ISBN13 978-605-316-029-8
13x19,5 cm, 304 s.
Yazarın Metis Yayınları'ndaki
diğer kitapları
Sanat Sevdası, 2011
Bu kitabı arkadaşına tavsiye et
 

Ali Temiz, "Akademik Aklın Eleştirisi", Dünya Bülteni Haber Portalı, 13 Şubat 2016

Pierre Bourdieu (1930-2002), 20. yüzyılın Fransız sosyologları arasında, bugün dünyada en çok tanınan ve sosyolojik yöntemi en çok tartışılandır. Habitus, simgesel şiddet, alan gibi anahtar kavramlara dayanan, yeni bir toplumsal kuramın kurucusu olan Bourdieu’nün amacı, toplumsal ilişkilerin gerçekliğini ortaya çıkararak, bu ilişkileri daha etkili biçimde eleştirmektir.

Kendisi genel olarak toplumsal hiyerarşilerin yeniden üretilmesi ve hâkimiyet mekanizmalarının yanı sıra, bireylerin toplumsal kökenleri ile tercih ve uygulamaları arasındaki ilişkiyi ele almıştır. Bourdieu’nün sosyoloji mesleği hakkında epistemolojik değerlendirmeleri; okul, kültür gibi alanlardaki araştırmalara kattığı özgün kavramlar üzerinde gerek hakkında hazırlanan dergilerde gerekse çeşitli incelemelerde sıkça duruluyor.

Bourdieu’nün sosyolojik çalışmaları kariyeri boyunca pek çok konuyla; geleneksel toplumlar, akademik dünya, medya, iktisat...ilgilendi. Ayrıca Türkiye’de son yıllarda Bourdieu’nün araştırmalarından ve yaklaşımlarından esinlenen geniş bir çevreden bahsedilebilir. Zira eserleri oldukça farklı dünya görüşlerine sahip yayıncılar tarafından neşrediliyor.

En çok satan kitapları, tartışmacı veya ana akım eserleri yanında sosyoloji klasikleri arasında yerlerini almış fakat erişilmesi daha güç eserleri dahil olmak üzere çok yönlü bir ilgi var. Gün geçmiyor ki bir Bourdieu kitabı veya Bourdieu üzerine bir inceleme çıkmasın. Bu durum onun sosyolojik yaklaşımının günümüz düşünce dünyası üzerindeki dikkat çekici etkisini değerlendirme imkânı sunar.

Pierre Bourdieu’nun Türkçe’ye çevrilen son kitabı, kırk yıllık araştırmalarının sentez ve değerlendirmesini gerçekleştirdiği Méditations pascaliennes (Seuil, Paris, 1997) [Pascalcı Düşünceler] kitabı Akademik Aklın Eleştirisi adıyla yayımlandı. Kitap Bourdieu’nun aktivist tavrına paralel olarak, bilimin rolü ve sosyoloji üzerine daha akademik bir düşünce geliştirmeye de devam ettiği yıllarda yayımlanır. Türkiye için henüz çok “erken” bir çalışma olan kitap sosyoloji teorisi, tarih bilgisi ve felsefi düşünceyi harmanlıyor.

Türkiye’de ortalamanın üstündeki akademisyenler “sıradan insanlar”a ve “halkın sağlıklı kanaatleri”ne bırakın saygı duymayı nefretle karışık bir duyguyla yaklaşırlar. Söylemin gücüne olan aşırı güvenleri nedeniyle başlarına türlü işler açmaktan da geri durmazlar. İşte bu yüzden kendi pratiklerini tartışma konusu yapmaktan imtina edenlerin simgesel düzenlerini kavramak için Pierre Bourdieu’nun kırk yıllık araştırmalarının sentez ve değerlendirmesini gerçekleştirdiği Akademik Aklın Eleştirisi kitabı muhakkak okunmalı.

Pierre Bourdieu tartışmaya akademik aklın görmezden geldiği temel önkoşulla başlıyor: Batı dillerinde okul anlamına gelen sözcüklerin ve “skolastik”in kökeni olan skhole, yani boş zaman. İnsan üstüne düşünen filozoflar ve genel olarak “skolastik eğilim”, düşünmek için boş zamana sahip olmak gerektiğini akıllarına getirmezler. Akademik aklın felsefi antropolojide yaptığı bu manidar ihmalin vahim sonuçları vardır.

