 | ISBN13 978-975-342-205-5 | 13x19,5 cm, 256 s. |
Liste fiyatı: 276.00 TL İndirimli fiyatı: 220.80 TL İndirim oranı: %20 {"value":276.0,"currency":"TRY","items":[{"item_id":"100","item_name":"Kendiliğin Yeniden Yapılanması","discount":55.20,"price":276.00,"quantity":1}]} |
Bu kitabı arkadaşına tavsiye et Diğer kampanyalar için |  |
|
| | Kendiliğin Yeniden Yapılanması Özgün adı: The Restoration of the Self Çeviri: Oğuz Cebeci Yayıma Hazırlayan: Nurdan Gürbilek Yayın Yönetmeni: Saffet Murat Tura Kapak Tasarımı: Semih Sökmen Kapak İllüstrasyonu: Yetkin Başarır |
Kitabın Baskıları: | 1. Basım: Kasım 1998 |
Kohut'un klasik psikanalizden kuramsal olarak koptuğunu ilan ettiği eseri. Bununla beraber klasik kuramın da kimi pratik imkânları olduğu kabul edilmiş, terapist ve analistlere birbirini tamamlayan iki farklı kuramsal kavram çerçevesinden bakmaları öğütlenmiştir. Kohut, "kendilik" (self) kavramı çerçevesinde yoğunlaşarak yeni bir kuramsal yaklaşım getirdiği bu kitabında sadece narsisizmin değil, nevroz olgularının da bu yeni çerçevede düşünülebileceğini söyler. Ayrıca psikoterapi ve psikanalizin sonlandırılmasıyla ilgili çok gerçekçi ve klasik kuramın iddiaları göz önüne alınırsa oldukça mütevazı sonuçlarla yetinilmesi gerektiği tezini de geliştirmiştir. Yazarın bu eserinin öncülü sayılabilecek Kendiliğin Çözümlenmesi adlı kitabı da Metis'ten yayımlanmıştır.  | İÇİNDEKİLER |
Editörün Önsözü, Saffet Murat Tura Sunuş, Yavuz Erten Teşekkür Önsöz 1. Narsisistik Kişilik Bozukluğunda Analizin Sona Erdirilmesi 2. Psikanalizin Bir Kendilik Psikolojisine Gereksinimi Var mı? 3. Psikanalizde Kanıtın Doğası Üzerine Düşünceler 4. İki Kutuplu Kendilik 5. Oidipus Kompleksi ve Kendilik Psikolojisi 6. Kendilik Psikolojisi ve Psikanalitik Durum 7. Son Söz Kaynakça Vaka Dizini  | OKUMA PARÇASI |
Saffet Murat Tura, "Editörün Önsözü", s. 7-8 Kendiliğin Yeniden Yapılanması hem psikanaliz tarihinde hem de Kohut'un eserinde önemli bir kopuş noktasıdır. Çünkü bu eser kuramın yeni bazı bulguları da ifade edecek, açıklayacak şekilde yeniden kurgulanması gerektiğini göstermekle kalmamış, aynı zamanda analitik tedavide hangi sonuçların hedeflenmesi gerektiği sorusunu da yeniden tartışmaya açmıştır. Kohut'un daha önceki kuramsal yaklaşımı bilinmeden bu kitabın anlaşılması güçtür. Eski kuramsal yaklaşım gene bu diziden çıkan Kendiliğin Çözümlenmesi'nde ele alınmış ve Kohut'un yeni bulgularını elverdiğince klasik Freudcu yaklaşıma yakın bir çizgide ifade etmeye çalışmasına rağmen büyük bir tepki almıştı. Şimdi artık bu çizgi de terk edilmiş, eski kuram "Dar anlamıyla kendilik psikolojisi" olarak nitelenmeye başlanmıştır. Bu kitap ilk bakışta düzensiz bir şekilde kaleme alınmış görünebilir. Oysa ki mantığı oldukça basittir. Kohut kitabın başında kendisini yeni bir kuramsal ifade bulmaya sevk eden bulguları sergilemekte ve bu bulguların neden eski kuramsal çerçevelerde ifade edilemeyeceğini anlatmaya çalışmakta, giderek bu yeni bulguları ifade edecek yeni kuramı ileri sürmektedir. Bu basit mantığa rağmen gidiş tabii ki bu kadar basit değildir. Kohut yeni kuram oluşturan herkesin karşılaştığı iki tipik epistemolojik güçlüğü gözönüne almak zorundadır. Bu güçlüklerden ilki, eğer doğa bilimi eğretilemesi ile düşünmeme izin verilirse den... Devamını görmek için bkz. |  |
