 | ISBN13 978-605-316-232-2 | 13x19,5 cm, 152 s. |
Liste fiyatı: 192.00 TL İndirimli fiyatı: 153.60 TL İndirim oranı: %20 {"value":192.0,"currency":"TRY","items":[{"item_id":"11497","item_name":"Vulnus","discount":38.40,"price":192.00,"quantity":1}]} |
Bu kitabı arkadaşına tavsiye et Diğer kampanyalar için |  |
|
| | Vulnus Kırılganlık Üzerine Yayıma Hazırlayan: Semih Sökmen Kapak Fotoğrafı: Pınar Hakverdi |
Kitabın Baskıları: | 1. Basım: Haziran 2021 | 2. Basım: Nisan 2022 |
Hiç kimsenin rahatça yerleşemediği gösterişli bir koltuğa benzer “ideal”. Hep oradaymış ve hep orada olacakmış gibi optik düzenin merkezine yerleşiktir. Bir sabitlik sunar; konfor vaat eder. Kapaktaki koltuk gibi hem gündelik ve sıradan bir nesne gibi görünür; hem de aşırı varlığıyla gündelik olanın rahatını kaçırır, göze kendi varlığını dayatır ve sembolik olarak hep erişilemez bir uzaklıkta kalır. Bu çalışma “idealliği” tam karşıtı olarak görülen “kırılganlık” ile birlikte tartışıyor. Ankara’dan ve Roma’dan katılımcıların anlattıkları hikâyelerde bu iki kavram, çeşit çeşit ses ve imgeye bürünerek farklı katmanlarıyla karşımıza çıkıyor. Kırılganlıklarını dile getirmeye çalışan bu hikâyelerin arka planında, toplumsalın özneyi idealliğe çağıran o gıcırtılı sesini de duyuyoruz. Yara, kesik, kırık, çatlak, delik… Kırılganlığın ilk akla gelen, sabit bir kırılma anında kıstırılmış imgeleri bunlar. İdeale karşı kırılganlığı, vulnus’u tanıyan bir görme rejiminde, böylesine bir sabitlemeye direnen, yaşayan ve dönüşen şeylerin bu imgelerin yerine geçebileceği umudunu taşıyor bu metin. Belki, çiçeklerin! —Gamze Hakverdi  | İÇİNDEKİLER |
Giriş
Kırılganlığın Fay Hatları I Beden Bedenin “Fazlaları” Ara Bölüm: Eksiltici Fazlalar Bedenin “Eksikleri”
Kırılganlığın Fay Hatları II Statü Öznelerarası Hayali Çizgiler Simetriler/Asimetriler Cinsel Deneyim Sorunsalı
Son Söz
Kaynakça
 | OKUMA PARÇASI |
Giriş, s. 11-12 Bu çalışmayı 2016 yılının kasım ayında bitirdim ve doktora tezi olarak sundum. Aradan geçen 4 yılı aşkın süre içinde kendi hayatımın fay hatları da yer değiştirdi. Başka bir ülkeye taşındım, evlendim, akademideki çok sevdiğim işimi bıraktım. Kırılganlığı bir akademik konu olarak görece daha güvenli bir konumdan ve kuramsal bir korunaklılık çerçevesinde, teorik bir dille ve bakışla düşünüp yazdıktan hemen sonra yaşanan bu kişisel dönüşüm, bana hem bu metnin ilk haliyle hem de kırılganlık meselesiyle yeni bir ilişkilenmenin de kapısını açtı. Bir alan araştırmasının sonucu olarak yazılmış bu metne tekrar geri dönüp bakmanın zorunlu olduğunu hissettim. Saha araştırması katılımcılarının bana anlattıkları kırılganlık hikâyelerine, onları teorik bir üst sesin uzun uzadıya yaptığı açıklamalara boğmadan alan açabilmek ve kendi adlarına konuşmalarına izin verebilmek, araştırmacı kimliğini geride bırakıp, sahanın anlatıcılarından biri olmakla, başka bir deyişle “karşıya geçmekle” mümkün olabilirdi ancak. Bir konumu bırakıp tam karşısına geçmek; kırılganlık hikâyelerine teorik bir bütünsellik verme çabasındaki bir araştırmacı olmayı bırakıp, sahada tanıştığım, bazıları beni çok etkilemiş o hikâyelerin anlatıcılarından biri olmak... Araştırma süresince pek düşündüğüm bir şey değildi bu. Kırılganlık hikâyelerini toplarken, onların benzeşen yanlarını, kategorik özelliklerini, teorik bağlantılarını görüp tasnif ederken, sahadan biri gibi düşünmek pek d... Devamını görmek için bkz. |  |