Bourdieu eleştiri oklarını akademik aklın kendisine olduğu kadar, “skolastik eğilim”in dışında olanlar hakkında yürüttüğü spekülasyonlara da yöneltir: Kendini özgür sanan ve ne yaptığını bilen “özne” varsayımını kıyasıya sorgularken, meslek yaşamı boyunca yaptığı çalışmaların altında yatan alternatif insan tasavvurunu sistemli bir şekilde sergiliyor. Pascal’ın yanı sıra Wittgenstein, Austin ve Dewey gibi “sapkın” filozoflar eşliğinde gerçekleşen bu serimlemede simgesel şiddet, iktidar, çıkar, zaman, tarih, evrensellik ve varoluşun sosyolojik açıdan amacı gibi temalar yeni bir bakışla ele alınıyor.

Bourdieu kitabın girişinde şöyle diyor: “Normalde felsefeye bırakmayı yeğleyeceğim bazı soruları sormaya karar verdiysem eğer, bunun sebebi bu denli sorgulayıcı olmasına rağmen felsefenin bunları sormadığını düşünmem; keza, bilhassa sosyal bilimler konusunda, zorunlu olmadığını düşündüğüm soruları habire sorduğu halde bu soruların genellikle pek felsefi olmayan gerekçelerini ve bilhassa nedenlerini sorgulamaktan kaçtığını düşünmemdir.

Esasında akademik aklın (Kantçı anlamdaki) eleştirisini sorgulamaların genellikle dokunmadığı bir noktaya kadar itmek ve skhole durumunun, yani serbest ve dünyadaki aciliyetlerden azat olmuş –bu aciliyetlerden ve dünyadan azat olmuş ve serbest bir ilişkiyi mümkün kılan– zaman durumunun varsayımlarını açıklığa kavuşturmak istiyordum. Fakat filozoflar, tıpkı diğer düşünce profesyonelleri gibi, bu varsayımları kendi pratiklerine katmakla kalmamış, bunları analiz etmekten ziyade meşrulaştırmak üzere, söylemin düzenine taşımışlardır.”

Pierre Bourdieu’nün, pek çok araştırma alanında kaçınılmaz bir referansa dönüşmüş olan çalışmalarının önemini göstermek bakımından şu satırlara dikkat kesilmek icap ediyor: “Felsefeye ve entelektüellerin sözlerine doğrudan ve muazzam etkiler atfetmekteki kibir, bana göre, Schopenhauer’in “ukalalık komedisi” dediği şeyin en âlâ örneğini teşkil eder, ki bundan kastı, tıpkı sahnede dışkılayan bir sahne atı gibi, kişi kendi kavramında olmayan bir eylemi gerçekleştirdiğinde içine düşülen gülünç durumdur. “Modern” veya “postmodern” filozoflarımızın, onları karşı karşıya getiren çatışmaların ötesinde ortak bir noktaları varsa eğer, o da Akademik bir yorumu siyasi bir eylem olarak veya metin eleştirisini bir direniş başarısı olarak kabul edebilen ve kelimelerin düzenindeki devrimleri şeylerin düzenindeki radikal devrimler olarak yaşayabilen tipik lector yanılsamasıdır.”

Siyasi hatta stratejik akla heveskâr bundan dolayı da kendi ürettiği ve yeniden ürettiği yanılsamaları dağıtmak noktasında son derece başarısız olan Türkiye akademisi için erken bir kitap Pascalcı düşencler içeren bu eser. Zira Türkiye akademisinin akademiden uzaklığı bir yana uzun zamandır Marx’la ve türevleriyle ilişki içinde olmaktan gayet memnun olduğu son derece açık.

Bu yüzden Pasclavari düşünürlerle yakınlık kurmamayı alışkanlık edinmiş durumda. Ama gene de sosyal bilimler ve felsefeyle ilgilenenlerin ilgiyle okuyacağı sarsıcı ve bir o kadar güzel bir kitap. Akademik düşünüş biçimini anlamak, toplumsal dünyayı ve insanın eylemlerini nasıl ele aldığını kavramak için bir başlangıç noktası sunuyor.

 


Metis Yayıncılık Ltd. İpek Sokak No.5, 34433 Beyoğlu, İstanbul. Tel:212 2454696 Fax:212 2454519 e-posta:bilgi@metiskitap.com
© metiskitap.com 2020. Her hakkı saklıdır.

Site Üretimi ModusNova