Yavuz Erten, "Sunuş", s. 9-11 Heinz Kohut, insanlığın en büyük düşünsel oluşumlarından biri olan psikanalitik öğretinin yüzyıllık serüveninin en can alıcı aktörlerinden biri... Bu yüzyıl psikanalizi nereden nereye getirdi? 1896'dan Freud'un 1939'daki ölümüne kadar geçen süre de dahil olmak üzere, psikanalitik öğreti, sürekli bir evrim içerisinde oldu. Medeniyet tarihinde pek az öğretinin böyle bir dinamizm ve değişme cesareti gösterdiğine tanık oluruz. Psikanalizi geçirdiği ölümcül krizlerin ardından, bugün yine önder psikiyatrik ve psikoterapötik kuram yapan özellik de budur. Kendiliğin Yeniden Yapılanması bu evrimin en güzel örneklerinden biri. Seksenli yıllarda yaşama gözlerini yuman Kohut, gençliğini ve erken orta yaşlarını Freud'un klasik psikanaliziyle yaşadı. Geç orta yaşlar ve yaşlılıkta, Freud-sonrası oluşumlar olan ben (ego) psikolojisi ve nesne ilişkileri ekollerini gördü, onlarla halleşti. Yaşlılığın bilgelik, umutsuz hastalık ve ölümle buluşması ise, onu kendi kuramını yaratmaya itti. Yaşamı boyunca bünyesinde bütün yakıcılığıyla yaşadığı; izlerini acılar, umutlar, hayalkırıklıkları, yanılgılar ve gururlar olarak harmanladığı psikanalizi –eski bir sevgiliyi tam da vedalaşma anı ve mekânında, yeni ve tüm çıplaklığıyla görme huzur, kabul ve yalınlığında– yeniden tanımladı. Bu öyle bir tanımlamaydı ki, aynı zamanda diğeri'ni (psikanalizi), o andan itibaren, artık eskisi gibi olamayacağı bir ilişkisel belaya da bulaştırdı. Kohut kur... Devamını görmek için bkz. |  |
Önsöz, s. 15-21 Bu kitap, narsisizm üzerine daha önce yazdıklarımı çeşitli yönlerden aşıyor. Önceki yazılarımda kendilik psikolojisine ilişkin bulgularımı klasik dürtü kuramının diliyle ifade etmiştim. Bu çerçeve içinde sunulan temel kuramsal kavram kendilik nesnesi kavramıydı; kendilik nesnesi kavramına bağlı olarak terapi alanındaki en önemli deneysel bulguysa, bugün kendilik nesnesi aktarımı olarak nitelendirdiğim olguydu. Daha önceki çalışmalarımda ayrıca, kuram ve klinik gözlemi, terapi kuramı ve gelişme süreçlerinin yeniden yapılanmasını birleştirerek dönüştürerek içselleştirme kavramını ve buna bağlı olan kendilik alanında yapı oluşumu kuramını tanıtıyordum. Daha önceki yazılarımla karşılaştırıldığında bu çalışma, 1959'dan bu yana kavramsal-kuramsal bakış açımı belirleyen içe bakışa ve eşduyuma dayalı anlayışa bağlılığımı daha açık bir biçimde ifade etmektedir. Söz konusu ilerleme –psikolojik alanın, gözlemcinin içe bakışa ve eşduyuma dayalı yaklaşıma bağlanmasıyla tanımlandığı gerçeğinin bütün sonuçlarıyla kabul edilmesi– kavramlarda belli bir olgunlaşmaya yol açmıştır: Eskiden kullandığım "narsisistik aktarım" kavramı yerine "kendilik nesnesi aktarımı" kavramını kullanmaya başlamamın da örneklediği gibi, terim değişiklikleri bunu gösterir. Terminolojideki bu değişiklikleri, bu yapıtın sağladığı katkıların en önemli bölümü olarak görmüyorum. Bununla birlikte, söz konusu terim değişikliklerinin net bir biçimde tanımlanmış bir kendilik psikolojisine ... Devamını görmek için bkz. |  |
