ISBN13 978-605-316-471-5
13x19,5 cm, 144 s.
Liste fiyatı: 285.00 TL
İndirimli fiyatı: 228.00 TL
İndirim oranı: %20
Bu kitabı arkadaşına tavsiye et
Renata Salecl diğer kitapları
Kaygı Üzerine, 2013
Seçme İkilemi, 2014
AYIN ARMAĞANIAYIN ARMAĞANI
Diğer kampanyalar için
 
Kabalık Çağı
Özgün adı: The Age of Rudeness
Çeviri: Bülent Kale
Yayıma Hazırlayan: S. Melis Baysal, Savaş Kılıç
Kapak Tasarımı: Emine Bora
İlk Basım: Haziran 2026

Toplumsal sarsıntılar karşısında bile kabuğundan sıyrılamayan, başkalarıyla kader ortağı olduğunu unutmuş insan, hissizliğe gömüldüğü kış uykusundan uyanıp başkalarıyla empati kurarak demokrasiyi baştan filizlendirebilir mi?

Neoliberalizm kıskacında, iyisiyle kötüsüyle yaşadığı her şeyin tek sorumlusu ilan edilen birey, mükemmeliyetçilik beklentisi ile yetersizlik hisleri arasında sıkışmış durumda. “Her koyun kendi bacağından asılır” şiarıyla girdiği yarışta bir yandan kendini pazarlarken diğer yandan başkalarının celladına dönüşüyor. Ne var ki içini kemiren o “yeri doldurulabilir olma” hissinden kurtulamıyor.

Renata Salecl acımasızlığı huy edinmiş, kabalığın meziyet sayıldığı günümüz dünyasını masaya yatırıyor; önündeki dev aynasından ötesini göremez, “ben” demeden iki kelam edemez hale gelmiş, ölçüsüz hırsları, sabırsızlığı, kibri gurur nişanesi gibi taşıyan insanın düştüğü açmazları gözler önüne seriyor.

İÇİNDEKİLER
Türkçe Baskıya Önsöz

Neoliberalizmin Patolojisi
Mecburen Mutlu
Büyüklenmek
Manipülasyonun Âlâsı
Mükemmeliyetçilik Tiranlığı
Dostluk Bankları
Zevklerin Evrenselleşmesi

Vahşi Kapitalizm
Acımasızlık ve Tükenmişlik
Acımak Yok: Ne Kendimize Ne Başkalarına
Çöp Kutusu
Orijinal İmitasyon
Sömürüye Duyarsızlık

Nezaketin Maskesi Düşünce
Kabalık Çağı
Doğal Görülendeki Şiddet
Sahtekârın İdeali
Üniformalar ve Maskeler

Uyuşukluk
Siyasete Karşı Apatinin Sonu mu?
Apatiye Kapılma Hakkımız Var mı?
Uyuşukluk ve Otoritarizm
Dinginlik İsteği

Dünya Nereye Gidiyor?
Boş Yer Olarak İktidar
Geri Dönüş Yoksa
Tavuskuşu Dansı ve Medya
Aynaları Örtmek
Felaketbilimi
OKUMA PARÇASI

Neoliberalizmin Patolojisi, Mecburen Mutlu,s. 15-17

Eskiden ücretli emek yaşamanın kaçınılmaz yanı, bir tür zorunluluk, işçinin hazzetmediği bir durum olarak görülürdü. İşçiler maaşları, hakları, serbest zamanları artsın, çalışma şartları ve kazancın paylaşılması üzerindeki söz hakları güçlensin diye mücadele ederdi. Bugün bir yandan emeğin değeri düşüyor, işçilerin gerek örgütlenme gerek başka haklar uğruna mücadele etme imkânları günden güne azalıyor ama bir yandan da üzerlerindeki baskı gitgide artıyor: emeklerini kendilerine keyif veren, kendilerini ifade etmelerini sağlayan, yaratıcı oldukları duygusunu yaşatan bir uğraş olarak görme baskısı.

Peter Fleming Avustralya’daki bir çağrı merkezi üzerine yürüttüğü çalışmada bugün pek çok şirketin ideolojisinde mutluluk düşüncesini temel aldığını gösteriyor. Söz konusu şirketteki çalışanlar kendilerine has yanlarını göstermeye, kendileri gibi davranmaya teşvik edilip duruyordu. İlla belli ideallere uymalarının gerekmediğine, farklılıkları yüzünden cezalandırılmaktan korkmalarını gerektirecek bir durumun bulunmadığına ikna olunca, çalışanlar rahat olduğu söylenen bu ortamda özgürlüklerinin artacağını düşündü. Tam tersi yaşandı: Farklılığı teşvik eden ideoloji yeni kontrol biçimleri yaratmaya başladı. Fleming buna “neonormatif kontrol” diyor. Çalışanların işyerinde mümkün olduğunca rahatlamasını teşvik eden firmalar mesela Facebook ve Twitter’daki hareketlilikleri üzerinden hayatlarını daha da ...

Devamını görmek için bkz.
 
 

Kişisel Veri Politikası
Aydınlatma Metni
Üye Aydınlatma Metni
Çerez Politikası


Metis Yayıncılık Ltd. İpek Sokak No.5, 34433 Beyoğlu, İstanbul. Tel:212 2454696 Fax:212 2454519 e-posta:bilgi@metiskitap.com
© metiskitap.com 2026. Her hakkı saklıdır.

Site Üretimi ModusNova









İnternet sitemizi kullanırken deneyiminizi iyileştirmek için çerezlerden faydalanmaktayız. Detaylar için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.
X