Artık iki kişi ya da grup, birbirinin gerçek adını veya kimliğini bilmeden iletişime geçebilecek, işlerini yürütebilecek ve elektronik sözleşmeler yapabilecekti. Bu gelişmeler elbette hükümet uygulamalarının (vergilendirmeler, düzenlemeler, ekonomik etkileşimlerin k...

Devamını görmek için bkz.

Ali Bulunmaz, "Kod kanundur", Cumhuriyet Kitap Eki, 4 Nisan 2013

Julian Assange kimilerine göre bir internet sihirbazı kimilerine göre bir şarlatan. Bazıları onu WikiLeaks belgelerinden dolayı dikkatle izliyor ve bir sonraki hamlesini bekliyor bazıları ise hâlâ tam anlamıyla ne olduğunu çözememiş durumda.

İnternete göbekten bağlı olduğumuz bir çağda Assange’ın sanal âlemde gerçekleri açık eden eylemci kimliği öne çıkıyor. Bu yüzden onun ve içinde yer aldığı grubun eylemleri her zaman bombalar patlatıyor. Önemli bir şifrepunk olan Assange, kendisi gibi takılan Jacob Appelbaum, Andy Müller-Maguhn ve Jérémie Zimmermann’la beraber internetin nereden gelip nereye gittiğini tartışıyor. Bu da bize Asssange ve arkadaşlarının gezindiği ortam üzerine düşündüğünü de gösteriyor.

Kara ütopya

Kitabın ismine bakıp “Şifrepunk ne ola?” diyenler çıkabilir. Şifrepunk, toplumsal ve siyasal değişimin araçları olarak şifreyazım ve benzer yöntemler kullanmayı savunan kişilere verilen ad. Assange da onlardan biri. Sadece “ortalığı karıştırmakla” uğraşmıyor aynı zamanda internet ortamında olup bitenleri sorguluyor. Hem özgür (bu biraz tartışmalı da olsa) bilginin hem de günümüzün Büyük Biraderliği’nin simgesi olan internet sayesinde insanlar çok daha rahat gözlenebiliyor. Bu yüzden Assange ve arkadaşları “İnternet, insanın ufkunu açıp özgürlüğünü genişletecek mi yoksa sansür, baskı ve totalitarizmin bayraktarlığını mı üstlenecek?” diye soru...

Devamını görmek için bkz.

Onur Uludoğan, "Julian Assange’dan 'Şifrepunk', Edebiyat Haber, 20 Mart 2013

Cep telefonu aslen bir izleme cihazıdır, ara sıra görüşme yapmanıza da izin verir. (Julian Assange)

İnternetin temelleri 1960’lı yıllarda atılmış olmasına rağmen, bugün kullandığımız anlamda internet şebekelerinin kuruluşu ve internet kullanımının yaygınlaşması 1990’lı yılları bulur.

Yani “internet” dediğimizde yaygın kullanıma açılması yirmi yılı biraz aşan bir teknolojik kavramı kast ediyoruz.

Günlük yaşayışımıza etkileri açısından baktığımızdaysa çok daha köklü bir değişimin ortaya çıkmasını sağlayan bir kavramdır internet.

Bugün insanlarla tanışmadan tutun da alışverişe kadar yüzlerce farklı amaç için internete bağlanıyoruz. Bu yönüyle internet “gerçek” yaşama alternatif bir “sanal” yaşam oluşturma aşamasına çok yaklaştı.

Ancak interneti bu yönüyle düşündüğümüzde, gerçek yaşama alternatif bir yerde durması, bize sunduklarının da gerçek yaşama alternatif olduğu anlamına gelmiyor. Aslında internetin bize sunduğu tüm hazlar ve tehditler en az sokakta karşılaştıklarımız kadar gerçek.

Nitekim yakın zamana kadar birçok kullanıcı, internetin dışındaki “gerçek” yaşamı ifade etmek için “IRL” (In Real Life) kavramını kullanırken bugün “sanal ortam” kullanıcılarının çoğu, internetin de “gerçek” bir mecra olduğunu vurgulamak için, “AFK” (Away From Keyboard) kavramını kullanmaya başladı bile.

İnternet bugün, sonsuz ve sınırsız bil...

Devamını görmek için bkz.
 
 

Kişisel Veri Politikası
Aydınlatma Metni
Üye Aydınlatma Metni
Çerez Politikası


Metis Yayıncılık Ltd. İpek Sokak No.5, 34433 Beyoğlu, İstanbul. Tel:212 2454696 Fax:212 2454519 e-posta:bilgi@metiskitap.com
© metiskitap.com 2025. Her hakkı saklıdır.

Site Üretimi ModusNova









İnternet sitemizi kullanırken deneyiminizi iyileştirmek için çerezlerden faydalanmaktayız. Detaylar için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.
X