 | ELEŞTİRİLER GÖRÜŞLER |
Emek Erez, "'İdeal'e karşı 'Vulnus'u tanımak", Gazete Duvar, 1 Temmuz 2021 Toplumsal yaşamın neredeyse her alanında öznenin yerleşmeye çalıştığı bir 'ideal' vardır. Bu 'ideal'; yasadan, gözetleyen bakıştan, cinsiyet normlarından bağımsız değildir. Ayrıca, bedene dair farklar ve toplumsal statü gibi özneyi toplumun gözünde bir yere yerleştiren konumlar da buna ilişkin olabilir. Özne, o 'ideale' yerleşmediğinde 'kırılganlaşır' çünkü ulaşılacak şey sabit bir 'iyi' gibi algılanırken, 'ideale' yakın olanın 'kırılgan' olmayacağı düşünülür. Oysa 'kırılganlık' bedene dair olduğunda en 'ideal' görüneni bile kapsar çünkü onu belirleyen kültürel kodlar da kesin bir olma hâline işaret etmez. Bu bahiste dezavantajlı grupların daha 'kırılgan' olduğu gözden kaçmamalıdır ancak şu da akılda tutulmalıdır fikrimce, onları 'kırılganlığa' sabitlemek de ayrıca bir sorun ortaya çıkarabilir. Çünkü bunun bir diğer anlamı onu mağdur bir kimliğe hapsetmek, çabasını, direnişini, verdiği tanınma mücadelesini görünmez kılmak anlamına gelebilir. 'İdeal' ve 'kırılgan' iki uç nokta gibi görünüyor ilk bakışta ama gerçekten öyle midir? 'İdeal' yakın olanın da 'kırılgan' olabileceği durumlar yok mudur? 'Kırılgan' olmayı veya 'ideal' olmayı belirleyen dinamikler nelerdir? 'Vulnus' Gamze Hakverdi’nin Metis Yayınları tarafından yayımlanan, Vulnus: Kırılganlık Üzerine adlı metni 'idealliği' birbirine çok uzakmış gibi görünen 'kırılganlık'la birl... Devamını görmek için bkz. |  |
Semra Ege, "Ötekinin gözünden özne: Vulnus", literaedebiyat.com, 27 Temmuz 2021 Geçtiğimiz ay Metis Yayınları’ndan yayımlanan Gamze Hakverdi’nin Vulnus: Kırılganlık Üzerine adlı kitabı, bir alan araştırmasının ürünü olarak okuyucunun karşısına çıkıyor. Yirmi katılımcı ile öznenin kırıldığı anlara odaklanan Vulnus; katılımcıların kırıldıkları anları, yazdıkları metin ve seçtikleri görsellerle birlikte görmemize olanak sağlıyor. Hakverdi, bu metin ve görsellerin felsefi, psikanalitik ve sosyolojik okumasını yaparken, öznenin kırılganlığının merkezinde yer alan bizatihi duygunun ‘’eksiklik’’ olduğunu dile getiriyor: Öznenin Öteki’nin gözünden bakarken gördüğü eksikliği, yetersizliği. Vulnus, Kırılganlığın Fay Hatları I ve II olmak üzere iki ana bölüme ayrılıyor. Kırılganlığın Fay Hatları I’ de Hakverdi’nin kırılganlığın mekânsal merkezi ve topoğrafyası olarak tanımladığı “Beden“ üzerinden: Bedenin “Fazlaları“ , Eksiltici Fazlalar, Bedenin “Eksikleri“ alt başlıkları yer alırken; Kırılganlığın Fay Hatları II’ de ise Statü üzerinden: Özneler arası Hayali Çizgiler, Simetriler/Asimetriler ile Cinsel Deneyim Sorunsalı alt başlıkları yer buluyor. Hakverdi, katılımcıların kırılganlıklarının psişik altyapılarını çözümlerken yaptığı disiplinlerarası okumalarda Freud, Lacan, Marx, Jean Juc Nancy, Sartre, Butler, Silverman, Jouisssance, Zizek, Prosser, Scheler, Nurdan Gürbilek, Zeynep Sayın…vs. metinlerinden de alıntılar yaparak -aslında bir ne... Devamını görmek için bkz. |  |
|