 | ELEŞTİRİLER GÖRÜŞLER |
Erdoğan Özmen, “Freud ve Kohut”, Virgül, Sayı 17, Mart 1999 Psikanalizin bir 'enerji bilgisi' ile (energetics: enerjiyi ve enerjinin dönüşümlerini inceleyen bir mekanik dalı) bir 'yorum bilgisinin' (hermeneutics) gerilimli ve üretken bir aradalığını nasıl ve hangi çerçevede mümkün ve zorunlu kıldığı epistemolojik problemi bir yana bırakılacak ve klinik yönelimli bir tanımda ısrar edilecek olursa, psikanalizin yorumlayıcı bir disiplin olduğu ve psikanalitik teoriyi kurma çabalarının klinik verilerle deyim yerindeyse karşılıklı bir döllenmenin süregiden diyalektiği içinde işlediği söylenebilir: Freud teorisini hastalarının sağladığı klinik materyalden hareketle geliştirmiş ve teori de yeni ortaya çıkan klinik verileri sürekli olarak uygun bağlamlarına yerleştirme ve organize etme işlevini üstlenmiştir. Bir başka deyişle, hastanın hayatına dair sıkı bir işbirliği içinde yürütülen bir inceleme alanı olarak psikanalitik pratik, hastanın kendisine ilişkin deneyimde (kendilik deneyiminde?) eksikliklerin bulunduğunu varsayar. O 'eksik/kayıp'ın giderilmesini amaçlayan yorum imkânlarını sağlamak üzere psikanalitik teoriler, asıl olarak iki ana eksen boyunca gelişmişlerdir. Bir yanda dürtü/yapı modeli, diğer yanda ona bir seçenek oluşturan ilişki/yapı modeli. Psikanaliz tarihinde Edith Jacobson ve Otto Kernberg'in katkılarıyla, Freud'la başlayan klasik dürtü/yapı modeli sınırlarına dayanmıştır. Jacobson'un kendilik ile nesne dünyası arasındaki karmaşık etkileşimleri ... Devamını görmek için bkz. |  |
Ata Devrim, "Psikanalizin yeniden yapılanması", Virgül, Şubat 2007 Kendiliğin Yeniden Yapılanması, Kohut’un bundan önceki yapıtı Kendiliğin Çözümlenmesi’nde betimlenen narsisistik kişilik bozukluklarına özgü analiz araçlarının genel psikopatoloji kümesine uygulanıp uygulanamayacağı üzerine ilham verici bir sorgulamadır. Kohut’a göre, zamanın değiştirdiği görüngüler arasında psikopatolojiler de vardır. Kadının da iş hayatına girmesi ve çalışma saatlerinin özel hayata ayrılan süreyi kısaltacak denli uzaması gibi sosyoekonomik değişimler, analitik ortama artık bir zamanların ebeveynlerince aşırı uyarılmış nevrotik bireyleri yerine, yetersiz uyarım nedeniyle kendilikleri yeterince yapılanmamış karakter patolojileri sergileyen bireyleri çıkarmaktadır. Zamanın yeni ürünü olan kişilik bozuklukları karşısında Freudyen psikanalizin geleneksel araçları yeterli değildir. Freudyen psikanalizin, geçmişte, ruhsal bozukluklara yanıt verebilmesi, söz konusu bozukluklara sahip olan kişilerde görece bütünleşmiş bir kendilik yapısının varlığından ötürüdür. Nevrozlarda dürtülerin denetim biçimi birincil sorun olarak ortaya çıkarken, kişilik bozukluklarında birincil sorun dürtü denetimi yetersizliğidir. Diğer bir deyişle, psikonevrotik savunmaların yerini dürtülerin dolaysız salınışları almıştır. Yine de ana sorun değişmeden kalmaktadır: Dürtülerin salınış biçimleri. Kendilik psikolojisini rehber edinmiş terapi bunu düzenlemeyi hedeflemektedir. Terapötik sürece yönelik ... Devamını görmek için bkz. |  |
|